Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

NASIL İLAÇ KULLANMALI?

Sevgili Mekâncılar,

 

İlaçları nasıl kullanmalıyız?

 

İlaçların, ilaç olduğunu hiç bir zaman unutmayın.

 

Büyük yararlar sağlayabilecek ilaçlarınızı, kullanma hatası nedeniyle faydasız, hatta zararlı hale getirmeyin. Doktorunuz ve eczacınıza kulak verin. Hemen hepsinin yan etkisi vardır ama hiçbirimiz, eğer bir sağlık sorunumuz mevcutsa, ilaç kullanmadan yaşayamayız.

 

***

 

İlaç etkileşimleri, aynı anda alınan başka bir ilaç veya aynı anda alınan bir besin nedeniyle, ilacın, beklenen etkilerinde oluşan değişikliklerdir.

 

***

 

İlaç etkileşimleri bazen faydalı olsa da bunlar, genelde istenmeyen durumlardır ve zararlıdır. İlaç etkileşimleri ilacın etkilerini artırabilir, azaltabilir ya da yan etkileri ağırlaştırabilir. 

 

***

İlaçların test aşamasında birçok ilaç ve besinlerle etkileşimleri tespit edilir. Bunlar gerçek hayatta da oluşabilir ve önlemek için ilaçların bilinçli bir şekilde kullanılması gerekir. Birbirinden haberi olamayan birden fazla doktorun gözetimi altında bulunan hastalar, en yüksek risk grubundadır. Bir ilaç diğer ilacın etkisini iki katına çıkarabilir veya onun emilim, metabolizma ve atım hızını değiştirebilir, etkisini çok azaltabilir.

 

***

Herhangi bir ilaç alırken bu ilaca başka bir ilaç ilave edilecekse, bunu mutlaka doktorunuz yapmalı veya eczacınıza danışmalısınız.

 

Bazen aynı anda alınan iki ilaç, benzer etkiler oluşturur ve tedavi edici etki iki katına çıkar.

 

Bir kişi aynı etkili maddeye sahip olan iki ilacı bilmeden aynı anda kullanabilir.

 

İsimleri çok farklı olup içlerinde aynı madde olan birçok ilaç vardır. Daha da sıklıkla, benzer, ancak tamamen aynı olmayan iki ilaç beraber alınır.

 

Bazen doktorlar buna etkiyi arttırmak için başvururlar.

 

Mesela doktorlar kontrolü güç kan basıncı yüksekliğinde iki yüksek tansiyonu düşüren ilacı beraber yazarlar.

 

Kanseri tedavi ederken doktorlar bazen daha güçlü etki elde etmek için birden fazla ilaç uygularlar.

 

Bu arada en büyük tehlike, farklı doktorların benzer ilaçları bilmeden yazdıklarında görülür, hastalar sıklıkla ayıp olmasın diye başka bir doktora gittiklerini gizlerler ve iki doktorun yazdığı aynı etkili ilacı, nasıl olsa farklıdır diye birlikte kullanırlar.

 

Bazen de bilmeden zıt etki gösteren iki ilaç aynı anda kullanılır, bu durumda ilaçların etkileri çarpışır.

 

Mesela ağrı kesici olarak alınan bazı antienflamatuar ilaçlar vücudun tuz ve sıvı tutmasına neden olur, idrar söktürücüler ise vücuttaki tuz ve sıvının atılmasını sağlar.

 

Bu ilaçlar beraber alındığında karşıt etki gösterir.


Aç mı yoksa Tok karnına mı?

 

Ağızdan alınan ilaçlar mide veya ince bağırsağın cidarından emilir.

 

Bazen besinler veya diğer bir ilaç, öbür ilacın emilimini azaltabilir.

 

Mesela bir antibiyotik olan tetrasiklin kalsiyum veya kalsiyum içeren süt ve süt ürünleri alındıktan sonraki bir saat içinde alınırsa, yeterli derecede emilemez ve etkisi azalır.

 

İlacın aç veya tok karnına alınması veya ilaç alındıktan sonra bir süre besin alınmaması veya ilaçların iki saat arayla alınması gibi önerilere uymak ilaçların etkilerinden tam yararlanmak veya istenmeyen etkileri önlemek bakımından önemlidir.


Sigara ve greyfurta dikkat


Sigara içmek de bazı ilaçların etkilerini değiştirebilir. Sigara dumanındaki kimyasal maddeler, karaciğerdeki bazı enzimlerinin aktivitesini arttırabilir.

 

Bu, sigara kullanımının, neden bazı ağrı kesicilerin ve akciğer problemlerinde kullanılan bazı ilaçların etkinliğini azalttığını açıklar.


Greyfurt suyu da birçok ilacın metabolizmasını etkilemektedir. Bu nedenle, ilaç kullanan hastaların greyfurt suyu içmemesi veya bu durumu mutlaka doktorlarına danışmaları gerekir çünkü hemen her ilacın plazma seviyesini düşürür

 

Greyfurt suyunun etkisi bazen 24 saat sürmektedir, “sabah greyfurt suyu içer, akşam da ilacımı alırım demek” doğru değildir.

Bir ilaç diğer bir ilacın böbrekler tarafından atılma hızını etkileyebilir.

 

Mesela bazı ilaçlar, idrarın asidliğini değiştirirerek diğer ilaçların atılımını etkiler.

 

Büyük dozlarda C vitamini de, bu şekilde bazı ilaçların atılımında değişikliğe yol açabilir.

 

Her ilaç sonuçta kimyasal maddelerden imal edilir, aynen doğada olduğu gibi…


Çoğu ilaç vücutta dolaşır; bu etkilerini çoğunlukla belli bir organ veya sistemde gösterse de diğer organ ve sistemleri de etkiler.

 

Akciğerdeki hastalık nedeniyle alınan bir ilaç, kalbi etkileyebilir veya soğuk algınlığı için alınan bir ilaç, gözleri etkileyebilir.

 

Şeker hastalığı, yüksek veya düşük tansiyon, göz tansiyonu, prostat büyümesi, mesane rahatsızlıkları, kalp hastalıkları ve aritmi, kan pıhtılaşmasıyla ilgili durumlar ve astım gibi hastalıklar, ilaçların etkileşimlerinden kolay etkilenir.

 

İlaç etkileşimleri riskini nasıl azaltabilirsiniz?


Yeni bir ilaç kullanmaya başlamadan önce, doktorunuza danışın.

Aldığınız bütün ilaçların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorla düzenli olarak görüşün.

 

Geçirdiğiniz bütün hastalıkların bir listesini hazırlayın ve bu listeyi doktorunuzla düzenli olarak görüşün. Bu listeyi sık aralıklarla güncelleyin.


Bütün reçetelerinizi eczacıya götürün ve ilaçlarınız bilgi alın. 

Yazılan bütün ilaçların verilme amacını ve etkilerini öğrenin.

İlaçların muhtemel yan etkileri hakkında bilgi edinin.

İlaçların nasıl alınacağını, günün hangi saatinde alacağınızı ve diğer ilaçlarla aynı anda alınıp alınamayacaklarını öğrenin.

Aç karnına, tok karnına, yemek arası gibi ilaçların yemeklerle alınma durumunu öğrenin ve uygulayın.

İlaçların kullanımı hakkında doktorunuza veya eczacınıza danışın, bunların başka ilaç ve besinlerle etkileşimlerini öğrenin. 

İlaç kullanırken önerilen talimatlara uyun.
İlaç kullanımıyla ilgili olabilecek herhangi bir semptom hakkında eczacı veya doktorunuzla görüşün.

 

Mesela Obsesif Kompulsif  Bozukluk’ta  Altın standart olarak günde 300 mg’a kadar çıkan dozlarda klorimipramin (Anafranil).kullanılır.

***

Bipolar Bozukluk’ta lityum (Lithuril veya Eskalith) verilir ama bu ilaçları kullanırken düzenli kan düzeyine bakılmadır. Bunu ruh hekiminiz size söyleyecektir.

Her türlü tedaviye dirençli vak’alarda klozapin de kullanılabilir ama bu ilacı kullanan hastaların 16 ay boyunca haftada bir, 1 haftayı aşan sürelerde belli bir aralık vermeksizin ilaç kullanmaları ve kan düzeyine baktırtmaları gerekir.

Bu arada, bir gözlemimi paylaşmak itiyorum, Türk Hava Yollarında çalışan personel, hostlar ve hostesler hep Atatürkçü.

Nereden mi anladım?

Soruyorum yalarına taktıkları Atatürk rozetlerini gösteriyorlar.

Geçen hafta Cerrahpaşa Tıp Fakültesinde hocayken en yetenekli talebelerimden birisi olan David Ojalvo uğradı.

***

Bana Sayın Mario Levi’yi de tanıştırmıştı, merhum babası, Nişantaşı’ndaki evlerinde bize Türk ve Musevi ezgilerinden oluşan bir video seyrettirmişti.

***

Fenerbahçe’de ise zengin bir aileden gelen bir lider var: Ali Koç.

Memleketsize hayırlı uğurlu olsun.

Prof Dr. Aziz Sancar Nobel aldı ve “ben hem evrime hem de Allah’a inanıyorum” dedi.  

 

"300"}[/embed]

İlk icraatı da İzmir’de bir Atatürk evi inşa ettirmek oldu.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 4 Haziran 2018 Pazartesi

Okumaya devam et
  258 Hits
  0 yorum
258 Hits
0 yorum

ESKİ DOSTLAR DÜŞMAN OLMAZ

Sevgili Mekâncılar,

60 yaş bitiyor ve hâlâ hayat devam ediyor.

Ne mutlu ki harika dostlarım var ve bununla teselli buluyorum.

Kimisi İstanbul’da, bazısı İzmir’de bir kısmı maalesef yurt dışında…

Önemli olan Müjdat Gezen, Yılmaz Özdil, Soner Yalçın, Uğur Dündar gibi Atatürkçülüğü ve laikliği savunmak.

Can Ataklı’yı da unutmamak gerek. Hayrettin ve Günay Dereli, aileleri.

hayrettin dereli ile ilgili görsel sonucu

Ömür ve Demet Şensöz, Sadi ve Güniz Sızmaz, Zeren ve Selçuk Erbakan, Macide ve Devrim Ünal, Tahir ve Figen Sümer, Mustafa Morgil, Efsun-Ünal Ersözlü, Zeynep-Hasan Hanyalı ve daha niceleri...

Tabii ki bir derya olan Berti Erbeş... 

berti erbeş ile ilgili görsel sonucu

yılmaz özdil ile ilgili görsel sonucu

Bu memlekette kimse kalmasa da ben ve karım duracağız.

Ne mutlu Türk'üm diyene…

Polimed'in 26. kuruluşunu da kutlayacağız çok yakında....

Sevgi, dostluk, ilim ve irfanla....

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 10 Mayıs 2018 Perşembe

Okumaya devam et
  384 Hits
  0 yorum
384 Hits
0 yorum

ALKOLDEN UZAK DURMA KARARI

Sevgili Mekâncılar,

İnsanlık tarihi kadar eski olan alkol, tarih boyunca tedavi edici veya dinsel amaçlarda kullanılmıştır. 

Alkol kullanımı çok eski zamanlara kadar dayanmasına karşın alkol bağımlığının bir hastalık olarak ifade edilmesi yakın zamanda ortaya çıkmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; alkol almak için kuvvetli bir istek olması, alkol alma davranışını kontrol edememe, alkol alınamadığında kişide yoksunluk emarelerinin görülmesi, alkolün bireyde bıraktığı olumlu etkiden kaynaklanan alkole daha fazla ihtiyaç duyma hissi, alkolden zarar görmesine rağmen kişinin alkol kullanımından vazgeçememesi ölçütlerinden en az üçüne son bir yılda sahip olan birey alkol bağımlısı olarak tanımlanmaktadır.

 alkol tedavisi ile ilgili görsel sonucu

20-35 yaş arası alkol kullanımı yoğun olmakta; alkol bağımlılığı içinse genelleme yapılamamakla birlikte 5-10 sene gibi bir süre düzenli alkol tüketiyor olmak gerekmektedir.

Alkol tüketmenin ekonomik olarak verdiği zarardan her statüdeki insan etkilenmektedir.

Amerika’da yapılan araştırmalarda alkol tüketimi çeşitli nitelikler bakımdan incelenmiş ve bu araştırmaların sonuçları şöyle ifade edilmiştir; ırk ve etnik kökene göre en hızlı alkol tüketim oranı beyaz ırka aittir (%56), ağır içicilerde ise etnik köken ve ırksal olarak değişiklik görülmemektedir. Cinsiyet olarak bakıldığında erkeklerde dipsomanik içme (%23- %8.5) ile ağır içici olma (%9.4- %2) oranları kadınlara nazaran daha yüksektir.

Eğitim durumuna göre bakıldığında eğitim seviyesi arttıkça alkol kullanım oranı da artış göstermektedir.

Oranlara bakıldığında üniversite eğitimi alanların %70’i, daha alt seviyede eğitim alanlarınsa %40’ı alkol tüketmektedir.

Ülkemizde Alkol tüketimine bakıldığında, alkol kullanım bozukluğu sebebiyle tedavi kurumlarına yapılan başvurularda görülen artış, alkol içmeye başlama yaşındaki düşüş ve tüketilen alkol miktarındaki artış sorunun boyutunun giderek arttığını göstermektedir.

 

Yapılan çalışmalar genetik faktörlerin ekili olduğunu ortaya koymuştur.

Tek yumurta ikizleri ve evlât edinilen kişiler üzerinde yapılan çalışmalarda genetik yakınlık gösterilmiştir.

1. derece yakını Alkol bağımlısı olan kişilerde risk 4 kat daha fazladır. Dikkat Eksikliği ile Hiperaktivite, Davranış bozukluklarından birine yahut ikisine sahip olan çocukta ileride alkole bağlı bozukluk tehlikesinin fazla olduğu; antisosyal kişilik vb. bozuklukların da bireyi alkolle alakalı bozukluklara yatkınlaştırdığı görülmektedir.

Sosyal ve kültürel faktörlerin yanı sıra ailedeki bireylerin alkol tüketme alışkanlığı da çocuğun alkol kullanma davranışına etki etmektedir.

Alkol bağımlısı akrabaların fazlalığı bireyde de alkole ilişkin sorunların fazla olmasını beraberinde getirmektedir.

Akrabalık ilişkileri ve bağımlılık boyutu arasındaki ilişkinin araştırılması halen devam etmektedir.

Kimi sosyal alanlar da bireyin alkol tüketimini arttırıcı rol oynamaktadır. Sosyal olarak beklentinin bu yönde olması, ortamda alkol kullanımının normal karşılanması alkol tüketimini arttırmaktadır.

Yakın zamanlarda alkol tüketiminin çok fazla olmasının bünyeye zararları hususunda eğitim kurumlarında verilen eğitimler vasıtasıyla alkol tüketiminin azaltılmasına yönelik çalışmalar da yapılmaktadır.

Alkol bağımlılığı, kronik ilerleyici ve hatta ölümcül bir hastalıktır.

Bağımlılıkların genelinde olduğu gibi aşağıdaki özelliklere sahiptir:

Sıklıkla, aşırı miktarlarda içmek

Tıbbi, psikolojik ve sosyal sorunlar oluşturmasına rağmen içmeye engel olamamak

İçilen alkole tolerans gelişmesi

İçilen miktarın azaltılması veya tamamen kesilmesi ile yoksunluk belirtilerinin oluşması

Alkol bağımlılığı, başlama, sürdürme, psikopatoloji ve diğer fakörler göz önüne alındığında bazı farklılıklar olduğu görülmüştür. Bu farklılıklardan yola çıkarak alkol bağımlılığı alt tipleri aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.

Tip-A Alkol Bağımlılığı: Bağımlılığın geç yaşlarda başlangıç gösterdiği, çocukluk çağına ait risk faktörü sayısının az olduğu, alkolle ilişkili bozukluk ve görülen psikopatolojinin az olduğu tiptir.

Tip- B Alkol Bağımlılığı: Bağımlılık şiddetinin daha yüksek olduğu, çocukluk çağı risk faktörlerinin daha çok olduğu tiptir. Alkol ilişkili bozukluklar erken başladığı gibi daha fazla psikopatoloji vardır. Aile hikâyesinde alkol kötüye kullanımı daha sıktır, birden çok madde kullanımına sık rastlanır, sık alkol tedavisi öyküsü ve çok sayıda stres faktörü söz konusudur.

Kişinin alkol bağımlılığının olup olmadığı doktorun fiziksel muayenesi ve bazı testlerden sonra elde edilen emareler ve bulgularla ortaya çıkmaktadır. Bu emare ve bulgular; Arkus senilis, kırmızı burun, palmar eritem, parmaklarda sigara yanıkları, karaciğerde de ağrısız büyüme, üst abdominal bölge ağrıları, kuvvet ve hislerde azalma, kol ve bacaklarda zayıflama, laboratuvar bulguları GGT’de yükselme, MCV’de düşme, trigliserid, ürik asid ve üre de yükselme olarak sıralanabilir.

Vücuda alındığından itibaren alkol, hızlı bir biçimde mide ve ince bağırsakta emilerek kana karışır.

Karaciğerde enzimler yoluyla metabolize olur. Alkolün yalnızca bir miktarı karaciğer tarafından metabolize edildikten sonra, geri kalanı vücutta dolaşmaya devam eder. Bu sebepten, alkolün vücuttaki etkisinin yoğunluğunu tüketilen alkol miktarı belirler.

Kan alkol düzeyine göre (%mg) olarak alkolün davranışsal etkileri şunlardır:

50-80            Keyif harekette kusurlar

80-100          Nistagmus (göz bebeklerinde oynama)

100-200        Yürümekte zorluk, duygusal bozukluklar (öfke, ağlama vb)

200-300        Şaşkınlık, konuşma bozukluğu, unutkanlık

300-400        Koma

400-500        Solunum depresyonu

> 500            Ölüm

Alkolün tesirinin en fazla olduğu yerin beyin hücreleri olması nedeniyle etkisi ilk olarak hareketlerde fark edilir. İlk yıkıldığı yer olan karaciğerde de kimi farklılıklara ve lipid düzeyinin yükselmesine neden olmakta, şeker metabolizmasını bozarak pankreas hücrelerine, vitamin ve besin değeri olan yiyeceklerin sindirilmesine mâni olmakta; sindirim sistemi hücrelerine, hafıza bozukluğu, uyku düzensizliği, dürtü kontrolsüzlüğü gibi sorunlara neden olup beyin hücrelerine zarar vermektedir. Bünyede meydana gelen bu sorunların bir kısmı alkol tüketimi bırakıldığı takdirde son bulmaktadır.

Alkol alımının durdurulması veya azaltılmasından birkaç saat veya gün sonra ortaya klinik olarak çekilme belirtileri çıkar. Yoksunluğun emareleri; terleme, nabız artması, titreme, huzursuzluk, sürekli hareket halinde olma, uykusuzluk, asabiyet, bulantı, kusma, geçici hallüsinasyondur.

Deliryum Tremens

Alkol çekilme belirtilerinin en ağır olarak görüldüğü durumdur. Alkol kesimini takriben 24 – 48 saat sonra, titreme, denge ve dikkatin bozulması, terleme, iştahta azalma ve çarpıntı ile başlar. Hasta giderek şaşkınlaşır, bilinci bulanıklaşır ve duraksamadan ilgisiz bir biçimde konuşmaya başlar. Bu duruma panik, kızgınlık ve saldırganlık eşlik edebilir. İşitsel, görsel ve duysal varsanılar görür, hisseder, duyar ve sara nöbeti geçirebilir. Acil tıbbi bakım sağlanması gereken bu durumda, hasta uzun süren uykudan sonra kendine gelebileceği gibi kalp yetmezliği, iltihaplanmalar, şok, kaza sonucu ölebilir veya kalıcı beyin hasarı yaşayabilir.

Alkolden kaynaklı bozukluklar birkaç hastalığı kapsayabilmekte; bireysel olgularda psikososyal, kalıtımsal, hareketsel etmenler diğer faktörlerden daha önemli olabilmektedir. Bu etmenlerin belirlenmesi, hastalık belirtilerinin değerlendirilmesi ile kişiye uygun tedavi seçeneklerinin belirlenerek tedavi planı yapılır. Hasta ve hasta yakınları bu konuda bilgilendirilir.

Alkol bağımlılığının tedavisi profesyonel olarak alınacak yardımla mümkündür. Bu yardımın ilk kısmı alkol kullanımının kesilerek ortaya çıkacak yoksunluk belirtileri için uygun tıbbi yardımların yapılması ve ilaç kullanılmasını kapsar. İkinci kısım rehabilitasyon sürecidir.

Bireyin yoksunluktan kurtulmasının akabinde alkol almadan yaşama adapte olabilmesi için bireye gerekli bilgi ve becerileri kazanması amaçlanır.

Arınma (detoksifikasyon) süreci ile başlayan tedavi yatarak olabileceği gibi ayataktan takip ile de mümkündür. Tedavi, kişinin sosyal ve iş hayatını olumsuz etkilememesi için hastaneye yatmadan direkt ayaktan sürdürülebilir. Lakin tedavi birçok defa sonuca ulaştırılamamışsa, hastanın hayatını tehlikeye sokacak yoksunluk halleri mevcutsa, hasta içmeyi sürdürdüğü takdirde hayatını zora sokacak tıbbi haller varsa, ruhsal hastalıklar mevcutsa, kullandığı başka kötü maddeler varsa, hastaya destek olacak kimse yoksa hastanın hastaneye yatırılıp tedavi görmesi gerekmektedir.

Detoksifikasyon, tedavide ilk basamaktır. Tedaviye uyumun sağlanması, iyileşme güdülenmesinin korunması ve değişime istekliliğin sürdürülebilir kılınması için psikoterapi gereklidir. Bireysel ve grup psikoterapileri ile bu süreç desteklenir.

Detoksifikasyon, psikoterapi ve ilaç tedavisi alkol bağımlılığı tedavisinde önemli yapı taşlarıdır.

Kendi hür irademle iki sene kadar alkol kullanmamaya karar verdiğimi ifade etmek isterim.

Barış, esenlik ve bilimle yaşayalım.

