Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ACABA PSİKOPAT MIYDI (PEMBE KİMLİKLERİN HÜZÜN DOLU DÜNYASINDAN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1205 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

İlk defa tanıştılar 16 yaşında; ikisi de pek genç ve saftı. Tek bilmedikleri arkadan vurmaktı. Kimseleri incitmemeye özen gösterirlerdi.

Âşık olduklarında henüz genceciktiler. Ne yasaktan anlarlardı, ne de günahtan. Biri henüz delikanlıydı; naif ve kutsiyete ehemmiyet veren.

 

Öbürünün ise patavatsız, küstah ve her ettiği söze küfürle başlayan, ne kadar kendine benzeyen varsa ona perestiş eden ve kimseleri umuruna takmayan bir yapısı vardı. Hani, tam maço denen tarzda davranırdı. Sıklıkla başka kadınlara takılır; sonra döner dolaşır, evdeki yavuklusuna dönerdi. Herkes “hünsa” diye aşağılardı. Bu sebeple de sürekli olarak yer değiştirirdi.

 

***

 

Birisi oraya giderken, öbürü buraya meylederdi. Herkes kolayca ikisini de kandırırdı. Çok saf ve kural tanımaz insanlardı ama birisi ameliyat olarak cinsiyet değiştirdiği için sürekli toplum dışına itiliyorlardı. Yekpare bir kimlik geliştirip, direniyorlardı köhnemiş değer yargılarına ve arada da ahmak kutusuna aval aval bakıp vakit geçiriyorlardı! Son zamanlarda verilen fetvalar ve dayatılan saptırmalar ne kadar makul ve muteberdi?

 

Kadın olup da Pembe Kimliğine kavuşan, hiç istememesine rağmen fuhşa sürüklenmişti. Gelen geçen aşağılıyor ve “sapık” diye damgalıyorlardı.

 

Erkek sık sık derin düşüncele dalar ve karamsarca hayaller kurardı.

 

“Her şey ütopik bu âlemde” diye düşünürdü.

 

***

 

“Gönlüme düşe düşe transseksüel düştü. Evlensem nikâh düşer ama ailem ne der” diye hayıflanırdı.

 

“Cogito ergo sum” dedi kendi kendine. Cevap hâlâ muğlâktı.

 

Akabinde de Latince deyimleri neden ezberlediğini sorguladı:

 

Ab imo pectore: Kalbin derinliklerinden (dürüstlükle).

 

Ab inconvenienti: Uygun olmayan bir şeyden.

 

Ab initio: Başlangıçtan.

 

Ab Jove principium: Jüpiter’le başlayalım.

 

Ab ovo usque ad mala: Yumurtadan elmalara (baştan sona anlamında: Romalıların geleneksel yemek sırasından esinlenerek)

 

Ab uno disce omnes: Bir şeyden her şeyi öğren.

 

Absentem lædit, qui cum ebrio litigat: Sarhoşla kavga eden, yerinde olmayan birini döver.

 

Abusus non tollit usum: Suiistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez.

 

Abyssus abyssum invocat: Uçurum uçurumu çağırır. (Bir hata diğerlerinin doğmasına sebep olur)

 

Accipe Hoc: Bunu al.

 

Acta est fabula: Oyun bitti (Caesar Divi Filius Augustus’un son sözleri)

 

Acta non verba: Hareket, söz değil.

 

Actibus immensis urbs fulget massiliensis: Marsilya şehri, müthiş eylemlerle ışıltı saçıyor.

 

Actio libera in causa: Nedeninde serbest hareket.

 

Ad astra: Yıldızlara doğru

 

Ad augusta per angusta: Doruklara doğru dar yollardan (Başarı kolay kazanılmaz)

 

Ad libitum: Kendi isteğine bağlı olarak (ad lib. olarak kısaltılır)

 

Ad fontes: Kaynaklara doğru

 

Ad gloriam: Zafer için.

 

Ad hoc: Belli bir amaca yönelik.

 

Ad hominem: Bir argümana cevap verirken argümanı eleştirmekten ziyade argümanı yapan kişiye saldırmak.

 

Ad impossibilia nemo tenetur: Hiç kimse yapamayacağı şeyler için söz vermemelidir.

 

Ad majorem Dei gloriam: Tanrı'nın ihtişamlı görkemi için (Haçlıların, Cizvitlerin ve Şikago Üniversitesinin mottosu)

 

Ad kalendas graecas: Grek Kalendas’ta (Kalendaslar Romalı’dır, bu yüzden bu deyim var olmayan bir tarihi belirtir: çıkmaz ayın son çarşambası)

 

Ad litteram: Harfi harfine.

 

Ad multos annos: Nice yıllara!

 

“Ben kimim, neyim ki bunları düşünüyorum” diye iç çekti.

 

“Eser bırakmaktır esas ölümsüzlük” diye tefekkür etti.

 

Sevgilisine son bir kez baktı. O arkasını dönmüş ve gözyaşlarını içine akıtarak oturuyordu. Çok bedbahttı!

 

Ellerini avuçlarının içine aldı, ağlıyordu.

 

Bize bu diyarda hayat hakkı tanımazlar, Aykırıyız çünkü” diye fısıldadı.

 

Yanağına bir öpücük kondurdu de meçhule giden merdivenden tırmanmaya başladı…

 

İçinden hep şu geçiyordu: “Psikopat olan kim acaba”?

 

Hasta olsan kendisi mi, sevdiği kadın mı yoksa toplum muydu?

 

Cevabını asla bulamayacağının farkındaydı…

 

Bir hekime mi gitsem” dedi.

 

Bir gün belki yolu bana düşerse mutlaka yardımcı olurum.

 

Homofobikleri sevmem.

 

Çoğu içimizde yaşayan ama pek düzgün sanılan sapkınlardır!

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 30 Ocak 2016 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Perşembe, 22 Şubat 2018