Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ŞİZOAFFEKTİF BOZUKLUK

 Sevgili Mekâncılar,

Şizoaffektif Bozukluk, teşhiş olarak bir kişiye veya da aileye söylendiğinde, oldukça kafa karıştırıcı bir kavram hâline gelir. Endişeli bir bakıştan sonra genellikle duyduğumuz söz, “yani Şizofreni mi?” oluyor.

 Bu yüzden şizofreni ve Şizoaffektif Bozukluğun farklarını açıklamakta fayda görüyorum.

 Dünyada yapılan çalışmalar, şizoaffektif bozukluğun, gerek belirtilerin şiddeti gerekse hastalığın sonuçları açısından hem Şizofreniden hem de duygudurum bozukluklarından farklı bir seyir gösterdiğini vurgular. Psikiyatride kullanılan ve herkesin aynı hastalığa aynı ismi verebilmesi için gerekli, standardizasyon amaçlı geliştirilmiş teşhis kılavuzlarında, (DSMI-TR, DSM V veya ICD 10 Şizoaffektif bozukluk, Psikotik bozukluklar grubu içinde, ayrı bir hastalık olarak tanımlanmıştır.

Teşhis koymak için kişinin şizofreninin bazı belirtileriyle birlikte Majör Depresyon veya Manik Epizod gibi bir duygudurum bozukluğunun bazı belirtilerini bir arada göstermesi gerekir.

Mesela kişi hayaller görebilir, hayali sesler duyabilir, takip edildiğine dair paranoid düşünceleri olabilir, bir yandan da dönem dönem çökkünlük, hayattan zevk alamama, uyku bozuklukları gibi depresyon veya özgüven artışı, ruhsal ve bedensel hızlanma, uykusuz olmaya rağmen kendisini yorgun hissetmeme, yüksek sesle hızlı konuşma gibi Manik belirtiler sergiler.

 Bu durumlarda üç teşhis konabilir. Bu çok teknik sayılabilecek bir konudur ancak internet çağı ile birlikte ailelerin ve hastalarımızın araştırıcılığı, bilgi düzeyi belirgin artmış durumda. Sağlıklı ve anlaşılır bilgiye ulaşmak bazen zor olmaktadır, bu nedenle kısaca değinmek uygun olacaktır.

Bir kişide bahsettiğim üzere psikotik belirtiler ve depresyon belirtileri bir arada görülüyorsa üç teşhis akla gelir, her üçünün de seyri ve tedavi süreçleri birbirinden farklıdır.

Birincisi Şizofreni ve ikinci teşhis olarak Psikotik Özellikli Majör depresyon yaşanıyor olabilir. Bu en kötü seyirli olandır. Ortada iki ayrı teşhis vardır.

Depresyon belirtileri ortadan kalktığında da psikotik belirtiler iniş çıkışlarla devam edecektir

İkinci ihtimal, Psikotik Özellikli Majör Depresyondur. Tek teşhis vardır, depresyon. Ancak bu depresyon içinde şüpheler, hayali sesler gibi psikotik belirtiler barındıran bir depresyondur.

En iyi seyir gösteren gruptur. Depresyonun tedavisi ile psikotik belirtiler de ortadan kaybolacaktır. Belirtiler birbiri üstüne eklenmiş olarak ortaya çıkmıştır. Yani kişinin psikotik belirtisi hep depresif atak esnasında belirir.

Üçüncü grup ise şizoaffektif bozukluktur. Yine tek teşhis vardır ortada. Klinik seyir şizofreniye göre daha iyi, depresyona göre daha ağırdır. Kişinin depresyon (veya manik) belirtileri hastalığın sürecinde, zaman olarak önemli yer kaplar, tekrarlar olur.

Ancak önemli olan depresyon veya mani gibi duygudurum belirtileri olmadan da en az iki hafta süre ile kişinin psikotik belirti gösteriyor olmasıdır. Bu da, söz konusu teşhisin konulmasındaki en büyük sorundur. Bir hastanın hiç psikotik belirti göstermeksizin iki hafta süreyle sırf duygudurum belirtisi olduğunu teşhis etmek güçtür.

Mesela bir kişi 3 yıldır sürekli psikotik belirti gösteriyor, bu üç yıl içinde de bir defa altı ay depresyon sergilemişse, teşhis büyük ihtimalle Şizofreni ve Depresyon olurken, kişi üç yıl içinde üç defa depresyon epizodu, bir defa da mani epizodu geçirmiş, bu epizotların dışındaki zamanların önemli kısmında da psikotik belirti sergilemişse, teşhis şizoaffektif bozukluk olur.

Şizoaffektif bozukluğu tamamen ortadan kaldıran bir tedavi biçimi yoktur ama belirtiler başarılı biçimde kontrol altına alınabilir. Şizoaffektif bozukluk belirtileri kişiden kişiye büyük ölçüde değişebilir ve hafif veya şiddetli olabilir. En sık izlenen şizoaffektif bozukluk belirtileri şunlardır:

Depresyon dönemi:

İştahsızlık
Kilo kaybı veya kilo alma
Uyku alışkanlıkları değişiklikleri (çok az veya çok fazla uyuma)
Ajitasyon
(aşırı huzursuzluk)
Enerji eksikliği (anerji)
Olağan faaliyetlere karşı ilgi kaybı
Değersizlik veya umutsuzluk duyguları
Suçluluk düşünceleri
Düşünememe veya kendini bir konuya verememe
Ölüm veya intihar düşünceleri (parasüisid

Mani dönemi:

İş, sosyal ve cinsel faaliyet de dâhil olmak üzere artmış aktivite,
Artan ve / veya hızlı konuşma (arttığında 200 dakikada kelime veya daha fazlası)
Hızlı, birbiri ile yarışan düşünceler
Uyku ihtiyacında azalma
Benlik saygısında şişme
Dikkat dağınıklığı
Zarar verici ve riskli davranış (mesela aşırı harcama, hızlı araba kullanma, güvensiz seks yapma)

Psikotik belirtiler:
 

Hezeyanlar (gerçeğe dayanmayan ve aksi ispat edilse bile ısrar edilen garip inançlar)
Hallüsinasyonlar (mesela sesler işitme gibi gerçek olmayan idrakler)
Düşüncelerin sıralı olmaması
Alışılmadık davranışlar (fevrilik, saldırganlık)
Yavaş hareketler (katatoniye kadar varabilir ve balmumu esnekliği)
Yüz ifadesi ve konuşmada duygu eksikliği (duygu küntlüğü)
Kötü güdülenme
Konuşma ve iletişim sorunları
 

50 seneyi aşan hekimlik hayatımda kadar bu teşhisi hep ihtiyatla koydum.

Çünkü çoğu Şizoaffektif Bozuklukta dediğim vak’anın zamanla (%13-15) tablonun yerine Psikotik Özellikli Duygudurum Bozukluğu geldiğini gördüm. Başta Şizoffektif Bozukluk teşhisi konanların çoğu sonradan Psikotik Özellikli Bipolar Bozukluk hâlini alıyorlar.

Bazı Dissosiyatif Bozuklukların da yanlışlıkla şizofreni teşhisi konduğunu gördüm. 

Tedavide Duygudurum Dengeleyicileri (Lityum, Karbamazepin ve Depakin, güçlendirme icap ediyorsa 5-10mg’ı aşmayan dozlarda aripiprazol (Abilify veya Abizol) veriyorum. Böyle hastalara düzenli olarak laboratuvar tetkikleri yaptırmak gerekir.

Nedense bu aralar pek çok ilaç (mesela trifluperazin) (Stilizan) piyasada bulunmuyor. 

Nedendir bilmiyorum. Muadilleri (jenerikleri) de bir ortadan kalkıyor, bir kayboluyor.

Neyse ki klozapin (Leponex) tekrar piyasada ve tedaviye dirençli her tür hastada ve özellikle de bağımlılık tedavisinde rahatlıkla veriyoruz. Tabii, hastaların 16 hafta haftada bir, sonra da 16 ay boyunca her ak lökosit sayımı yaptırmaları şart!

Gazetede okuduğum kadarıyla koskoca Bakırköy Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi de kapatılacakmış.

Acaba onun yerine bir AVM daha mı kondurulacak?

Ben bu aralar hem daha önce sözünü ettiğim kitabı yazıyor ve hem de gitarlarıma tellerini takıp, yeniden çalışmayı kafaya koydum.

Sağlıkla, barışla kalın. Bir de, eski dostlar düşman olmaz, bunu görüyorum

Yiva Sumak aklıma takıldı bu aralar. Ondan bir parça paylaşayım. Merhume nota bile bilmezdi ama gelmiş geçmiş en büyük sopranoydu, dört küsur oktav sesi vardı…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 26 Nisan 2017 Çarşamba

DAVRANIM BOZUKLUĞU
OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil