Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ARKETİPLER

Sevgili Mekâncılar,

Uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir kararı buradan sizinle paylaşmak istiyorum.

***

Öyle zamanlar olur ki insan kendini yapayalnız hisseder ve bütün kapıları kendini kapandığını düşünür; gene de moralini bozmaz ve işinin başında çalışmaya devam eder.

***

Telefon açarsınız ama tek işittiğiniz ses ‘La’ sesidir.

***

Vicdanınızla baş başa kalır ve tasavvufun derinliklerine dalarsınız. İşte, öyleyim şu anda.

***

Son zamanlarda bana bir şeyler oldu, sadece dinliyor ve kimseleri kırmamaya, tevazuumu koruyarak hayatı yaşmaya devam ediyorum.

***

İnsan hiçbir zaman yapayalnız kalmaz, en azından tasavvufun verdiği iç huzuru ile yaşarsınız.

***

Sadece hür irademle çalışmaya devam ediyorum, bu da bana, hatta herkese kifayet eder.

***

Hayat her şeye rağmen çok güzel…

Gökyüzündeki yıldızlar herkesin yoldaşı ve dostu, arkadaşıdır.

***

Çalışmak ve asla bu ülkeden gitmemek en güzel tercih, bilmiyorum siz ne dersiniz?

***

Mekânı ayakta tutan herkese, Sayın Ahmet Fevzi Yüksel’e ve gönül dostlarına selâm ve sevgilerle…

***

Hepimiz faniyiz ama ne benim ne de Neslim’in bu âlemden göçmeye niyetimiz var.

***

İnandığınız her ne ise O’na sığının ve yaşamaya devam edin.

***

Aramayanlara da, sormayanlara da dostluk ve sevgi ile diyoruz bizler.

***

Muayenehanemizde hep çalışmaya devam ettik, can tenden ayrılmadıkça da aynen tam gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.

***

Profesör Dr. Carl Gustave Jung’un arketipleriyle sizleri baş başa bırakıyorum

***

Yeni kitaplar ve çalışmalar da yolda…

***

Sizleri ve herkesi dostluk ve muhabbetle selâmlıyoruz.

***

Mehmet Kerem Doksat – Nişantaşı - 8 Eylül 2018 Cumartesi

Okumaya devam et
  690 Hits
  0 yorum
690 Hits
0 yorum

TRİKOTİLLOMANİ (SAÇ ve KİRPİK YOLMA) BOZUKLUĞU

KAŞ GÖZ YOLMA HASTALIĞI- TRİKOLİLLOMANİ

Sevgili Mekâncılar.

Psikiyatride öyle hastalıklar var ki bunlar çok özellikle ve uzun süreli olarak gerektirir.

Bunlardan birisi de;  Trikotillomani.

trikotilomani görsel ile ilgili görsel sonucu

Bunlardan birisi de saç kaybı ile sonuçlanabilecek çok özellikli bir hastalıktır. Bu psikiyatrik bozuklukta saç kaybı ile sonuçlanabilecek derecede kaş kirpik yolma söz konusudur.

Bu durumda uzun süre tedaviye devam etmek ve kişinin saçlarının ve kirpiklerinin saç kaybıyla sonuçlanacak kadar şiddetli olması gerekir.

Teşhis kriterleri arasında saç kaybıyla sonuçlanacak derecede kaş göz ve kirpikleri yolmak ve bazen kelliğe kadar uzanabilen bir psikiyatrik bozukluk söz konusudur.

***

Bu durumda uzun süreli tedavi ve hipnozla hastayı ikna ederek hipnoterapiyle tedaviye devam etmek gerekir.

*** 

Bası şehir efsaneleri var, sanki saçlar bitimi ile gelişebilecekmiş gibi görünür ama hipnoz aslında ta Franz Anton Mesmer’den beri uygulanan bir tedavidir.

***

En son teşhiş kıstaslarına göre saçların toptan kaybedilmesi derecesine varan şiddetli saç kayıpları olur ve bizim muayenehanemizde tedavi edip iyileştirdiğimiz pek çok vaka var.

Böyle hastalarda hipnoterapiyle telkinde bulunmak bazen çok iyi sonuçlar verebiliyor.

***

Saç yolma ve kirpiksiz kalma en ciddi derecede rastlanan sonuçlar arasındadır ve böyle birçok hatamızda hipnoterapiyle ve benzeri tedavilerle çok iyi sonuç alınmaktadır.

***

Saç yolma başka bir psikiyatrik bozukluğun belirtisi olmamalı ve buna yol açacak başka bir hastalık söz konusu olmamalıdır.

***

Herkes gitse de biz buradayız ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Bize her zaman müracaat edebilirsiniz, bu arada psikiyatrik hastalıklardaki modern yöntemleri uygulamaya devam ediyoruz.

***

Saç yolma davranışı başka bir ruhsal bozukluğun yahut benzeri bir psikiyatrik bozukluğun yol açtığı bir durum olmamalıdır.

***

Klinik açıdan önemli derecede işlevselliğin bozulmamış olması en önemli ayırıcı teşhis vesilesidir.

***

Tedavide düşük doz antidepresanlar (serotonin geri alım engelleyicileri) kullanılır.

***

Saç yolma davranışının başka bir ruhsal bozukluğun belirtisi olmaması gereklidir.

***

Evrimsel Psikiyatri ve Ulu Önder Atatürk’ün hayatını anlattığım kitapları ise yazmaktayım. Henüz müsvedde aşamasında.

ed]

***

Atatürk’ümüzün gençliğe hitabesiyle bu yazıma son vermek isterim.

***

Ne mutlu Türk’üm diyene ve bu memleketi sevenlere.

***

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – İstanbul.

Okumaya devam et
  730 Hits
  0 yorum
730 Hits
0 yorum

OSHO

OSHO

Sevgili Mekâncılar,

Osho, ölümünün üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen kitapları ve hakkındaki iddialarla gündeme gelmeye devam ediyor.

Tek başına 26 Rolls Royce sahibi olmuş.

Dünyanın en sıra dışı filozoflarından olan Osho’nun hayatı kadar gerçek ismi de merak ediliyor.  Peki, ülkemizde de kitapları büyük ilgi gören Osho kimdir, gerçek ismi ne?

Hindistanlı mistik guru ve Ruhani Osho, 11 Aralık 1931 tarihinde dünyaya geldi.

 

Gerçek ismi Chandra Mohan Jain, olan ancak 1960’lardan itibaren Acharya Rajneesh, 1970’lerde ve 1980’lerde Bhagwan Shree Rajneesh, 1989’dan sonra ise Osho olarak tanındı. 

Hindistan’ın Madhya Pɾadesh adlı eyaletinde dünyaya gelen Osho, biɾ öğɾeti insanıydı ve 1990’da vefat etti.

 

 osho görselleri ile ilgili görsel sonucu

 

***

 

Çocukluk yıllaɾından itibaɾen felsefeye ve özellikle ‘ben’ duygusu üzeɾine yoğunlaşan Osho, başkalaɾının veɾdiği bilgiye ve öğɾetileɾe değil; kendi içinden doğan bilgiye ve öğɾetiye itibaɾ etmek geɾektiği kanaati ile asi biɾ ɾuh sergiledi. Üniveɾsite öğɾenimini 21 yaşında tamamladıktan sonɾa, Jabalpu Üniveɾsitesi’nde felsefe deɾsleɾi veɾmeye başladı.

 

Aynı dönemde Hindistan’da değişik bölgeleɾde felsefe üzeɾine konuşmalaɾ yaρtı.

 

Hiçbiɾ geleneğe bağlı olmadığını söyleyeɾek, kendini geɾçek biɾ ‘vaɾoluşçu’ olaɾak ilan eden Osho, tutucu dini lideɾleɾe de kaɾşı cephe aldı. Benimsediği yolda kendini ciddi anlamda geliştiren, çok okuyan Osho; belirli bir dönemden sonra kendine dair gelişimini tamamladı ve edindiği deneyim ve bilgiyi konuşmalarla insanlara aktarmaya başladı.

***

 

Her fırsatta meditasyonun önemine dikkat çeken Osho, 1960’lı yılların sonuna doğru, kendine has bir dinamik meditasyon derin düşünme tekniği oluşturdu.

 

1970’li yıllar Osho’nun ününün Hindistan dışına taşmaya başladığı yıllar oldu. 1974’te Hindistan’da kurduğu kendi grubuna (komün) Batılı ülkelerden de çok fazla katılımlar olmaya başladı.

 

***

 

Kendini hiçbir gelenekle ve dini öğreti ile bağlantılı olarak görmeyen Osho kendisini, yeni bir din bilinçliliğin temsilcisi ve başlangıcı ilan etti.

 

***

Osho da bir guru ve Dünya’yı kurtaracağını söylüyor.

 

Ne diyeyim, her taraf guru dolu…

 

Tabii ki bu nevi sahsına münhasır liderin söylediklerinin aslı astarı yok ama inananı çok!

 

Bilimden ve tıbbın yolundan ayrılmamak temennisiyle…

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 02 Eylül 2018 Pazar

Okumaya devam et
  953 Hits
  0 yorum
953 Hits
0 yorum

Stockholm'den Sevgilerle

Sevgili Mekâncılar,

Profesör Dr. Brüne İstanbul’da NTV’de canlı yayında evrim anlattı.

Ben de Kopenhag’da hem Evrimsel Psikiyatri hem de Ulu Önderimiz Mareşal Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın hayatını anlatan kitapları yazmaktayım.

Stockholm harikulâde bir şehir, insanları çok medeni ve bot gezisi imkânı da var. Göller Kış mevsiminde donuyormuş.

Biraz sonra Neslim’le beraber şehir turuna çıkacağız

Şehir suyu içilebiliyor, gerçekten çok medeni insanlar ve Avrupa Birliğine girmemişler çünkü çok zenginler.

Vatan hasretini insanların güzel yüzleri ve Işıl Ablam’ın sesinden, büyük Besteci Minür Nurettin Selçuk’un harikulâde eseri ile telâfi ediyoruz. Buradan de haykırıyoruz: Ne mutlu Türk’üm diyene.

Aklıma Merhum Profesör Dr. Nedim Zenbilci ve Cerrahpaşa’da iken yaptığımız harikulâde vaka tartışmaları geliyor. Göz dibine bakmak ve belden su alıp tahlil yapmaya dermeyi ondan öğrenmiştim.

Prof. Dr. Yankı Yazgan ve Ağabeyim Profesör Acar Baltaş ve zarif karısı Zuhal Baltaş’ı ve diğer dostları facebook üzerinden buradalarmış gibi görebilmek çok hoş. Cânan da tatilde ama sağlığı yerinde. Ben de turp gibiyim. Eğer Prof. Dr. Recep Doksat ve Neclâ Doksat vefat etmese, İstanbul’dan ayrılmazdık.

d]

Bir tek Asım Yücesoy Dayım’dan haber alamıyorum.

Yengem de epey yaş aldı.

Cânan da Selimiye’de.

Stockholm’dan sevgilerle.

Neslim ve Kerem Doksat

19 Ağustos 2018 Pazar -Avrupa

Okumaya devam et
  783 Hits
  0 yorum
783 Hits
0 yorum

HALDÛN DORMEN

Sevgili Mekâncılar,

Bu sefer sizlerle dev bir tiyatro sanatçısını tanıtmak isterim. Çocukluğun önemli kısmı onun tiyatrosunu kulislerinde geçti.

Kuzenim Cem Kurdoğlu (halen Çanakkale’de Tiyatro bölümünde) Teyzem, Rahmetli Muazzez Kurdoğlu ve bendeniz o tiyatronun kulislerinde epey dolaştık.

***

Haldûn Dormen 5 Nisan 2018’de 90 yaşını doldurmuş ve son derecede sağlıklı. Kendisini şöyle tanımlıyor:

Tiyatro sanatçısı olmadım zaten, ölme doğdum. Sinema, tiyatro ve şov dünyasında yer aldım, Amerika Birleşik Devleri’ne giderken gösteri dünyası için “önce iyi bir tahsil yapayım, sonra sinemacı olayım” dedim.

***

Günümüzde tiyatronun kan kaybettiğini düşünüyor musunuz?

Bu fikre katılmıyorum. Böyle durumlar olsa da, bu tiyatroyu daha çok tetikliyor.

Tiyatro üç bin senedir mevcut ama bu sanata sekte daha vuruldu.

***

İngiltere, tiyatro alanında çok başarılı bir ülke ama orada da kadınlar senelerce sahneye çıkarılmadı. Shakespheare’in en parlak dönemiydi.

Peki, sonuçta ne oldu? İngiltere tiyatro alanında çok başarılı bir ülke ama orada da kadınlar senelerce sahneye çıkamadı.

Shakespare’i oynamanın en parlak dönemiydi ama sonuçta ne oldu? Tiyatro orada en parlak şekilde gelişti; Türkiye’de de öyle. 1960’lı senelerde çok parlak bir tiyatro hayatı vardı.  Müşfik Kenter’ler, Gazanfer Özcan’lar, kendi tiyatrom ve şehir tiyatroları ve şehir tiyatroları vardı. Şimdi kalmadı ama tiyatrolar müthiş…

***

Bunlar tiyatroyu tetikliyor ve bize “bu kadar senemizi boşa geçirmemişiz” dedirtiyor.

***

Biraz da özel hayatınızdan bahsedelim: Betûl Mardin Hanım dışında ayağınızı yerden kesecek kimse oldu mu?

***

Betûl Mardin’den sonra âşık oldum diyemem ama çok beğendiğim Çiğdem Talû’yu söyleyebilirim. İtiraf etmeliyim ki işim o kadar ağır bastı ki, her zaman en büyük aşkım işim oldu.

***

İki torun sahibiyim, anneleri farklı olmasına rağmen birbirlerine bağlılar. Biri Amsterdam’da, diğeri de Hindistan’da yaşadıkları için, bu aralar pek sık görüşemiyoruz.

 

***

Bir nesil sizi ‘Dadı’ dizisindeki Pertev karakteriyle tanıdı ve ekip olarak dizilere yeni bir nefes getirdiniz.

Günümüzdeki dizileri nasıl değerlendirirsiniz?

***

Şimdiki diziler biraz baştan sağma yapılıyorlar.

Sabah çalışmaya başlıyorlar, ertesi sabah da sürüyor. Aktörde oyuncululuk ertesi güne kadar sürüyor.

Bu çalışma temposuyla diziler baştan başlıyorlar çalışmaya, bu çalışma düzeni ile gerçekten çok zor. Aktörde, yönetmende, teknisyende de el gücü kalmaz.

***

Ben ‘Dadı’ dizisini çekerken haftada iki gün 14:00’da sete girer, en geç 23’te çıkardım. Yine böyle bir proje gelse hâlâ yapabilirim ama bugünün dizilerinde oynayamam çünkü o kadar vakit veremem. Hâlen dört oyunda oynuyorum. Şehir tiyatrolarında Yaygara Yetmiş’e başlıyorum.

***

Ders verdiğiniz yetenekli kişilere gelince…

Şimdiki diziler biraz baştan sağma yapılıyor. Bu çalışma düzeni geçekten çok zor. Aktörde oyunculuk kalmaz, yönetmende yaratıcılılık kalmaz.

ı***

İzmir Şehir Tiyatrosu’nun, İstanbul’da açtığı kurslarda ders verdiğiniz çok yetenekli kişilerle ders de veriyorsunuz.

Ders verdiğiniz kişiler arasında harcanmış yetenekler oluyor tabii. Bizim derslerimize gelenler çoğunlukla öğretmenler, doktorlar ve avukatlar… Ben müzikal dersi verdiğim için şarkı söyletiyorum öğrencilerime.

***

Bazen harcanmış yeteneklerle oluyor. Bizim derslerimize ekserisi avukatlar ve düzeninden öğretmenler, doktorlar ve kişiler arasında açtığı kurslarda çok yetenekli doktorlarla ders verdiğiniz çok yetenekli oluyor.

Bazen harcanmış yetenekler oluyor. Çok seyahat ettim.

Bazen harcamış yetenekler oluyor tabii. Bizim derslerimize gelenler oluyor tabii.

Çok seyahat ettiğim ama artık vaktim yok. En güzeli de genelliğim deniz seyahatleriyle geçiyor. Bazen harcanmış yetenekleri biraz baştan sağma yapıyorlar.

 

***

Sabah çalışmaya başlıyorlar, ertesi güne kadar da sürebiliyor. Yetenekli çalışma düzeninde derslerimize gelen doktorlar ve avukatlar oluyor tabii. Ben müzikal dersleri verdiğim için.

***

Bazen harcanmış yetenekler şarkı dersi verdiğim için şarkı söyletiyorum öğrencilerime.

Şarkı söyletmemin sebebi, insanlara toplulukta şarkı şarkılarını bazen, doktorlar tabii.

Ben müzikal yaptığımda zaman sebebi, insanları şarkı söyledikleri kendilerine şarkı söyledikleri zaman şarkı söyledikleri zaman kendilerine güvenleri yüzde bir milyon artıyor.

***

İzmir Şehir Tiyatrosu’nun İstanbul’da açtığı kurslarda çok harcanmış yetenekler oluyor.

Bizim derslerimize harcanmış yetenekler çoğunlukla öğretmenler, doktorlar ve avukatlar…

***

Bizim derslerimize gelenler çoğunlukla tiyatro üzerinde televizyon programları hazırlanırdı.

***

Herkes tiyatroya daha fazla gitmeli, gazetelerde daha çok tiyatro haberleri yapılmalı. Gazeteciler de basında yani medyada daha fazla tiyatroyu okuyucuya bağlamalı…

***

Dilerim öyle olur ve sanat, edebiyat bilim ve sevgi her yana yayılır.

Mehmet Kerem Doksat – Çeşme – İzmir - 22 Temmuz 2018 Pazar

Okumaya devam et
  974 Hits
  0 yorum
974 Hits
0 yorum