Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SAMİMİYET

İçtenlik anlamına da gelen bu mefhumun (notion) tam doğru yazılışı samîmiyyet, Arapça kökenli bir isim (F. Devellioğlu, 2003, 918).

Konuya evrimsel açıdan yaklaşırsak, her türlü çekimin temelini oluşturan kütle çekimi, yâni yerçekimi, en temel yaklaştırıcı şey.

Zaten her şey, diğerlerinin etrafındaki yörüngelerde, bir spin hareketi de eklenerek dönüyor.

Demek ki, soyuttan somuta olan seyahatte, kütlelerin diğerleriyle yan yana gelmesi de, birbirlerinden uzaklaşması da en temel doğa yasası olan bu şey bazen bir kuvvet (force), bazen de bir güç (power) olarak karşımıza çıkmakta…

Hiçlikle sonsuzluk arasındaki incecik çizgi de bu nüansta yatmakta: Daha büyük kütlesi olan, daha küçük olanları cezbediyor ve cazibesi de o oranda katlanarak büyüyor.

Her türlü ilişkinin temelinde yatan en temel itici, güdüleyici şey de bu cazibe, cezbe, aşk, yakınlaşma ve benzeri şeyler değil mi?

Hâlâ en büyük bilimsel desteği taşıyan Büyük Patlama teorisine göre, her an, her yerde bir şeyler patlıyor ve bunlar da bulaşıcı bir şekilde diğerlerini harekete geçiriyor.

Gene hâlâ aşılamayan e=mc2 formülüne göre, kimse ışık hızını aşamamakta.

Uzaydaki karadelikler, kuyruklu yıldızlar, nötron yıldızları ve benzeri sonsuz sayıdaki her şey, birbirine böylece yaklaşıp, bağlanıyor…

Eğer bu bağlanma üçlü kovalen sub-atomik parçacığın buluşmasıyla olursa, asla çözülemiyor ama ikili kovalen bağ, iyon bağı, Hidrojen bağı gibi “zayıf güçle” gerçekleşmişse, kolayca çözülüyor veya çözünüyor…

Demek ki, herhangi bir bağlanmanın gücünü belirleyen şey aslında söz konusu olan kütle ve/veya kitlelerin birbirlerini ne kadar “sevip sevmediğine” göre belirlenebilmekte.

Sevgiyi ve samimiyeti de ancak bütün psiko-sosyo-kültürel aşamaları asgari travmayla gerçekleştirebilen şeyler (bireyler, eşyalar, kişiler, ötekiler, bizimkiler, bitkiler, hayvanlar ve tabii ki Homo Sapiens sapiens) ayrılma-bireyleşme ve kendini bulup, bir de aşma lüksünü yaşantılayabiliyor veya yaşatabiliyor.

Kanaatimce, bugüne kadar ortaya atılan bütün köktenci paradigmatik devrimlere rağmen, sağlıklı bağlanmalar kurabilenler arenada ayakta kalabiliyor, diğerleri de kaybolup gidiyor…

Yâni en temel güdülenme hâlâ sağlıklı bağlanmalarla temin ve tesis edilebiliyor. Bağlanma, İngilizce ’deki “attachment” veya “bondage” kelimelerinin karşılığı.

Bowlby'nin geliştirdiği duygusal bağlanma kuramına çalışmalarıyla katkı getiren Ainswort’e göre duygusal bağlanmanın üç örüntüsü var:

Güvenli Bağlanma: güvenli bağlanma bebeğin bağlığı bireye güveninin esas olduğu, sağlıklı duygusal bağlanmadır. Güvenli bağlanmada özellikle bağlanılan kişinin bağlanan bireye zaman içinde çeşitli sorumluluklar vermesi ve yabancı ortamları tanıması konusunda onu cesaretlendirmesi ile bu bağlılık sağlıklı bir şekilde devam edip gidecektir. Bu tür bağlanmada güven esas olduğu için birey bağlığı kişi ile zaman zaman ayrı kalabilmekte çünkü onun zamanı geldiğinde tekrar geri döneceğini bilmektedir. 
Güvensiz-Kaçınan 
Bağlanma: Bu tür bağlanma gösterilerinde bebeklerden dışarıdan gözlemlendiğinde oldukça bağımsız görünürler. Bu tür bebekleri anneleri onları terk ettiğinde bir sorun yaşamazlar ve anneleri ortamda olmadığı için tepki göstermezler. 
Güvensiz-Çelişkili 
Bağlanma: Bu bağlanmada ise, özellikle yabancı ortamlarda bu tür bağlanma gösteren bebekler bağlıkları kişiye sımsıkı sarılırlar, ayrılmak istemezler. Bağlıkları kimse bulunan mekân ayrıldığında aşırı endişelenirler döndüğünde ise çelişkili tepkiler verirler ya onunla olmayı kabul etmezler ya da onu iterler.

Kaotik Bağlan(a)mama: Ağır psikotik ve/veya dissosiyatif klinik tabloların ortaya çıktığı en şiddetli regresyon.

Gene evrimsel teoriye göre, entropiye yâni dağılıp gitmeye karşı çıkabilen (negentropi) her şey canlıdır.

Bu böyleyse eğer –ki, öyle olduğu yanlışlanamadı henüz, evrenin tamamı canlı. Her şey diğerini adeta sömürerek, ondan bir şeyler soğurarak hayatta kalabilmekte.

Örneğin “kelebek etkisi” teorisine göre, dünyanın bir tarafındaki bir kelebeğin kanat hareketleri, her tarafta sürekli olarak değişen yeni adaptasyonlara yol açıyor ve bu da asla bitmeyecek şekilde yeni diyalektik oluşumların gelişmesine yol açıyor. Belki de evrimin en iyi açıklaması, bu diyalektik salınımlara etkide bulunan parazit bulaşıklılar.

İşte bu sayede evrimsel sıçramalar olabiliyor.

Archea da, güneş sistemleri de, paralel evrenler de… hep canlı.

Psikodinamik açıdan konuyu ele alırsak, sağlıklı bağlanmalar kurabilen bireyler ancak kendileriyle de, çevreleriyle de barışık kalabiliyor ve yeni adaptasyonlarla, daha da güçlü bağlılıklar oluşturabiliyorlar.

Bunun da ilk kuramcısı John Bowlby zaten.

Aslında Hümanist bir kuramcı olmasına rağmen, “doruk yaşantılar” da mistik veya dinsel uç yaşantılara çok önem vermiştir. Ona göre, yeterince erdemli ve sosyal açıdan yeterince sağlıklı ilişkiler kurabilenler şöyle sıralanıyor (bir kısmını kendim kattım):

-Kendini aşabilme,

-Sağlıklı ilişkiler kurabilme,

-Transandal veya transandantal yaşayabilme

-Beşeri münasebetlerde en üst düzeydeki Ego savunmalarını kullanabilme:

--Mizah,

--Aşırıya kaçmayan nüktedanlık (wit),

--Diğerkâm olabilme ve karşılıksız olarak bunu gerçekleştirme (reciprocal ve non-reciprocal altruism),

--Fedakâr olabilme ama bunun için kendini mahvetmeme,

--Sıcakkanlı ve verici olabilme,

--Bebekken yeterince aynalanmış ve bu sayede de aynalayabilme,

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/f/f7/2WAVES%2C_1950.jpg

Vikipedi’den…

--Holistik yaşantılar yaşayabilme ve yaşatabilme,

--Evrenle bir olabilme

--“Mış” veya “-dan dolayı” değil de, sırf sevmeyi başarabildiği için sevebilme…

Örneğin, “cordial ve sincere” geçiyor sözlükte (Redhouse, 12968).

Bu ihtiyar sözlük en doğru izahı getiriyor bize…

Dermek ki dostlukla samimiyet iç içe kavramlar.

Biri yoksa diğeri hiç olamaz.

Bütün temel kitaplarda da yazıldığı gibi, samimiyetle laubalilik arasındaki sınır Sırat Köprüsü kadar incedir.

Aşağıdaki gruptan kişilerde bu sınırın kolayca ihlal edildiği görüşür:

Sınırda Kişilik Bozukluğu

Narsisistik Kişilik Bozukluğu

Psikotik Manikler

Madde etkisi altında olup da, sınır tanımayanlar

Her türlü şımarıklığı yapabilecek olan ve femme fatale (meşum kadın) diye tanınan kadınlar, homo- veya biseksüeller bu grupta sayılabilir. Yuva yıkan ve erkeklerin başına ciddi belâlar açan kadınlardır bunlar ve kültürden kültüre de hiç değişmezler…

Tabii ki bunların verdikleri haz ve keyif hem bulaşıcı, hem de baş belâsıdır.

İnsanın canına okuyan veya hayatını dar eden insanlardır bunlar.

Gene ABD sinemasından ünlü bir örnek:

Öldüren Cazibe…

İsteyenl

ed]&nb
ed] adresinden seyredebilir.

Kendi halindeki bir avukatın başına gelenler burada çok bunaltıcı bir üslupla anlatılmakta, seyirciler de sürekli olarak bunalmaktadır.

Bu gibi diğer kaynaklardan bir diğeri

ed] http://www.youtube.com/watch?v=liBJhHDw3o8 adresinde mevcut.

Bir diğeri de http://www.youtube.com/watch?v=f7k-q21pJzQ adresinden izlenebilir.

Bilhassa ABD adalet sisteminin nasıl işlediği ve ne şekilde jürilerle kararlara ulaşıldığı da http://www.youtube.com/watch?v=f7k-q21pJzQ bağlantısından görülebilir.

Eh, bizden de birkaç örnek var: http://www.youtube.com/watch?v=FV77MZOdrCM ve http://www.youtube.com/watch?v=ILb76OwALK8.

Böyle kurulan ilişkiler de epey uzun soluklu gerçekleşebiliyor ve bir şeyi müjdeliyor: Mutluluk.

Bunun çeşitli tanımlarına The Oxford Library of Psychology gibi kaynaklardan da ulaşılabilir (Editörler: Susan A. David, Ilona Boniwell, Amanda Conley Ayers, 2013)

Tabii, laikliğin ve Türklüğün hararetle, hâttâ şiddetle tartışıldığı bugünlerde, “acaba nereye gidiyoruz” veya “quo vadis” diye de sorulabilir.

Pek yakında Alter Yayıncılık tarafından yayımlanacak olan Psikanaliz Yanılgısı kitabımda da epey ayrıntı mevcut.

Tekrar buluşmak ümidiyle…

Prof. Dr. M. Kerem Doksat

 

This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

SEKSMANYAĞI
CİDDİ BİR ZAYIFLAMA ÇABASI
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil