Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ALPER KAYA'dan: BİR UZAY MASALI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1720 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

“Bir çeşit felç geçiriyor, motor sistem kullanılamaz durumda” dedi Dr McCoy!

Revirdeki karantina kabininde hareketsiz yatan canlıdan belli belirsiz bir hırıltı duyuldu.

“Elimizde ne var doktor?”diye sordu Kirk.


McCoy, kabinin camından içeri baktı, insan görünümlü bu garip canlı ile ilk kez göz göze geldiler. Bir an duraksadı doktor, gözlerini kaçırdı. Kirk'e bakarak "ne istediğinize bağlı olarak bu değişir" dedi.

Revirin kapısı açıldı, Spock içeri girdi, sürgülü kapı kendine has hışırtısıyla kapandı. McCoy bir şeylerle ilgileniyormuş gibi arkasını döndü... 

Spock, "Kaptan, bir karadeliğe doğru sürükleniyoruz.Galaktik Konsey’in önerdiği çözüm işe yaramadı. Ana bilgisayar verilerine göre 1024 farklı gelecek seçeneği var.  Anlık gerçeklik akışını bulmamız için yeterli işlemcimiz yok" dedi.  Karantina kabinine yaklaştı, elini kabindeki el izinin üzerine yerleştirdi, diğer elini şakaklarına götürdü, karantina kabininin ışıkları soluklaştı, kobalt mavisi renge dönüştü.  Revir ışıkları birkaç kez kısa süreli kesildi ve oda karardı. Çok geçmeden acil durum ışıkları yandı. Odanın loş ışığında sadece Spock’un yüzü aydınlık görünüyordu. 

Spock, ortamdaki anlamsız sessizliği bozdu: "Tam olarak on sekiz milyar üç yüz on dört milyon yedi yüz on altı bin dokuz yüz kırk sekiz aktif nöronumuz var "dedi ve devam etti: "her nöronun en az 1000 sinaps yaptığını kabul edersek saniyede 108 işlem demektir. Bu da ihtiyacımız olan terraentegre Zettabyte hiper düşünce devreleri için yeterlidir. Yaklaşık 16 saat içinde bize karadelikten kaçış formülü verebilir"

McCoy Spock’a soğuk bir bakış fırlatarak Kirk'e döndü, ekrandaki görüntüyü işaret ederek:

"Ama oradaki dört bazlı bir çift DNA sarmalı. Kromozom analizi, bu canlının düpedüz bir humanoid olduğunu gösteriyor.  Bunu yapamayız. Galaktik konseyin bu konudaki kriterleri çok açıktır.  Terraentegre devrelerinin canı cehenneme. Bir humanoid bile olsa bir canlının ölümüne asla izin veremem dedi.

Kirk, sıkıntılı bir yüz ifadesiyle Scotty'e baktı, bir karar veremiyor, âdeta destek arıyordu.

Spock kaşlarını kaldırıp şaşkın bir ifadeyle McCoy'a baktı...

"Doktor, bu mantıksız" dedi. "Bir supermassive kara deliğin tam ortasına doğru sürükleniyoruz, ışık hızına yakın bir hızda girdapta dönüyoruz ve sonsuza dek kalacağız. Enterprise durdurulamaz ve buradan kurtulmanın tek yolu terraentegre hiper düşünce devreler... Oysa siz, pek çok benzeri olan dünyalıdan sadece bir canlının haklarını savunuyorsunuz"

O sırada geminin anons hoparlörlerinden sentetik bir konuşma sesi duyuluyordu.

"I Have mind.

It's a progressive degenerative disease of the nervous system.  I have had it for 50 years. I can not walk or talk. But I can write books, Travel the world and even float at zero gravity. Most Of the Mnd patients don't survive for 5 years. But a few,  like me, live longer."

Revirin kapısı açıldı, haberleşme subayı Uhura, nefes nefese içeri girdi. Kirk'e doğru ilerledi, heyecanla:

"Kaptan, tüm frekans bantları sessiz… Sadece kısa dalga frekans aralığında bir sinyal, sistem anonsunu ele geçirdi! Sinyalin kaynağı geminin içinde bir yerde"  dedi.

Spock, elini mikro kulaklığına götürdü, işaret parmağı ile kulaklığı hafifçe bastırdı. Birkaç saniye dikkat kesildi. Kirk'e bakarak, kaptan, bu frekans genlik modülasyonu kullanıyor, oldukça ilkel bir teknoloji. 1900 ler sonrasında dünyada yaygın olarak kullanılıyordu. Digitalize edilmiş insan sesi algılıyorum dedi. 

Spock, Dr McCoy'a şüpheci bir bakış fırlattı. Kirk'e baktı, McCoy'un arkasındaki karantina kabinini işaret ederek "kaptan, sinyalin kaynağı tam burası" dedi.

McCoy, humanoidin bulunduğu kabinin önüne geçerek kendisini siper etti, Kirk'e bakarak bunu yapmanıza asla izin vermeyeceğim! Gerekirse beynimi bağışlayabilirim diyerek ani bir hareketle fazer silahına sarıldı, ölümcül doza ayarlayıp kalbinin üzerine getirdi... Gözleri öfkeden büyümüş, bakışları sabitleşmişti... Scotty, Kirk ile göz göze gelmişti, Spock olanları soğukkanlılıkla izliyordu... McCoy titriyor, tetiği çekmeye hazırlanıyordu. Spock, ani bir hareketle elini McCoy’un ensesine götürdü, McCoy "ama o Hawking… " diyecek oldu, silah tutan eli gevşedi. Kirk, uzanıp elinden silahı aldı...

Kaptan, Uhura'ya dönerek,  "sesin kaynağı ile bağlantı kurabilir misin? "

Uhura, "çalışırım Kaptan" dedi, revirden koşar adım çıktı.

O sırada anons sisteminden alarm sesi duyuldu. 

"Kırmızı alârm. Saldırı tehlikesi! Bütün mürettebat görev yerlerine rapor versin"

***

Kirk, duvardaki haberleşme butonuna bastı. Kirk köprüyü arıyor! Uhura?

Kirk köprüyü arıyor! Mr Sulu?

McCoy seslendi: Kirk, burada bir şeyler oluyor, görmelisin dostum… Bunu görmelisin!

Spock iki elini arkasında birleştirmiş, sakin bir tavırla olanları çevreyi izliyor, yorumlamaya çalışıyordu.  Kirk karantina kabinine doğru birkaç adım attı, Kaptan! Sizi uyarıyorum, o canlı ilkel bir uygarlığın iletişim sistemini kullanıyor, tuzak olabilir… Dünya tarihi, 1942 Manhattan Projesi, 1945 New Mexico ve Hiroşima Little Boy, Uranium 235... Kısa dalga haberleş…

Konuşmasını bitirmeye fırsat bulamadan Scotty telaşla kapıya yöneldi, Kaptan ben makine dairesini kontrol edeyim, izninizle beyler dedi, telaşla revirden çıktı...

Kirk, “Spock ne demek istiyorsun?” dedi. Kaptan, sizi bir saldırıya karşı dikkatli olmanız konusunda uyarıyorum,  daha önce bir karadeliğe bu kadar yakın olmamıştık. Burada bilinmeyen bir uzaylı yaratıkla karşı karşıya olabiliriz"  

Revirin hoparlöründen cızırtılı bir ses duyuldu, Uhura "bağlantı kuruldu kaptan!"

Kirk, haberleşme cihazının butonuna basarak sorgulayan bir ifade ile "ben yıldız gemisi Atılgan'ın kaptanı Kirk…" dedi. Ortalıkta sessizlik hâkimdi…  sessizliği yine o cızırtılı, digitalize konuşma bozdu.

"Karım vitaminlerimi almadan önce sabahları bir uzaylı olduğumu söylüyor."

Kirk, anladığı dilde bir yanıt aldığına memnun olmuştu. Yavaş yavaş kendine gelmekte olan Mc Coy konuşmayı duyunca heyecanla "işte benim adamım" diye kabine doğru yaklaştı. Spock, yüzünde soğuk ve düşünceli bir ifadeyle Kirk'e baktı, dikkatle dinliyordu.

Kirk "Bunun bir şaka olmadığını nereden bilebiliriz? Sözleriniz hiç de yabancı gelmedi. Lütfen daha açık konuşur musunuz? "

"Oh elbette… Büyük patlama (Big Bang) ve kara delikleri; zamanın başlangıcını ve sonunu anlamaktaki ilerlemeyi başarmaktan mutluyum. Neredeyse kara deliklere ışık tuttuğumu söyleyecektim ama bu yanlış bir benzetme olabilir tabi"

Revirdeki gergin hava yerini sıcak ve samimi bir sohbete bırakmıştı. Yine de Kirk ve Spock temkini elden bırakmıyordu. Zorlu görevleri başarıyla tamamlamış, sıradışı durumları deneyimlemiş bir yıldız gemisi kaptanı olarak Kirk, ilk kez kendisini çaresiz hissediyor ve karar vermekte zorlanıyordu.

Kirk: "Espri anlayışınız oldukça etkileyici, gerçekten etkilendik. Fakat burada ciddi bir sorunumuz var. Bir karadeliğe doğru sürükleniyoruz, gerçek zamanla bağlantımız her an kopabilir ve 1014 farklı gelecek olasılığından gerçeğimizle uyumlu olanı seçebilmek için 20 saatten daha az bir zamanımız kaldı. Burada daha fazla şaka için harcayacak zamanımız yok. Şimdi gerçeği konuşalım" dedi.

"Gerçek mi? Hangi gerçek? Kaptan, sizden daha iyisini beklerdim"

Spock "Bir süper massive bir karadeliğe hızımız saatte 8 milyon Km’yi geçerek neredeyse iki kat hızla yaklaşıyoruz. Oldukça basık bir yörüngede ve bulunduğumuz yıldız tarihinde karadeliğin olay ufkundan yalnızca 40 milyar kilometre yani 36 ışık saati uzaklıktan geçeceğiz. Bu koşullarda süper massive bir karadelikle son derece yakın bir karşılaşma olacaktır. Bu konuda önerilecek bir çözümü değerlendirmeye hazırım"

"Eğer bir kara deliğe atlayacak kadar aptalca cesur bir astronotu seyrediyorsanız, saat 12’de atladığını varsayarsak, yatay ufuk çizgisinde geçecek ve kara deliğe girecektir. Fakat ne kadar beklerseniz bekleyin astronotun saatinin 12’ye geldiğini göremeyeceksiniz. Onun yerine, saatindeki her saniye daha uzun ve daha da uzun olacaktır, gece yarısından önceki son ana kadar. Astronotun saati gece yarısını gösterdiğinde özel bir şey fark etmeyecektir ve kara delikteki yatay ufuk çizgisinden geçtiğini de fark etmeyecektir, tabii ki spagetti gibi uzayıp parçalanana kadar…"

Kirk “Böyle bir çılgınlık yapmayacağız merak etmeyin. Biz, olasılıklardan en makul olanı için karar vermeye çalışıyoruz" dedi. Spock”, Kaptan, humanoidlerin espri anlayışı sizin için bir şey ifade edebilir. Fakat anlıksal gerçeğimiz değişmek üzere. Sizi mantıklı bir çözüm için terraentegre devrelerden yardım almak konusunda uyarıyorum"

"Kara deliklerin kuantum etkileri Tanrı’nın sâdece zar atmakla kalmayıp, bâzen onları görülmeyecek yerlere fırlattığıdır."

Kirk "McCoy bana bir çeyreklik bulabilir misin?"

Spock, olanlara anlam verememişti. Kaşlarını kaldırıp Kirk'e sonra ne yapacağını görmek için merakla McCoy'a baktı.

McCoy, boynundaki zincire asılı olan kutuyu çekip kopardı. Yuvarlak resim çerçevesine benzeyen madalyonu dikkatlice açtı. İçinde soluk renkli karşılıklı iki resim görünüyordu. Derin bir iç geçirdi, resimlere bir süre baktı. Resimlerin birisinin arkasından bir gümüş çeyreklik çıkardı. Kutuyu öptü ve cebine koydu.

Kirk "Spock, bizim için yazı-tura atar mısın lütfen? "

Spock: Kaptan, yerçekimi faktörünü sabit olarak kabul edersek sonucu size söyleyebilirim: Olasılık %50 olacaktır. Eğer geminin dışında bunu deneyecek olsaydık sonucu asla bilemeyeceğiz.

Kirk "Bunu söyleyeceğini tahmin etmeliydim Spock…"  Mc Coy'a dönerek "Doktor, hadi at şu çeyrekliği havaya dostum"

McCoy, Spock'a alaycı bir gülümsemeyle baktı ve çeyrekliği döndürerek havaya attı. Odada herkes pür dikkat paranın havada takla atmasını izliyordu.  Spock buna hiçbir anlam veremese de olaya kendisini kaptırmış gibi görünüyordu. Çeyreklik havada dönerek yükseldi, dönerek düşüyordu ki Kirk parayı havada yakaladı, avucunu yumdu. McCoy "yazı" diye bağırdı! Kirk, Spock'a döndü, "hile yok, yazı mı tura mı" diye sordu. Spock gayet sakin ve kendinden emin bir tavırla, "Bu, elinizin durumuna göre değişir Kaptan… Eğer parayı elinize dokunduğu andaki durumundan söz ediliyor ise bunu siz asla bilemeyeceksiniz. Benim elimde olsaydı parayı yatay durumdayken yakalasam bile paranın sahip olduğu yükseklik, kinetik enerji ve ortam değişkenleri faktörü nedeniyle yine de kesin bir şey söyleyemezdim. Buna cevap vermemeyi tercih ederim. " dedi. Bir süre duraksadı, Mc Coy'a dönerek "bir gümüş parayla gelecek hakkında karar vermeniz mantıksız" dedi…

"1980’de 20 yıl içinde tam birleşik bir teori bulmamızın 50–50 ihtimal olduğunu söylediğimi sanıyorum. String teorisi bu birleşik teorinin bir etkisi olacak. O zamandan beri birçok ilerleme kaydetmemize rağmen, evrenin bütün bir birleşik teorisine sahip değiliz. Yine de, hâlen 20 yıl içinde 50–50 ihtimalle tamamen birleşik bir teori bulacağımıza inanıyorum. Ama bu 20 yıl şu andan başlıyor.

McCoy "Kaptan, şunu söyleyecek misin yoksa bura iki süper zekanın derin sohbetini mi dinleyeceğiz?"

Kirk, elindeki kartlara çok güvenen bir poker oyuncusunun yüz ifadesiyle kabine doğru yaklaştı.  Mc Coy'la göz göze geldiler. Mc Coy huzursuz bir tavırla kabine sırtını dayadı, adeta korumaya almıştı. Kirk, kendine güvenen bir yüz ifadesiyle Mc Coy'a baktı, Mc Coy Kirk in bu bakışını biliyordu ve rahatladı. 

Kirk kabinin camından içeri baktı. "Kim olduğunu ve neden burada olduğunu bilmiyorum. Şimdi her kimsen senin de %50 şansın var. Ya o müthiş espri yeteneğinle bu cehennemden nasıl kurtulacağımı bize anlatırsın ya da kafatasını haloween kabağı gibi boşaltıp terraentegre bilgisayarımıza yedek parça yaparız! Şimdi karar senin.

Mc Coy şaşkın bakışlarla Kirk'i izliyordu. Onu hiç bu kadar tehditkâr görmemişti. Bir yandan da yıllardır tanıdığı kaptanın sağduyusuna güveniyordu.  Spock, "Kaptan, sesinizdeki tondan duygusal yoğunluk hissediyorum. Karar vermek için doğru bir zaman olmayabilir"

"Şüphesiz yüzyılın en büyük bilimsel figürü Albert Einstein’dır. Uzay ve zaman hakkındaki fikirlerimizi izafiyet teorisi ile değiştirmiştir. Denir ki, uzay ve zaman sadece olayların yer aldığı sabit bir taban değildir, onlar evrenin madde ve enerjisi ile sarmalanmıştır. Halen genel izafiyetin imaları hakkında çalışıyoruz.

Spock: "Dünya bilim tarihini bildiğinizi kabul edersek bunun bize şimdi ne faydası olacak? "

Hoparlörden acil durum sireni duyuldu. Kaptan, haberleşme butonuna bastı:" Mr Sulu, durum raporu verin lütfen!

Mr Sulu: "Kaptan, radyasyon bölgesine girdik, kalkanlara güç veriyoruz. Ana motorları soğutmaya başladık. Sürüklenmeye karşı kullanacak güç azalıyor"

Kirk, yumduğu avucunu açarak elindeki parayı kabinin camına vurdu, "senin için de yazı tura atmamı ister misin?

"Bu hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Size akademide neler anlatıyorlar merak ediyorum doğrusu. Oxford'da birkaç dersimi izleyen asistanım bile bunu bilir. Şimdi size ders verecek değilim. Ama neden burada olduğuma dair bir teorim var. Schrödinger haklıydı. Aynı anda evrenin pek çok yerinde olmak mümkündür. String teorisinin kayıp parçasını şimdi buldum. Elbette rezonans faktörü vardı. Bunu daha önce düşünemediğim için kendime kızıyorum. Son olarak size önerebileceğim tek kaçış yolu, Hawking radyasyonu olabilir. 

Spock: "Bu mantıklı kaptan.  Karadelik yer çekimiyle öylesine eğrilmiş olup, ışığın içinden geçemediği bir bölgedir. En azından insanlar kara delikten ışığın geçemeyeceğini düşünmüşlerdi, ta ki, kuantum mekaniğinin kesin olmayan prensibinin gösterdiği gibi ışığın yavaşça süzüldüğünü Hawking gösterene kadar. Buna bazıları Hawking Radyasyonu diyorlar.

Kirk, kabinin içine tekrar baktı, minnettar bir ses tonuyla "teşekkür ederim profesör, sizi kırdıysam özür dilerim. Varlığınızdan onur duydum" dedi.

"Önemli değil kaptan… Eğer başarırsanız tekrar görüşebileceğiz demektir. 31 Aralık gecesi nerede ve ne yapıyor olacaksınız? Biz Süpermen kıyafet balosu düzenliyor olacağız. Herkes Smalwille karakterleri olarak gelecek. Sizi beklerim. Ama ben kendim olarak gidebiliyorum".

Alper Kaya - Ağustos 2014, Seferihisar, ALS Hastası ve bir Dehâ

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017