Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Kadîm Dostum Dr. Alper Kaya'dan: Yaşam Senfonisi

“Müziği, notaların arasındaki sessizlik oluşturur”.

Bu cümleyi ilk kez okuduğumda vurulmuştum. Hâttâ uzun süre iletilerimde imza olarak kullandım. Sanırım bu cümle, o zamanlar beni çok iyi tanımlıyordu. Yaşadığım incinmelerden sonra, ben de notaların arasındaki sessizlik, sus olmayı seçmiştim. Çünkü ALS(*) denilen yavuz hırsız, gözlerimin, hâttâ herkesin gözleri önünde hayatımı elimden alıyordu ve yakınmanın, bağırıp çağırmanın hiç bir faydası olmadığını anlamış bulunuyordum. Giderek çığlıklarım sessizliğe dönüşüyor, kaderimi kabûllendikçe içime kapanıyor, susuyordum.


Oysa yaşamın metronomu, ilâhi maestronun çubuğunda, Büyük Patlama’dan beri salınıyordu. Evrensel müzik durmaksızın yankılanıyordu evrenin her yerinde. Milyarlarca galaksi, kâlb atımlarıyla bu senfoniye katılıyor, güneş sistemimiz, dokuz çalgısıyla dönerek yoluna devam ediyordu. Güneşimiz yanarak devinirken mavi gezegendeki yaşam, kendi ezgisiyle dönmeye devam ediyordu. Bu küçük mavi gezegende her gün milyarlarca yeni kâlb atışı senfoniye katılıyordu. Bâzen bir yanardağ yeri göğü titreten kükremesiyle sesini duyuruyor, gezegenin mavi okyanuslarında bir balina, aşk şarkıları söylüyordu. Bu küçük gezegendeki büyük senfoni orkestrası, ilâhi maestronun çubuğunda verilen vuruşlara kulak kesilmişti.

Bu büyük orkestrada küçücük bir çalgı olduğumu fark ettiğimde, ilâhî senfoniye katılmaya karar vermiştim.

Evrenin bir nokta kadar yer kaplayan yeryüzünde yaşayan insanoğlunun, ilahi senfonide kendi ait olduğu yeri keşfetme tutkusu, onu evrimsel açıdan da geliştirmiştir. Homo sapiens sapiens, yâni düşündüğünü düşünen insan, işittiğini düşünen insan olarak da yücelmiştir. Müzik tarihine baktığımızda, bugün deha olarak kabûl ettiğimiz klâsik besteciler bu gelişimin en iyi örneğidir. Özellikle Barok Dönem bestecilerinden J. S. Bach, ömrünü tanrının müziğindeki sırrı çözmeye adamıştır. Yaşamın matematiğini çözmek için müziği kullanmış, ortaya çıkardığı eserlerde akıl almaz mesajlar vermiştir. Beethoven, “Pastoral Senfoni’sini” “fa” sesi üzerine kurmuş, küçük mavi gezenin ezgisindeki armonikleri çözmüş, kulakları sağır olmasına karşın Tanrı’nın senfonisindeki ipuçlarını bu eserinde vermiştir. Ludwig Van Beethoven, şöyle diyor: “Daha üstünü olamaz. Müzik yoluyla Tanrı’ya yaklaşmak ve oradan insanlığa seslenmek”.

Mevlânâ’nın müziği ise bir kamış parçasının çağrısından yola çıkıyor.

“Dinle, bu ney nasıl şikâyet ediyor, ayrılıkları nasıl anlatıyor: Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryadımdan erkek, kadın herkes ağlayıp inledi. Ayrılıktan parça parça olmuş, kâlb isterim ki, iştiyak derdini açayım. Aslından uzak düşen kişi, yine vuslat zamanını arar” (Mesnevî, 1.Cilt, Mevlâna).

Bizler, bu küçük mavi gezegende yaşayan canlılar, varlıklar; bir yandan büyük patlamanın ritmiyle sonsuza yol alırken,  fısıltılarımızla, coşkulu ezgilerimizle bu büyük senfoniye eşlik etmekteyiz. Çünkü bu müzikte her yaratılana yer var. Bâzen bir susku, bazen coşkulu bir tam nota olarak kendi çalgımızda tınlamaktayız.

Bu kozmik senfonide hangi değerde bir notayız ve ne zaman tınlamalıyız?

Belki de o bildik sorunun cevabı buradadır.

Ben kimim”?

Dr. Alper Kaya, Ocak 2010, Narlıdere

*ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz – bir Motor Nöron Hastalığı)

Not: Canım Alperim, bu sene de telefonla Neslim'in doğum gününü kutladı, hem de "Happy Birthday to You" diye şakıdı...

AlS'lilerin nasıl konuşup, bir de şarkı söyleyebildiklerini öğrenmek ister misiniz?

Eminin ki duymak istemezsiniz!

APEX RESTORAN
MÜZİK HAKKINDA

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil
http://pornobis.org http://sexualfire.com http://insexmovies.com http://pornovidio.com