Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

KEKEMELİK HAKKINDA

GİRİŞ

 

Kekemelik, özellikle küçük yaşlarda yaşanan psikolojik sorunlar vesilesiyle ortaya çıkabilen, bâzen ateşli hastalıklarda gelişimde olumsuz katkıları olan, akıcı konuşma bozukluğu olarak da nitelendirilen bir patolojidir.

Genetik oluşumuyla ilgili yeterince güçlü bilimsel bir kanıt henüz yoktur.

Kekemeliğe çocuklarda, yetişkinlere kıyasla daha çok rastlanır. Okul öncesi cağındaki çocukların %5’inde, yetişkinlerde %0.73 civarında rastlanır. Aynı oran cinsiyetlere göre ayrılırsa, erkeklerde %80, kadınlarda %20’dir oranı karşımıza çıkar. 2-3 yaş civarında rastlanan kekeleme hallerinin büyük ekseriyeti nöro-gelişimsel ve geçici şeylerdir. Çocuğun korkutulmaması ve başta ebeveyn olmak üzere, yakın çevresinin eğitilmesi hekimin en önemli görevidir.

ETİYOPATOGENEZ

Kekelemeye yol açan henüz kesin bir sebep gösterilememiştir. Bâzı araştırmalar genlerin ve / veya stresin stresin kekelemeye yol açtığını göstermektedir. Başka araştırmalarda ise kekeleme ile Gilles de la Tourette sendromu arasında ilişki olduğunu savunulmaktadır. Tamamen psikolojik bir kötü alışkanlıktan ibaret olduğu fikri büyük itibar kaybetmiştir. Daha ziyaâe, emosyonların düzenlenmesinden sorumlu olan limbik, para-limbik ve frontal devrelerdeki disfonksiyonun sorumlu olduğu bir patoloji olduğu düşünülmektedir. Buna göre, frontal disfonksiyon striatal, limbik ve para-limbik bölgelerdeki disfonksiyon bir kısır döngü oluşturarak kekelemeyi arttırmaktadır.

KLİNİK GÖRÜNÜMLER ve HEDEF POPÜLASYON

Bütün çok sık rastlanan hastalıklar gibi, buna da bir kutsallık atfedilir ve meselâ Musa’nın kekelediği veya duraklayarak ve zorlanarak konuştuğu, solak olduğu gibi şeyler pek çok dinsel ve bilimsel metinde tartışılır. Hâttâ bâzı çağcıl kişilerle (Bo Jackson, Bruce Willis) Musa’nın ve Isaac Newton’un kıyaslamaları yapılır. "Yahu, Musa kekelese ne olur, kekelemese ne olur; Newton, Katolik Kilisesi'nin korkusundan oral döneme regrese mi olmuştur, pek mühim vallahi)" demeyin. Bir makaleye başlarken tarihten örnekler verdiniz mi, yazdıklarınız da daha etkileyici olur. Açıp bakın bütün derleme veya gözden geçirme yazılarına; sanki okuyanlar acayip câhilmiş gibi, tâ gidebilecekleri en önceki zamanlara kadar dip dalışı yaparlar. Benim gibi çok makale takip eden ve editörlük yapanlar da stresten kekeleyip pepelerler arada bir.

Şimdilik Tanrı'nın kekelediğine dair doğrudan atıflı bir makale bulamadım ama inanın ki vardır ve mevcuttur.


Kekelemeyle diğer pek çok şey arasında (“kekeleme tarzı priapizm” gibi ilginçlikler dâhil) doğrudan veya dolaylı bağlantı kuran araştırmalar ve vak’a bildirimlerine sık rastlanır. Bizden İşeri ve arkadaşları adenotonsillektomi ve ventilasyon tübü takılmasından sonra gelişen vak’alardan bahsederler. Gene bizden, sevgili ihtisas arkadaşım Güneş Kızıltan ve arkadaşı, bu problemin bir segmental veya fokal aksiyon dostinisi olduğu kanaatini taşımaktadır. Nitekim kekemelerde ve yakın akrabalarında diğer MSS Merkezî Sinir Sistemi) hastalıklarının, erkek cinsiyetinde daha fazla görülmesine dikkati çekmektedir.

Pro-dopaminerjik ajanların frontal kortekste DA artışına yol açarak kekelemeye yol açmasından bahsedildiği için, bâzı vak’alarda DA antagonistlerinin kullanılması da gündeme gelmiştir ama hangi hasta için neyin iyi geleceğinin çok iyi tartılması icap eder.

Okumaya devam et
  4649 Hits
  0 yorum
4649 Hits
0 yorum

TUTKUNUN EVRİMSEL YÖNÜ

GİRİŞ

Kelimenin menşei Türkçe tut; tutmak, tutsak, tutkal, tutturma, tutarlı-tutarsız…

Bir de kamusa bakalım internetten: http://www.birsozluk.com/search.php?s=1&word=tutku.

Tutku: İrâde ve yargıları aşan güçlü bir coşku, ihtiras: “Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir”.- B. Necatigil.

Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç: “Bilme tutkusuyla kıvranan bu topal, aradan aylar geçtiği hâlde teşrih atlasını tamamlayabilmiş değildi.”- İ. O. Anar.

Diğer akraba kelimeler:  tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkun, tutkun olmak, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, tutkuya kapılmak.

İlgili Kelimeler: âşığı kesilmek, dinamit, duygulanım, teessüriyet, hayranlık, ihtiras, ihtiraslı, muhteris, kesik, meclup, meftun, meftunluk, söndürmek, tapmak, tutkulaşma, tutkulaşmak, tutkulu, tutkunluk, tutkusal, tutkusuz, yangın, perestiş (öykünme) ilh.

İngilizcesi passion ve bu lisanda da aynı mânâlarda kullanılıyor. Müzikte de (İtalyanca’dan) appasionata diye kullanılıyor; meselâ Beethoven’in Opus 57 23 Fa minör Piyano Sonatı gibi; ihtirasla, aşk ve derin duygularla icra edilecek mânâsında…

/embed]

Hayvanlar âleminde tabiat şartlarına intibak zarureti sebebiyle belli dönemlerde kızışan aslanlar, kaplânlar vs. muhteris ve öfkeli olurlar, çiftleşirler. Biz Homo sapiens sapiensler her türlü ortama intibak edebildiğimiz için, bu hususta sınır tanımayız.

Okumaya devam et
  6152 Hits
  0 yorum
6152 Hits
0 yorum

ALKOLDIŞI MADDE KULANIMI VE BAĞIMLILIĞI

Giriş

Alkoldışı madde kullanımı bir ülkeden diğerine değişen, yerel ve küresel değişmelerden doğrudan etkilenen bir örüntü olarak dikkati çekmektedir. Alkoldışı madde kullanımında maliyet ve temin edilebilirlik kullanım yaygınlığını; değişen sosyokültürel ve sosyopsikolojik yüklemler de kullanım biçimlerini etkilemektedir.

Avrupa odaklı bir tarih turu şuna işaret etmektedir: 1960’lı yıllarda Batı dünyâsında “karşıkültür” diye anılan toplumsal tepkisellik Esrar ve Hallüsinojen grubu maddelerin kullanımını gündemlemiştir. 1970’li yılların başından itibâren, 1980’li yılların başına kadar alkoldışı madde kullanımı dünyâsına Eroin kullanımı (özellikle sigara gibi içilerek) egemen olmuş ve 1980’li yılların sonuna gelindiğinde batı dünyası Kokain’le yeniden tanışırken 1990’lı yıllar Kokain’le başlamış, Ekstazi (MDMA) ile devam etmektedir. Kokain’in yeniden gündemlenmesi sonucu Amfetamin kullanımı da gündemlenmiş olmaktadır. Son yıllarda benzodiazepin, temazepam ve buprenorfin gibi reçeteli ilâçlara yönelik talep artışı dikkat çekmektedir.

ILO’nun (Uluslararası Çalışma Örgütü) bir raporunda madde kullanımının belli ülkelerle sınırlı olmadığı ifâde edilerek işin içine katılan ülkeler; üreten-temin eden / geçiş yapılan / tüketilen-hedef ülke olmak üzere gruplandırılmaktadır. Ancak, bu kesinlemesine bir ayrım olamaz çünkü asıl olan maddenin tüketilmesi olup bu maddelerin var olduğu / üretildiği/ bulunduğu ülkeler eşdeğer ağırlıkta bir sorunla yüz yüzedir. Uluslararası ilişkilerin sâhip olduğu çok özel dinamik nedeniyle devletten devlete değişen anlayışlar ve bu anlayışların yansıdığı farklı hâttâ çelişen politikalara tanık olmaktayız.

Küresel nitelikli en önemli ve en büyük örgüt olan Birleşmiş Milletler Örgütü, andığımız bu gözlemlerin sonucunda, bundan yaklaşık 12 yıl önce 1988’de, Birleşmiş Milletler Bağımlılık Maddeleri Antlaşması’nı (United Nations Convention on Drug Trafficking) imzaya açmış ve üye ülkelerin imza atmanın ötesinde bu antlaşmaya uyma konusunda kendi ülkelerindeki ulusal meclislerin onayını alarak yasal değişiklikleri bir an önce hayata geçirmesini istemişti. Dolayısıyla konuya ilgi duyan tüm ülkeler böylesi antlaşmalar aracılığıyla birbirini aynı zamanda denetlemektedirler.

Okumaya devam et
  4580 Hits
  0 yorum
4580 Hits
0 yorum

BİPOLAR BOZUKLUK ve MİGREN İLİŞKİSİ

ÖZET

Bipolar Bozukluk (BB) ve migren arasındaki muhtemel nedensel ilişkiler, mekanizma ve beraber görülme sıklığı konuları literatürde şaşılacak derecede az araştırılmış bulunmaktadır. Mevcut veriler, gerek BB-1 ve gerekse diğer BB alt-tipleriyle migren arasında her üç açıdan da önemli benzerlikler ve yakınlıklar olduğu yönündedir. BB vak'alarında migrene, migrenlilerde de her türlü duygudurum bozukluğuna anlamlı derecede sık rastlanmaktadır. Bu makalede, her iki klinik entitenin çeşitli özellikleri, komorbiditeleri ve tedavilerindeki benzer yönler gözden geçirilmiştir.

RELATEDNESS OF BIPOLAR DISORDER WITH MIGRAINE ABSTRACT

The issues of probable causal relations, mechanisms and the frequency of cooccurrence of migraine and Bipolar Disorder (BD) are surprisingly underestimated in the literature. The present data strongly suggests that important similarities and resemblances exist between both BD-1 or BD-subtypes and migraine in all three aspects. Migraine is significantly high in BD cases, and migraine sufferers are quite prone to mood disorders. In this article, various aspects, comorbidities and common therapeutic strategies of both entities are reviewed.

Okumaya devam et
  5682 Hits
  0 yorum
5682 Hits
0 yorum

ŞİZO-PARANOİD DÂHİLER

Sevgili Mekâncılar,

Önce Kişilik Bozuklukları yazımdan bir kısmı kopyalayıp tekrar koyuyorum:

A KÜMESİ

Garip, acayip, empati yapılması güç kişilikler. Aslında bunla psikotizm spektrumunun jüvenil, hâttâ fötal başlangıçlı tipleridir:

Şizoid Kişilik: Bunlar tek başına veya pek az arkadaşla yaşayan, kendilerine bakım ve ilgileri düşük yâhut özensiz, duygulanımları künt hâttâ düz, duygusal dışavurumları zayıf kişilerdir. Bu özellikleri çok zengin bir iç dünyaları olmadığı anlamına asla gelmez ama bunu paylaşamazlar. Dış dünyayla aralarında âdeta bir buzlu cam vardır. Ağır vak’alar birer sosyal parazittir ama işlevsel şizoidlerden büyük bilim adamları ve mistikler çıkabilir. Mikroskopunun başında 20 sene geçiren hırpanî bilim adamı bir gün Nobel alıp, gene laboratuvarına dönebilir. Temel olarak aşağıdaki özelliklerle karakterize, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik şartlar altında ortaya çıkan, sürekli, toplumsal ilişkilerden kopma ve başkalarıyla birlikte olunan ortamlarda duyguların anlatımında kısıtlı kalma şekli söz konusudur:

—Âilenin bir parçası olamadığı gibi, ne yakın ilişkilere girmeyi ister, ne de yakın ilişkilere girmekten haz duyar;

—Hemen her zaman tek bir faâliyette bulunmayı yeğler;

—Başka biriyle cinsel tecrübe yaşamaya karşı ilgisi olsa bile çok azdır;

—Alsa bile çok az faâliyetten zevk alır;

—Birinci derece akrabaları dışında yakın arkadaşları veya sırdaşları yoktur;

—Başkalarının övgü veya eleştirilerine karşı ilgisiz görünür;

—Duygusal soğukluk, kopukluk veya tekdüze duygulanımları vardır.

Okumaya devam et
  7592 Hits
  1 yorum
7592 Hits
1 yorum