Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ALİ RIZA SAYSEN'DEN: MART DOKUZU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1512 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Aziz Dostum ve Kardeşim gibi sevdiğim, Neslim'in memleketinden Sevgili Ali Rıza Saysen gene beni irşat etti.

Dilerim öyle olsun dostum...

İşte makalesi:

Yine Mart ayının, insana yaşama sevinci veren günleri geldi. Her ne kadar “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır” ata sözünde olduğu gibi, soğuk ve kasvetli günler yaşanabiliyorsa da insan artık hayata daha hoş görülü, daha sevecen bakmaya başlıyor.


 

Çünkü İlk Bahar, “Diriliş Mevsimi” olarak tanımlanıyor. Baharın gelişini halkımız, yaşadığı yörenin örf ve âdetlerine göre, farklı etkinliklerle kutluyor. Değişik ülkelerde olduğu gibi Anadolu’muzda da 21 Mart (eski Mart’ın Dokuzu), Nevruz ilkbaharın başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Size âcizane bir öneride bulunacağım. Yurdumuzun hangi güzel yöresinde yaşamanız hiç önemli değil, yeter ki içiniz sevinçle dolu olsun… O sabah erkenden, gün doğmadan uyanın. Mâlumunuz erken kalkmak bereket ölçüsü. Atalarımız boşuna” erken kalkan yol alır…” dememişler. Bu davranış,  bütün yıl için başlangıç sayılıyor… O yılın verimli, olumlu, rahat ve bereketli geçeceğine inanılıyor.

Dolayısıyla bendeniz, gün doğmadan kalkıp, kendimi doğanın kucağına atmayı planlıyorum. Sevgili dostum Süleyman Aksu, doğup büyüdüğü köy olan İzmir Torbalı’ya bağlı Karakuyu’ya gitmemizi önermişti. Kısmetse, bendenizin de unutulmaz anıları bulunan o güzel yöreye gidip, tabiat ile haşır neşir olmayı düşünüyorum. Belki de o yörenin birkaç göreneği ile karşılaşır ve göneniriz. 

Ülkemizin değişik yerlerinde, değişik gelenek-görenekler uygulanıyor. Örneğin bazı yörelerde sabah ekmek pişiren kadınlar, hamurun içine bir tane mavi boncuk atıyorlar. Ekmekteki mavi boncuk kime düşerse o kişi, yılın şanslı ve uğurlu kişisi kabul ve ilân ediliyor.

Bir başka yörede “Mart Dokuzu’ndan” bir gün önce köyün gençleri ellerinde darbukalarla köyü bir baştan öbür başa kapı kapı dolaşıp, mâniler okuyorlar. Kapısı çalınan evin sahipleri, kapılarına gelen gençlere değişik, fakat genellikle yiyecek türünde hediyeler veriyorlar. Ardından gençler köyün meydanında toplanıp, bir meydan ateşi yakıyor ve etrafında eğlenceler düzenliyorlar.

Çeşme’mizde de 26-29 Mart 2015 tarihleri arasında Çeşme Belediyesi’nin 6. kez düzenleyeceği Ot Festivali de bu etkinliklerden. Bilenler bilir… Ana tema bu yıl da “Ebegümeci” imiş. İdrak ettiğimiz yıllarda “En fazla ot toplama” ,“En güzel otlu yemeği yapma” yarışmaları gibi aktiviteler festivale damgasını vurmuş; katılanları bambaşka bir dünyaya götürmüştü. Umarım ve dilerim ki geleneksel hâle dönüşen bu etkinlikler bu yıl da sorunsuz tamamlanır; yerli yabancı insanlarımız doğa ile baş başa olmanın hazzına, keyfine varırlar; gönülleri neş’e ve sevinç ile dolar.

Urla’mızda da benzer etkinlik, Urla Belediyesi’nin katkılarıyla, birkaç senedir Mart ayında gerçekleştiriliyor. Bu faaliyet de sağlam şekilde ve gelenekselleşme yolunda ilerliyor. Eh! Urla’ya kadar gitmişken, yörenin meşhur ve leziz katmerinden tatmanızı âcizane öneriyorum. 

Bütün bunların amacı, hemen hemen unutulmaya yüz tutmuş “Mart Dokuzu” geleneğini devam ettirmek; bazı yörelerde de yeniden canlandırmak sevgili okur.

Yalnız Ege’mizin değil, fakat Türkiye’mizin dört bir köşesinde yaşayan sevgili vatandaşlarımız hepinize sesleniyorum: Bulunduğunuz yörenin iklim şartlarının müsaadesi nispetinde hasır çantalarınızı, sepetlerinizi yanınıza alınız; elinizde ot bıçağınız kendinizi doğaya teslim ediniz. Unutulmaya yüz tutmuş otları keşfetmek amacıyla harekete geçiniz. Toprağın, tabiatın ve güneşin karışımı ile ortalığı sarmış bulunan kokuyu, o “Yaradılış Aromasını”, beş duyunuzu da devreye sokarak özümleyiniz.

Göreceksiniz ki, uzun süren bir hastalıktan kurtulup, iyileşmiş ve hayata yeniden doğmuş gibi hissedeceksiniz kendinizi. İçinizi bir sükûnet kaplayacak… Yaşamaya, insanları yeniden sevmeye başlayacaksınız. Böylece ağaçlar çiçek açtığında, çiçeklere su yürümesi gibi, damarlarınıza taze ve temiz kanın yürüdüğünü hissedeceksiniz.

Hadi durmayın!

Çimlere bulanın, ağaçlara sarılın. Böylece içinizde, insanlığa karşı engellenemez bir sevgi patlaması yaratın. Göreceksiniz ki, "Bir daha aramayacağım” dediğiniz insanı arayıp, “ben seni özledim…” deyivereceksiniz. “Bu haberleri artık dinlemek istemiyorum… Patronun fırçalarını! Artık duymak istemiyorum…

Şu politikacının hareketlerini artık tasvip etmiyorum” gibi düşüncelerinizden arınacaksınız; yaşama daha gerçekçi, daha aklıselim ile bakacaksınız.

Bahar, yalnız insanlar için değil, bütün varlıklar için diriliş ve coşkunun ifadesi sevgili dostum. Tarih boyunca bu ifadeyi en güzel dillendiren ulusumuzun “Mart Dokuzu” ve “Nevruz Bayramı” sonsuza kadar kutlu olsun... Bu milleti kimse bölmesin, bölemesin ülkemizi hiçbir dâhili ve haricî bedhah (kötü yürekli) parçalayamasın. Dilerim öyle olsun.

Ali Rıza Saysen - Çeşme - 2015 

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 21 Kasım 2017