Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AKLUHİKMET, KUVVET, GÜZELLİK VE BİLİM

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 5146 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Bu tamlama akıl ve hikmetin birbirlerinden ayrı tasavvur edilemeyeceği bir bütünlük içinde olduklarının ifâdesi.

Yâni ne akılsız hikmet (bilgelik), ne de hikmetsiz akıl tek başına bir şey ifâde eder.

Saf akla perestiş etmeye (öykünmeye) “rasyonalizm” denir ve sonu bir çıkmaz sokaktır. Çünkü akıl dizginlenmez ve kontrol altına alınmazsa, sonunda insanı aklını kaybetmeğe kadar götürecek bir potansiyeli de taşır. Çok akıllı ama hikmet yoksunu bir kişi çok tehlikeli bir câni de, cinsel sapkın da olabilir.

En azından, iflâh olmaz bir dogmatik hâline gelir.

Saf hikmet ise aklın dizginlerinden kurtulmuş tehlikeli bir canavardır.

Pek çok akıl hastası, karizmatik ama paranoyak lider hikmet dolu lâflar etmişlerdir tarih boyunca ama yaptıkları kötülüğün hâddi hesabı yoktur.

***

Peki, akluhikmet yerinde ama bu da yeterli midir?

Kitleleri etkileyecek kadar şaşaalı sözler söyleyen, insanları peşine takan böyle kişilerin söylemlerinin mutlaka KUVVETLİ olması da icap eder.

Onun faaliyete dökülmüş hâlinin başarılı olabilmesi için, mutlaka yeterine kuvvetle desteklenmesi icap eder.

İşte, burada müthiş bir nüans var: Meselâ Einstein atomu (atom, kelime anlamı olarak “parçalanamaz olan” demek) parçalamaya gidecek formülü buldu. Bunu bilim dünyasına akluhikmet ve kuvvetle dopdolu bir şekilde sundu. Bu sâyede, farzımuhal, bir küp şekerden bir ülkenin 1 senelik enerji ihtiyacı karşılanabilecekti.

Ama bir şey vardı ki, buna sâhip olmayanlar atom bombasını yaptılar!

O şey neydi?

***

GÜZELLİK

İyi, hayırlı, faydalı, herkes için en faydalı olacak bir şeyi şer için, kötülük için kullandılar!

Aynı şey fizyon ve füzyon çalışmalarında da görüldü.

Güzellik nâkıssa, diğer bütün her şey uçar, gider.

Peki, her halükârda asla devreden çıkmaması gereken son bir öz (essence) daha var mı?

Tabii ki…

***

BİLİM

Eğer müsbet ilim (bilim) daima nâmütenahi bir döngü içerisinde hep bunlara yol göstericilik yapmazsa, sonuç dâima hüsran olacaktır!

***

İşte, evrimsel süreç içerisinde içimizde yer alan bütün arketipler de böyle uyanır.

Şeytan da, tanrı veya Tanrı da biziz.

Ama hür irademiz var.

Bâzı beyin travmaları veya genetik hatadan dolayı düzelmesi mümkün olmayan defektler hâricinde…

   Her şey bizim için ve biz de her şey için varız ve mevcuduz…

      Sevgi ve huzur dolu bir Pazar dileklerimle…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 29 Haziran 2013 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017