Evrimsel Psikiyatri ve Atatürk kitapları da yolda…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 02 Mayıs 2018

Okumaya devam et
  640 Hits
  0 yorum
640 Hits
0 yorum

ERKEK OLAN KADINLAR

Sevgili Mekâncılar,

 

Özgürlükleri için erkek olan kadınlar Arnavutluk’un yeminli bakireleri olarak anılıyor. Erkek olan kadınlar aslında aramızda yaşıyorlar ama çoğu bunu gizliyor

 

‘Burneşalar’ veya ‘yeminli bakireler’, üzerlerindeki cinsiyet temelli baskıdan kurtulmak için  yaşamlarına “erkek” olarak devam etmeyi seçen Balkan kadınlarına verilen isim.

 

Dünya, bu cesur kadınları Ünlü Fotoğrafçı Jill Peters’in çektiği fotoğraflar sayesinde tanıdı.

15. Yüzyıl’da beri bazı Balkan topluluklarında uygulanan kanunlar gereği kadınlar seçme ve seçilme, araba kullanma, para kazanma ve pantolon giyme gibi haklardan mahrum bırakılıyorlar.

Peters ayrıca, bu topluluklardaki kadınların kocalarının mülkü olarak düşünüldüğünü ifade ediyor.

Ancak bağımlı ve esaret altında bir hayatı yaşamak yerine cinsiyetlerini reddedip cinsellikten feragat etmeyi tercih ederek toplumun dayattığı bu normlara karşı çıkan kadınlar da var.

Burneşalar, erkeklere tanınan haklardan yararlanmak için; giyim tarzlarını ve isimlerini değiştiriyor, saçlarını kısaltıyor, hatta erkeksi hareketler benimsiyorlar.

Bütün bunlardan sonra yapmaları gereken nihai şey ise bütün hayatları boyunca bakire kalacaklarına söz vermeleri.

Son yıllarda, Arnavutluk’ta kadınların elde ettiği hakların artmasıyla çoğu küçük köylerde yaşayan sadece 30 Burneşa kaldı. Fakat yeminlerine son derece bağlı olan bu kadınlar, yine de yaşadıkları hayattan vazgeçmeyi düşünmüyor.

Peters bu durumu “Arnavutluk bir kadın başkan tarafından yönetilse bile Burneşalar erkek olarak yaşamaya devam edecektir,” sözleriyle açıklıyor.

Peki, Türkiye’de erkek iken cinsiyet değiştiren kadınlar yok mu?

Çıkın bazı semtlere, özellikle de İstiklâl Caddesi’ne yahut Taksim’e.

Oralardaki gizli saklı fuhuş yapılan, uyuşturucu ve uyarıcının pek çoğunu yasal veya yasadışı yoldan alıp kullanan…

Sadece belli bir etnik gruba mensup olanların girebildiği gay bar yok mu? Var. Giriş 25 TL, çıkış muhtemelen milyarlar!

Yasalılar, baskılar ve zulüme rağmen onlar da aramızda yaşıyorlar. Transvestistler, ameliyatla kadın yahut –daha az oranda olsa da, erkekken kadın olanlar…

Psikiyatrlar bu insanlara karşı da eşduyum ve sükûnetle yaklaşır ve asla yargılamazlar.

***

Bilimle, barışla ve ayrımcılık yapmadan yaşanan, demokratik bir ülkede yaşıyoruz.

Ruh hekimleri herkese eşit mesafeden bakar ve asla onları yargılamazlar.

Uzaklardan bir örnek vermeyi tercih ediyorum: Tibet’te hâlâ poliandri var; yani bir kadın birkaç erkekle evlenebiliyor.

Türkiye’de ise pek çok transseksüel var. Hayvanlarda bonobolar arasında çok yaygın, bu sebeple onlara hayvanat bahçelerine rastlayamıyorsunuz.

***

Bu kişiler hasta değil, hepimiz gibi insandırlar.

Onları dışlamamak ve onarım terapisi veya benzeri şeyleri uygulamamak lâzım.

***

Bilhassa erkek eşcinsellerin dinî inancı kuvvetli olanlar bir egoya yabancı (ego distonik) dönemden geçerler.

Bizlere düşen onları dışlamadan yaklaşıp, yönelimleriyle barıştırmaktır.

Teşhir etmemek için isim vermiyorum ama biraz mor ışıklı barlara, gizli saklı mekânlara takılmak yeter.

Johannesburg’a yaptığımız seyahatte pek çok böyle insan ve akrabamız olan maymun gördük.

Akıl insana rehberlik yapar, bilim yol gösterir, güzellik de onu süsler…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya –  28 Şubat 2018

Okumaya devam et
  1038 Hits
  0 yorum
1038 Hits
0 yorum

DİYET

Sevgili Mekâncılar,

Marsilya’daki seyahatimizden yeni döndük. Her ırk, din ve etnik gruptan insan orada barış içerisine yaşıyor.

Fransız Rivierası da diyebileceğimiz bu şehirde sadece bir milyon kişi yaşıyor ama refah seviyeleri çok yüksek.

***

Dönüşte uçaktaki ikram –alkollü içkiler de dâhil- mükemmeldi ama ben sadece ayran ve Diyet Cola içtim çünkü pazı adalesinden yapılan Victoza Ampul’ü tekrar yaptırmaya başladım.

Bu ilacı kullanırken maazallah büyük abdestiniz gelirse diye tedbirli olmanız gerekiyor.

Tabii ki bunu kendim almadım; tartışmasız Türkiye’nin en iyi Diyabet ve Endokrinoloji Uzmanlarından biri olan Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva daha önce de tavsiye etmişti.

İlk kullandığımda 18 kilo vermiştim. Bu ilacı kullanırken ağzınızdan bir mikrogram bile şeker (karbohidrat) bile girerse derhâl ishal yaparak caydırıcı bir etki de sağlıyor. Sekreterimden ne kadar diyabetikler için imal edilmiş ürün varsa aldırmasını rica ettim.

can ataklı ile ilgili görsel sonucu

 

Diyabetim yok, bir yanlış anlaşılma olmasın ama hiç olmazsa 50 sene daha

yaşayıp- son bilimsel araştırmalar bu sürenin 200 seneye kadar

uzayabileceğini gösteriyor- hem Atatürk’ümüzü anlatan bir kitabı, hem de

Evrimsel Psikiyatri’yi olabildiğince anlaşılabilir bir lisanla yazıp yayınevine

göndermek. Kırmızı Kedi’den aradılar, bir de Sayın Hasan Alter var.

Bu sefer birazcık da olsa kâr edebilmeyi istediğim için epey emek harcıyorum.

***

Seneler önce Büyük Kulüp’te bir konferansta tanıştığım Diyetisyen Canan Uysal’ın verdiği diyet listesine de harfiyen riayet ediyorum.

***

Daha KKTC’ye ve muhtemelen Bakü’ye ve diğer Avrupa ülkelerine seyahat etmeyi planlıyoruz Neslim’le

***

Değerli arkadaşım Sabri Kurdoğlu’nun tavsiyesine uyup, Classis Golf Century Clup üyeliğime son verdim ama diğer bütün âzâlıklarım devam ediyor.

***

Alkollü içkiden vazgeçmem için sadece irademi kullandım ve en az iki sene ağzıma koymayacağım ve 90-100 Kg civarına düşecek, bütün diğer sosyal faaliyetlerime devam edeceğim.

***

Atatürk Havaalanı bir süre sonra Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Arslan, İstanbul'da 3. Havalimanının yolcu hizmetlerinin faaliyete geçmesiyle Atatürk Havalimanı’nın kademeli olarak kapatılacağını belirtti.

Arslan, Osmangazi Köprüsü'nde fiyat indirimiyle köprü geçişlerinde yüzde 30'luk artış olduğunu söylemiş.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, NTV’nin gündeme ilişkin sorularını cevaplamış.

3. havalimanı çalışmaları hakkında bilgi veren Arslan, “1,5-2 ayda bir ziyaret ediyorum. Bugün yüzde 40’lar mertebesinde inşaatın gerçekleşmesi, yaklaşık 22 bin 500 arkadaşla birlikte üç vardiya çalışılıyor. Yazın bu sayı 30 bine çıkacak. Hedef 2018 ilk çeyrekte birinci fazı açmak.

Umduğumuz gibi hızlı ilerliyor. Bulunduğu coğrafya zor” demiş. 

Atatürk’ün Manevi Kızı Sabiha Gökçen Havalimanı'nda ikinci pistin inşaatının sürdüğünü belirten Bakan Arslan “yeni İstanbul Havalimanı'nın uçuş koridoru Atatürk Havalimanı ile aynı. Yolcu hizmetleri anlamında açılış sonrası geçiş süreci bittikten sonra hizmet tamamen yeni havalimanından verilecek. Yangın, sağlık gibi uçaklar hariç tamamen İstanbul'a hizmet edecek yeni bir alan olacak. Net olan bir şey var ki, Atatürk Havalimanı ile yeni havalimanı birbirine alternatif değil. Atatürk Havalimanı, kademeli olarak kapatılacak” diye konuştu.

***

“KANAL İSTANBUL'DA FİNANS MODELİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Arslan, Kanal İtanbul projesiyle ilgili olarak şunları söyledi: "Bİrçok alternatif çalışıldı, belli bir aşamaya gelindi. Bu projenin finans modelini kurgulamaya çalışıyoruz. Hedefimiz yöntemin adını koyup, inşaatını başlatacak süreçleri başlatmak. Modern bir şehir kurmayı planlıyoruz. Birçok bakanlık birlikte çalışıyoruz."

 

"OSMANGAZİ'DEKİ İNDİRİMLE GEÇİŞLER YÜZDE 30 ARTTI"

Köprü ve otoyollara yapılan fiyat artışlarıyla ilgili olarak Bakan Arslan şöyle konuşmuş: "1 Ocak'ta fiyatlar Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün fiyatı güncellendi. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde biz bazı yıllarda enflasyon oranında zam yaptık, bazı yıllarda masraflar yaptık. Bunlar fiyatlara giydirilemedi. Her iki köprüde de ciddi yenilemelere gittik. Yasal mevzuat da fiyatın yansıtılmasını öngörüyor. 4,75 olan ücret 7 lira oldu. Osmangazi Köprüsü de diğer otoyollar gibi olmakla birlikte İzmir'e kadar bu projeyi devam ettirmemiz gerekiyor. Bunu bütün olarak değerlendirmemiz gerekiyor. İnsanlar Osmangazi Köprüsü'ne geldiklerinde para mı vereyim, körfezi mi dolaşayım algısı var. Köprü çok daha elverişli ve uygun, fiyatı da onun için düşürdük. Geçişler çok daha artsın diye fiyatı düşürdük. Fiyat ayarlaması sonrası yüzde 30'luk bir artış var köprüdeki trafikte. "

 

"AVRASYA TÜNELİ'NDE GÜNLÜK GEÇİŞLER 26 BİNE GELDİ"

Ulaştırma Bakanı, Avrasya Tüneli'ndeki geçişlerle ilgili "Açılış sonrası ilk günler 20 binlerin üzerinde rakam geçti. Daha sonra düşüş oldu ama bugün 26 binlere geldi. İnsanlar Avrasya'yı kullandıkça bağlantı yollarını öğrendikçe trafiği artacak" şeklinde konuştu. 

Yerli arama motoruyla ilgili çalışma yaptıklarını hatırlatan Arslan, “Bunu geliştirmek istiyoruz. Bizim değerlerimize uygun bir altyapıyla oluşturmayla ilgili çalışma sürüyor. Yerli e-posta sistemi kurarak verilerin ülkede kalması çok önemli. Kamu entegre veri merkeziyle ilgili etüt çalışması başlattık” demiş. 

***

Şimdi merak ettiğim şey, bu “çılgınca projeden” kimler nemalanacak ve gene kimler bu sayede servetlerini arttırıp, daha çok göz önünde olmaları için teşvikler ve krediler alacak?

***

Türkiye’de yarın ne olacağını bilmeden yaşıyoruz ama hayat da, evrim de devam ediyor.

***

Bizler kalıcı olarak bir yere gitmeyeceğiz ama mesela ünlü modacı, “yamak” rumuzlu Barbaros Şansal’la en son Atatürk Havaalanında görüştüğümüzde bana yeni cep telefonunu verdi ve uzun süre İsviçre’de yaşayacağını söyledi!

***

Gerek tanıdıklarımdan, gerekse eski hastalarımdan bir kısmı da özellikle Batı Avrupa ülkelerine veya Kanada’ya gittiler…

***

Neslim’le ben ilke olarak buradayız…

***

Bütün cep telefonları dinlendiği için, önemli görüşmelerde ya kapatın ya da pillerini çıkartın ve pilleri doldururken de mutlaka kendiniz yahut çok güvendiğiniz birisi bu işlemi yapsın.

Aksi takdirde, ruhumuz bile duymadan bylocke yazılımı yüklenirse, Fetöcü diye başımızın belâya girmesi söz konusu olabilir.

***

Ulusal Kanal, Halk TV, National Geographic kanallarında evrimle ilgili programlar ve dokümanterler yayınlanmaya devam ediyor.

***

Baba tarafımdan akrabam olan Sayın Can Ataklı ile bu konudaki söyleşimizi paylaşmak istiyorum; kardeşi Cem de meslekdaşımızdır.

***

Bilim, sanat, edebiyat, dostluk, ketumiyet ve diğerkâmlık (özgecilik) rehberimiz olsun ve dilerim bu Aziz Millet Dünya durdukça payidar olsun.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 19 Şubat 2018

Okumaya devam et
  892 Hits
  0 yorum
892 Hits
0 yorum