Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ANA RAHMİNE HASRET

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3009 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Ali Bey’le Ayşen Hanım’ın yumurtaları, Ayşen Hanım’ın rahminde buluştular ve yeni bir insan yavrusu gelişmeye başladı; doğumdan sonra ona Merve ismini koyacaklardı.


Merve inanılmaz bir sür'atle gelişmeye başladı. Daha ilk üç ayda bir bebek şeklini aldı, dördüncü ayda cinsiyeti eşeysel olarak belirlendi, kız olacaktı.

Beşinci aydan itibâren işitmeye ve görmeye başladı. Annesinin karnındaki adaleler ve içinde bulunduğu amniyon sıvısında rahatça yüzerken ancak pek silik bir aydınlığı algılayabiliyordu; en çok işittiği de annesinin kâlbinin düzenli, ritmik ve huzur verici atışıydı. Bu nabız seslerinin de ninnisiyle, zâten vaktinin onda dokuzunu uyuyarak geçiriyordu.

Oh, her şey âlâ idi. Göbek kordonu sâyesinde tek yönlü bir alış içerisindeydi annesiyle; tek verdiği ise olağanüstü bir mutluluktu. Plasenta denen ara organ sâyesinde annesinin kanındaki bütün gıdayı, oksijeni, kendisini koruyacak bağışıklık sistemi bölümlerini âdeta “ham” yapıyordu.

Sekizinci aydan sonra dışarıda geçireceği hayata karşı hazırlanmaya başladı. En sevdiği şey de tekme atmaktı. Ayşen Hanım bunları gördükçe saadetten kahkahalar atıyor, Ali Bey ise bir mucizeye şâhit olurcasına hazdan kendinden geçiyordu.

Ultrasonografi ile zâten cinsiyeti önceden anlaşıldığı için, kendisine pembe beyaz giysiler, oyuncaklar çoktan alınmış, odası özenle döşenmişti.

Tek eksik olan dışarı çıkmasıydı artık…

Ebeveyni normal doğumu tercih ettiği için, birbirini takip eden üç ayrı ve kendisini zorlayıcı seyahatten sonra kafasını dışarı çıkardı.

Üstü başı salgıyla doluydu da…

Akciğeri de öyle idi!

Sonradan hep ziyaret edip elini öpeceği tonton bir kadın olan Ebe Sâkine Hanım kendisini ters çevirip poposuna da bir şaplak atıncaya kadar, başkaları da burnuna bir şeyle sokup içerideki salgıları temizliyorlardı.

Sonradan hep ziyaret edip elini öpeceği tonton bir jinekolog Doktor Ufuk Bey “APGAR skoru on” diye seslendi ve bunu beş ve on dakika sonra tekrarladı…

***

Daha sonra öğrenecekti ki bu, şuymuş meğer İngilizcesi:

(A)ctivity and muscle tone

(P)ulse (heart rate)

(G)rimace response (medically known as "reflex irritability")

(A)ppearance (skin coloration)

(R)espiration (breathing rate and effort)

5 objektif bulguya verilen puanlardan toplanan skorun 10 olması APGAR skoruna göre yeni doğmuş bebeğin durumunun mükemmel olduğunu gösterirmiş:

-Bebeğin kâlb hızı,

-Solunum sayısı,

-Kas tonusu,

-Refreks cevabı,

-Cilt rengi.

Doğumdan 1 dakika sonra solunum desteği gerekip gerekmediği, bebeğin doğum esnasında hayati organların kan ve oksijen alışverişlerinin durumu değerlendirilmektedir.

Doğumdan 5 ve 10 dakika sonra ilerideki sinir sisteminin gelişiminin değerlendirilmesi, yeni doğan dönemindeki ölümler açısından, 1. dakika APGAR skoruna göre daha doğru fikir verir.

Anne ve bebeğe bağlı sebeplerin her biri APGAR skorlamasının düşük olmasına sebep olur. Doğum öncesi ve doğum sırasında bebeği sıkıntıya sokabilecek anne ve bebeğe ait birçok faktör APGAR skorlamasını etkileyebilir: Annenin alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, hipertansiyon ve damar hastalıklarının olması, plasentanın erken ve önde gelmesi, doğumun uzaması anneye ait sebepler...

Keza, doğum sırasında anestezi süresinin uzaması, kordon dolanması, ilk kakayı yutması, bebeğin adale ve sinir hastalıkları, doğumsal anormallikler, solunum yolu tıkanıklıkları, kullanılan ilâçlar, doğuştan kâlb hastalıklarının olması, akciğer enfeksiyonları ve doğum travması ise bebeğe ait faktörlerdir.

Özellikle 10. dakika APGAR’ın düşük olması ilerideki nörolojik hasarı gösterebilmesi açısından önemlidir. Bu çocukların takibi daha dikkatli yapılmalıdır. Bu skorlama özellikle doktorun çocuğu takibinde kolaylık sağlar. APGAR skoru yüksek çıkan çocuklarda da bâzen, nâdiren de olsa sonraki günlerde sağlık problemleri görülebilir. Sağlıklı bir şekilde hayata merhaba diyen çoğu bebeğin APGAR skoru 8′in üzerindedir.

***

Ebe Sâkine Hanım’ın şaplağından sonra yaygarayı bastı Merve Bebek. Tamamen refleksten ibâret olan bu doğal tepki aslında ilk nefesini alıp, akciğerini şişirmesi içindi ve bağka bir amacı da yoktu. Bâzı romantik teorisyenlerin bunun Ayrılma Anksiyetesi olduğunu ve bütün psikiyatrik hastalıkların temelinde bunun yattığını filân sandılar.

Merve Bebek bunları asla hatırlamayacaktı ama hep kendisine anlatıldı. Fotoğrafları, videoları gösterildi.

Ama…

   Sembolik de olsa…

      Ana rahmindeki konforu kim özlemez ki?

         Oradaki intibalar amigdala denen derin beyin çekirdeğinde saklanır hep!

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 01 Kasım 2012 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Zerrin Yaman Perşembe, 01 Kasım 2012

    Ana rahmi ve konfor....

    Hocam, yine çok güzel bir yazı....

    Ana rahmi ...... Konforsuz olsun Ana olsun... Oğlumu 6 aylık dünyâya getirdiğimde Ege Üniversitesi'nde ilk buna bakmışlardı.... Demek ki bizim konforsuz olmalı erkenden dünyâya geldi....Şimdi 32 yaşında sağlam bir genç......

    MKD: ;-)

  • Misafir
    Antik Cuma, 02 Kasım 2012

    Apgar ve Konfor :)

    Ellerinize sağlık ; tebessümle ve merakla okudum.
    İzniniz le paylaşmak isterim...

    MKD: Tabii ki, kaynak da belirtin ama lûtfen. Sevgiler...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017