Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ÖLÜM ÜZERİNE DENEMELER

Aklıma takıldı gene, ölüm acaba nasıl bir şeydir ve ruh bedenden ayrılınca mı, yoksa beyin işlevleri durunca mı ölürüz?

Fenafillah olunur mu gerçekten?

Acaba bir anda mı gideriz, yoksa arka arkaya yapılan muayenelerde Beyin Dalgalarına en az üç kere bakılıp hepsinde de düz çizgi çıkınca mı göçeriz?

***

Gözbebeklerimizin büyümesi ve Glascow Koma Ölçeği kullanılabilmişse, eğer; acaba o son saliseden önce kaç puan verilmiştir?

***

Acaba, “bu adam ölmüş” dendikten sonra da tırnaklarımız, sakallarımız uzamaya devam eder mi?

Acaba rahim ve kalp kasları da mı aynı anda ölür; zevkli ve pek keyifli bir yaşantı mıdır? Öyleyse Asfiksomani denen cinsel sapmadakiler akıllıca iş mi yapıyor demektir?

***

Ölüm, iddia edildiği gibi, çok zevkli hattâ orgazmla sonuçlanan bir süreç midir, yoksa ıstırap ve perişanlık mı söz konusudur?

Ölüm Haçı denen görünüm sadece Hıristiyanlara mı mahsustur, yoksa bütün dinlerde, dinsizlerde, Agnostiklerde ve Ateistlerde, bir Yaratıcı Güce inanan veya inanmayanlarda yani Ateistlerde de aynı mıdır?


***

Neden her öbür tarafa giden olmasa da, çoğunun hayatları gözlerinin önünden sinema şeridi gibi akar?

Yoksa beynin orta kısımlarının, limbik sistem ve amigdalanın oyunları mı bunlar?

***

Neden hemen herkes beyaz sakallı dedeler veya Nur Saçan Beyaz Renkli Rahibeler, Ermiş Kişiler veya Meleğe benzer şeyler görürüz?

Acaba bütün insanlar için aynı şeyleri görür ve onları düşünür?

***

Bunların kaynağı uzaydan gelen veya göksel varlıklarla mı ilgilidir?

Neden bir kısım insanlar “işte vefat etti” dendikten sonra gözlerini açıp da, “beni niye gömüyorsunuz arkadaş, kafayı mı yediniz” der?

***

Bazen de ölüm döneminde melekler, ruhani birtakım varlıklar veya beyaz renkli garip şekiller etrafımızı sarar?

Bunlar beyindeki, çoktan kaydedilmiş birtakım semboller ve Arketip denen Ortaklaşa Şuurdışında (Ontogenetik veya Filogenetik psişe) zaten mevcut olan ve bir zamanlar Jung isimli bir psikiyatrın ilk defa tanımladığı ve Arketip ismini verdiği, evrimsel temelli birtakım şekiller midir?

 

Azrail var mıdır?


***

Cennete mi yoksa Cehenneme mi gideceğimize kim karar verir?

Acaba Gılmanlar, huriler veya Kevser şarabı içilen nehirler var mıdır?

Reenkarnasyon görüşü doğruysa, acaba tekrar doğacak mıyız?

Peki, neden gidip de dönene rastlanmamış?

Hangi kutsal kitapta ne yazılı; yoksa basübadelmevt inancı Hakikatin ta kendisi mi?

***

Bizler kul muyuz, kukla mıyız?

İncil, Kur’ân, Zebur veya Tevrat ne der?

Tibet’in Ölüler Kitabı mı en doğru yolu gösteren?

Yoksa her şey bir yanılsama mı veya hezeyan mı?

Zaten, adına inanç, itikat veya iman deyin.

Her ne ise…

Hepsi de, inançların tamamı da birer hezeyandır ve Hakikat hep Levhi Mahfuz’da saklı kalacaktır…

Küskünlükten, gönül koymaktan kaçalım.

Sevgide buluşalım…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 05 Kasım 2015 Perşembe

TEK GECELİK İLİŞKİLER
EPİLEPTİK PSİKOZ
 

Yorum 2

Already Registered? Login Here
Guest - kaan özsayıner on Perşembe, 05 Kasım 2015 20:17
Jung'un ölülerle konuştuğu kırmızi kitap hakkında ki görüşleriniz.

Sn. Hocam

Jung'un ölülerle konuştuğunu iddia ederek iki gün boyunca aralıksız yazdıgı ancak sonra ciltli kitapları arasına almadıği kırmızi kitap ile ilgili ne düşünüyorsunuz. Daha geniş kapsamda eşzamanlılık ve arketipler sizce bilimsel midir. Nedensellik ilkesi olmadan bir fenomenin açıklaması bilimsel sayılabilir mi?

Sevgi ve saygılarımla

MKD: Bence Dissosiyatif Psikotik dönemleri oluyodu.

Bilmukabele saygı ve sevgilerimle...

0
Sn. Hocam Jung'un ölülerle konuştuğunu iddia ederek iki gün boyunca aralıksız yazdıgı ancak sonra ciltli kitapları arasına almadıği kırmızi kitap ile ilgili ne düşünüyorsunuz. Daha geniş kapsamda eşzamanlılık ve arketipler sizce bilimsel midir. Nedensellik ilkesi olmadan bir fenomenin açıklaması bilimsel sayılabilir mi? Sevgi ve saygılarımla MKD: Bence Dissosiyatif Psikotik dönemleri oluyodu. Bilmukabele saygı ve sevgilerimle...
Guest - Baysungurozan on Cumartesi, 07 Kasım 2015 22:54
Mânasızlık hissi rahatsız ediyor...

Muhterem hocam,
İmanın, inancın, bunların hepsinin birer hezeyan olmalari ki, el-hak öyle olduklarına müdrikim; bunu bilmek bana bir boşluk, manasızlık hissi veriyor, bundan rahatsız oluyorum... Bunun hermeneutik'den başka bir ilaci da olmadığı kanaatindeyim...Hakikat hep mahfuz kalacak, onu bilemeyeceğiz, sadece herkes nasibi kadar bir şeyler sezecek, kendimi bildim bileli Tanrı'ya inandım ve elbette onun ne olduğunu da bilemiyorum, işte hakikatte bunun gibi daima mahfuz, İnsan da her şeyi kendine izah etmek istiyor, ne garip bir dürtüsü var...

Varoluşun kendisi bir acayip, bize iç huzuru olarak sadece yorumsalarımız kalıyor, kendim de gördüğüm hâl de, kendi yorumsamamdan tatmin olmuyorum ki içten içe bir manasızlık hissediyorum, yine yorumsamadan başka çare de göremiyorum, hakikati ne kadar yakalamak istesek de hep saklı kalacak, sadece biraz sezebileceğiz, hissemiz kadarı ile...

Saygı ve sevgilerimle, esen kalınız hocam...

MKD: Sayın BSÖ, Hakikate kimse ulaşamamış, belki el ele vererek bunu başarabiliriz.

Sevgim ve saygımla...

0
Muhterem hocam, İmanın, inancın, bunların hepsinin birer hezeyan olmalari ki, el-hak öyle olduklarına müdrikim; bunu bilmek bana bir boşluk, manasızlık hissi veriyor, bundan rahatsız oluyorum... Bunun hermeneutik'den başka bir ilaci da olmadığı kanaatindeyim...Hakikat hep mahfuz kalacak, onu bilemeyeceğiz, sadece herkes nasibi kadar bir şeyler sezecek, kendimi bildim bileli Tanrı'ya inandım ve elbette onun ne olduğunu da bilemiyorum, işte hakikatte bunun gibi daima mahfuz, İnsan da her şeyi kendine izah etmek istiyor, ne garip bir dürtüsü var... Varoluşun kendisi bir acayip, bize iç huzuru olarak sadece yorumsalarımız kalıyor, kendim de gördüğüm hâl de, kendi yorumsamamdan tatmin olmuyorum ki içten içe bir manasızlık hissediyorum, yine yorumsamadan başka çare de göremiyorum, hakikati ne kadar yakalamak istesek de hep saklı kalacak, sadece biraz sezebileceğiz, hissemiz kadarı ile... Saygı ve sevgilerimle, esen kalınız hocam... MKD: Sayın BSÖ, Hakikate kimse ulaşamamış, belki el ele vererek bunu başarabiliriz. Sevgim ve saygımla...