Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

HAYSİYETİMİZ NE SEVİYEDE!

Gazetelerde, televizyonlarda bir haber patladı: Avrupalı Parlamenterler, Türk Dışişleri Bakanı ile Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK yöneticisini, Avrupa Parlamentosu'nda aynı salonda bir araya getirmeye kalkmışlar.Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı PKK'lı Gülabi Dere'nin Avrupalı Parlamenterler'le birlikte tezgâhladığı tuzak, Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın Türk diplomatlar tarafından ikaz edilmesiyle ile aşılmış. Olay, Babacan'ın AB toplantıları için gittiği Brüksel'de yaşanmış.

Türkiye ile AB arasında iki toplantı varmış. Bunlardan ilki, Türk Dışişleri Bakanı'nın AB Dışişleri Bakanları ile AB Komisyon binâsında bir araya geldiği, "Türkiye-AB Ortaklık Konseyi toplantısı imiş. Komisyon binasının biraz ilerisinde, Avrupa Parlamentosu binâsında ise, Türk ve Avrupalı milletvekillerinin katılımıyla, "Türkiye-Avrupa Parlamentosu karma komisyon toplantısı gerçekleştiriliyormuş. Babacan, Dışişleri Bakanlarıyla toplantısının tamamlanmasının ardından, milletvekillerinin toplantısına da katılıp, bir konuşma yapmak üzere Avrupa Parlamentosu binasına geçmiş. İşte skandal da burada patlamış!

Okumaya devam et
  3089 Hits
  0 yorum
3089 Hits
0 yorum

BAHAÎLİK ve "YENİ PEYGAMBER" FETHULLAH GÜLEN

Neler olup bitiyor diye pathique (pre-paranoyak), ve skeptic (kuşkucu) bir şekilde tecessüsle tefekkür ederken kafamda bir ampûl yandı ve kendisine ecnebi medyada "prophet" yâni peygamber dendiğinde kıvıran, "aman efendim estağfurullah" filân diyen "Fethullah Hocaefendi Hazretleri'nin" neden ve niçin emperyalizmce desteklendiği, oyunun altında ne yattığı ile ilgili bir aydınlanma yaşadım. Tabii ki bu tür ilhamlara hep şüpheyle bakmak lâzım ama taşlar fena hâlde yerli yerine oturuyor aşağıda anlatacaklarımı düşününce. Önce "Bahaîlik nedi"r mevzûunda internet mahreçli derli toplu bilgi arz edeyim:

***

http://www.dunyadinleri.com/Bahaîlik.html 12.05.2008 22:25

BAHAÎ DİNİ

1800'lerde İran'da Mehdi inancının uzantısı olarak doğan Babîliğin bağımsız dine dönüşmüş biçimi. Bütün dünyada inananları olan evrensel bir dindir. Bahaî tarihi, 1844'te Bab'ın (Seyyid Ali Muhammed) yeni bir çağın gelmekte olduğunu ve yeni bir Peygamber'in geleceğini ilân etmesiyle başlar. Bahaîliğin kurucusu ve peygamberi, lâkabı Bahaullah olan Mirza Hüseyin Ali, 21 Nisan 1863'te yeni dini ve yeni prensipleri Bağdat'ta sürgünde iken ilân etti.

Okumaya devam et
  10485 Hits
  0 yorum
10485 Hits
0 yorum

HERKES KAHROLSUN, E Mİ?

Türkiye'de trajikomik hizipleşmeler sürüyor da sürüyor.

10 Ekim 2007 tarihli Hürriyet Gazetesi'nin birinci sayfasında eline tutuşturulmuş gazeteyle poz verdirilmiş bir yurdum insanının fotoğrafı konmuş ve "Şehit Er Mehmet Coşkun'un Gaziantep'teki cenazesinde de ellerde Hürriyet Gazetesi vardı" deniyor. Eğer zekânız veya dikkatiniz yetersizse, oradaki insanların "Yaşasın Hürriyet, Yaşasın Doğan Grubu" diye bas bas bağırdığını sanabilirsiniz. Buna sinekten yağ çıkarmak bile denmez.


Ayıp ötesi yâhu, hiç utanmanız yok mu? Mümtaz entelimiz yanardöner Ertuğrul Özkök'ün ise hem kafası karışmış hem de korkmuş, saçmalıyor bermutat.

***

Oradaki ve Türkiye'deki herkes haykırıyor: "Kahrolsun PKK, şehitler ölmez, vatan bölünmez".

Kürdistan'daki Kürt bağırıyor: "Kahrolsun şu tepeyi bombalayan Türk askeri, gelecekleri varsa görecekleri de var"!

Eskilerin sıkı Komünisti, şimdilerin mufassal vatanseveri, ulusalcısı Cumhuriyet Gazetesiçaktırmadan haykırıyor: "Kahrolsun İslâm, kahrolsun her türlü din. Her şey sâdece bilim". Erdoğan Aydın'ın "Nasıl Müslüman Olduk" kitabının 22. Baskısı'nı salık veriyor bu meyanda.

Okumaya devam et
  3349 Hits
  0 yorum
3349 Hits
0 yorum

ALTIN HESABI, ÜLKENİN VÜCUDUNU SATMAKTIR!


Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in son yayınlağı raporda, Türk bankalarının, 2013 yılında yük ihtimâlle Türkiye’nin güçlü ekonomisi ve bankacılık sektöründen fayda sağlamak isteyen yabancı bankaların satın alma hedefleri hâline gelecekleri öngörüsüne yer verildi.

Raporda “2013’te orta ölçekli Türk bankaları arasında birleşme ve satın almalar yaşanması ihtimâl dâhilinde. Bankacık sektörünün sağlıklı kredi temelleri, pazar yüklüğü, ekonominin olumlu rünümü, Türkiye’ycâzip hale getiriyor. Piyasada yeni konsolidasyonların olması ihtimâli vardenildi.

Peki, şu anda Türkiye’de bankalan ne kadayabancıların elindedir?

Benim elimde kesin bir rakam yok ama yüzde 40 diyen var, yüzde 50 diyen var. Şu anda yarısı yabancıların elinde olan rkiye’deki bankalar, önemli bir operasyona da başladı ve halkın elindeki altınları toplama yarışına girti. Konuyla ilgili bir yazı yazan Güngör Uras, bankalar, eritilip 24 ayara dönüştürülen altınları öncelikle 'müşterileri adına' saklamak mecburiyetinde. Altın veya yurtdışındaki bankalarda ya Merkez Bankasında saklanırBankalar müşteri adına saklakları altınları Merkez Bankasındaki mevduat kanunî karşılık hesaplarındaki yükümlülüklerinde kullanabiliyorlar. Bankalar bu altınları borç para alırken garanti olarak değerlendirebilirlerdedi.

Peki, Merkez Bankası, rkiye’nin parasını nerede saklıyor?

Merkez Bankası eski başkanlarından Yaman Törüner, 2007 yılı Haziran ayında Milliyet’teki yazısında “paramızı bize verip fâiziyle her şeyimizi alıyorlar” başlığı altında bu konuya açıklık getirmiş ve şu bilgileri vermişti:

“Türk bankaları, ortalama yüzde 8’e mâl ettikleri ve zenlemeler nedeniyle tutmak zorunda oldukları döviz fonlarını, ortalama yüzde 4 izle yabancı bankalara yatırırlar. Merkez Bankasına ve Hazine’ye yüzde 7 civarında mâl olan dövizler de ortalama yüzde 4le yabancı bankalara yatırılır. Yabancı bankalar, kendi ülkelerindeki fonlar aracılığıyla gelip, bizim paramızın bir bölümünü bizim borsaza, bir bölümünü de bizim Hazine bonolarımıza veya tahvillerimize yatırırlar. IMF sâyesinde kur riskini garanti ettiklerinden, yüzde 22 civarında fâiz alırlar.


Yabancılar bizden alkla112 milyar Dolar’ın, 80 milyar Dolar’ını Hazine’mize ve borsamıza sıcak para olarak yatırır; bizim paramıza havadan yüzde 22 fâiz alırlar. 112 milyar Dolar’ın ne kadarının mevduat alınan ülkeye yatırılacağına ise, rating (değerleme) şirketleri karar verirler. Buna, ülke riski” denilir.

Bu hükûmet geldikten beri bu yolla, sıcak paraya yaklık 90 milyar Dolar fâiz ödedik (2007 yılına kadar). İşte bu fâizlerle, yâni hiç para koymadan yabanlar bankalarımızı ve diğer önemli kuruluşlamızı satın aldılar. Almaya da devam edecekler.

Bu sebeple, ülkemize rekor derecede yabancı yatırımcı geldi. Küresel sermaye, bu yolla hiç sermaye koymadan, rkiye’deve gelişmekte olan diğer ülkelerde iyipara kazanıyor. Yabancıların AKP’yi neden destekledikleri belli değil mi?

İşte bu sistem uluslararası bir dolandırıcılıktır.Türkiye'nin bankalar ve Merkez Bankası üzerinden nasıl soyulduğunun çok net çekilmiş bir fotoğradır.

Şimdigözlerini, bankalarla birlikte Türk halkının elindeki altınlara diktiler. Parlak vaâtlerle, halkın elindeki altınları da toplaktan sonra, kaılığı, Türkiye şındaki büyük bankalara yatıracaklar. Türkiyenin elinde hbir birikim kalmayacak.

Şu anda Türk halkının elinde bulunan altınlar, yük bir felâket veya büyük bir savaş durumunda Türkiye’nin en büyük teminatlarından biridir. rkiyenin elinde hiçbir teminat kalmasın diye, şimdi altınlada topluyorlar.

AKP iktidarı buna iktidarda kalmakiçin yol veriyor ama Türkiye ile birlikte kendisini de yok ediyor.

Gen gün içişleri eski Bakanı Sadettin Tantan bize, “bugün en önemli istihbarat yapısı olan sigorta şirketleri, bankacılık ve haberleşme sistemleri yabancıların elindedir. Stratejik bütün kurumlar özelltirildiği için istihbarat da özelleşmiştir. Hâtşünce kuruluşları da biraz istihbarat yapılanması erisindedirdiyordu.

Bir insanın vücudundaki, sinir sisteminin, dolım sisteminin ve sindirim sisteminin dışarıdan başka bir insan tarafından kontrol edildiğini düşünün. Türkiye işte bu duruma düşürülmüştür.

Türkiye’yi, “vücudunu satan bir ülke” durumuna getirmişlerdir.

“Vücuduma sâhip olabilirsiniz ama rûhuma asla” sözü ise çoktan tarihe karışmış olup, Türkiye’deki ve civarımızdaki bütün Türkler ya asimilasyonla (kültürel soykırımla), ya da alenen öldürülerek dünyâ üzerinden silinmektedir!

***

“Lâikliği sorgulama” söylemleriyle meşhur olup, sonunda Fetocu olarak giden Toktamış Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum.

d]

 

Bir hekim arkadaşımın Mehmet Ali Birand hakkındaki yorumunu da ekliyorum:

***

ÖLENİN ARDINDAN KONUŞMAK (YA DA YAZMAK)

Okumaya devam et
  4975 Hits
  6 yorum
4975 Hits
6 yorum

YORUMLU…

 

Kamuoyunda Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut ünlü yargılandığı çete davasında tahliye edildi; sevenleri Metris cezaevine akın ederken, karşılamaya gelenler arasında kamuoyunda Jet Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz'ün de olması dikkat çekti.


Yabancı uyruklu iki kadının fuhuş amaçlı Türkiye’ye getirilerek alıkonulması sağladığı, bir kadına da cinsel saldırıda bulunduğu gerekçesi ile 53 yıla kadar hapsi istenen, bize silik porno filmi servis edilen Cübbeli 360 gün sonra oy çokluğu ile tahliye edildi.

Okumaya devam et
  5517 Hits
  1 yorum
5517 Hits
1 yorum