Mehmet Kerem DOKSAT

HÜR, SAYGILI VE YAPICI TARTIŞMALARIN MEKÂNI

Bilimsel

Bu bölümde bilimsel makaleleri bulabilirsiniz.

Sevgili Mekâncılar,

Sadece bir an için gözlerinizi kapatın ve bir odaya girdiğinizi ve orada bazı arkadaşlarınızı ve meslekdaşlarınızı gördüğünüzü düşünün, birden yere doğru bakıyorsunuz ve üzerinizde hiçbir elbisenin olmadığının farkına varıyorsunuz. Adeta çırılçıplaksınız! Sosyal fobisi olan kişilerin bir toplumsal durumla karşılaştıklarında neler hissettiklerini bu senaryo çok iyi anlatmaktadır.

Büyük bir utanç duyarsınız, odadan kaçıp gitmek istersiniz, sanki ölecekmiş gibi olduğunuzu hissederseniz, hiç kimseyi yeniden görmek istemezseniz”.

SOSYAL FOBİ HANGİ YAŞLARDA BAŞLAR?

Sosyal fobi alt tipine göre değişmekle birlikte erken ve geç ergenlik dönemi arasında başlar (10-17 yaş) Yaygın tipin daha erken yaşta başladığına dair bilgiler vardır.

Ne sıklıkta görülür?

SAB’nun hayat boyu görülme oranı %2-13 arasındadır. En sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir. Türkiye’de üniversite öğrencilerinde yapılan araştırmada %24’ünde bu hastalığın olduğu tespit edilmiştir. 

SF bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını taşıdığı toplumsal ortamlarda mahcup veya rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli korkusunun olduğu bir kaygı bozukluğudur.

sosyal anksiyete bozukluğu ile ilgili görsel sonucu

 

Kişiler başkalarıyla etkileşimde bulunmalarını gerektiren yahut bir eylemi başkalarının yanında yerine getirmeleri gereken durumlardan korkarlar ve bunlardan olabildiğince kaçınmaya çalışırlar. Başkalarının kendileriyle ilgili olarak kaygılı, zayıf, kaçık veya aptal gibi yargılarda bulunacağını düşünürler. Ellerinin veya seslerinin titrediğinin farkına varacaklarıyla ilgili kaygılarından ötürü toplum önünde konuşmaktan korkabilirler veya düzgün bir biçimde konuşamıyor gibi görünmekten korktukları için başkalarıyla karşılıklı konuşurken aşırı kaygı duyabilirler. Diğer insanların ellerinin sallandığını görmesinden utanç duyacaklarından korktukları için başkalarının yanında yemekten, içmekten yahut yazı yazmaktan kaçınabilirler.

Sosyal fobinin tipleri var mıdır?

Sosyal fobi iki şekilde görülür:

1-Korkular birçok toplumsal durumları kapsıyorsa yaygın tip,

2-Bazı durumları kapsıyorsa (başkalarının önünde imza atmak, yemek yemek, konuşma yapmak gibi) yaygın olmayan tiptir.

KİMLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜR?

Maddî durumu ve sosyal konumu yetersiz, hiç evlenmemiş, işsiz ve eğitim düzeyi yüksek olmayanlarda sık görülmekle birlikte, hastalığın erken dönemlerinde toplum içine yeterince çıkmama  da risk etmenleri arasındadır. Kalıtımdan daha çok, çocuk yetiştirme tarzı, ailenin başkalarıyla yeterince görüşmemesi  ve ebeveyn modeli önemlidir. Çocukluk çağından itibaren aşırı çekingen olan kişilerde, gelecekte SF gelişme riski daha yüksektir 

Sosyal Fobi mi çekingenlik mi?

Toplulukta konuşma, sosyal ortamlarda kendini ifade edebilme gibi konularda çekingenlik  sık görülen bir durumdur. Bunların büyük bir kısmı hastalık kapsamında değildir.

Hatta bir işe başlamadan önce “yapamazsam rezil olur muyum?” düşüncesi kişiyi motive eder ve daha iyi hazırlanmasına yardımcı olur.

Sosyal fobi demek için ise kişide korkunun yanı sıra kaçınma davranışlarının olması gerekmektedir.

Veya kişi kaçmıyorsa, bu duruma katlanmaya kendisini zorluyorsa; büyük bir sıkıntı yaşar. Ayrıca SAB’de kişi korkularının aşırı yahut anlamsız olduğunu bilir. Eğer gerçekten korku duyulabilmesi anlamlı bir olay varsa, teşhis SAB değildir.

Mesela sözlüye hiç çalışmamış bir öğrencinin sınıfta adının çağrılmasından korkması gibi. 

Sosyal Fobinin Belirtileri Nelerdir

Sosyal Fobi’de korkulan durumla karşılaşıldığında bedensel belirtiler ortaya çıkar. Bunlar yüz  kızarması, terleme, ağız kuruluğu, çarpıntı, nefes kesilmesi, nefes darlığı, mide barsak sisteminde rahatsızlık, ishal, adale gerginliği, titreme gibi. Bu sırada aklından geçen düşünceler “güçsüzüm, yetersizim, çirkinim, beğenilmiyorum, sevilmeye lâyık değilim, hata yapmamalıyım, mükemmel olmalıyım, kaygılı olduğumu belli etmemeliyim, rahat davranmalıyım, kusursuz görünmeliyim, herkesin takdirini kazanmalıyım” şeklindedir. Bu düşünceler sonrasında oluşan kaçınma belirtileri ise korkulan ortama girmeme, korkulan ortamı terk etme, göz temasından kaçınma, ilgisiz şeyler düşünme şeklinde olabilir.

Liebowitz Sosyal Fobi Ölçeği’nde belirlenen sosyal durumlar şu şekildedir:

Toplum içinde telefonla görüşme

Küçük bir grup faaliyetinde yer alma

Toplum içinde yemek yeme

Toplum içinde bir şeyler içme

Yetkili biri ile konuşma               

Dinleyiciler önünde konuşma, rol yapma

Partiye/ eğlenceye gitme

Başkaları tarafından seyredilirken çalışma

Başkaları tarafından seyredilirken yazma

Çok iyi tanımadığı biriyle telefonda görüşme

Çok iyi tanımadığı biriyle yüz yüze konuşma 

Yabancılarla karşılaşma

Genel tuvaletleri kullanma

Birilerinin oturduğu odaya girme

İlgi odağı olma                    

Bir toplantıda hazırsızlık konuşma yapma

Yetenek, yeti veya bilgi testine tabi tutulma 

İyi tanımadığı birine onaylanmadığını veya aynı düşüncede olmadığını ifade etme            

Çok iyi tanımadığı birinin gözlerinin içine bakma

Önceden hazırlanmış bir raporu bir gruba sözel olarak sunma

Romantik veya cinsel ilişki amacıyla birini tavlamaya çalışmak

Alınan bir malı parasını geri almak üzere iade etmek                                      

Parti / davet vermek

Israrlı bir satıcıya karşı koyma      

SEBEPLERİ NEDİR?

Sosyal fobide kalıtımsalsal geçişin rolü çok güçlü olmasa da vardır. Akrabaları arasında sosyal fobik olan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski bir miktar daha yüksektir. En önemli etmenlerden biri  beyinde birtakım kimyasal ve elektriksel bozukluklar olduğudur, özellikle serotonin adı verilen bu  kimyasal maddenin Sosyal AB’ların beynindeki oranının normalden az olduğu veya iletimde aksaklıklar bulunduğu ileri sürülmüştür. Ayrıca zihinsel altyapısı önceden hazırlanmış olan SAB bazen belirli bir olaydan sonra gün yüzüne çıkmış ve travmatik bir yaşantı ile şartlanarak  yerleşmiş olabilir.

Mesela öğrenci sınıfta ders anlatırken bir hata yapmış ve arkadaşları ona gülmüştür. O da küçük düştüğünü, rezil olduğunu düşündüğü için utanç hissine kapılmış ve bedensel belirtiler göstermiştir. Bir dahaki sefere ders anlatmak için yine tahtaya çıktığında önceki deneyimi olumsuz beklentilere yol açacak, bulunduğu ortam duygularını tetikleyecek ve belirtiler ortaya çıkacaktır. Çocuk yetiştirme biçimi de hastalığın oluşmasında önemli etmendir. Genelde aşırı koruyucu veya reddedici, duygusal sıcaklıktan yoksun, katı anne babalar olabilir. Tavuk anneler ve horoz babalar!

Bazen çocuktan yüksek beklentileri olduğunda bunlara ulaşılamayınca çocuk cezalandırılabilir, böylece başarısızlık korkusu gelişebilir. Tanıdık olmayan ortamlara, insanlara ve nesnelere aşırı korku duyma olarak tanımlanan davranışsal ket vurulmanın, SAB gelişiminde öncül belirti olduğu söylenmiştir.

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLEBİLİR?

Sosyal Fobi (SAB) tedavisi olan bir hastalıktır. Her şeyden önce gerçekçi beklentiler içinde olmak gerekir. Beraberinde diğer psikiyatrik hastalıkların olması, başlangıç yaşının erken olması, kişinin tedavi isteği gibi birçok etken tedavinin başarısını etkilemektedir.

SOSYAL ANKSİYETE BOZUKLUĞU NASIL TEDAVİ EDİLİR?

SAB’de ilaç tedavisi ve psikoterapi (konuşmaya dayalı ruhsal tedavi) uygulanır. Hastanın durumuna göre bazen tek başına psikoterapi, bazen ilaç tedavisi uygulansa da genelde her ikisinin beraber uygulanmasında başarı daha yüksektir. İlaç tedavisinde özellikle serotonin sistemi üzerinde etkili olan ilaçlar seçilir. Fluoksetin (Prozac), sertralin (Lusrtal), fluvoksamin (Faverin) veya hem serotonin hem dopamin hem de noradrenalin üzerinden etki yapan venlafaksin (Efexor) gibi ilaçlar orta ila yüksek dozda verilir (sonuncudan 150-300 mg/gün).

Tedavinin ilk günlerinde hafif bulantı, baş ağrısı, uyku bozukluğu, midede huzursuzluk gibi geçici yan etkiler oluşabileceği, zamanla bu belirtilere vücudun alışabileceği hastaya bildirilir. Bu ilaçlar bağımlılık yapmaz, kalıcı hasar veren yan etkileri yoktur. İlaç etkisinin ortaya çıkması için iki-üç hafta kadar beklemek gerekir. İlacın etkili olup olmadığına karar vermek için en az 10 hafta süre geçmelidir. Tedavi süresi, ortalama  9-12 aydır.  

Hipnoterapi, genellikle ilaçlarla kontrol altına alınana alınan vak’alarda kombinasyon hâlinde işe yarar.

Sosyal Fobi’de (YAB) en sık uygulanan Terapi şekli Bilişsel ve Davranışçı Terapidir. 

Bilişsel terapide kaygı duyguları ve bu kaygıya karşı oluşan bedensel tepkileri tanıma, kaygı doğuran durumlardaki düşüncelerin ne olduğunu anlama, bunlara karşı başa çıkma stratejileri geliştirme gibi aşamalar vardır. Davranışsal terapide ise model olma, yakınmaların üstüne gitme, belirtileri daha net algılayabilmesi için rol oynama, gevşeme eğitimi, sosyal beceri eğitimi gibi her hastada farklı uygulanabilecek yöntemler vardır. Ayrıca aile ve grup terapisi de uygulanabilir.

Hipnoz etkili olabilir ama ilaçlarla kontrol altına alındıktan sonra

Ne yapmalıyım?

Her şeyden önce Sosyal Fobi’nin bir hastalık olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. Çekingen kişilik bozukluğu ile birlikte sık görülmesi,  toplum tarafından bu özelliklerin genellikle efendilik olarak kabul edilmesi kişileri tedavi arayışından alıkoymaktadır.

Böyle bozukluğu olanların tedavisi için mutlaka psikiyatrlar yardımcı olmalıdır. Klinik psikologlar ise yardımcı olurlar.

Müslümanlıkta hastaya, seferiye ve gebeye oruç tutmanın farz olmadığını da hatırlatmak isterim. İlaçlarınızı ihmal etmeyin

Sevgi, saygı ve bilimle kalın.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 29 Mayıs 2017 Pazartesi

290 kez okundu
0

Sevgili Mekâncılar,

 

Gene ilginç bir psikiyatrik bir Bozukluğu sizlere tanıtmak isterimi

 

Vücut (Beden) Dismorfik Bozukluğu (Dismorfofobi),

 

***

 

50 yaşlarında HK evliydi ve ABD’deyken bir dönem eşcinsel deneyimleri olmuştu. Bir lokanta işletiyordu ve şakacı bir karısı vardı. Ciddi alkol sorunu için tedavi görmüştü. Hemen hiç arkadaşı yoktu; köpeklerini dolaştırarak vakit geçiriyorlar, rantiye bir hayat yaşıyorlardı. Ağır hasta olan annesi vefat etti. Terapisti hobi olarak yaptığı resimlerde hiçbir insan figürü göremeyince, bir sonraki görüşmeye gülümseyen bir surat eklemesini rica etti. Acting out şeklinde öfkelendi ve terapistini devalüe etti.

 

gülümseyen surat ile ilgili görsel sonucu

 

***

 

Saçlarındaki görünümle ilgili hayali bir kusur ile aşırı ölçüde uğraşıp durmasıyla belirgin bir klinik görünümü vardı. Hastada küçük bir kusur varsa bile, ortaya çıkan sıkıntı kusura oranla çok şiddetliydi. En sık üzerinde durulan vücut bölgeleri, görülme sıklığına göre yüz, saçlar, burun, cilt ve gözlerdir; b kişide saçlardı

 

***

Kusurlu olduğuna ilişkin kaygı duyulan vücut bölgeleri zamanla değişebilir. Sürekli aynada kusurlu bölgesini inceleme, kusurunun önemli olmadığına dair onay beklentileri, vücudunun yansımasını gösteren yüzeylere bakmaktan, toplumsal faaliyetlerden kaçınma ve hayali kusuru aşırı makyaj, giyim tarzını değiştirme gibi çabalarla saklama girişimleri vardır. Bu vak’ada yoktu. Hayattak tek dostu karısıydı.

 

***

Hastaların yaklaşık üçte biri bu kaygılarından ötürü eve kapanıp kalır, beşte biri kadarı da intihar girişiminde bulunur. Özellikle ergenlerde yapılan çalışmalarda yaklaşık %50 oranında dismorfofobik belirtiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu vak’alardan az bir bölümü klinik teşhis alacak şiddettedir.

 

***

 

Başlangıç yaşı 15-20 yaşları arasındadır. Kadınlarda erkeklere, bekârlarda ise evlilere oranla daha sıktır. Vücut dismorfik bozukluğu olan hastaların sözde kusurlarını tedavi etmeye yönelik cerrahi girişimler, dermatolojik yaklaşımlar veya diğer tıbbi tedaviler hemen her zaman başarısızlıkla sonuçlanır. Başka bir vak’a bir avukatın yabancı asıllı karısıydı ve bir göz kapağı öbüründen bir buçuk milim düşük diye beş kere ameliyat olup, sonunda fasiyal sinirinin motor kolu dejenere olduğundan gözkapaklarına izole bant yapıştırarak dolaşmaya başlamış ve avukat kocası da kahrından miyokard enfarktüsü geçirmişti.

***

Yapılan çalışmalar antidepresanların hastaların % 50'sinde etkili olduğunu bildirmektedir.

 

Vücut dismorfik bozukluğun belirtileri aşağıdakileri içerir:

 

Görünüşteki kusur sık sık diğerlerindekiler ile kıyaslama
Belirli bir vücut kısmının görünüşünü, aynalarda veya diğer yansıtıcı yüzeylerde defalarca kontrol etmek
Resimlerinin çekilmesine reddetmek
Fark edilebilir kusuru gizlemek için aşırı / abartılı giyinmek, makyaj yapmak ve şapka takmak
Hayali kusuru saklamak için elleri veya duruşu kullanmak
Sıklıkla fark edilebilir kusura dokunmak
Kişinin cildini yolması
Hayali veya abartılmış kusuru sıklıkla ölçmek
Tuvalet ve bakım ritüellerini özenle yerine getirme
Fark edilebilir kusura sahip olan vücut kısmı hakkında abartılı araştırma


Kusurun minimal olduğu veya var olmadığı yahut bir tedavinin gereksiz olduğu yolunda diğerlerinin kişisel görüşleri ve doktorların tavsiyelerine rağmen cerrahi girişim yahut tıbbi tedavi aramak

***

Fark edilebilir kusur hakkında içini rahatlatma arayışı veya diğerlerini bunun anormal yahut aşırı olmadığına ikna etmeye çalışma

Fark edilebilir kusurun görünebileceği sosyal durumlardan kaçınma

Hayali kusurdan dolayı diğerlerinin yanında endişe ve çekingenlik hissetme (sosyal fobi)

***

Şiddetli VDB olan kişiler, okulu bırakabilir, işlerinden istifa edebilir veya evden dışarı çıkmaktan kaçınabilirler.

 

En şiddetli vakalarda BDD olan kişiler intiharı düşünebilir veya teşebbüs edebilirler.

 

VDB olan kişilerde belirli fiziksel obsesyonlar (takıntılar) yaygındır. Bunlar aşağıdakileri içerir:

 

Burnun ebadı veya şekli gibi belirli bir yüz uzvunun tüm ebadı, şekli veya simetrisi

Çok büyük veya çok bariz olarak idrak edilenen ben veyaya da çiller,
akne yahut lekeler,

Küçük izler veya cilt sıyrıkları
Çok fazla yüz veya vücut kılı
Kellik
Göğüs ebadı
Çok küçük olarak algılanan kaslar
Genital (cinsel) organların boyut veya şekilleri

 

SEBEPLERİ

 

Bozukluğun sebebi bilinmemektedir. Buna karşın depresyonla birlikte görülmesinin sıklığı, aile içinde duygudurum bozukluğu ve obsesif-kompulsif bozukluk öyküsünün fazla oluşu ve serotonin üzerinden etki eden ilaçlara verilen olumlu cevap en azından bu tür hastaların bir bölümünde serotoninerjik işlev bozukluğu olabileceğini düşündürmektedir.

***

Güzellikle ilgili abartılı değer yargıları olan aile ve alt kültürlerde yetişenlerde beden görünümünün abartılı biçimde önemsenmesinin de VDB’nin oluşumunda yeri olduğu düşünülmektedir.

 

KOMPLİKASYONLAR

 

Tedavi edilmeyen depresyonlar yetersizlik, bağımlılık ve intihara doğru giderek düşüş gösteren bir eğriye yol açabilir

VDB yaygın olarak sosyal izolasyon, sosyal fobi ve okulu bırakma, işten ayrılma veya tamamen eve bağlı hâle gelme gibi diğer olumsuz etkiler ile ilişkilidir. Vücut dismorfik bozukluğa sahip bazı kişiler, saldırganlık ve hırs içinde gerçek veya fark edilebilen fiziksel kusuru düzeltme veya anlamlı olarak iyileştirme teşebbüsü ile kozmetik cerrahi gibi gereksiz ve aşırı tıbbi bakım ve girişimleri araştırırlar. Böyle teşebbüsler bazen fazladan tıbbi sorunlar oluşması ile ve hatta kusurun daha da kötüleştirilmesi ile de sonuçlanabilir.

 

***

Genel olarak her tıbbi veya cerrahi müdahale ciddi enfeksiyon ve hatta ölüm gibi belirli bazı komplikasyon risklerini taşır. Bu bozukluğu bulunan bir kişi, sağlık komplikasyonları oluşmasındaki artmış risk ihtimalini tartmadan, görünümdeki fark edilebilir kusurdan kurtulmak için birçok umutsuz girişimde bulunabilir.

 

TEDAVİ

 

VDB tedavisi güç bir hastalık olmakla beraber serotonin geri alım inhibitörlerinin (SSGİ) ve bilişsel-davranışçı yaklaşımların etkili olduğunu gösteren bulgular vardır. Birinci vak’a 2 mg pimozid de alıyordu ve durumu iyiydi.

 

Sevgim, saygım ve esenlik dileklerimle…

 

 

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 13 Mayıs 2017 Cumartesi

364 kez okundu
0

Posted by on in Bilimsel

Sevgili Mekâncılar,

Eskiden Histeri başlığında toplanan başka bir hastalıktan da bugün bahsetmek istiyorum.

Fibromiyalji yani yaygın kas-iskelet ağrıları, yorgunluk, dinlendirici olmayan uyku, ishal, karında kramplar, sabah sertliği- tutukluğu gibi yakınmalarla seyreden bir hastalıktır. Bunların süresi 30 dakikayı aşarsa ciddiye alınmalıdır

Sebebi hâlâ bilinmiyor. Kronik bir ağrı sendromudur. Görülme sıklığıyla ilgili yapılan çalışmalarda farklı oranlar bildiriliyor ama kadınların %3.5’ini ve erkeklerin %0.5’ini etkilediğini söylemek mümkün.

fibromiyalji tetik noktaları ile ilgili görsel sonucu

 

Türkiye ile ilgili net rakamlar yok; önceden belirlenmiş 11 noktadan 8 veya dokuzuna bastırıldığında bu teşhis kolayca konur; çünkü hastanın canı acır.  

Ancak uzmanların gözlemi, bu oranın daha yüksek olduğu yönünde.

Pratisyen hekimlere başvuran hastaların %6’sını, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile romatoloji polikliniklerine başvuran hastaların yüzde 30’a yakınını fibromiyalji hastaları oluşturuyor.

Fibromiyalji kendini nasıl gösterir?

Fibromiyalji hastaları genellikle boyun ve sırt bölgesinde yaygın ağrılar, sabah kalktığında dinlenmiş uyanamama (dinlendirici olmayan uyku) ve yorgunluktan şikâyet ederler.

Ağrı genellikle boyun ve sırt bölgesinde yoğunlaşsa da bel, kollar ve bacaklarda da olabilir.

Ağrı keskin olmaktan çok yaygın, sızlama veya yanma şeklindedir. A Delta sinir liflerince taşınan ağrıya birinci ağrı (ağrının yerini belirtir), multimodal C lifleriyle taşınanına ise ikinci ağrı denir (yer belirtmez ama sızlama ve huzursuzluk verir.

Hastanın yakınmaları psikolojik gerginlik, fiziksel yorgunluk, soğuk hava, uykusuzluk gibi durumlarda şiddetlenir.

Başka sorunlardan ayıran başlıca özellikleri nelerdir?

Fibromiyalji ağrı, yorgunluk, iğnelenme-karıncalanma ve benzeri gibi pek çok farklı sistemi ilgilendiren şikâyetlerle ile seyrettiği için teşhis konması aşamasında benzer şikâyetlerle seyreden hastalıklardan ayrımı çok titizlikle yapılmalıdır.

Özellikle ayırım yapılması gereken hastalıkların başında Kronik Yorgunluk Sendromu gelir.

Hipotirodi (tiroid bezinin az çalışması) de yorgunluk, adale ağrıları yapan bir hastalıktır.

Ancak iyi bir anamnez alınarak ve yapılan tiroid fonksiyon testleri ile kolaylıkla teşhisi konabilir.

Kimlerde daha sık görülür?

Stres ve depresyon gibi psikolojik etkenlerden söz etmek mümkün mü?

Hastaların yüzde 85’den fazlası kadındır. Sıklıkla 30-50 yaş arasında görülür. Ayrıca düşük sosyoekonomik düzeyde görülme sıklığını artar.

Stres ve depresyon ile fibromiyalji arasında yakın bir ilişki olduğu belirgindir.

Yapılan çalışmalarda fibromiyalji hastalarının %50’den fazlasının Majör Depresyon geçirmiş veya geçirmekte olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca psikolojik stres, yakınmaları şiddetlendiren önemli bir faktördür. Ancak buradan fibromiyaljinin psikolojik kökenli bir sendrom olduğu anlamı çıkarılmamalıdır.

Bir fibromiyalji hastasına yapılabilecek en yanlış yaklaşım olayı tamamen psikolojik bir sorun olarak anlatıp “senin bir şeyin yok şeklinde” bir açıklama sunmaktır.

Cinsiyet, yaş ve meslek gibi etkenlerin rolü nedir? Kimler risk grubundadır?

Kadınlar erkeklere göre 9 kat fazla etkileniyor. Düşük eğitim ve gelir düzeyi de önemli oranda riski arttırıyor.

Fibromiyalji teşhisi konanlara tavsiyeleriniz nelerdir?

Fibromiyalji gerçek ve objektif bir hastalıktır.

Şikâyetler hastanın kafasından uydurduğu veya psikolojik dengesizliklerinin yarattığı şeyler değildir. Hayatı tehdit eden bir hastalık değildir ancak hayat kalitesini bozmaktadır.

Hastalar hastalıklarını iyi tanımalıdır. Şikâyetlerini arttıran sebepler tespit etmelidir. Bunları kontrol altına almaya yönelik çaba göstermelidirler. İlaç ve ilaç dışı tedavilerinin planlaması konusunda da mutlaka hekimlerden yardım almalılar.

Eskiden böyle hastalara Parafon (500 mg parasetamol ve adele gevşetici) gibi ağrı kesiciler ve Lyrica (pregabalin) gibi ağrıya da, duygudurum bozukluklarına da iyi gelen ilaçların yanı sıra, amitriptilin (Laroxly 10 ila 150 mg) gibi ilaçlar verilirdi.

Hâlbuki artık girişimci yöntemler (lokal anestetikle yapılan periferik sinir blokları) ve asetilsalisilik asid (Aspirin) benzeri NSA’lar (steroid olmayan ağrı kesiciler) çok faydalı oluyor.

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı...

Fibromiyalji nedir?

Yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur. Fibromiyaljili kişilerde irritabl barsak sendromu, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, temporomandibular eklem işlevi bozukluğu, kronik yorgunluk sendromu ve irritabl mesane sendromu gibi bazı semptom veya sendromlara sık rastlanmaktadır.

Genel polikliniklere başvuruların %5–6’sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuranların %10-20’sini fibromiyaljili hastalar oluşturmaktadır.

Fibromiyalji belirtileri ve tipik özellikleri

Hafıza problemleri, düşünce bozuklukları,

Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar,

Çarpıntı

Azalmış egzersiz toleransı

Bağırsak şikâyetleri (gaz, kabızlık, ishal)

Üzgün veya depresif duygudurum

Hipertansiyon (145/95 mm Cıva veya üstü) veya migren baş ağrısı

Gün boyunca yorgunluk hissi

Dinlenemeden uyanmış olma hissi (sürekli uykudan uyanma)

Nosiseptif (ağrı doğurucu) uyarılar sebebiyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet.

Çeşitli organları kapsayan psikosomatik semptomlar (hassas bağırsak sendromu, sık sık işeme, kardiyak semptomları, jinekolojik sorunlar)

Nörolojik sorunlar (vücutta uyuşma görülme, sinirli ve iğneleyici olma, gergin olma hâli, baş ağrısı)

Ruhsal rahatsızlıklar (depresyon, anksiyete, ağır depresyon ise nadir görülmektedir.)

Bilişsel sorunlar (konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme güçsüzlüğü)

Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti,

Hastaların % 30-50’si eklem hipermobilitesine sahiptir (kolları bacakları her yöne kolayca oynar ve Ehler Dannos Sendrmuyla karıştırılabilir.

Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi (eritema fugaks) ve diğer taraftan soğuk ekstremiteler bu hastalarda yüksek oranda görülmektedir.

Semptomlar dış faktörler (hava değişiklikleri, çeşitli rahatsızlıklar) ve iç faktörlere (stres faktörü) bağlı olarak değişmektedir.

Fibromiyalji ayrı bir hastalık oluşumu değildir ancak belirti ve bulguların bir birleşimidir.

Fibromiyalji hastaları sürekli olarak strese ağrı hissinin iletim sistemlerini bozacak istisnai bir şekilde reaksiyon gösterirler

Fibromiyaljiyle, bu hastalıkları karıştırmayın

Bel ve boyun ağrıları

Kronik yorgunluk sendromu

Depresyon

Hipotiroidi

Uyku bozuklukları

Fibromiyaljide tedavi

Her hastanın ayrı ayrı ele alınıp tedavi programının hastaya özel düzenlenmesi gerek. Hastaların uzun süre ilaç kullanımına sığınmaması gerekir. “Özellikle psikiyatrik ilaçlardan fayda görebileceğini düşünen kişiler uzun süre bu ilaçları kullanıyor. Tabii bu da daha sonra bağımlılık yapıyor” diye söylemlere kanmayın. Hiçbir antidepresan bağımlılık yapmaz.

Ancak Benzodiazepin grubu ilaçlardan kısa etkili olanları buna sebep olabilir (Ativan: Lorazepam) veya Xanax (alprazolam: bir benzodiyazepin türevi) kısa sure verilirse bağımlılık yapar.

Sonuçta fibromiyalji tedavi edilmemiş oluyor. Psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden bir psikolojik bozukluk varsa kullanılmasını tavsiye ediyoruz dendiğinde daha gerçekçi olur.

Ağrı kesicilerin kullanımında da (parasetamol gibi) böbrek, mide ve tansiyon problemleri gibi yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

Fibromiyalji hastalığının tedavisinde en önemli prensibin hasta-hekim işbirliğidir. Öncelikle hastayı hastalığı hakkında bilgilendirmek, hastalıktan korunma yollarını öğretmek çok önemlidir.

Tedavi, değişik bulguların olması sebebiyle hastaya özel düzenlenir. Hekim tarafından belirlenen PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programı fibromiyalji tedavisinde en önemli yeri tutmaktadır.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışma sonuçlarını paylaşarak, PRP yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı adale düğümleri) yok etmenin mümkün olduğu bilgisini veriyor.

Fibromiyaljili kişinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, fibrozitleri çözerek tedavi artık mümkündür.

PRP yönteminde, sertleşen adale düğümcükleri içine, kişiden alınan kanın işleme tabi tutularak, trombosit (kandaki çekirdeksiz hücreler) dediğimiz kısmının verilmesiyle, doku içindeki sertleşmeler azalmakta ve fibrozitin düzelmesiyle ağrı ve kas spazmı oluşturan faktörlerin de salıverilmesi durmaktadır.

Adele spazmının ortadan kalkmasıyla, vücutta kas spazmına bağlı olarak oluşan belirtiler de genellikle ortadan kalkmaktadır.

Elle uygulanan şiropraksi gibi terapi yöntemleriyle de adale uzunluğu arttırılmakta ve sonrasında hastaya özgü verilen egzersizler ve önerilerle fibromiyalji hastalığını hasta unutmaktadır. Yani bir nevi ağrı hafızası kaybı elde edilir. Akupunktur ve hipnoz da çok işe yarar ama naltrekson verildiğinde (vücudun kendi imal ettiği bir ağrı kesici – bağımlılık önleyici madde) akupunkturun etkisi ortadan kalkar; derin hipnozda ise haftalarca sürebilir.

Fibromiyalji tedavisinde tedavi seçenekleri

Fibromiyaljinin tedavisinde, Fizik Tedavinin ve ilaç tedavisinin çok önemli yeri bulunuyor. Fizik Tedavi uygulamalarından örnekler:

Elektroterapi Uygulamaları (TENS: Trans Kütanöz Sinir Uyarımı, Ultrasonografi Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs), Sıcaklık Ajanları, Doku Masajı, Klasik Masaj, Germe Gevşeme Eğitimleri, Bölgesel Enjeksiyonlar, Ozon Tedavisi, Prp (Trombositten Zengin Plazma), Nöral terapi, Proloterapi, Manipülasyon ve benzeri gibi yöntemler etkili olur.

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur...

Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji (FM), yaygın kas iskelet sistemi ağrısı, uyku bozukluğu ve yorgunluğun çoğu kez birlikte bulunduğu kronik bir ağrı sendromudur.

Fibromiyaljili kişilerde irritabl barsak sendromu, kronik baş ağrısı, depresyon, anksiyete, huzursuz bacak sendromu, temporomandibular disfonksiyon, kronik yorgunluk sendromu ve irritabl mesane sendromu gibi bazı semptom veya sendromlara sık rastlanmaktadır.

Genel polikliniklere başvuruların %5–6’sını, romatoloji polikliniklerine yeni başvuranların %10-20 sini fibromiyaljili hastalar oluşturmaktadır.

Fibromiyalji belirtileri ve tipik özellikleri

Hafıza problemleri,düşünce bozuklukları

Ellerde ve ayaklarda uyuşukluk ve karıncalanmalar,

Çarpıntı

Azalmış egzersiz toleransı

Barsak şikâyetleri (gaz, kabızlık,ishal)

Üzgün veya depressif duygudurum

Tansiyon veya migren Baş Ağrısı

Gün boyunca yorgunluk hissi (fatik)

Dinlenemeden uyanmış olma hissi (sürekli uykudan uyanma)

Noniseptif uyarılar nedeniyle, ağrının azaltılması ile hissedilen genel hassasiyet,

Çeşitli organları kapsayan psikosomatik semptomlar (hassas bağırsak sendromu, sık sık işeme, kardiyak semptomları, jinekolojik sorunlar)

Nörolojik sorunlar (vücutta uyuşma görülme, sinirli ve iğneleyici olma, gergin olma hali, baş ağrısı)

Ruhsal rahatsızlıklar (depresyon, anksiyete, ağır depresyon ise nadir görülmektedir.)

Bilişsel sorunlar (konsantrasyon bozukluğu, yeni şeyler öğrenme güçsüzlüğü)

Kişiye göre değişen ödem hassasiyeti

Hastaların % 30-50'si eklem hipermobilitesine sahiptir.

Vücudun üst kısmı ile sınırlı olan kızarma eğilimi (eritema fugaks) ve diğer taraftan soğuk ekstremiteler bu hastalarda yüksek oranda görülmektedir.

Semptomlar dış faktörler (hava değişiklikleri, çeşitli rahatsızlıklar) ve iç faktörlere (stres faktörü) bağlı olarak değişmektedir.

Fibromiyalji ayrı bir hastalık oluşumu değildir ancak belirti ve bulguların bir kombinasyonudur.

Fibromiyalji hastaları sürekli olarak strese ağrı hissinin iletim sistemlerini bozacak istisnai bir şekilde reaksiyon gösterirler

Fibromiyaljiyle, bu hastalıkları karıştırmayın

Bel ve boyun ağrıları

Kronik yorgunluk sendromu

Depresyon

Hipotiroidi

Uyku bozuklukları

Fibromiyaljide tedavi

Her hastanın ayrı ayrı ele alınıp tedavi programının hastaya özel düzenlenmesi gerek. Hastaların uzun süre ilaç kullanımına sığınmaması gerektiğini vurgulamak gerekir. "Özellikle psikiyatrik ilaçlardan fayda görebileceğini düşünen kişiler uzun süre bu ilaçları kullanıyor. Tabii bu da daha sonra bağımlılık yapıyor. Sonuçta fibromiyalji tedavi edilmemiş oluyor. Biz psikiyatrik ilaçların ancak eşlik eden bir psikolojik bozukluk varsa(!) kullanılmasını tavsiye ediyoruz. Ağrı kesicilerin kullanımında da böbrek, mide ve tansiyon problemleri gibi yan etkiler ortaya çıkabilmektedir.

 

Hiçbir antidepresan bağımlılık yapmaz ama mesela Efexor ve eşdeğerlerinde kesilme sendromu çok görülür. Bu da hidroksizin (Atarax), çok ender olarak uzun etkili Diazem gibi uzun etkili benzodiyazepinlerler bunlara engel olur ama yeşil reçeteye tabidir.

Fibromiyalji hastalığının tedavisinde en önemli prensibin hasta-hekim işbirliğidir. Öncelikle hastayı hastalığı hakkında bilgilendirmek, hastalıktan korunma yollarını öğretmek çok önemlidir.

Tedavi, değişik bulguların olması nedeniyle hastaya özel düzenlenir. Hekim tarafından belirlenen PRP uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon yöntemleri, egzersiz programı fibromiyalji tedavisinde en önemli yeri tutmaktadır.

Son zamanlarda yapılan bilimsel çalışma sonuçlarını paylaşarak, PRP (Plateletten yani trombositten Zengin Plazma) yöntemi ile fibromiyalji hastalığında asıl sebep olan fibrozitleri (ağrılı kas düğümleri) ortadan kaldırmanın mümkün olduğu bilgisini veriyor.

Fibromiyaljili kişinin bağışıklık sistemini kuvvetlendirerek, fibrozitleri çözerek tedavi artık mümkündür. PRP yönteminde, sertleşen kas düğümcükleri içine, kişiden alınan kanın işleme tabi tutularak, trombosit dediğimiz kısmının verilmesiyle, doku içindeki sertleşmeler yok olmakta ve fibrozitin kaybolmasıyla ağrı ve kas spazmı oluşturan faktörlerin de salıverilmesi durmaktadır.

Adale spazmının yok olmasıyla, vücutta spazma bağlı olarak oluşan belirtiler de yok olmaktadır. Uygulanan manuel terapi yöntemleriyle de kas uzunluğu arttırılmakta ve sonrasında hastaya özgü verilen egzersizler ve önerilerle fibromiyalji hastalığını hasta unutmaktadır.

Fibromiyalji tedavisinde tedavi seçenekleri

Fibromiyalji'nin tedavisinde, Fizik Tedavi'nin ve ilaç tedavisinin çok önemli yeri bulunuyor. Fizik Tedavi uygulamalarından örnekler:

Elektroterapi Uygulamaları (Tens, Ultrasonografi Tedavisi, Enterfrensiyel Akımlar, Biofeedback, Hvgs),

Sıcaklık Ajanları,

Doku Masajı,

Klasik Masaj,

Germe Gevşeme Eğitimleri

Bölgesel kısa etkili anestetik madde enjeksiyonları,

Ozon Tedavisi,

Prp (Trombositten Zengin Plazma),

Nöralterapi,

Proloterapi,

Manipülasyon vb gibi işe yarayabilmektedir.

Herkese sevgi, sağlık, dayanışma ve bütünleşmeyle dolu günler diliyorum.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 17 Nisan 2017 Pazartesi

578 kez okundu
0

Posted by on in Bilimsel

Garip bir yerdir Beyoğlu.

Bir tarafında İstiklâl Caddesi vardır. Yürüdüğünüz zaman içiniz açılır ve tramvaya binince huzur duyarsınız. Orada bir gün Suudi Arabistan’dan Fahrevi isminde 23 Mathilda isimli bir kızla tanıştı. The Marmara Otelinden çıkmıştı ve saçlarını sallayıp kahkahalar atarak yürüyordu. Saçlarını boyatmıştı ve hiçbir şeye, hiç kimseye benzemiyordu. Saçlarını sallayarak dolaşıp, cin gibi bakışlarla etrafına bakınıyordu. Arzu ettiği şey eroin bulmaktı aslında ve köşedeki satıcında adeta eline düşüverdi.

 

***

Alman Hastanesi artık hayalet gibiydi, etrafta barlar vardı.

***

Suudiler ve Suriyeliler kadar, yurt için geziye çıkmış ama kim ve ne olduğunu bilemediği insanlar ortalığı doldurmuştu.


***

Bir köşedeki dönercilere baktı, bir de polislere. Canı sandviç istedi fakat nereden alır yiyeceğini bilemedi. Bir baktı bonzai, öbür yanda malı götüren ama kim olduğunu çıkaramadığı garip tipli adamlar da, çakmak gazı satanlar da, yanında esrar ve eroin pazarlayanlar…

***

Tam bir hercümerç içindeydi ortalık. Kendisine usluca yaklaşan Hasan ismindeki adama baktı ama bir türlü karar veremiyordu. Özellikle ona güvenip salaş bir meyhaneye gitti. Gitti ama içtiği şeyin içine atılan şeyin ne olduğunun fakında değildi.

Hemen barlara yöneldi ama etraftakiler garip tipli adamlar duruyordu.

Büfeden bir şişe su aldı ve çevredekilere hiç aldırış etmeden yürüdü.

“Nedir bu” demeye kalmadan şalvarlı ismini bilmediği bir adam ağzına pamuğu dayadı!

Meğer kandırılarak verilen madde eroinmiş. Zaten mezarlıklarda saklanıyorlarmış.

Hikâyenin sonu iyi...  Bana getirdiler, özel bir hastaneye yatırıp karnına basit bir ameliyatla takılan bir ilaç var; ondan yaptırttım. İçindeki madde “naltrexon” Mikropettel capsule.

Önce beş altı seans motivasyonel görüşme yaptım ve ikna oldu.

Bir süre sonra tamamen düzeldi ve tedavisi devam ediyor.

Not: İsimler tarafımdan değiştirilmiştir.

Herkese sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 30 Ocak 2017 Pazartesi 

820 kez okundu
0

Posted by on in Bilimsel

Garip bir yerdir Beyoğlu.

Bir tarafında İstiklâl Caddesi vardır. Yürüdüğünüz zaman içiniz açılır ve tramvaya binince huzur duyarsınız. Orada bir gün Suudi Arabistan’dan Fahrevi isminde 23 Mathilda isimli bir kızla tanıştı. The Marmara Otelinden çıkmıştı ve saçlarını sallayıp kahkahalar atarak yürüyordu. Saçlarını boyatmıştı ve hiçbir şeye, hiç kimseye benzemiyordu. Saçlarını sallayarak dolaşıp, cin gibi bakışlarla etrafına bakınıyordu. Arzu ettiği şey eroin bulmaktı aslında ve köşedeki satıcında adeta eline düşüverdi.

 

***

Alman Hastanesi artık hayalet gibiydi, etrafta barlar vardı.

***

Suudiler ve Suriyeliler kadar, yurt için geziye çıkmış ama kim ve ne olduğunu bilemediği insanlar ortalığı doldurmuştu.


***

Bir köşedeki dönercilere baktı, bir de polislere. Canı sandviç istedi fakat nereden alır yiyeceğini bilemedi. Bir baktı bonzai, öbür yanda malı götüren ama kim olduğunu çıkaramadığı garip tipli adamlar da, çakmak gazı satanlar da, yanında esrar ve eroin pazarlayanlar…

***

Tam bir hercümerç içindeydi ortalık. Kendisine usluca yaklaşan Hasan ismindeki adama baktı ama bir türlü karar veremiyordu. Özellikle ona güvenip salaş bir meyhaneye gitti. Gitti ama içtiği şeyin içine atılan şeyin ne olduğunun fakında değildi.

Hemen barlara yöneldi ama etraftakiler garip tipli adamlar duruyordu.

Büfeden bir şişe su aldı ve çevredekilere hiç aldırış etmeden yürüdü.

“Nedir bu” demeye kalmadan şalvarlı ismini bilmediği bir adam ağzına pamuğu dayadı!

Meğer kandırılarak verilen madde eroinmiş. Zaten mezarlıklarda saklanıyorlarmış.

Hikâyenin sonu iyi...  Bana getirdiler, özel bir hastaneye yatırıp karnına basit bir ameliyatla takılan bir ilaç var; ondan yaptırttım. İçindeki madde “naltrexon” Mikropettel capsule.

Önce beş altı seans motivasyonel görüşme yaptım ve ikna oldu.

Bir süre sonra tamamen düzeldi ve tedavisi devam ediyor.

Not: İsimler tarafımdan değiştirilmiştir.

Herkese sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 30 Ocak 2017 Pazartesi 

568 kez okundu
0