Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AMAN İLAÇLARINIZI ATMAYIN!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1623 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

 

Geçenlerde bir TV kanalında, malum kişilerce verilen mesajlar üzerine, bunları yazmak istedim:

***

Alternatif Tıp: Tedavi yaptığı ileri sürülen; ancak bu etkileri bilimsel metotlarla kanıtlanamayan geleneksel veya güncel tıbbi uygulamalara verilen isimdir.

Tamamlayıcı Tıp: Çağdaş Tıp bilimince hastalık sebeplerini önlemede somut verileri olmadığı veya kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olmadığı halde hasta isteğiyle çağdaş tıp tedavilerinin yanında onlara destekleyici olarak hastanın rahatlaması, bağışıklık sisteminin güçlenmesi, psikolojisinin düzelmesi gibi amaçlarla uygulanabilen alternatif tıp yöntemleridir.

Geleneksel tıp: Eski hekimlerin kendi zamanlarındaki tıp anlayışı ve birikimleri ile işe yarayabileceğini umduğu veya öğrendiği bitkiler, macunlar, sular, sargı, yakma ve diğer yöntemlerle hastasını tedavi etme uygulamalarına verilen isimdir. Mesela İbni Sina büyük hekimdi ve anesteziyi afyon ve şarap kullanarak icat etmişti. 1037’den bu yana çok şey değişti! O bir gözlemciydi ama hepsi bu kadar!

Modern tıp; Kanıta dayalı, karşılaştırmalı ve modern bilimsel metotlarla hastalar için faydalı olduğu görülen ve bu yararı ölçümlenebilen tıp yöntemlerini kapsar. İnsanlığın bilgisi arttıkça ve yeni teşhis araçları (mikroskop, radyografi, manyetik rezonans, tomografi, elektron mikroskopisi, biyopsi, kan, dışkı ve idrar tahlilleri vs.) bulundukça hastalıklar ve bu hastalıkların tedavisinde kullanılan yöntemler daha kapsamlı olarak geliştirildi.

***

Hastaya bir herhangi bir bitki yaprağı vermek yerine, fayda sağlayan etken madde damıtılıp ilaç haline getirildi. Etken maddelerin insan dokularında nasıl iyileşme yarattığı öğrenilerek, kimyasal yapısı farklı, daha az yan etkisi olan ilaçlar sentezlendi.

Sentetik ilaçlarla meydana gelebilen yan etkilerin yol açtığı ciddi sağlık sorunları, bazı kronik rahatsızlıkların kesin sonuç alıcı tedavisinin olmayışı ya da hasta için uzun, rahatsızlık verici oluşu ve getirdiği ekonomik yük, kökü 1960’lı yıllara kadar giden alternatif arayışları ve doğala dönüş söylemleri alternatif tıp uygulamalarının popüler hale gelmesine katkıda bulunmuştur.

***

Alternatif Tıbba yönelten bazı motive edici faktörler şöyle sıralanır:

Sosyal ve Kültürel Sebepler: Halkın genelinde bilimsel literatürü anlama seviyesinin düşüklüğü…

New Age Mistisizmiyle ilişkili olarak artan bilim karşıtlığı, sosyal çözümsüzlüklerin karşılığı olarak komplo teorilerine inanmak, bilimsel biyomedikal yöntemlerden hoşnutsuzluk.

Psikolojik nedenler: Plasebo etkisi, inanma isteği, özgüveni koruma ve toplumsal uyum adına kendi kendini olumlayan ön yargılar...

Genel bilgi, yaklaşımlar / argümanlar

Farmakoloji (ilaç bilimi), doğada hâlihazırda bulunan maddelerin içindeki etken maddeleri damıtarak veya onları sentezleyerek elde edilen maddelerle ilaçlar yapar.

Mesela Atropa Belladona (güzel Avrat Otu) iyi bir ilaçtır ama artık Atropin diye ampul formunda satılmaktadır.

Alternatif tıpta bu maddeleri içeren bitkiler ham olarak, (bitki çayları, macun, lapa vs) kullanılır. Bir bitki yaprağının içinde etken maddeye ilaveten daha birçok madde bulunur. Bu “diğer maddelerin” farmakolojik ve farmasötik etkileri incelenmediği için çağdaş tıpta çay karışımları ve benzeri doğal karışımlar kullanılmaz. Bu açıdan birçok hekim alternatif tıp uygulamalarını güvenilir bulmaz.

***

Çağdaş Tıp, sürekli gelişen ve yeni şeyler eklenen, sonuçları ölçümlenebilen bir alandır. Kesin delillerin olmadığı durumlarda Çağdaş Tıp hastaya zarar vermeme adına çekingen kalabilir. Modern tıpta güvenilirliği tamamen ispatlanmamış, muhteviyatı belirsiz, farmakolojik özellikleri ve kullanım yerleri aydınlanmamış, kontrollü deneylerle güvenilirliği ve etki derecesi belirlenmemiş yöntemler kullanılmaz, bu yöntemleri kullananlar şarlatan olarak nitelendirilir.

Bitkiler: Besin değeri olan bitkiler; insan vücudunun sağlıklı kalabilmesi için kendine gereken tüm besin maddelerini yeterli ve dengeli biçimde alıyor olması gerekir. Buna dengeli beslenme denir. İnsan vücuduna gereken maddelerin tamamı doğada bulunur. Sebze, meyve, et, balık, çeşitli otlar, kaynak suları, tuzlar ve mineraller (oligo elementler).

Bunun dışında aromatik bitkiler ve tıbbî bitkiler gibi bitkiler bulunur. Bitki kökenli ilaçlar tıbbi bitkilerden veya bunların laboratuvar ortamında sentezlenmesinden yapılır. Bu bitkilerin tıbbî gözetim olmadan tüketilmesi kullanan kişilere doza ve diğer ilaçlarla birlikte kullanılması durumunda aditif (ilaveten) etkiye bağlı zararlar verebilir.

***

Ayrıca içeriği insan sağlığını doğrudan olumsuz yönde etkileyebilecek uyuşturucu veya zehir özelliği olan bitkiler de doğada bulunabilir.

Modern tıpta fizik tedavi ve fizyoterapi olarak yer edinen Masaj, çeşitli maddelerin buharları, sıcak su terapileri, SPA gibi uygulamalar vücudu rahatlatır, dinlendirir, kireçlenme olan alanları hareketlendirir. Düzenli spor yapmak da insan sağlığına olumlu katkıda bulunur çünkü endorfinleri ve enkefalinleri arttırır.

Bağışıklık Sistemi, bulaşıcı hastalıklar, tümör ve kanser gibi mücadele eden bir sistemdir. 

Stres, Yorgunluk, Kötü Beslenme

Malnutrisyon (Beslenme Bozukluğu), radyasyon, kemoterapi, bazı viral enfeksiyonlar (msl. AIDS), Diyabet gibi durumlarda bağışıklık sistemi zayıflar. Bu sistemin kişinin kendi vücut veya organlarına yönelmesi kişide oto-immün hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur: Kollajen Vasküler Doku Hastalıkları gibi…

***

Çağdaş tıpta bazı uygulamalar kişinin bağışıklık sistemini güçlendirme amacıyla yapılır. Beslenme eksikliklerinin araştırılması ve giderilmesi, istirahat, diyet ve bazı ilaçlar bu amaçla verilir. Birçok alternatif tıp yöntemi, insanların psikolojisi ve bağışıklık sistemlerini kuvvetlendirerek hastalıklarla mücadele edilmesini sağlama iddiasındadır.

Bağışıklık sistemi, vücudun kendi kendine korunma ve tedavi mekanizmasıdır. İyi beslenen, temiz hava alan, fiziksel ve ruhsal açıdan zinde, stres altında kalmayan insanların bağışıklık sistemi daha güçlüdür.

Stres, ağır enfeksiyonlar, hareketsizlik, kaygı, endişe, üzüntü, ağır depresyonlar, şizofreni, AIDS, diyabet, kirli hava, ağır çalışma koşulları, partiküler sanayi tozları (silika, asbest, kömür tozu) bağışıklık sistemini zorlar ve bu sistem (bağışıklık sistemi) vücudu yeteri kadar koruyamaz. Fırsatçı organizmalar (mantar, herpes simpleks, zona) veya normalde insan vücudunda bulunan ve zarar vermeyen diğer mikroorganizmalar atağa geçer ve sağlık olumsuz etkilenir. Mesela okumak ve üflemekle, keza hipnozla siğiller düzelir. Buradaki etki, tamamen beynin buna inandırılması ve ikna edilmesidir, Yoksa, etiyolojideki bir virüstür.

***

Alternatif Tıp, iyileşme için dışarıdan alınan bir madde, bitki, çekirdek  vs. değil, ancak iyileşme için asıl mücadeleyi verecek olan bağışıklık sisteminin doğal besinler ve yardımcı işlemlerle uyarılması ve desteklenmesidir.

Kötüye kullanım ve tamamlayıcı uygulamalar Alternatif Tıbbın, abartılı sunumu (şarlatanlık) denetimsizlik, test edilebilirlik ve ölçümlenemez yapısı dolayısıyla kötüye kullanımı veya istenmediği halde asıl tedaviyi geciktireceği gibi çekinceler, bu uygulamaların çağdaş tıbba karşı bir “Alternatif” olarak değil Destekleyici ve Tamamlayıcı (Complementary Medicine) olarak tanımlanması ve öğretilmesi arayışlarını ortaya çıkarmıştır.

***

Kısıtlılık ve Sakıncalar

Alternatif Tıp uygulamalarının seçici, denetimli, test edilebilir ve ölçümlenebilir olmayışı sonuçlarıyla ilgili kötüye kullanım, abartı ve şarlatanlık gibi endişelerin ortaya çıkmasına sebep olur.

Hastaların inanç ve umutlarını para ve itibar kazanma amacıyla sömüren, kimi doktor unvanlı ve bilim dilini kullanan, ancak her hastalığa mutlaka kendi ürünleri ile ilgili tedaviler öneren geniş bir ticari yapı bu endişeleri desteklemektedir.

Bir diğer endişe kaynağı uygulayıcıların sahip olduğu eğitim, bilgi düzeyleri ve deneyim yeterlilikleridir. Hastalıkların Sebebi (Etiyoloji) ve tedavi yöntemleri, bu yöntemlerin üstünlükleri, yeterlilikleri veya yetersizlikleri konusunda eğitimli olmayan kişilerin hastalara doğru tedaviler ve öneriler sunması imkansızdır.

Bazı ülkelerde alternatif tıp eğitimi tıp fakültelerinde bir tıp dalı olarak verilmekte, öğrencilerin bu yöntemlerle ilgili bilgi sahibi olması sağlanmaktadır. Bizde Akupunktur ve Hipnoz için bu geçerlidir (22987 ve 13322 makale).

İlaç Etkileşimleri

Bitkisel ve hayvansal kaynaklı her doğal ürünün mutlak surette olumlu etkide bulunacağı şeklinde halk arasında yaygın olan görüşün tümüyle doğru olmadığı, bitkilerin içeriğindeki kimi maddelerin hastalığa olumsuz etkide bulunabildiği, ilaçlarla etkileşime girerek zarar verebileceği de belirtilmektedir.

***

Bitkinin doğrudan toksik (zehirli) etkileri, allerjik reaksiyonlar, kontaminasyona (bulaşmaya) bağlı etkiler, ilaç ve diğer bitkilerle olan etkileşimlerinin iyi bilinmesi gerekmektedir.

Mesela Rauwolfia Serpentina (Regreton, Serpasil) yüksek kan basıncında çok etkilidir ama kimse tarladan ot toplamıyor; gidip eczaneden satın alıyor.

***

Etkileri laboratuvar ortamında araştırılmadığında kullanılan bitkilerin insan sağlığına ciddi zarar verebileceğine ilişkin örneklerden birisi “Aristolochia fangchi” denilen bitkiyi içeren kilo kaybettirici bitkisel bir ürünün 43 hastada son evrede böbrek hastalığına yol açtığı, karsinojen olduğu, sarımsak (garlic), Mabedağacı (Ginko Blinka) ve ginseng’in ameliyat boyunca kanama riskini arttırabildiği tespit edilmiştir.

***

Isırgan otu etkilidir ama allerji yapabilir.

Sinameki kabızlıkta faydalıdır ama aşırıya kaçılırsa ishal ve mide bağırsak sisteminde kramplar yapar.

Uygulamalar / Bâzı Alternatif Tıp Yöntemleri

Tarihî / Kadim Yöntemler

Ayurveda: Ülkemizde en iyi uygulayıcısı Dr. Ender Saraç’tır. PubMed’de 4058 makale var.


Akupunktur: Pubmed’de 22987 makale var.

Geleneksel Anadolu Hekimliği

Geleneksel Çin-Uygur Tıbbı

Bitkisel Tıp (Herbalizm, fitoterapi)

Hipertermi

Siddha

Unan

Geleneksel Moğol Tıbbı

Çiçong

Tui Na

Yoga: Etkili olabiliyor.

Hacamat: Hâlâ kullanılıyor ve bilimsel temeli var. PubMed’de 558 makale mevcut.

Sülük Tedavisi: Hâlâ kullanılıyor ve bilimsel temeli var. PubMed’de 665 makale var.


Güncel Yöntemler

Ozon Terapisi (Oksijen Terapisi, Oksijenasyon Terapisi, Oksihemoterapi, Hidrojen peroksit Terapisi): PubMed’de 2661 makale var.

Detoksifikasyon Terapisi

Aromaterapi: Kokularla uygulanan tedavi.

Şelasyon Terapisi: Bilimselliği tartışmasızdır.

Homeopati: Tipik örneği aşılardır. Hastalık etmenini düşük dozda verme tarzındadır ve iyi seçilmiş hastalarda işe yarayabiliyor.

Kriptopatik Tedavi: Kırık çıkık hekimliği…

Osteopati: Osteopat vücuttaki yumuşak dokularda tonüs artışlarını ve ona bağlı eklem fonksiyon bozukluklarını tespit eder, rahatsız olan eklemi yeniden dengeleyerek iyileşmesini sağlar. Yâni sadece semptomatik değil, sebebe yönelik tedavi eder. Ağrıya veya fonksiyon bozukluklarına yol açan sinir işlevini engelleyen zinciri ortadan kaldırmak ve yeniden kas-iskelet hareket koordinasyonu sağlamak suretiyle Osteopat Hekim rahatsızlıkları oluşturan nedenleri ortadan kaldırır. Osteopati omurga rahatsızlıklarında kullanılmakla beraber, sıklıkla rastlanan omuz veya kalça gibi, diğer eklemlerde de uygun endikasyonlarda kullanılmaktadır. Denge ve Duruş bozukluklarını düzeltmek, Omurga ve Pelvis eklemlerine mümkün olabildiği ölçüde fonksiyonunu yeniden kazandırmak amacıyla özellikle lomber ve servikal ağrı sendromları, mekanik bel ağrıları ve Dr. Maigne’s faset sendromlarında uygulanır.

 Diyet Takviyesi

Masaj: Klasik, Tai vs.

Reiki (Biyoenerji, Terapötik Dokunuş).

Johrei: Ruhun arındırılması

Manyetik Terapi

Ses Enerjisi Terapisi

Fototerapi (Işık Terapisi)

Aleksandr Tekniği (Meditatif Dans):

Refleksoloji:

Feldenkrais Metodu: Bir çeşit Meditasyon ve Hareket Terapisi

Kraniyosakral Terapi

Rolfing: Bütüncül Yapısal Bütünleşme / Entegrasyon.

