Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AKİNETON SUÇ ÖRGÜTÜ

Efendim, dayanamayıp en derin sırrın gizeminin gizli esrârını ifşâ edeceğim.

Aslında Ergenekon değil, Akineton Gizli Örgütü söz konusu ve ben de onun üyesiyim!

***

Kadîm Mısır'da firavunların saltanatı 3000 yıldan fazla sürmüş ve bu arada otuz hükümdar sülâlesi birbirini takip etmişti. MÖ 1364 yılına gelindiğinde 18'inci sülâleden Ameophis IV (Akheneton) tahta çıktı. Bu sırada Mısırlılar başta Amon (Güneş Tanrısı) olmak üzere birçok tanrıya tapıyorlardı.

Tahta çıktıktan 5 sene sonra 41 yaşında iken kendisinde çok büyük bir mânevî değişiklik hâsıl oldu. Tanrı'nın bir, isminin ise Aton olduğunu halkına ilân etti. Tapınaklardaki bütün putların kırılmasını, duvarlardaki tanrı (!) isimlerinin kazınmasını emretti. Aton'la, Atatürk'ün benzerliğine dikkatinizi celp ederim.

Ameophis (İmparatorluk tanrısı Amus râzı olsun; Susurluk ile ne kadar yakın kelimeler) olan adını Akheneton (Aton'un hadimi, yâni hizmetkârı) olarak değiştirdi. Mısır'da o asırda halk tam 13 tanrıya inanıyordu (nitekim bu mes'ele daha sonra Hristiyanlığa uğursuzluk olarak nüfûz edecektir).

Akheneton'un inandığı ve halkının da inanmasını istediği tanrı, kendi ifâdesine göre, yalnız Mısırlılar'ın değil, bütün insanların, bütün kâinatın tanrısı idi. Güneş'i, Ay'ı, yıldızları yaratan "O" idi.

Akheneton, eski inancın baş şehri olan Teb şehrine karşılık yeni bir başkent kurdu ve adına "Aton'un ufku, Aton'un çevresi anlamına gelen Akhenaton dedi (Ankara ile benzerliğine dikkat edin). Ölünceye kadar bu şehirde yaşadı.

Akheneton'un Bir Şiiri

"Tanrı uludur, birdir, tektir. Ondan başkası yoktur. Bir tânedir, O'dur her varlığı yaratan. Bir rûhtur Tanrı, görünmeyen bir rûh... Tâ başlangıçta vardı Tanrı, Tek varlıktı o. Hiç bir şey yokken o vardı. Her şeyi o yarattı (...)".

Ne kadar da Hristiyanlığa ve Müslümanlığa benziyor değil mi?

***

Daha sonra anti-Christler tarafından kâtledilen Akheneton önce Hz. Mevlânâ'nın, sonra Bedia Bülent Çorak'ın bedeninde canlandı ama Baba-Oğul-Kutsal Rûh bağlamında arada Moustapha (esası Mustafa'dır) olarak da reenkarne oldu ve CD onun filmini çekti!  

Küçük dilinizi yuttunuz değil mi?

Daha durun!

Moustapha esasen farklı asırlarda yaşayan aynı rûhun tecessümüydü: Hz. Muhammed Mustafa ve Mustafa Kemâl Atatürk.

Daha sonra aynı rûh bir kozmik hata sonucunda baba şeklinde Veli Minnoş'ta (MKD: Buradaki allegoriye bakın = Küçük Velî), oğul hâliyle Tuncay South ve kutsal rûh olarak da nöropsikiyatrlarda enkarne oldu.

***

Efkârıumumiyeyi aldatmak için piribedil (Pîrî Reis'le yakınlığa bakar mısınız) diye de sembolize edilen bu allegorik ve sembolik "Şey" aslında Ergenekon'du ve masondu!

Bu sinsi varlık insanlığın en önemli şeyini ele geçirdi: Beynini!

Bu sâyede Himalâyalar'da 7000 kilometrelik tüneller kazıldı.

Artık herkes delirmişti ve Akineton kullanarak Ergenekon'a hizmet ediyordu.

Hâin bir mason ve kafatasçı olan Parkinson'un emriyle (esasen Deccâl'dir) herkese verilir, yazılır oldu!

Bunu içenlerde kafa bulma, delirme ve her türlü şeytanî hususiyet hâsıl oldu ve olmakta.

Allah'tan, Gülümüz ve Devletlû yeşil koruma ile bunu kontrol altına almaya çalışıyorlar ama başaramayacaklar.

***

   Durun yâhu, n'olur beni NALlamayın.
           arka bahçeyi kazmayın!
                 Manitu, kurtar beni!
                        vallahi ben Akineton'um!
                              paralara resmimi basacağım
                                    daha neler yapacağım, n'olur o gömleği giydirmeyin.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 14 Ocak 2009 Çarşamba

CÂHİLLİKLER KİTABI'NDAKİ BİR CEHÂLET, GEL DE BEYNİ...
Kararsız

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil