Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ANDROPOZ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 531 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar 

 

Andropoz, “andro” yani erkek ve “pause” yani ara vermek kelimelerinin birleşiminden meydana gelen bu terim olup, erkekliğe ara vermek gibi düşünülse de aslında bu, gerçeği tam olarak yansıtmamaktadır.

 

Andropoz, yaşlanan erkekte geç ortaya çıkan testosteron yetmezliğine verilen durumun adıdır. Erkeklerde 40’lı yaşlardan itibaren görülmeye başlasa da en çok 50’li yaşlarda testosteron seviyelerinde azalma olur.

 

Andropoz, testosteron üretiminde ve kanda bulunan testosteronun düşmesine bağlı ortaya çıkan belirtilerin görüldüğü genel psikolojik, biyolojik, fiziksel ve cinsel semptomlar kompleksidir.
 

 

Andropoz, engellenebilen bir durum değildir. Ancak, 50 yaşını geçen her erkekte de görülmez. Erkeklerin yüzde 20-30’unda ortaya çıkar. Andropozu engellemekten ziyade andropozun görülmesiyle tedaviye gitmek ve belirtileri ortaya koymak son derece önemlidir.
 

 

Andropoz teşhisinde erkeklik hormonu düzeyi, kan örneği alınarak ölçülür. Bu uygulamanın, sabah erken saatlerde (08.00 – 10.00) yapılması gerekir. Çünkü bu saatlerde, erkeklik hormonu en yoğun seviyede olur.

 

 

 

Ölçüm sonucunda testosteron düzeylerinde düşüklük varsa ve hastalığın semptomları görülürse, kişiye andropoz tanısı konulur ve testosteron hormon yerine konması tedavisine başlanır.
 

 

Andropoz şu belirtilerle ortaya çıkar:

 

Cinsel dürtünün azalması,

 

Daha az sertleşme olması,

 

Günlük hayat enerjisinde düşüş olması,

 

Güç ve dayanıklılığın azalması,

 

Boy kısalması,

 

Hayattan daha az zevk alınması,

 

Üzgün ve çökkün olunması,

 

Spor yeteneklerinin azalması,

 

Yemekten sonra uyuklama olması,

 

İş performansının düşmesi.

 

Aslında andropoz kadınlardaki kadar net teşhis konulan bir durum veya bozukluk değildir. Kendine iyi bakan, sağlığına dikkat eden erkeklerde ve “androjenik tip” dediğimiz çapkınlılarıyla nam salmış kişilerde bu bozukluk yaşanmaz.

 

Epey önce gördüğüm evli ve 47 yaşında ED ismindeki hastam yurtdışındaki bir ülkede TIR yüklenmesine nezaret ederken sertleşme sorunu yaşamıştı. Bana gelmeden önce özel bir cerrahi kliniğinde acı vermeyen papaverin enjeksiyonuyla ereksiyon (peniste sertleşme) sağlanmıştı. Aynı hekim yarı zamanlı çalıştığı hastanede bu ilacın acı verenini yaparak, hastaların özel muayenehanesine gelmesini sağlıyormuş. Bunu çok garipsemiştim ama meslekdaşımdır diye aleyhinde bir şey söylemedim.

 

MMPI ve Rorschach testlerinde, hormon düzeylerinde bir sorun yoktu. Çok nadiren priapizm (ağrılı ve durmak bilmeyen sertleşme) yapabileceğini; bunun için sabah sertleşmelerini kaydetmesini söyleyerek 200 mg Desyrel (trazodon) gece verdim ve üç haftada tamamen düzeldi.

 

Andropoz aslında testosteron hormonun düşüşüyle ilgili bir durumdur. Erkeklik hormonu testosteron, 40′lı yaşlardan itibaren düşmeye başlar  ve 50′li yaşlardan itibaren bu azalma daha belirgin hale gelmektedir. Testosteron düşüklüğü yaşayan erkeklerde cinsel istek ve ereksiyon kalitesi azalmaktadır. Konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık, depresyon, kas kitlesi ve gücünde düşüş, kemik yoğunluğunda azalma ve organ yağlanması gibi sorunlar meydana gelir.

 

Andropoz nasıl bir süreç sonunda ortaya çıkıyor?

 

Testosteron hormonu yumurtalıklarda ve böbreküstü bezlerinde üretilir. Yani esas üretim bölgeleri bu iki yerdir. Yaşın ilerlemesi ile beraber bu iki hormonun üretildiği hücrelerde sayıca azalma ve yumurtalığın kanlanma mekanizmasında bozulma meydana gelir.

 

Yani bu fabrikalarda üretim azalması olur. Ancak bu azalmanın bireyler arasında büyük farklılıklar gösterdiği unutulmamalıdır. Yıllarla ifade edebileceğimiz bir zaman aralığında meydana gelen bu azalmalar sonucu andropoz ortaya çıkar.

 

Andropoz Belirtileri nelerdir?

 

Andropozun en yaygın belirtileri kendini sağlıklı hissetmeme, adele ve eklem ağrıları, gece terlemeleri, uyku bozuklukları, sinirlilik hâli, kaygılı olma durumu, sürekli yorgunluk hissi, çökkün ruh hâli, güdülenme güçlüğü. Sakal çıkmasında azalma, penisin sertleşmesinde azalma, sabah ereksiyonlarının sıklığında azalma, libido veya cinsel aktivite azalmasıdır. Andropoz belirtileri mutlaka ciddiye alınmalıdır.

 

Andropoz döneminde erkeğin cinsel hayatı nasıl etkileniyor?

 

Erkeklerin korkulu rüyası andropoz ile görülen semen (meni) üretiminde düşüklük ve cinsel istekte azalma, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan hormon düşüklüğünün bir bakıma belirtilerindendir. Ayrıca uyku ve sabah erken ereksiyonları sayı ve sertlik bakımından zayıflar.

 

Ancak her şey bitecek diye bir şey asla söz konusu değildir. Şöyle de diyebiliriz: Motor tekler! Ama illaki yolda bırakmaz. Tabii ilk belirtilerin görüldüğü anda bir üroloji uzmanına danışarak gerekli kontrolleri yaptırmak iyi olur. Psikiyatrlar kendi üstlerine düşeni yaparak eşgüdümlü bir şekilde çalışırlar.

 

Andropozun erkeğe olan etkileri nelerdir?

 

Psikolojik yönden konsantrasyon güçlüğü sinirlilik, kaygı, depresif ruh hâli, kronik yorgunluk hissi ve güdülenme azalma görülebilir. Hafızayı da olumsuz etkilediğinden unutkanlık sorunları baş gösterebilir. Aynı şekilde kişide zihinsel sorunlar var ise andropoz ile bu durum tetiklenebilir.

 

Bedensel yönden hâlsizlik, uyku ihtiyacında artış, adele ve eklem ağrıları beraberinde ise ateş basmaları gibi şikâyetler oluşur.

 

Cinsel yönden; erkeklik hormonundaki düşüş ile cinsel isteksizlik ve beraberinde ereksiyon sorunlarında da artış olur. Yine ileri yaş ile birlikte erkeklerde de osteoporoz yani kemik erimesi de andropoz ile ortaya çıkar.

 

Andropoz teşhisi nasıl konmaktadır?

 

Öncelikle andropozda teşhis aşaması çok önemlidir. Andropoz belirtisi sayılabilecek şikâyetleri olan erkeklerde teşhis için belirtilere dayanan değişik skalalar mevcut. Erkeğin şikâyetleri bunlarla karşılaştırılır. Değişik zamanlarda bir kaç kez alınacak kan tahlili ile kandaki testosteron seviyesine bakılır.

 

Hastaya şikâyetleri doğrultusunda üroloji uzmanının fiziksel muayenesi ile testislerde küçülme ve kıvamdaki yumuşaklık, aynı şekilde peniste küçülme, bunların dışında adale kitlesinde azalma gibi bulgular sayesinde andropoz teşhisi konulur.

 

Andropoz yaşı kaçtır?

 

Erkeklerde andropoz yaşı  kişiye göre farklılık gösterir ve durumunun hangi yaşlarda ortaya çıkacağı her kişi için farklıdır. Bazı erkeklerde 50'li yaşlardan sonra bazılarında ise 80'li yaşlar ile birlikte andropoz belirtileri görülebilir.

 

Andropoz, erkeğin kaçınılmaz sonu değildir, her erkekte ortaya çıkan bir durum da değildir. Her hastada andropoz belirtileri görülmediği için tedaviye de gerek olmayabilir.

 

Eskiden böyle hastalarda kalçadan depo erkeklik hormonu ilaçları yazardık ama kanser riskini arttırdığı için bunu yapmıyoruz.

 

Bu arada, geçen hafta Sevgili Ağabeyim ve Hocamız Erdal Işık Kratos Oteli’nde çok güzel bir kongre düzenlemişlerdi. Ben Bipolar Bozukluk’ta antiepileptiklerin kullanımını anlattım. Eski karımı, kayınpederimi ve kızımı görmek de işin ikramiyesiydi.

 

Kumarhaneye hiç uğramadık. Her taraftaki askerî araçlar içimizi burktu. “Nereye gidiyoruz” diye içinden soran çoktu…

 

Prof. Dr. Selçuk Kırlı memleketimizin dirliği ve düzenliğinin kimse tarafından bozulamayacağını anlattık.

 

Hepinize sağlık, afiyet ve mutluluk diliyorum.

 

“Kadın, eskittiği erkeği sever”…

 

Sağlık, dirlik, millî bütünlük, dayanışma ve küskünlüklerin rafa kaldırıldığı huzur dolu günler diliyorum.

 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 12 Nisan 2017 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 23 Ekim 2017