Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

EROL BÜYÜKBURÇ'UN YAPTIĞI MI, ONA YAPILAN MI?

Aşağıdaki web adresindeki videoyu seyretmenin ciddi eğitici rolü olduğu kanaâtindeyim:

"Bu adam kafayı yemiş", "aklını kaybetmiş" gibilerinden bol yorum yapılıyor Erol Bey hakkında. Mes'elelere sathî ve anlamaya çalışmadan bakınca, görmek istediğinizi görürsünüz. Ben ise birkaç kere seyrettim ve derin derin düşündüm.

Eski şöhretini kaybetmiş, bir de evlât vefâtı travması yaşamış, hayata yeniden başlamak için elinden geleni yapmış, gencecik görünmeye özenen bir san'atçının narsisistik öfkesi, karşılığındaki sunucunun gülümseyerek de olsa ders verircesine narsisistik yaklaşımı ve akabinde yaşananlar...

Haykırıyor Erol Büyükburç, kendini hatırlatıyor.

Söyledikleri yanlış mı?

Değil, bildiğim kadarı ile tamamen doğru.

Peki, sorun ne? Hakkının yendiğini, saksı gibi oturtulduğunu, reyting uğruna kullanıldığını söylüyor. Bunları ince ince, lâfı gediğine koyarak ve vakarla söylese mutlak gâlip olacak, çünkü haklı! Ama öfke nöbetine tutuluyor, hani şu "cinnet geçirmek" denen hâli yaşıyor.

Peki, sunucu ne yapıyor?

Alttan alır gibi yapıp lâf geçiriyor, yangına benzinle gidiyor ironik bir sırıtmayla. Düşünmüyor ki bir gün kendisi de yaşlanacak, çaptan düşecek.

Acaba Erol Büyükburç'un yaşına geldiğinde onu hangi mümtaz vasfıyla kim hatırlayacak! Gösteri dünyasının bir piyonu sâdece, babasını herkes hürmetle ve sevgiyle tanıyor; ya bu delikanlı ne yapıyor? Seyredin, görün.

***

Bu tür bir hâdiseyi hastalarımızla, beşerî münasebetlerimizde her zaman yaşayabiliriz, yaşamışızdır da. Bu tür krizlerde nasıl davranıp davranılmayacağının çok iyi kestirilmesi gerekir ve empati büyük önem taşır. O anda reseptif yâni söylenenleri alabilecek, anlayabilecek hâlde olmayan, belli ki hakkı yenmiş olan veya en azından kendisini öyle hisseden ve öfke nöbetine girmiş bir insana "nasıl yaklaşılmazın bir numûnesi: Kendisinden bir buçuk nesil büyük birine nasihat edip, sonra da sözüm ona sustuğunu söylemek.

Sunuculukta, ister akademik ister şov dünyasındaki her türlü takdimdeki olmazsa olmaz kural şudur: Sahnedeysen öfkelenmeye, lâf geçirmeye ve âdilce davranmamaya hakkın yoktur. Muhatabın ne yaparsa yapsın, sâkin olacaksın ve krizini atlatması için (üzerine gitmek yerine) katartik yardımda bulunacaksın. Muhatabının amacı rezillik yaratmaksa, kendini rezil eder. Yok, burada olduğu gibi, şahsî bir alınganlık mevzû-u bahisse, alttan alıp derhâl tâltif edeceksin (ödüllendireceksin) ve öfkesinin biraz daha boşalmasına göz yumup onu kazanacaksın.

Çok üzüldüm.

Erol Bey'e de üzüldüm, ona reva görülen muameleye de üzüldüm ve kaybedilen "büyükleri sayma", "onların kusurlarına bakmama" gibi mânevî mefhumlara hasretim kabardı.

Yozlaşıyoruz, hem de sür'atle!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 26 Kasım 2007 Pazartesi

KUZEY KIBRIS KUMAR CUMHURİYETİ (KKKC)
AVRASYA TELEVİZYONU'NDA NURİYE ATABEY İLE GÜNDEME ...
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil