Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ALLAH BANA ÂŞIK DİYEN BİR KADIN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1971 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Çok uzun seneler önce görmüştüm onu. En fazla 40 küsur yaşındaydı ama aşırı sigara ve muhtemelen uyuşturucudan dolayı tırnakları sararmıştı. Hepsini de kanatırcasına yiyordu (onikofaji). Bunlar ilk izlenimlerimdi.

onikofaji ile ilgili görsel sonucu

***

Muayenehaneye tek başına gelmişti, hiçbir refakatçisi veya yakını da yoktu. Ellerinde hiç durmayan, engel olamadığı bir titreme (tremor) mevcuttu ve başını da, elinde olmaksızın, sağa sola büküp sallanıyordu (koreiform hareketler).

***

Gözlerine baktığımda sanki ölü balık gibi bir ifade görmüştüm (duygulanım küntlüğü); göz temasından âdeta korkuyor ve bacaklarının ikisi de sürekli olarak hareket ediyordu (akatizi). Daha sonra öğrendim ki, Norodol Decaonat 50 mg kalçadan yapmışlar).


***

Hoş geldiniz” dediğimde elimi ancak ucundan sıktı (Mayer Gross’un tanımladığı ikircikli hâl: ambivalans).Öyküsünü almaya başladığımda sesi epey titrekti ve isminin Nadya olduğunu söyledi.

***

Sanırım din hanenize Yahudi diye yazacağım, çünkü bu isim Eski Ahit’ten – İncil’den geliyor, değil mi” diye sormak gafletinde bulundum. Derhal sinirlenerek ayağa fırladı (acting out) ve “tepemi attırmayın, size de O’na yaptığımın aynını uygularım” dedi!

***

Şaşkınlığımı hemen denetim altına aldım ve “siz buyurun anlatın, ben hiç lâfınızı kesmeden dinler, sonra tekrar araya girerim” dedim ve onu çok iyi anladığımı ifade edecek şekilde gülümsedim (empati).

***

Bu arada, sık sık esrar (kannaboid) ve içki (bilhassa günde birkaç şişeyi aşan miktarda rakı) ve günde 2 paket sigara (içinde 4000’den fazla kanser yapıcı madde olan yasal zehir) içtiğini öğrendim.

***

Özgeçmişinde erken doğmuş hiç evlenmemiş ama –sonlara doğru ifşa etti- babası ve amcası kendisine 7-8 yaşlarındayken pek çok kere tecavüz etmişler (travma).

***

Adam’s Family filmindeki kadın (anne) karakterine çok benziyordu.

Başladı anlatmaya:

-Doktor Bey, tam 17 yaşında idim, Tanrı’yı gördüm ve benimle oynaşmak, oramı buramı mıncıklamak istedi ve sesinden de şehvet akıyordu. Çok asabileştim ve ona hiç yüz vermedim!

***

-Nasıl olabiliyor bu, anlatabilir misiniz?

-Nasıl birisiydi bu Tanrı? (hastanın hezeyanını kullanarak yaklaşmak).

-Çok basit bana, tacizde bulunmaya kalktı, ben de ona hiçbir alamda vermedim. Yani yatağıma da sokmadım!

***

-Sakallı, iri yarı ve kafasında da bir hâle vardı (bizzare yanılsama veya kültürel açıdan etkilenerek ortaya çıkan hallüsinasyon ve antropomorfizm).

***

-Sizi çok iyi anlıyorum… Biraz da annenizden bahseder misiniz?

***

-Annem ben doğmadan önce vefat etmiş. Tıpkı Muhammed gibiyim (tam absürdite ve kondansasyon, saçma özdeşim kurma). Merhumenin adı da Amine’ymiş, öyle dediler (falsifikasyon: yakıştırarak uydurma).

***

-İlginç, siz hiç Muhammed’i gördünüz mü?

-Hem de kaç kere (absürd hallüsinasyon) (Şia’nın ve birtakım İslam dışı kişilerin Muhammed’in resmini yaptığı bilinir ama hiç böyle bir şey görmemiş tabii ki).

***

-Sakallı ama çift cinsiyetliydi.

-Yani hermafrodit miydi?

-Öyle gibi (hezeyana bağlı hatalı değerlendirme).

-Şöyle sorayım… Tanrı, hem erkek hem de dişi olabilir mi?

-Ben emrettim oldu çünkü aynı zamanda ben O’yum ve adım da İsa (Fregoli Sendromu); değiştirmişler beni zebaniler…

-Anlıyorum. Bana gelme sebebinizi bir anlayalım beraberce…

-Kerem Bey, babanızdan kalma bir Parapsikoloji ve Hipnozla sağaltım yeteneğiniz varmış.

***

-Ne, anlamadım?

-Tedavi işte…

-Evet, daha da anladım şimdi… Bu yeni “sözcüklüklere” alışamadım.

-Beni hipnozla geçmiş yaşamlarıma götürmenizi ve kaç enkarnasyonum olduğunu anlamamı sağlamamanızı rica ediyorum.

-Hımm… Hani siz madem Tanrı’sınız her şeye gücünüz yetmez mi? Bana ne ihtiyacınız var?

Durakladı ve kahkaha attı (ironi morbid).

-Sıkıyorsa uyutun beni. Bakalım başarabilecek misiniz?

-Şöyle yapsak… Huzursuz ve gerginsiniz, size birkaç ilaç versem ve toparlansanız, sonra hipnoza başlasam? Ne de olsa Tanrı’yı uyutmak güç, değil mi?

Bu çifte açmazım (double bind) işe yaradı.

-Peki, buyurun…

***

Hemen 2 Ampul Biperiden 4 mg. (Akineton) yaptım sekreterin yanında… Çünkü kolaylıkla kötülük görme (perseküsyon) hezeyanı gelişebilirdi.

***

Derhal rahatladı ve koltuğa uzanmaya hazır olduğunu söyledi.

Kendisine hipnoz uygulamaya başladım ama eski hayatlarına dönmesi için değil, travmalarını boşatmak amacıyla (katarsis).

***

Teşhisim tabii ki Paranoid Şizofreni idi ama amacım hipnoz yaparak onun bilinçdışındaki nahoş anılarına ulaşmaktı.

***

Böyle bir hastadan beklemeyecek kadar hızla transa girdi ve tacizleri anlatırken de tam dissosiyasyona (ruhsal çözülme) girdi.

***

Meğer travma birkaç tane değil, çok daha fazlaymış. Mahalledeki imam da aynı şeyleri yapmış; bunun yanı sıra da göbeğine Arapça bir şeyler yazıp, bu sayede çok rahatlayacağını söylüyormuş. Üstelik hepsinde de orgazm yaşamış.

***

Durmadan yeni şeyler hatırlamaya ve anlatmaya başlayınca, süre de daraldığından, seansı “çok rahat ve huzurlu bir ormandasınız, uyandıktan sonra da kendinizi mükemmel derecede iyi hissedeceksiniz” dedim (telkin).

***

Hıçkırarak ağlar vaziyette uyandı ve “artık her şeyi hatırlıyorum” dedi (abreaksiyon).

“Şimdi şu ilaçları kullanmanızı rica ediyorum” diyerek ağızdan Akineton 3x1 (biperiden 2mg) Tablet, C Vitamini 1000 mg ve Abilify 10 mg (aripiprazol: bir dopamin ayarlayıcısı, antipsikotik ve antidepresan) yazdım.

***

Reçeteye şöyle bir baktı ve gözleri yaşlı bir şekilde bana baktı, üzgündü!

-Bana deli gözüyle baktığınızı biliyorum, saygı da duyuyorum ama bunları kullanmayı düşünmüyorum. Gene de belki ileride gelirim” dedi.

Derin bir nefes aldı ve ayağa kalktı, sonra da şöyle bir nazar etti ve derin bir nefes aldı.

***

Belki gelirim, belki de gelmem diye cevap verdi” (ambivalans).

Sonra usulca yerinden kalktı.

Elimin ucundan tutarken de gözlerini aşağı çevirmişti (hüzün ve antikolinerjik etki).

***

Müsaadenizi rica ediyorum” dedi.

Ayağa kalktım ve kapıya kadar eşlik ettim.

Ne mi oldu?

Belki bir gün gelir diye bekliyorum.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 12 Ekim 2015 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017