Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SOFIA LOREN’İN SIRRI VE PİKA SENDROMU

 

 

Bu güzel yıldızın bir özelliği var, sağlığını korumak için, bir parazit olan Tenya yediğine dair magazinsel bilgiler mevcut!!!

 

“Hollywood'un en ünlü kadın oyucularından Sophia Loren, 20 Eylül 1934'de İtalya'da dünyaya geldi. Gerçek adı Anna Sofia Scicolone'dir.
Daha küçük yaşlarda güzelliği ile herkesi kendine hayran bırakan Sofia Loren, İtalyan yapımcı Carlo Ponti'nin Loren’deki yeteneği kısa sürede fark etmesiyle sanat dünyasına küçük küçük adımlar atmaya başladı. Rol aldığı ilk film “Quo Vadis” adlı tarihi dramaydı ve bu film ancak 1951'de gösterime çıkabildi.  Böylece, Sofia Loren henüz 16 yaşındayken oyunculuğa başlamış oldu.

 

Sofia Scicolone, daha sonraları adını Sophia Loren olarak değiştirdi ve ardından dönemin popüler filmlerinde oynamaya başladı.

Yıldızı parlamaya başladı. 1950’lerin sonlarına doğru, Frank Sinatra ve Cary Grant ile başrollerini paylaştığı Boy on a Dolphin ve The Pride and the Passion adlı filmlerle Hollywood'da yıldızı yükselmeye başladı. Yönetmen Carlo Ponti ile evlendi. Loren’in kitlelerle tanışması ise 1953 yılında rol aldığı müzikal “Aida” ile oldu. Bu filmden sonra ününü iyice arttıran Loren “Attila”, “The Gold of Naples”, “Two Nights with Cleopatra” ve “Too Bad She’s Bad” gibi filmlerle zirveye çıktı. 1954’te parladı.

 

Desire Under the Elms”, “The Key”, “Houseboat”, “The Kind of Women”, “A Breath of Scandal” ile büyük başarılar kazanan Sofia Loren, 1961’de Jean Paul Belmondo ile birlikte rol aldığı İtalyan-Fransız ortak yapımı savaş draması “Ciociara-Two Women” ile Oscar kazandı.”

 

PİKA SENDROMU

 

Kil, toprak, kireç veya cam yemek gibi eğilimler, “Pika Sendromu” (yabancı madde yeme alışkanlığı) olarak adlandırılan bir rahatsızlık durumunda ortaya çıkar. Bu tablo, kimi zaman gerçekten vücuttaki bir vitamin eksikliğinden kimi zaman da psikolojik sorunlardan kaynaklanır.

 

 


 

Pika teşhisi için; bir aydan uzun süre boyunca gıda özelliği olmayan maddeleri yeme alışkanlığının gelişmiş olması lazımdır.  Uygunsuzca yenilen bu maddelerin,  kişinin gelişimsel seviyesi ve kültürel özellikleri ile uyumsuz olması gerekir.  Ek olarak,  aileler de davranışsal olarak bu alışkanlıkları hususunda çocuklarına model teşkil edebilirler.

 

Pika Hastalığı Kimlerde Görülür? 

Pika sendromu teşhisinin koyulabilmesi için çocuğun iki yaş ve üzerinde olması gereklidir. Daha ufak çocukların uygunsuz maddeleri ağza atma ve yemeye çalışma davranışları bu kapsamda ele alınmaz.

 

Zihinsel ve gelişimsel geriliği olan çocuklarda, ruhsal hastalığı (depresyon ve diğerleri) olanlarda ve bazı besin eksikliği yaşayanlarda Pika Sendromu görülebilir.

 

Değişik ruhsal zorlantılar (boşanma, çocuk istismarı, aile içi çatışma, ailenin ihmali gibi durumlarda da çocuklarda pika görülebilir.

 

 

Gıda eksikliklerinden Demir, Kalsiyum, Çinko, B1 Vitamini, B6 noksanlığında de Pika Sendromunun görülebildiği bilinmektedir.

 

Toprak yiyen kişilerde görülen Demir eksikliği Anemisinde,  hastanın Demir eksikliğinden dolayı mı toprak yediği, yoksa yediği toprak nedeniyle mi Demir Eksikliği oluştuğuna dair tartışmalı bilgiler söz konusudur.


Pika Sendromu olan kişi nasıl tedavi edilir?

Pika Sendromu olan çocuğun veya erişkinin takibi alttan yatan sebebe göre değişir.

 

Öncelikle kişinin tam bir sistemik muayenesi için doktora götürülmesi gerekiyor ki biz psikiyatrlar bunu zaten yapıyoruz.  Besin eksikliklerinin araştırılması, kişinin psiko-sosyal ve nörolojik gelişiminin değerlendirilmesi, erişkin ise detaylı bir ruhsal muayene yapılması şarttır. Bu klinik tabloda danışan kişi çocuk ise,  çocuk istismarı açısından değerlendirilmesi de çok önemlidir.  Dr. Neslim G.Doksat’la eşgüdümlü olarak bu hastalara bazı antidepresanlar (mesela trisiklik antidepresanlar veya Türkiye’de tanınmasında benim de rolümün olduğu (venlafaksin) gibi ilaçları veya diğer başka ilaçları belirli dozlarda verebiliyoruz. Sosyal veya duygusal zorlanmaya karşı psikoterapi yöntemleri uygulayabiliyoruz.

Bütün ruhsal hastalıklarda, erken farkındalık, erken teşhis ve erken tedavinin önemini burada bir kez daha belirtmek isterim.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat, 29.11.2018, Nişantaşı

BİR 10 KASIM'I DAHA GERİDE BIRAKIRKEN
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil