Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

FÜTÜROLOJİK TAHMİNLERİM

Fransa’dan ne çıkacak olursa olsun, sopa bir kere gösterildi.


ABG’den de tek bir nokta atışı yapıldı, şimdilik!

Suriye çok güçlü bir ülke olduğu için, orayla ilgili sözüm ona bütün müdahalelerimiz los Palavros kıvamındadır.

Suriye’nin etnik yapısına bir bakalım: %77-83 Arap , %7-8’i Kürt, %5-6 Türk,%2 Ermeni, %1 Çerkez, %1 diğer, ayrıca Filistinli ve Iraklı mültecîler. Dinî grupları: Sünnî (%74), Nusayrî (%12), Hristiyan (%10), Dürzî (%3) ve az sayıda diğer İslâmî hizipler (İsmailî, Caferî), Yahudi ve Yezidi.Nüfusu yaklaşık 12.524.000. Yıllık nüfus artışı %3.5 dolayında. Resmî lisanı Arapça...

Okumaya devam et
  4345 Hits
  1 yorum
4345 Hits
1 yorum

HA TERÖRİST HA MEHMETÇİK, HÂTTÂ BİR DE ÖZÜR DİLEME KEPÂZELİĞİ!

Bugün iki elîm ve vahîm hâdiseyi paylaşmak istiyorum.

Birincisi şu:

ANKARA TABİP ODASI YÖNETİM KURULU ÜYELERİNDENHEKİM KAMUOYUNA AÇIKLAMA

Türk Tabipleri Birliği (TTB), Aktütün Karakolu'nun teröristlerce basılmasından hemen sonra 5 Ekim 2008 tarihinde "Yitirdiklerimizin yakınlarına, hepimize başsağlığı, yaralılarımıza âcil şifa diliyoruz başlıklı bir basın açıklaması yapmıştı. Bu açıklamanın arkasından çeşitli platformlarda, açıklamada söz edilen ''yitirdiklerimiz'' kavramının hem şehit olan askerlerimizi, hem de ölen teröristleri kapsıyormuş gibi anlaşılabileceği belirtilerek, herhâlde TTB'nin kastının bu olmadığı ve bu duruma açıklık getirmesinin yerinde olacağı vurgulandı. Ancak, TTB bu konuda herhangi bir açıklama yapmaksızın sessiz kalmayı tercih etti. 25 Ekim tarihinde Ankara'da toplanan TTB Genel Yönetim Kurulu toplantısında konu hakkında açıklama yapan TTB Genel Sekreteri, baskında ölenler arasında asker ya da terörist olup olmadıklarına göre bir ayırım yapmadıklarını tekrar vurguladı. Son olarak Ankara Tabip Odasının Yönetim Kurulu toplantısına çeşitli konularla ilgili görüşmek üzere katılan TTB Genel Sekreteri'ne, Aktütün karakol baskınında ölen teröristlerle, baskında şehit olan askerlerimiz arasında herhangi bir fark görüp görmedikleri açıkça soruldu. Genel Sekreter'inyaptığı uzun açıklamalar sonuç olarak, baskında ölenler arasında bir fark görmediklerini ifâde ediyordu.

Okumaya devam et
  3334 Hits
  0 yorum
3334 Hits
0 yorum

İNSANÎ ile BEŞERÎ FARKI ve MUSTAFA

Güzelim Türkçemiz'de menşei ne olursa olsun, çok yakın ama farklı anlamlarda kullanılan iki kelime vardır: Beşerî ve insanî. İkisi de "insana dâir" demekse de, önemli bir nüans (küçük farklılık) mevcuttur.

İnsanî derken "humanitarian" anlamına yakın bir şey kastedilir. Bir kişinin iyi, faydalı, hayırlı ve güzel yanları, yönleri demektir. Meselâ "çok insan bir adamdır" tasviri tek başına kullanılır ve o kişinin iyi, doğru dürüst biri olduğunu anlatır. Bir memlekette tabiî bir âfet vuku bulduğunda insanî yardımda bulunulur. Sevgi, şefkat, merhamet, aşk, fedakârlık, cefakârlık, vefakârlık gibi şeyler insanî özelliklerdir.

Beşerî derken de kişinin nefsanî, hoş olmayan, güzel kaçmayan, hâttâ kötü tarafları kastedilir. Asabîlik, fevrîlik, işrete (alkole) ve şehvete düşkünlük, kumarbazlık, uluorta gaz çıkarmak, korkaklık, salya sümük ağlamak, kibirli olmak, geçimsiz ve yalnız olmak, kindarlık, diktatörlük, gibi şeyleri buraya katabiliriz. "Beşer yaşar da, şaşar da" atasözü buna güzel bir örnektir. Beşerî zaaf denir ama insanî zaaf denmez; insanî çirkinlik denmez ama beşerî ayıp denir. Son zamanlardaki insanlık ayıbı gibi kullanımlar da bu anlamdadır; insanî ayıp demiyorlar.

d]

Mustafa filmindeki bize "insanî yön" diye abartılarak ve çarptırılarak dayatılmaya, yutturulmaya çalışılan şey, olsa olsa, Gâzi Mustafa Kemâl Atatürk'ün beşerî zaafları veya yönü olabilir.

Okumaya devam et
  3712 Hits
  1 yorum
3712 Hits
1 yorum

KEMALİZM NEYMİŞ?

Saat 12 civarı, SKYTURK televizyonunda Eren Eğilmez, Enver Aysever ve Serdar Akinan Kemalizm'i târif etmekteler. İkinci Cumhuriyet'i de târif etmekteler! Siyasal Analiz programın adı. 

Bu SKYTURK ne demektir, bilmiyorum; TÜRK GÖĞÜ (haydi bunu hârice atalım çünkü harf oyunuyla sûiistimâl edilebilir), TÜRK GÖKYÜZÜ, daha "sentezci" bir ifâdeyle TÜRK SEMÂSI değil de, neden SKYTURK? Özenti ve mukallitlik kokmuyor mu? Acaba İngilizce konuşulan ülkelerde bu isim acayip dikkat çeker de, oturup seyrederler diye mi düşünülüyor.

Komik!

Aynı şey HABERTURK kanalı için de geçerli; HABER tamam da, neden TURK? Noktalar yolda mı düştü?

Eren Eğilmez konuşmaktan alıkoyamıyor kendini; suâllerinin cevabını dinlemeden lâfı kapıp kendi cevap veriyor; müthiş cevvâl, mütecÂviz ve her şeyi biliyor. Göğsü bağrı açık, elindeki kalemi kılıç gibi tutuyor. Serdar Akinan tecrübesiyle koruyor kendini, "bi dakka, şu sözümü bitireyim" filân diyor. Arada "kavga etmiyoruz" diye lâtife ediyorlar.

Enver Aysever ise Kemalizm'i özünü İngiltere'den değil, Fransa'dan alan, Batı değerlerini Batı'yla savaşarak yerleştiren millî bir hareket olarak târif ediyor ve ikiye ayırıyor: 1) Gözünü Batı'ya dönmüş ve Aydınlanmacı olan grup (bunlar Cumhuriyet gazetesi grubuymuş), 2) Türklüğü içine kapanık yaşayıp, İslâmiyet'le de hamurlayan muhafazakâr, sentezci olanlar ise MHP'lilermiş. İkisinin de kutsal kitabı Mustafa Kemâl'miş (aynen böyle diyor).

Okumaya devam et
  4164 Hits
  0 yorum
4164 Hits
0 yorum

ERGENEKON SUÇ ÖRGÜTÜ'NÜN BAŞKANINI TANIYORUM!

Memleketin cıvatası çıktı, vidaları yerlerde sürünüyor. Tornavidalar ise alçaktan uçarak sıkacak vida arıyor.Bir senden fazladır içeride yatan, neyle suçlandığını bilmediği için Kafka'nın Dava romanından daha fazla terörize olarak ağır depresyona girip yaşama sevincini kaybederek ölümü bekleyen mi istersiniz? Var: Prof. Dr. Emin Gürses 132 gündür tutuklu; yazar Ergün Poyraz'ın tutukluluğu ise bir yılı buldu.

Franz Kafka

Hangi demokratik ülkede henüz iddianâmesi belli olmayan ve nelerle suçlandığı bilinmeden insanlar 1 sene "gözaltında" tutulur? Türkiye'de!

Seversiniz sevmezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz ama bir partinin genel başkanı, yâni Doğu Perinçek neyle suçlandığını bilmeden yatıyor.

Bu sabah 24 kişi daha gözaltına alındı. İsimler belli. Emekli generaller, eski Jandarma Genel Komutanı, Mustafa Balbay, Ufuk Büyükçelebi gibi gazeteciler, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün "Atatürk'ü sevmekle suçlanıyorum" dedi. Ahâli olanlara tepki gösterince çevik kuvvet polisleri onları ve gazetecileri tartakladı. Baykalcık ise daha hâdiseden bîhaber (13:52), Sivas'taki Madımak Oteli katliamından bahsediyor!

İçeride 48 kişi yatıyor ama neyle suçlandıkları belli değil! Eh, herhâlde bugünlerde ortaya çıkarılır.

Gözaltlılardan Başsavcı'nın, Savcı'nın ve sâirinin haberi yok ama gerek olmadığını söylüyor! E, acaba ben mi emir verdim acaba uykuluyken filân? Devletlû de bilmiyor(!) ama "artık işin sonuna yaklaşıldı" filân diyor; Bahçeli ise "bir an evvel iddianâme yazılmalıdır diyor, hem de irticâlen konuşuyor, eklinde kâğıt yok ve "medyanın konuyu sağından evireceğini, solundan evireceğini" söyleyerek (vallahi aynen bu lâflarla) "ortalık karışacak, olur mu böyle şey" diye buyuruyor. Yâni "bir an evvel şu iddianâme ortaya çıksın da, şu heriflerin canına okunsun" demeye getiriyor. Başka şey anlayan varsa söylesin.

Bir anda aklıma Franz Kafka geldi!

***

Franz Kafka Prag'da 1883'te hayata gözlerini açar ve altı üstü 40 sene yaşar. Hayatın zırvalıklarını göre göre "kafayı yer", dikkatle okunduğunda (ki başka türlü okuyamazsınız), 1914-1915 senelerinde kaleme aldığı Dava isimli romanında insanı boğar, sarsar ve bunaltır. Dava'nın yazıldığı dönemde dünyânın birçok ülkesi, başka ülkeleri avlamaya çıkmış kafes gibidir ve Kafka, ölümünden hemen sonra ortaya çıkacak Hitler'in, Mussolini'nin ve Stalin'in dünyâyı kafesleme emellerini sezmiştir.

Okumaya devam et
  3858 Hits
  0 yorum
3858 Hits
0 yorum