Nöral Terapi

Hipnoz: Gayet etkilidir; biz de dâhil, epey merkezde eğitimi verilmekte.

Hipertermi (Beden ısıtma)

Hidrazin Sülfat

Buğday şırası

Tartışmalar

Alternatif tıp uygulamaları yoğun tartışmalara konu olmuştur ve olacaktır.

Alternatif Tıp terimi konvansiyonel, bilimsel ve kurumsal tıp dışındaki tüm uygulamaları içeren bir başlık olmakla birlikte, uygulamaların genişliği ve çeşitliliği söz konusu uygulamaların ayrı ayrı değerlendirme ve araştırılmasını gerektirmektedir.

Antidepresanlar ve antipsikotikler, Duygudurum Dengeleyicileri (DDD) çok etkilidir. Binlerce makale var.

Bunlardan örneğin Akupunktur gibi bazı uygulamaların etkinliği ve bazı hastalıklarda uygulanabilirliği tıp çevrelerince kabul görmeye başlamıştır. Ben de senelerce uyguladım ve hâlen de uygun görürsem yapıyorum. PubMed’de 22987 makale mevcut.

Alternatif Tıbbı Destekleyenler

Alternatif tıbbın savunucuları özgül alternatif tedavilerin çok geniş alanlarda tedavi edici etkilerinin olduğunu kabul etmektedirler. Bu terapilerin bazılarında plasebo etkisinin olma ihtimalini kabul etseler bile bunun terapinin geçerliliğini tümüyle yok etmediğini belirtmektedirler.

Buna mukabil bu terapilerin konvansiyonel tıbbî tedavilerin yerini almasına karşı güçlü bir itiraz da bulunmakta ve alternatif tedavilerin ancak konvansiyonel tıp yöntemleriyle birlikte ve tamamlayıcı olarak kullanılması gerektiği öne sürülmektedir.

Bazı tamamlayıcı terapilerin acıyı azaltma ve hastanın ruh halini düzeltmekte yardımcı olduğu da ifade edilmektedir.

Alternatif Tıp tekniklerinin kanser tedavisi üzerinde etkileri bulunamadığı bilimsel makalelerde ifade edilirken, bazı araştırmacılar hastaların psikosomatik olarak tedavilerinin hızlandığına dair sonuçlar bulunduğunu ifade etmişlerdir.

Alternatif tıp çevreleri arasında alternatif tıbbı Modern Kurumsal Tıbbın Tamamlayıcısı (Complementary) olarak görenler olduğu gibi, Konservatif tıbba karşı pek çok yönden benimsenebilecek tek seçenek olarak görenler de bulunmaktadır.

Konuya bu şekilde yaklaşan kimi çevreler Çağdaş Batı Tıbbının karlılık esasıyla hareket eden büyük bir endüstri hâline geldiğini, (Ivan Illich), doğal ve zararsız yöntemlerle hastayı iyileştirmek yerine onu birtakım zararlı yan etkileri bulunan ilaçların üzerinde test edildiği kobaylar gibi görüldüğü bir yapı olarak görmektedirler. Onlara göre çağdaş tıp “olgular” yerine “görüşlerin” hâkim olduğu, bilimselliğin bir tür ruhbanlık biçimi gibi halka yönelik totaliter bir dayatmanın aracı haline getirildiği bir alandır.

Çağdaş tıp bir süre önce bilimsel ve faydalı diye kabul ettiği bazı şeylerin daha sonra zararlı olduğunu söyleyebilmektedir. Bunların bazı örnekleri;

Yumurtanın yüksek kolestrole sebep olan kötü bir yiyecek olduğu söylenirken son araştırmalarda tersinin doğru olduğu savunulmaya başlanmıştır.

Margarinin tereyağından daha sağlıklı olduğu önceden savunulurken araştırmalar artık aksinin doğru olduğunu ileri sürmektedir.

Daha önce bebeklerin doğal mamalarla beslenmesinin anne sütünden daha iyi olduğu düşünülürken artık belirli bir süreçte anne sütüyle beslenmenin çok önemli olduğu kabul edilmeye başlanmıştır.

Ayrıca Konservatif Tıbbın hem uzun vadeli hem de aşırı masraflı oluşu, sentetik ilaçların değişken yan etkilerinin oluşu vs. sebepler de bu çevreler tarafından alternatif tıp yöntemlerini seçmenin gerekçelerini oluşturmaktadır. Yerli kabilelerde bazılarının olumlu etkileri Fitoterapi uzmanlarınca da tespit edilen bitkisel kök, yaprak vs. kullanımları, akupunktur gibi geleneksel bazı tedavi yöntemlerinin kimi rahatsızlıklarda Konservatif Tıbba karşı ciddi bir seçenek olarak kullanılması yine bu çevreler tarafından örnek gösterilen olaylardan bazılarıdır.

Doğal tedavi biçimlerinin Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (Food and Drug Administration-FDA) tarafından kabul görmemesinin sebepleri arasında doğal tedavilerin “ilaç” (drug) olarak sınıflandırılabilmesi için 800 milyon Dolarlık testlerden geçmesi gerektiği, ancak bu testlerden geçse bile patenti alınamadığı için şirketlerin yeni bir ilaç olarak patent alamayacakları, dolayısıyla da kâr edemeyecekleri bu tedavi biçimlerini desteklemedikleri ve bu sebeple insanların doğal tedavilerden yararlanabilecekleri bir sistemin yaygınlaştırılmadığı gibi eleştiriler de yapılmaktadır.

Alternatif tıbbı tümüyle destekleyenler; Daha çok çağdaş bilimsel paradigma ve uygulamalara eleştirel yaklaşan, çevreci ve spiritüel (ruhani) eğilim taşıyan çevrelerce temsil edilmektedir. Bu yaklaşımda çağdaş tıbbın gerçekliğe ilişkin biricik, değişmez bir paradigma olmadığı, olsa olsa diğer paradigmalardan biri olduğu iddiasıyla alternatif tıp uygulamalarının insanı fizik-psişik-ruhsal boyutlarıyla, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirdiğini, kişiyi konvansiyonel tıbbın yan etkilerine maruz kalmaktan koruduğu gibi tam bir sağaltım sağladığı iddia edilmektedir.

Alternatif Tıbbı Kısmen Kabul Edenler:

Bu gruba giren bilim içi ve dışı çevreler Alternatif Tıbba tümüyle karşı çıkanlardan daha geniş bir grubu oluşturmaktadır. Alternatif tıbbın konvansiyonel tıbba bir “Alternatif” oluşturmadığını, ancak tedavi işlemleri sırasında ortaya çıkabilecek bazı yan etkileri ortadan kaldırabildiği, hasta psikolojisine olumlu etki yapması gibi gerekçelerle ve ancak “tamamlayıcı” olduğu ve bilimsel olarak zararlı olduğu ortaya konulmadığı ölçüde destek vermektedirler.

Alternatif tıbba yeterli araştırmalar yapmadan tümüyle karşı çıkmayı bilimsel etik açısından doğru bulmayan bu çevreler her iki alanın faydalı öğelerini bir araya getirerek Bütünleyici (Integrative) Tedaviler gerçekleştirilebileceğini iddia etmektedirler.

Alternatif Tıbba Karşı Çıkanların Eleştiriler

İnsan sağlığını korumak ve onu optimum seviyede tutmak hekimlerin ilk ve en önemli amacıdır. Denenmemiş veya muhteviyatı bilinmeyen maddeleri insan üzerinde uygulamak insan haklarına aykırıdır.

“Alternatif tıp” adı altındaki terapi türlerinin bilimsel bakımdan desteklenmesi ve hattâ test edilmesi dışında kullanılmasına karşı olanlar da vardır. Bu yönde görüş bildiren eleştirmenler Alternatif Tıp uygulayıcılarının bir tıp derecesine sâhip veya lisanslı doktor olmadığını ve uzmanlıklarını gösterecek herhangi bir kabul edilebilir geçerli bir ölçüt olmadığını da ifade etmektedirler.

Alternatif tıp yöntemleri bilimsel kanıt eksikliği, uygulayıcılarının yeterliliğine dair herhangi bir sertifikasyonun olmayışı, hastalara gereksiz ümit vererek yaygın tıp uygulamalarından uzaklaştırma gibi riskler üretmesi dolayısıyla eleştirilir. Bu çevreler alternatif tıp adı altında insanların hatalı, hattâ tehlikeli uygulamalara maruz bırakıldıklarını, bilimsel bilgi, eğitim, tedavi uygulama ehliyeti olmayan kişilerin hasta ve yakınlarını sömürdüklerini, çağdaş tıbbın iyileştirmekte başarısız olduğu rahatsızlıkların alternatif tıp adı altındaki uygulamalarla da iyileştirilemediğini ifade etmektedirler.

Bilimin bilim adamlarının çalışmaları ve evrensel birikimle ilerlediğini, bir zamanlar tedavisi olmayan rahatsızlıkların yapılan araştırmalarla elde edilen ilaç ve cerrahi işlemlerle tedavi edilebildiğine dikkati çeken söz konusu çevreler, alternatif tıbbın bilimin gelişmediği zamanlara ait işlemler olduğunu, günümüz için batıl inanç ve hurafeden öteye geçmediğini iddia etmektedirler.

Güvenlik endişeleri: Bazı eleştirmenler konvansiyonel tıbbın gereksizliğine inanıldığından başvurulan alternatif tıbbi yöntemlerle konulan yanlış teşhis veya uygulamalarla kişilerin acı çekebildiği hatta ölebildiğini ileri sürmektedirler. Alternatif tıp eleştirmenlerine göre kişiler sağlıklarına yönelik kullanılacak teknikleri seçmekte özgür olmaları gerekir ancak kullanılacak yöntemin etkililiği ve güvenilirliği konusunda bilgilendirilmeleri de gerekmektedir.

Bilimsel Kanıt Eksikliği: Alternatif tıp eleştirmenleri alternatif tıp kelimelerinin sıklıkla alıntı yaptıkları çalışmaların kimler tarafından kontrol edildiği, çifte kör (double blind) metodunun ve standart süreçten geçen hakemli (peer-reviewed) deneylerden ne ölçüde geçirildiğini sorgulamaktadırlar.

Onlara göre pek çok Alternatif Tıp formunun konvansiyonel tıp (çağdaş, yasal, bilimsel kökenli uygulamaları) tarafından reddedilişinin gerekçesi, konvansiyonel ilaçların pazara sürülmeden önce bilimsel araştırmalardan geçirilmesine karşılık alternatif tıp tedavilerin etkinliğinin çifte kör randomize kontrollü araştırmalarca kanıtlanmayışıdır.

Bazı alternatif tıp uygulamalarının etkisiz olduğuna ilişkin kanıtlar olduğu da öne sürülmüştür. Örneğin ABD’nin Ohio devlet üniversitesinde Dr. Janice Kiecolt-Glaser ve ekibinin araştırmaları Aromaterapi’nin etkisiz olduğunu göstermiştir.

Rastgele kontrollü çalışmaların yalnızca akupunktur, bazı bitkisel ilaçlar ve bâzı el terapileri için yeterince güçlü olduğu pek çok alternatif tedavinin güvenilirlik ve etkinliğinin bilimsel araştırmalarla desteklenmediği ifade edilmektedir.

***

Bir yöntem eğer sınanabiliyorsa, geçerliliği ve güvenilirliği ispatlanabiliyorsa ve itibarlı yayın organlarında yer alabiliyorsa, zaten Klasik Tıbbın bir parçasıdır.

Bu sebeple de Alternatif veya Tamamlayıcı olmaktan çıkar, bilimselleşir ve kabul görür.

Akıl, Hikmet ve Bilimin gücü daima en önemli mürşidimiz olsun...

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 02.09.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017