Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ANA RAHMİNE HASRET

Ali Bey’le Ayşen Hanım’ın yumurtaları, Ayşen Hanım’ın rahminde buluştular ve yeni bir insan yavrusu gelişmeye başladı; doğumdan sonra ona Merve ismini koyacaklardı.


Merve inanılmaz bir sür'atle gelişmeye başladı. Daha ilk üç ayda bir bebek şeklini aldı, dördüncü ayda cinsiyeti eşeysel olarak belirlendi, kız olacaktı.

Beşinci aydan itibâren işitmeye ve görmeye başladı. Annesinin karnındaki adaleler ve içinde bulunduğu amniyon sıvısında rahatça yüzerken ancak pek silik bir aydınlığı algılayabiliyordu; en çok işittiği de annesinin kâlbinin düzenli, ritmik ve huzur verici atışıydı. Bu nabız seslerinin de ninnisiyle, zâten vaktinin onda dokuzunu uyuyarak geçiriyordu.

Oh, her şey âlâ idi. Göbek kordonu sâyesinde tek yönlü bir alış içerisindeydi annesiyle; tek verdiği ise olağanüstü bir mutluluktu. Plasenta denen ara organ sâyesinde annesinin kanındaki bütün gıdayı, oksijeni, kendisini koruyacak bağışıklık sistemi bölümlerini âdeta “ham” yapıyordu.

Sekizinci aydan sonra dışarıda geçireceği hayata karşı hazırlanmaya başladı. En sevdiği şey de tekme atmaktı. Ayşen Hanım bunları gördükçe saadetten kahkahalar atıyor, Ali Bey ise bir mucizeye şâhit olurcasına hazdan kendinden geçiyordu.

Ultrasonografi ile zâten cinsiyeti önceden anlaşıldığı için, kendisine pembe beyaz giysiler, oyuncaklar çoktan alınmış, odası özenle döşenmişti.

Tek eksik olan dışarı çıkmasıydı artık…

Ebeveyni normal doğumu tercih ettiği için, birbirini takip eden üç ayrı ve kendisini zorlayıcı seyahatten sonra kafasını dışarı çıkardı.

Üstü başı salgıyla doluydu da…

Akciğeri de öyle idi!

Sonradan hep ziyaret edip elini öpeceği tonton bir kadın olan Ebe Sâkine Hanım kendisini ters çevirip poposuna da bir şaplak atıncaya kadar, başkaları da burnuna bir şeyle sokup içerideki salgıları temizliyorlardı.

Sonradan hep ziyaret edip elini öpeceği tonton bir jinekolog Doktor Ufuk Bey “APGAR skoru on” diye seslendi ve bunu beş ve on dakika sonra tekrarladı…

***

Daha sonra öğrenecekti ki bu, şuymuş meğer İngilizcesi:

(A)ctivity and muscle tone

(P)ulse (heart rate)

(G)rimace response (medically known as "reflex irritability")

(A)ppearance (skin coloration)

(R)espiration (breathing rate and effort)

5 objektif bulguya verilen puanlardan toplanan skorun 10 olması APGAR skoruna göre yeni doğmuş bebeğin durumunun mükemmel olduğunu gösterirmiş:

-Bebeğin kâlb hızı,

-Solunum sayısı,

-Kas tonusu,

-Refreks cevabı,

-Cilt rengi.

Doğumdan 1 dakika sonra solunum desteği gerekip gerekmediği, bebeğin doğum esnasında hayati organların kan ve oksijen alışverişlerinin durumu değerlendirilmektedir.

Doğumdan 5 ve 10 dakika sonra ilerideki sinir sisteminin gelişiminin değerlendirilmesi, yeni doğan dönemindeki ölümler açısından, 1. dakika APGAR skoruna göre daha doğru fikir verir.

Anne ve bebeğe bağlı sebeplerin her biri APGAR skorlamasının düşük olmasına sebep olur. Doğum öncesi ve doğum sırasında bebeği sıkıntıya sokabilecek anne ve bebeğe ait birçok faktör APGAR skorlamasını etkileyebilir: Annenin alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, hipertansiyon ve damar hastalıklarının olması, plasentanın erken ve önde gelmesi, doğumun uzaması anneye ait sebepler...

Keza, doğum sırasında anestezi süresinin uzaması, kordon dolanması, ilk kakayı yutması, bebeğin adale ve sinir hastalıkları, doğumsal anormallikler, solunum yolu tıkanıklıkları, kullanılan ilâçlar, doğuştan kâlb hastalıklarının olması, akciğer enfeksiyonları ve doğum travması ise bebeğe ait faktörlerdir.

Özellikle 10. dakika APGAR’ın düşük olması ilerideki nörolojik hasarı gösterebilmesi açısından önemlidir. Bu çocukların takibi daha dikkatli yapılmalıdır. Bu skorlama özellikle doktorun çocuğu takibinde kolaylık sağlar. APGAR skoru yüksek çıkan çocuklarda da bâzen, nâdiren de olsa sonraki günlerde sağlık problemleri görülebilir. Sağlıklı bir şekilde hayata merhaba diyen çoğu bebeğin APGAR skoru 8′in üzerindedir.

***

Ebe Sâkine Hanım’ın şaplağından sonra yaygarayı bastı Merve Bebek. Tamamen refleksten ibâret olan bu doğal tepki aslında ilk nefesini alıp, akciğerini şişirmesi içindi ve bağka bir amacı da yoktu. Bâzı romantik teorisyenlerin bunun Ayrılma Anksiyetesi olduğunu ve bütün psikiyatrik hastalıkların temelinde bunun yattığını filân sandılar.

Merve Bebek bunları asla hatırlamayacaktı ama hep kendisine anlatıldı. Fotoğrafları, videoları gösterildi.

Ama…

   Sembolik de olsa…

      Ana rahmindeki konforu kim özlemez ki?

         Oradaki intibalar amigdala denen derin beyin çekirdeğinde saklanır hep!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 01 Kasım 2012 Perşembe

ESKİLERDEN BİR KÖTÜLEME…
YORUMSUZMUŞ GİBİ
 

Yorum 2

Already Registered? Login Here
Guest - Zerrin Yaman on Perşembe, 01 Kasım 2012 14:13
Ana rahmi ve konfor....

Hocam, yine çok güzel bir yazı....

Ana rahmi ...... Konforsuz olsun Ana olsun... Oğlumu 6 aylık dünyâya getirdiğimde Ege Üniversitesi'nde ilk buna bakmışlardı.... Demek ki bizim konforsuz olmalı erkenden dünyâya geldi....Şimdi 32 yaşında sağlam bir genç......

MKD: ;-)

0
Hocam, yine çok güzel bir yazı.... Ana rahmi ...... Konforsuz olsun Ana olsun... Oğlumu 6 aylık dünyâya getirdiğimde Ege Üniversitesi'nde ilk buna bakmışlardı.... Demek ki bizim konforsuz olmalı erkenden dünyâya geldi....Şimdi 32 yaşında sağlam bir genç...... MKD: ;-)
Guest - Antik on Cuma, 02 Kasım 2012 09:02
Apgar ve Konfor :)

Ellerinize sağlık ; tebessümle ve merakla okudum.
İzniniz le paylaşmak isterim...

MKD: Tabii ki, kaynak da belirtin ama lûtfen. Sevgiler...

0
Ellerinize sağlık ; tebessümle ve merakla okudum. İzniniz le paylaşmak isterim... MKD: Tabii ki, kaynak da belirtin ama lûtfen. Sevgiler...