Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

SUSANNA SEN SUSSANA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3308 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Nasıl olsa ne yaparsak yapalım bir şey değişmiyor.

Ne söylersek söyleyelim, suya yazıyoruz.

Güneşteki kutupların yer değiştirmesi banal ve 11 ilâ 13 senede bir görülen doğal bir şey ama yarışmayı en yağlı anlatan açılımlı kazanıyor.

Schuman rezonansı da nâfile çünkü Voyager 1, Güneş Sistemi'ni terk etti. İkiz yıldızlı Alfa Cenrturi'ye varması, ışık hızında bile gitse, 21 milyar sene sürer.

Kaçan çoraplar hâlâ dikiş tutmuyor, Trabzon'da da, Of'ta da bir şey değişmiyor.

Kur'ân'la yatıp kalka kalka kalka, neyle yatıp kalkacağını şaşıran Adnan Hoca, karşısındaki kızcağızı baydırıp işi İsrailiyat düşmanlığına getirecek de, "reklâm arası" diye mâni olmak için çırpınıyor zavallı. Zâten unutuyor da ve aynen Devletlû gibi, sürekli olarak "biz" diyor.

Artık sus be adam, bırak sahneyi de bu Aziz Millet seni minnetle ansın. Diyoruz ya, Türkliük ve İsrailiyat'ın göbekleri bağlıdır.

Yok, haydi bre efeler...

Hepimiz horon tepmeliyiz ama Allegro ma non troppo.

Ankara'da gene biber gazı ve can pazarı var...

Piu Spirituoso

Maestroso...

***

SİGARAYA BİR BÜYÜK YASAK DAHA GELİYOR!

Bilim adamları sigara tiryakilerine sesleniyorlar:

”Her bir sigara içimi ömrünüzden on dört dakika, bir saniye alıyor. Bu durumda bir paket sigara içildiğinde ömrünüzden beş saat yok oluyor”... seslenmesine sesleniyorlar da, bu uyarı kimin umurunda?

Sözüm ona 1996 yılında halk deyimiyle "kapalı alanlarda sigara içme yasağı ve cezası” ile ilgili 4207 sayılı yasa yürürlüğe girmişti. Lâf aramızda, yürürlüğe girmişti de ne olmuştu? Eşinizle dostunuzla her hangi bir lokantanın kapalı bölümünde bir iki saat geçirmeye görün. Benim gibi 20 seneyi aşkındır sigara kullanmıyorsanız, ne demek istediğimi iyi anlarsınız.

İtiraf etmeliyim ki, bendeniz de zamanında sigara içtim. Neş’elendim bir tâne yaktım, kederlendim bir tâne tüttürdüm. Paketi tam buruşturup atacakken, arada bir sigaranın daha sıkıştığını görüp sevindiğim… Paris’in göbeğinde hiç tanımadığım bir insandan sigara dilendiğim günlerim oldu. Ama tütünün, sevdiğim insanlarda yaptığı büyük tahribatı gördükçe aklımı, irademi devreye sokarak bu mereti(!) bıraktım… fakat tedricen değil, derhâl… “bırakacağım” dedim ve bıraktım. Neyse… 

Geçenlerde Alaçatı’nın en gözde mekânlarından birine gittik. Yaz sezonu geçtiği hâlde salonda hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Görevlinin buyur ettiği masaya oturduk, siparişimizi verdik. Birkaç zaman sonra yan masadan gelen bir sigara kokusu ve duman ile irkildik. 8-10 kişilik masanın en az yarısı sigaralarını tellendirmişlerdi. Etrafıma şöylesine bir bakma gafletinde bulundum. Her masada pür neş’e sigara tüttüren, böylece sigara içme yasağını hiçe sayan yurttaşlar bulunuyordu. İşin daha da acı tarafı neydi biliyor musunuz? O mekânda, yörenin en etkin ve yetkin, topluma örnek olması gereken bâzı şahsiyetleri de sigara yasağını ihlâl ediyorlardı. Mekân sahibinin yanına gittim, sıkıntımı anlattım. Verdiği yanıt düşündürücüydü: “Ağabey sigara içilmesine izin vermezsek, mekânımız sinek avlar. Bir önlem almayı düşünüyoruz. Sigara içmeyenler için ayrı bir bölüm(!) yapacağız”...

Doğru söze(!) ne denirdi.

Tâbiri yerindeyse, süklüm püklüm masamızı terk ettik ve mekânın en izbe ama sigara dumanından uzakça bir köşesinde bizim için donatılan yeni yerimizde, kötü şartlar altında yemeğimize devam ettik. Yâni 4207 sayılı kanun gereği “herkesin temiz hava soluyabilmesi hakkı” o mekânın yetkililerince bizlere sağlanamadı.

Özetle, açık alanda neyse ama kapalı alanda içilen sigara, tütün kullanmayan insanları olumsuz etkiliyor ve o mekâna gelip geleceğinize pişman oluyorsunuz. 

Geçenlerde gazetelerde yeni bir haber yer aldı. Sağlık Bakanlığı, Ulusal Tütün Kontrol Programı doğrultusunda, 2014-2018 dönemlerini kapsayan yeni bir eylem planı tasarlıyormuş. Sigara içme yasağı, açık alanlara da taşınacakmış!!! Allah Allah! Taslağa göre artık çocuk parkı, hastane ve cami bahçesinde bile sigara içmek yasak(!) olacakmış. Mekânların açık alanlarında içmeyenlere yer ayrılacakmış… 

Sevgili okur, üzülerek belirtiyorum…

1996 yılından beri yürürlükte olan ceza, pratikte nasıl deliniyorsa, yeni tasarı da kanunlaşıp yürürlüğe girse bile, uygulanmayacak. Böylece sigara içmeyen, sigara içenin kölesi(!) olmaya devam edecek. Dolayısıyla, HADİ CANIM SİZ DE! 

Hamiş: tütün kullanan dostlarımı üzdüğümün farkındayım… hoş görsünler.

ALI RIZA SAYSEN, Yon.

GAROTE pest control

HALK SAĞLIĞINI KORUMA AMAÇLI HAŞERE KONTROLÜ RAPORLAMA, EĞİTİM, DANIŞMANLIK VE PEST CONTROL EKİPMANLARINI SAĞLAMA HİZMETLERİ ŞTİ.

www.garote.com 

***

Farkında mısınız, bütün alanlarda ortalığı siyahî insanlar kaplıyor.

Neden mi?

Bunun teleolojik, majik yâhut tesadüfî bütün cevapları aynı noktada kesişiyor: İnsanoğlu, yabancılaştığı Öz'üne, kendi aslına dönüyor.

Ayrılık gayrılık bitiyor.

Sömürülen, perişan edilen Afrika haykırıyor: "Geri dönün, bekliyorum" diye el sallıyor.

 

Kendisini böyle görünce mutlu oluyoruz, içimiz Saadet'le doluyor!

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 20 Ekim 2017