Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Marsilya İzlenimleri

Sevgili Mekâncılar,

Demokrasinin beşiği olduğu Fransa’nın Marsilya şehrindeyiz. Burada sadece bir milyon kişi yaşıyor ve hemen hepsi Katolik.

Yani son derecede medeni bir şehir… Türk Hava Yolları’nın personeli gayet iyi hizmet veriyor ve hotsundan hostesine kadar hepsi de çok nazik.

Oldukça sofistike bir restorana gittik, bir baktık havyar ve çok güzel şaraplar…

Bu aralarda Neslim de ben de vatan hasreti içindeyiz.

Buradan görebildiğim kadarıyla perestişkârı olduğum Prof. Dr. Selçuk Erez ve kızı Yeşim Erez yeni bir kitap yayımlamışlar.

Ziyadesiyle memnun oldum ve vatanımı nasıl özlediğimi fark ettim.

Bakalım Hürriyet’in Kelebek Ekinde tıbbi makalelerim yayınlanacak sanıyorum.

Bu arada Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatını de anlatan ve Evrimsel Psikiyatri Kitabını ve ihmal etmeden yayın hayatıma devam edeceğim.

Doğru, ABD’nin Başkanı Trumph Evrimi sevmiyor ama ben gene de Evrimsel Psikiyatri Kitabımı yazacağım evrim devam ediyor.

Burada hepimiz Türkiye’yi ve herkesi çok özledik.

Taksicinim teki Katolik’ti ve kendisine buradaki politik rejimin ne olduğunu surdum.

Şoförlerden biri Müslüman’dı biri de Katolik…

Buradaki rejimin ne olduğunu sorunca gülümsedi ve Demokrasi” dedi.

Tabii ki bu ülke demokrasinin beşiği…

Türkiye’ye döner dönmez biz de Atatürk Hava Limanından vatana girecek ve hayatımıza devam ediyor olacağız.

Şimdilik bu kadar, nedense bazıları bu aziz vatanı terk ediyor.

Biz ise kalıcıyız.

Herkesi çok özledik.

Sevgi bilgi ve evrimle kalın.

 

Mehmet Kerem Doksat – Marsilya – Fransa -16 Şubat 2018

Okumaya devam et
  990 Hits
  0 yorum
990 Hits
0 yorum

ÖZAY GÖNLÜM

Sevgili Mekâncılar

Özay Gönlüm, 5 Şubat 1940’ta Denizli’de doğdu.

Türk Halk Müziği Sanat sanatçısıydı.

Repertuvarı Ege Bölgesi ve özellikle de Denizli yöresi ile özdeşleşmiş ve mizahi unsurlara yer verdiği çalışmalarının ustalığı ve derinliği zamanla fark edilmeye başlanan Türk Halk Müziğinin üstatları arasında kabul edilir. 

Ailesi Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Kızı l Kızılcabölük beldesindendi.

özay gönlüm ile ilgili görsel sonucu

 

1953 yılında başladığı Denizli Erkek Sanat Enstitüsü’nde farklı kişiliği ve müziğe yatkınlığı ile okulda sevilen biri oldu.

16 yaşında Türk türkülerinin en ünlü derleyicisi olan Muzaffer Sarısözen’le tanışması kariyerinde belirleyici oldu. 

Ankara Radyosunda Yurttan programıyla sanat dünyasına adım attı.

Belli bir süre Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı “Film Radyo Televizyon Merkezi”’nde çalıştı. 1966’da “yetişmiş saz sanatçısı” olarak Ankara Radyosu'nda çalışmaya başladı.

Özellikle Denizli yöresinin türkülerini, sesi ve sazı ile mikrofonlara taşıdı.

Çalıp söylediği Ege türküleri kadar, taklit yeteneği, şovmenliği, fıkraları ve kullandığı Denizli şivesiyle folklora zenginlik kattı.

1960'larda sahneye de çıkan sanatçı, 1973'ten itibaren düzenli şekilde İzmir Enternasyonal Fuarı’nda sahne aldı.

Başta Bodrum’un alâmetifarikası Zeki Müren olmak üzere pek çok ünlüyle aynı sahneyi paylaştı.

1963’te Kütahyalı olan Ayten Hanım ile evlendi. Bir  Yeşilçam filminde başrolde oynadı. Türkiye Radyo ve Televizyonunda ziraata ve çocuklara yönelik programlarda yer aldı.

Kültür Bakanlığı Halk Müziği (HAGEM Kültür Bakanlığı Repertuar Kurulu üyeliği) yaptı.

Son televizyon programı TRT-1'deki “Türk Halk Müziği İstekleri” oldu.

Radyo oyunlarında ve tiyatrolarında roller alan Özay Gönlüm, radyo ve TV'lerde yayınlanan Nineden Mektuplar tiplemesiyle çok sevildi.

En sevilen türkülerinden biri olan “Çöz de Al Mustafa Ali” türküsünü, “fişini de Al Mustafa Ali” diye de seslendirerek, halkı fiş (vergiye yönelik makbuz) toplamaya davet etmesiyle sosyal bilincini gösterdi.

Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Çin ve Hindistan’da konserler veren Özay Gönlüm, başta Denizli ve Kütahya yöreleri gelmek üzere pek çok yöreden 3400'den fazla türkü derledi.

Özellikle, “Denizli'nin Horozları (Çil Horoz), “Çöz de Al Mustafa Ali”, “Sultan Seccadesi”, “Asmam Çardaktan”, “Cemile'min Gezdiği Dağlar Meşeli”, “Osmanım’ın Mendili”, “Adım Adım Denizli'nin Yolları”, “Şu Dağlar Tepe Tepe" gibi türküleriyle tanınıyordu.

Teatral yeteneği, yöresel icra tekniği, vokal yorumu ve yaren adını verdiği üçlü sazı ile Türk Halk Müziğinde bir ekol oluşturdu. Bağlamanın yanı sıra cura ve tambura  tekniğine de çok önem vermiş, Ege yöresinde Ramazan Güngör’den Hamit Çine’ye kadar birçok curacı ile çalışmış, katıldığı programlarda her boydan cura çalmıştır. 

Yaren adlı enstrümanı ile cura, bağlama ve çöğürü  bir araya getirdi.

Türküleriyle 34 yıldır takdir toplayan Özay Gönlüm, 2 yıl akciğer rahatsızlığıyla yaşadı. 

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Kliniği'ne tedavi amacıyla yattı.

Ancak hastalığa mağlûp olarak 1 Mart 2000’de hayata gözlerini yumdu.

Mezarı Cebeci Asrî Mezarlığındadır.

Eşi Ayten Hanım'dan iki kızı vardır.

Eserleri

30 civarında 33’lük/45’lik, 30 kadar kaset ve 200 türkünün derleyicisi veya kaynak kişisi.

Eski 45’likleri ve uzunçalarları birinci el piyasasında bulunmamaktadır.

***

En güncel derleme, Kalan Müzik tarafından 2005 yılında piyasaya sürülmüş olan ve 2 kompakt disk, 2 kaset ve kitapçıklardan oluşan “Özay Gönlüm” kolleksiyonudur.

Ayrıca 2001 yılında Anadolu Müzik tarafından piyasaya sürülmüş “Yaren” isimli kasetini bulmak mümkündür.

***

En tanınmış türküleri arasında aşağıdakiler sayılabilir:

Elif dedim be dedim

Evlerinin önü bulgur kazanı (Adım adım Denizlinin yolları)

Arabaya taş koydum

Asmam çardaktan

Denizli’nin horozları

Derbent Deresi

Ninenin mektubu, Çil Horoz

Çöz de al Mıstıvali

Cemilemin gezdiği dağlar meşeli

Tepsi tepsi fındıklar

Sobalarında kuru da meşe yanıyor

Karahisar kalesi

Hatçam çıkmış gül dalına

Dağların başındayım

Elindedir bağlama

Gıcır gıcır gelir yarın kağnısı

Manisayla Bergamanın arası

Onikidir şu Burdur’un dermeni

Hıkkıdık duttu beni

Evren köy

İki keklik

Gımıldanıver

Bağlamamın Dügümü

 ***

Atatürkçü ve milletini çok seven bir sanatçıydı.

Allah rahmet eylesin.

Aziz Vatanımız gene pek çok badireler atlatmakta ama bu millet bunları da hâlleder.

Ünlü Dermatolog, tevazuu ile nam salmış Prof. Dr. Kolsuz Agop da rahmete kavuşmuş…

kolsuz agop ile ilgili görsel sonucu

***

Sevgililer Gününüz kutlu olsun... 

En son Fenerbahçe Spor Kulübü’nün düzenlediği kongrede karşılaşmıştık.

Sevgiyle, kardeşlikle, bilimle ve evrimi anlamaya çalışmaya devam ederek yaşayalım.

Dilerim öyle olur.

Mehmet Kerem Doksat -14 Şubat 2018 - 14 Şubat 2018

Okumaya devam et
  1320 Hits
  0 yorum
1320 Hits
0 yorum

ŞAFAK FAVEY

Sevgili Mekâncılar

Şafak Pavey yaptığı yazılı açıklama ile milletvekilliğinden istifa etti. CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey kimdir, kaç yıldır milletvekili, milletvekilliğinden neden istifa etti?

Şafak Pavey CHP’den de mi istifa etti?

 

İçi güzellik ve sevgi, keza diğerkâmlık dolu bir kadın görmek istiyorsanız ona bakın, Bir zamanlat televizyonda beraber program yapardık ve adı da Parola Şafak’tı.

&nbs

d]

Bir gün Prof. Dr. Uğur Alacakaptan da gelip sonra nahoş şeyler yaşadı.

Şafak Pavey kimdir, milletvekilliğinden neden istifa etti merak ediliyor. CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in kararını yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurdu.

Sol kolu ve sol bacağı takma olan CHP Milletvekili Şafak Pavey, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek milletvekilliğinden istifa etti.

Açıklamasında seçmenlere ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür eden Şafak Pavey, “Altı yıldır yürekten inanarak sürdürdüğüm mücadeleye bundan sonra da milletvekili olmadan devam etmeye kararlıyım” ifadelerini kullandı

ŞAFAK PAVEY KİMDİR?

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğindeki yönetici görevinden ayrılarak CHP İstanbul Milletvekili olan Şafak, uluslararası kamuoyunda insan hakları, insani yardım ve küresel barış konusundaki çalışmalarıyla tanınıyor.

Toplumsal duyarlılığı, çocukluğunun geçtiği yazı ve sanat çevresinden beslenmekle birlikte, Zürih'te  sanat ve film eğitimi aldığı sırada geçirdiği tren kazası onun engelli dünyasıyla tanışmasına yol açtı. Uzun süren ve cesaret isteyen iyileşme sürecindeki sıra dışı duruşu Zürih Üniversite Hastanesi'nde tez konusu oldu ve bu çalışma kitap olarak yayınlandı. Bu kaza dünyaya bakışını yeniden şekillendirdi. Kendisi için verdiği mücadeleyi diğerleri için de vermeyi seçti. Engelliler, azınlıklar, çocuklar, şiddete uğramış kadınlar, mülteciler, işkence kurbanları,  hakları fütursuzca çiğnenen bütün mağdurlar ilgi alanı oldu.

kadir inanır ile ilgili görsel sonucu

Kadir İnanır da vefat etmiş. Bizim nesle bir şeyler oluyor!

Diğer yandan eğitimine ara vermedi ve Londra Westminster Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi ve hemen ardından London School of Economics’de yüksek lisansını tamamladı. Akademik uzmanlığı olan Milliyetcilik ve azınlık hakları üstüne hazırladığı  “İslam Ülkelerinde Gayrimüslim Vatandaşların Mülkiyet Hakları” büyük beğeni topladı ve itibarlı uluslararası yayınlarda yer aldı.

BM'deki görevine başlamadan önceki süreçte, her platformda insan hakları konusunu gündeme getirdi. Kendi eğitim hayatının sponsoru olarak öğrenciliği boyunca uluslararası medya şirketleri için serbest gazetecilik, belgesel yapımcılığı ve tercümanlık yaptı. Türkiye'deki Agos gazetesinin ilk Türk köşe yazarı oldu.

Nobel Barış Ödülü sahibi Dr Şirin Ebadi ile hazırladığı, Norveç Dış İlişkiler Bakanlığı himayesinde “İran'daki Mülteci Hakları” üzerine hukuk kitabının da olduğu üç uluslararası yayının editörlüğünü üstlendi.

Yine bu süreçte, insan hakları konusundaki belgesel çalışmalarında yer aldı. 2003 yılında BM Mülteciler yüksek Komiserliği bünyesinde göreve başladı.

BM’nin, engelli olmanın saha çalışmasında engel olmayacağını ispatlayan zorlu görevlerini üstlendi.

2003 ve 2010 yılları arasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği için Cezayir, Sahra, Mısır, Yemen, Lübnan, Suriye ve Irak' ta insani yardım görevlisi olarak,  İran ve Afganistan da sözcü olarak iş gördü. Cenevre genel merkezinde global halkla ilişkiler ve stratejik iletişim projelerinin yöneticisi olarak,

Washington’da Ted Kennedy Nansen Mülteci Ödülü Komitesinin Koordinatörü olarak,

Macaristan'da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Orta Avrupa üst düzey sözcüsü olarak,

2010 ve 2011 yılları arasında Cenevre'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sekreteri olarak görev yaptı.

Ana dili Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır. Temel seviyede Arapça ve Farsça dillerine hâkimdir. Akıcı olarak uluslararası işaret dili konuşabilmektedir.

Sevgi ve akıl dolu bir kadın arıyorsanız Şafak Favey’i bulun ve konuşun.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 12 Şubat 2018 Pazartesi

Okumaya devam et
  1436 Hits
  1 yorum
1436 Hits
1 yorum

ŞAFAK FAVEY

Sevgili Mekâncılar

Şafak Pavey yaptığı yazılı açıklama ile milletvekilliğinden istifa etti. CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey kimdir, kaç yıldır milletvekili, milletvekilliğinden neden istifa etti?

Şafak Pavey CHP’den de mi istifa etti?

]

İçi güzellik ve sevgi, keza diğerkâmlık dolu bir kadın görmek istiyorsanız ona bakın, Bir zamanlat televizyonda beraber program yapardık ve adı da Parola Şafak’tı.

 

Bir gün Prof. Dr. Uğur Alacakaptan da gelip sonra nahoş şeyler yaşadı.

Şafak Pavey kimdir, milletvekilliğinden neden istifa etti merak ediliyor. CHP İstanbul Milletvekili Şafak Pavey’in kararını yazılı açıklama ile kamuoyuna duyurdu.

Sol kolu ve sol bacağı takma olan CHP Milletvekili Şafak Pavey, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek milletvekilliğinden istifa etti.

Açıklamasında seçmenlere ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na teşekkür eden Şafak Pavey, “Altı yıldır yürekten inanarak sürdürdüğüm mücadeleye bundan sonra da milletvekili olmadan devam etmeye kararlıyım” ifadelerini kullandı

ŞAFAK PAVEY KİMDİR?

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliğindeki yönetici görevinden ayrılarak CHP İstanbul Milletvekili olan Şafak, uluslararası kamuoyunda insan hakları, insani yardım ve küresel barış konusundaki çalışmalarıyla tanınıyor.

Toplumsal duyarlılığı, çocukluğunun geçtiği yazı ve sanat çevresinden beslenmekle birlikte, Zürih'te  sanat ve film eğitimi aldığı sırada geçirdiği tren kazası onun engelli dünyasıyla tanışmasına yol açtı. Uzun süren ve cesaret isteyen iyileşme sürecindeki sıra dışı duruşu Zürih Üniversite Hastanesi'nde tez konusu oldu ve bu çalışma kitap olarak yayınlandı. Bu kaza dünyaya bakışını yeniden şekillendirdi. Kendisi için verdiği mücadeleyi diğerleri için de vermeyi seçti. Engelliler, azınlıklar, çocuklar, şiddete uğramış kadınlar, mülteciler, işkence kurbanları,  hakları fütursuzca çiğnenen bütün mağdurlar ilgi alanı oldu.

Diğer yandan eğitimine ara vermedi ve Londra Westminster Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü bitirdi ve hemen ardından London School of Economics’de yüksek lisansını tamamladı. Akademik uzmanlığı olan Milliyetcilik ve azınlık hakları üstüne hazırladığı  “İslam Ülkelerinde Gayrimüslim Vatandaşların Mülkiyet Hakları” büyük beğeni topladı ve itibarlı uluslararası yayınlarda yer aldı.

Bu arada Kadir İnanır da vefat etmiş; bizim nesilde bir şeyler oluyor...

kadir inanır ile ilgili görsel sonucu

BM'deki görevine başlamadan önceki süreçte, her platformda insan hakları konusunu gündeme getirdi. Kendi eğitim hayatının sponsoru olarak öğrenciliği boyunca uluslararası medya şirketleri için serbest gazetecilik, belgesel yapımcılığı ve tercümanlık yaptı. Türkiye'deki Agos gazetesinin ilk Türk köşe yazarı oldu.

Nobel Barış Ödülü sahibi Dr Şirin Ebadi ile hazırladığı, Norveç Dış İlişkiler Bakanlığı himayesinde “İran'daki Mülteci Hakları” üzerine hukuk kitabının da olduğu üç uluslararası yayının editörlüğünü üstlendi.

Yine bu süreçte, insan hakları konusundaki belgesel çalışmalarında yer aldı. 2003 yılında BM Mülteciler yüksek Komiserliği bünyesinde göreve başladı.

BM’nin, engelli olmanın saha çalışmasında engel olmayacağını ispatlayan zorlu görevlerini üstlendi.

2003 ve 2010 yılları arasında Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği için Cezayir, Sahra, Mısır, Yemen, Lübnan, Suriye ve Irak' ta insani yardım görevlisi olarak,  İran ve Afganistan da sözcü olarak iş gördü. Cenevre genel merkezinde global halkla ilişkiler ve stratejik iletişim projelerinin yöneticisi olarak,

Washington’da Ted Kennedy Nansen Mülteci Ödülü Komitesinin Koordinatörü olarak,

Macaristan'da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği Orta Avrupa üst düzey sözcüsü olarak,

2010 ve 2011 yılları arasında Cenevre'de Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği sekreteri olarak görev yaptı.

Ana dili Türkçenin yanı sıra İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca konuşmaktadır. Temel seviyede Arapça ve Farsça dillerine hâkimdir. Akıcı olarak uluslararası işaret dili konuşabilmektedir.

Sevgi ve akıl dolu bir kadın arıyorsanız Şafak Favey’i bulun ve konuşun.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 12 Şubat 2018 Pazartes

Okumaya devam et
  1003 Hits
  0 yorum
1003 Hits
0 yorum

KÖTÜLÜK İNSANLIĞI YENEMEYECEK

Hatırlarsınız 01 Ekim 2017 tarihinde Nevada Las Vegas'ta bir saldırı olmuş ve 59 kişi hayatını kaybetmişti. Yüzlerce de yaralı vardı. ABD Başkanı Donald Trump saldırıyı kınamış ve “Amerikalılar bugün keder, şok ve üzüntüyle birleştiler. Sizin için dua ediyoruz... Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” demişti. Doğru söze ne denir? Bu vesile ile Amerikan halkına – bir de bu köşeden-  derin üzüntülerimizi bildiriyor, ölenlerin Nûrlar içinde dinlenmelerini niyaz ediyoruz, ama…

 

Amerika Birleşik Devletleri 4.07.1776 yılında, yâni hemen hemen 242 yıl önce kuruldu. ABD demokrasiye, özgürlüğe kolay kavuşmadı. İç savaş gördü. Eyâletler arasındaki çatışmalar sonunda elde edilen rejim, birçok dünya ülkesine örnek oldu, ne güzel.  

 

Fakat ABD ya da derin devleti Mavi Gezegen’in jandarmalığına soyununca, taşlar yerinden oynadı. Dünyanın değişik bölgelerinde bir takım dış müdahaleler başladı. Amaç neydi? Yer küredeki bütün ülkelerin demokrasi, insan hakları ve özgürlükler gibi erdemlere kavuşması.

 

Ama dedik ya, bu çabalar hep ABD sınırları dışında gerçekleştirildi. Dikkat buyurmanızı rica ediyorum. Hep dış operasyonlar. Örnek mi istiyorsunuz?

 

Bizim de asker gönderdiğimiz ve şehitler, gaziler verdiğimiz 1950-1953 Kore Savaşı. Ardından gelen  Endonezya,  Küba,  Kongo,  Peru,  Laos,  Vietnam, Kamboçya, Guatemala,  Grenada, Lübnan, Libya,  El Salvador, Nikaragua, Panama, Irak, Sudan, Afganistan, Bosna, Pakistan, Suriye v.s… ülkelerdeki dolaylı, dolaysız operasyonlar. 

 

Amaç neydi? O ülkelerin insanlarının demokrasiye, özgürlüğe kavuşması.

Sonuç: kocaman bir HÜSRAN! Milyonlarca insanın ölmesi… binlerce kadına tecavüz… Öksüz ve yetim kalan çocuklar… evlerini, sevdiklerini kaybeden ve bütün bunların neden yaşandığını bilmeyen çaresiz insanlar.

 

Yola hep halkların iyiliği, esenliği için çıkılmıştı. Fakat o bahse konu halklar hep acı içinde kıvrandılar, kıvranmaya devam ediyorlar. Velhasıl iyilik yapayım derken bilerek, ya da bilmeyerek kötülük yapmak. Keşke ABD Başkanı Sayın Donald Trump, Las Vegas’taki 59 ABD yurttaşının vefatından sonra “Kötülük insanlığı hiçbir şekilde yenemeyecek…” cümlesini kurarken, ABD tarihinin ne denli elim olaylar ile dolu olduğunu hatırlasaydı.

 

Amerika Birleşik Devletleri’nin öncelikli dergisi Time, ABD'yi tek başına kalmış, yalnız bir ülke olarak tasvir etti. ABD'nin yalnızlaşmaya ve müttefiklerinden bile uzaklaşmaya başladığını kapağına taşıdı. New York Times, Washington Post gibi popüler gazeteler hükümetin Türkiye politikasını şiddetle tenkit ettiler. O halde?

 

Hamiş:

 

Ülkemizin bekası için, canını ortaya koyarak dövüşen kahraman askerimize tekrar tekrar kolaylıklar diliyoruz. Şehitlik mertebesine ulaşan canlarımıza rahmet; sevdiklerine, ailelerine, ulusumuza baş sağlığı dileklerimizi yineliyoruz.   

 

 

Ali Rıza SAYSEN 

Okumaya devam et
  819 Hits
  0 yorum
819 Hits
0 yorum