Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AH MHP, VAH MHP!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2394 kez okundu
  • 1 yorum
  • Yazdır

Güler Kömürcü 18 Eylül 2007'de Akşam Gazetesi'ndeki köşesinde altına imzamı atacağım bir yazı klavyeye almış. Yasal açıdan iktibas etmemin suç olmayacağını düşünerek, aynen web mekânıma koyuyorum:

Kontrol Edilebilir Kulüp Milliyetçiliği

2. AKP Hükûmeti son derece kararlı, karşısında öteki olarak gördüğü kitleyi tek siyasî algıyla donatma-dönüştürme hedefinde adım adım ilerliyor ve en ürkütücü olan ise olmazsa olmaz "MUHALEFETİN ortada olmaması... Muhalefetsiz bir Meclisimiz var, MHP neredeyse AKP ile "birleşmek üzere, CHP malûmunuz kendi iç yönetim kargaşasında, o hâlde? Tabiat boşluklardan nefret eder bir biçimde doldurur, muhalefet görevi artık kitleye-halka düşmüştür, normâl güçlü bir toplumsal muhalefetin iktidar politikalarına etki etmesi sürecine geçilmiştir, tatlı su milliyetçisi sivil toplum örgütleri de misyonunu tamamlamıştır, yoksa... "Tek tip siyasî yapı hâttâ ağır faşizm geliyor ey miskin lâikler, ey suskun milliyetçiler"...

Muhalefetsiz Meclis'in "günahkâr hâlleri" söz konusu olunca en fazla şikâyeti MHP alıyor. Yükselen milliyetçiliğin -özde değil- sözde temsilcisi olan MHP'ye seçmeni bugün artık son derece öfkeli, gelen okur mesajları arasından seçtiğim birini şimdi size sunmak, ortak refleks geliştirme, muhalefet görevini birey olarak hemen, âcilen üstlenmeniz adına "son derece çarpıcı bir analize dikkatinizi çekmek istiyorum efendim, okuyacaklarınızı kaleme alan Karaman'dan bir öğretmen yâni çoğunluğun dili:

"22 Temmuz Genel Seçimleri'ni atlattık, ama Türk milliyetçiliği cephesinde Meclis'e girilmesine rağmen bir sevinç yok. Neden? Çünkü 'yine' başımız eğik bir şekilde girdik o çatının altına. Seçim öncesinde diklenildi, büyük büyük lâflar edildi, ip atma gösterileri yapıldı, büyük vaatler verildi; sonrasında dünya kadar hakaret duyuldu, onurumuz ayaklar altına alındı; önce küsüldü de şimdi ne oldu? Bütün o salvolar nereye gitti? Neyin karşılığında... Orası meçhûl.

Cümle âlem biliyor ki Milliyetçi Hareket Partisi'ne oy veren Türk milliyetçilerinin çoğu 'Bahçeli ve ekibine rağmen' mührü basmıştır. Çünkü kendisi ve adamları ehven-i şer olarak görülmüştür. Yoksa kimse partiyi tahterevalliye çeviren pasif bir lidere ve sorunlarla ilgili sorular karşısında bile lâfı ağzında geveleyerek inisiyatif almaya cesaret edemeyeceğini sessizce ilân eden kurmaylara oy vermeyi düşünmezdi. Hele de böyle kritik bir dönemde.

İrili ufaklı birçok milliyetçi-ulusalcı sivil toplum örgütü var. Herkes 'benlik' sevdâsına düştü. Peki, neticede ne oldu? Seçim arifesinde milliyetçi derneklere ve Ülkü Ocakları şûbelerine yapılan baskınlar ve başkanlarını gözaltına alma silsilesiyle, sürüden ayrılan koyunu kurt kapar misâli, av operasyonu kolayca hâlledildi. Türk milliyetçiliğinin partisi bunlara sâhip çıkma dirâyetini gösterseydi böyle mi olurdu?

BBP ve diğer milliyetçi partilerden söz etmeye gerek duymuyorum. Kıymet-i harbiyeleri yok nasılsa. Bir Muhsin Başkan vardı ama 'o da' kredisini tüketti, beş yıl vekillikle avunup duracak lâkin mukadderatın 'o da' farkında?

Bir de sendikal örgütler cephesinde milliyetçi hassasiyetiyle bilinen Kamu-Sen var. Onlar da seçimin ardından toplu görüşme sürecindeki silik tavırlarıyla AKP'ye biat ve minnet ettiklerini gösterdiler. Meğer Memur-Sen'e kardeş gelmiş de haberimiz yokmuş!

Bu bahiste Türk Ocakları'na değinmeden geçmemiz mümkün değil... Fethullah Gülen'e ödül vermeyi ve Genel Merkez'de Abdullah Gül'ü konuşturup üyelerini azarlatarak reklâmını yapmayı pek iyi bilirler.

Hiç kimse kusura bakmasın. Kral artık çıplak, her şey ayan beyan ortada. Türk milliyetçiliği 70'lerde Türk Solu'nun alay edilen amip durumuna düşmüştür. Türk milliyetçiliğinin amiral gemisi MHP, mevcut yönetiminin ma'rifetiyle(!) karşı saflardaki AKP gemisinin yedeğine alınmıştır.

Milliyetçiliğimiz vatandaşı bilinçlendirip Türkiye Cumhuriyeti'nin temel ilkeleri ve âlî menfaâtleri hususunda çözüm ve çare üretmeyecekse, aksiyoner ve güçlü bir yapı oluşturulmayacaksa, eleştirinin ardından projeler sunan milliyetçi strateji üretim merkezleri tesis edilmeyecekse, Atatürk ilke ve inkılâplarını eksen alıp asgarî müştereklerde buluşan herkesle el ele verilmeyecekse, biz kiminle, neyin mücadelesini vereceğiz? Caz Müzik Sevenler Kulübü, Aşağıavlu Köyü Dayanışma Derneği, Ötücü Kuşlar Federasyonu gibi birer sosyal kulüp olarak mı kalacağız? Bizim tarihî misyonumuza ve toplumsal sorumluluğumuza ne olacak? Velhâsılıkelâm, Türk milliyetçiliği kendini yedeğe aldırdı, kızağa çekilmesine ise ramak kaldı...

Hasan Salih GÜNDÜZ-Karaman-Edebiyat Öğretmeni.

Ne dersiniz, tabiat 'muhalefetin yarattığı boşluğu' bu defa nasıl dolduracak ey aksiyonel okur?

***

Sevgili Güler Kömürcü, sizinle hiç tanışmadık ama bir e-mesaj teatimiz oldu.

"Tek tip siyasî yapı, hâttâ ağır faşizm geliyor diye web mekânından haykıran lâik ve milliyetçi bir üniversite hocasıyım. Bir zamanlar televizyonlara çıkma rekorum vardı, çağırılıyordum çünkü.

ABD'nin kendi İkiz Kuleleri'ne kendi "taşeronladığı" hücumun canlı yorumunu NTV'de Sayın Celâl Pir ile yapmıştık. Aynı NTV'ye ciddi sosyal ve politik konuların sosyal psikoloji ve psikiyatri açısından yorumu için önceden de, sonradan da defalarca çağırıldım. En son, bir önceki seçimlerden sonra, memleketin nereye gitmekte olduğunu gene Celâl Bey ile konuştuk. "Son sözünüz nedir hocam dediğinde, "benim gibi milliyetperver, lâik ve ağzı lâf yapan kişiler büyük medyadan kaybettirileceğiz, susturulacağız derken program bitti.

Akabinde birkaç hafta arayla AKP Genel Merkezi'nden cep telefonumu arayıp, gâyet nâzikçe "eğitim vermeye çağırdılar. Müsait olmadığımı söyledim.

Ve. Dediğim gibi oldu, bitti! Bıçak gibi kesildi! Celâl Bey gönderdiğim birkaç e-mesajı cevapsız bıraktı. Belli ki eli kolu bağlı...

Bahçeşehir Üniversitesi'nde terör konusunda son derecede objektif bir konferans verdim, Kürtçüler ve komünistler hâlâ tehdit ediyorlar. Bilgi Üniversitesi'nde Mülkiyeliler Toplantısı'nda konuştum, dinci ve şeriatçıların hedefi oldum, entellektüel linçe mâruz kaldım; dayak yememek için erken terk ettim toplantıyı. Metin Akpınar ve Ercan Çitlioğlu ile mizah târikiyle bütün bu mes'elelere değinen Kanal 1'deki Muhabbet programı üçüncü bölümde yayından kaldırıldı.

Sevgili Güler Kömürcü, sizinle hiç tanışmadık ama bir e-mesaj teatimiz oldu.

Şimdi bu mütevâzı web mekânında BAĞIRIYORUM, HAYKIRIYORUM!

Yeminle. Daha ne yapayım? Soruyorlar niye televizyonlara çıkıp haykırmıyorsun diye. Ne yapayım, dilekçe mi versem acaba?

Bir fikir lûtfen, sizden veya herkesten.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye -18 Eylül 2007 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018