Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BİR 10 KASIM'I DAHA GERİDE BIRAKIRKEN

SEVGİLİ MEKÂNCILAR

Türklük Nedir,

Sayın Sinan Meydan’dan izin alarak paylaşıyorum.

Birkaç haftadır “Andımızı tartışıyoruz. Andımız Türk’üm, doğruyum çalışkanım tartışıyoruz. Benim neslim askerlin yaptı. Ben önce Samsun’da “her şeyden önce Türklüğümle övünerek askerlik yaptım”

 

Türk Eğitim Sen Fatsa Temsilciliği andımızla ilgili Plevne meydanında bir basın açıklaması gerçekleştirdi.
Türk Eğitim Sen Fatsa Temsilcisi Cevat Erbil ve Sendika üyeleri Plevne meydanında yaptığı açıklamada, “Çok yakın bir zamanda 95. kuruluş yıldönümünü kutlayacağımız Cumhuriyetimiz ve millî devlet yapımız büyük saldırılarla karşı karşıyadır. 

Ağır bedeller ödeyerek kurduğumuz ve bugünlere taşıdığımız Devletimizin bu coğrafyadaki varlığı, millet olma özelliğimiz ve etrafında kenetlendiğimiz değerlerimizin korunmasıyla mümkündür.

Nitekim daha birkaç yıl önce, adına “Çözüm Süreci” denilen, gerçekte ise çözülüm süreci olan birtakım uygulamalarla millî kimliğimiz yok edilmek istenmiş, bu topraklardan Türk adı silinmeye çalışılmıştır. 

O dönemde millî değerlerimizin içinin boşaltılmasının, millî kimliğimizin yok edilmesinin, bizleri tek bir millet olarak bir arada tutan değerlerin yağmalanmasının karşısında durmuş, sürecin ülkemizi bir felâkete sürüklemekte olduğu gerçeğini haykırmıştık.

Bu rezaletler zincirinin bir halkası da 1933 yılından beri okullarımızda okutulmakta olan Andımızın kaldırılması olmuştu.

Nitekim yaşadığımız acı tecrübeler sonunda, yanlış yoldan dönüldü ama bu yanlışlar, hendek operasyonlarında 793, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 71 ve Zeytin Dalı Harekâtı’nda 53 vatan evladının şahadetine mal olurken içimizde de silinmez ve unutulmaz yaralar açtı.

Hatırlanacağı üzere o tarihlerde gerek bireysel gerekse Türk Eğitim-Sen olarak açılan davalarla, sözde ‘Çözüm Sürecinin bir parçası olan’ Andımızın kaldırılmasını, Danıştay nezdinde yargıya taşımıştık.

d]

Nitekim Danıştay 8. Dairesi de 24.04.2018 tarihli kararıyla Öğrenci Andını kaldıran işlemi hukuka aykırı bularak, 1933 yılından 2013 yılına dek 80 yıl boyunca okullarımızda okutulan Andımızın yeniden okutulmasının önünü açtı.

Ama ne hikmetse bir anda ülkemizde kıyamet koptu; ne kadar açılımcı ne kadar çözülümcü varsa meydanlara fırlayıp, Andımız üzerinden yeniden Türk millî kimliğine karşı saldırıya geçti.

Danıştay’ın Öğrenci Andı kararına ilk tepki gösterenler arasında bir de adı memur sendikası olan ama yaptıkları sendikacılıkla bağdaşmayan bir kuruluş var.

Bunlar iki yılda bir ortaya çıkar, memuru toplu sözleşmede pazarlar, sonra iki yıl boyunca ortalarda görünmezler.%4+3,5 zamma imza atıp %24,5 enflasyona karşı gıkını çıkarmazlar.

Memurlar ek gösterge beklerken tek kelime edecek takati göstermezler.  Dolar 7 TL’ye ulaştığında, alım gücünün korunmasına karşı bir tedbir önermezler.

Mülakat denen kıyım sistemiyle hak yenirken sus pus olurlar.

Aileleri parçalanmış sözleşmeli personel için tek kelime etmezler.

Memurun, sözleşmelinin, emeklinin mağduriyetlerini sorun etmezler. Ek zam istemeye hiç cesaret edemezler. Kısacası memur sorunlarına karşı kafalarını kuma gömer ama iş, Türk düşmanlığı oldu mu, girdikleri delikten bir anda fırlar; 81 ilde basın açıklaması yaparlar.

Bunlar Andımızı, Türkiye Cumhuriyeti ve Devletimizin kurucu kadrosuyla hesaplaşmanın aracı yaparlar.

Bugün milletimizi köklerinden kopararak tarihini, atasını unutmuş, dostunu düşmanını bilmeyen, geleceği göremeyen bir toplum yaratma arzusu, bir anda hortlamıştır. 

Ne olursa olsun bu girişimler Türk milletinin; Tek Vatan, Tek Devlet, Tek Millet, Tek Bayrak ülküsü karşısında mahvolmaya mahkûmdur. “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun! Ne mutlu Türk’üm diyene! “ diyerek konuşmamızı sonlandırırdık.

Hâlâ görüş arkadaşlarım, dostlarım var. Geçenlerde Zeki Yüzbaşı aradı, kim bilir çoktan kurmay albay olmuştur. “Keremciğim, yakında Diyarbakır’da gene rakı içip, ayılmak için de mırra demleneceğiz” dedi

İçimden eski günlere bakmak geldi…

Ulu Önder Atatürk’ün kurduğu partidir diye son üç seçimde hep CHP’ye verdik.

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bu partinin lideri.

Etnik kökeni beni hiç ilgilendirmez. Ailemi dostlarımı da… Merhum Zeki Alasya’nın cenazesinde usulca yanına yaklaşmış ve telefon numarasını istedim çünkü yanında ne koruma ne de etrafını çeviren bir korumalar vardı.

Ana Muhalefet Partisi’nin liderinin telefonu çalıyor ama açılmıyor: Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun.A

***

O zamanlar Samsun havaalanı küçücüktü ve oraya ancak Rus Tayyareleri uçardı. Bu uçaklar meğer hiç düşmezmiş.

Hafta sonraları Samsundaki bir yerlere gider vakit geçirirdir. Her Tür asker doğar derdik, yat kat sürün diye eğitim görürdük. 2013’te,yani 2013’te Millî Eğitim Bakanlığı İlkokul Yönetmeliği’nde yapara yaptığım ‘Türk’üm doğruyum çalışkanım diyerek ” ve Türk olmakla gurur duyarak askerlik yaptık.

Meğer geçenlerde, Danıştay 8. Dairesi bu andı iptal etmiş. Sonra tekrar izin vermiş. Türkçülük ırkçılık değildir, millî gurur meselesidir

2013’te Millî Eğitim Bakanlığınca. Öğretiminde değişiklik yapılmış.

Osmanlı Devleti tarihe karışmış ve Ulu Önder Atatürk Fransız inkılâbından etkilenerek bize manevi olarak bu memleketi bıraktı.

Sayın Uğur Dündar’ı, Müjdat Gezen’i ve tarihçi Sinan Meydan’ı kutluyorum. Tabii ki baba tarafından akrabam Can Ataklı’yı da…

Atatürk, Türk Milleti’ne mensup olmaktan derin bir memnuniyet duyuyordu. Türk lisanına ve Türk tarihine büyük saygı duyuyordu.  

***

Maalesef Ulu Önder vefat etti ama alkole bağlı sirozdan değil, sıtmaya bağlı karaciğerinde meydana gelen harabiyetten…

Tek karısı olarak İzmir’den alan Lâtife Hanım’la evlenmiştir. Kendisine son anlarında dönemin Profesörlerinden Mim Kemal Öke kendisine Primakin ve Klorokin denen ilaçları vermişti.

***

Ben de Diyarbakır’da askerlik yaparken amipli dizanteri, Adana’dayken sıtma geçidim. Hepsini tedavi ettirdim.

Ulu önderi kimse öldürmedi, sadece karaciğeri çok hassastı ve sıtmaya bağlı sirozdan vefat etmişti.

***

Geçen 10 Kasım’da TBMM tarihî rekor kırarak ziyaretçi akımına uğradı.

Bundan sonra da hep böyle olacak. Dilerim bu ülke de ebediyen ayakta duracak ve Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar olacaktır.

***

Dileriz öyle olsun.

Mehmet Kerem Doksat – Alsancak 12 Kasım 2018

SOFIA LOREN’İN SIRRI VE PİKA SENDROMU
ATATÜRKÇÜ OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil