Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ANTİDEPRESANLAR ve HAY ALLAH, TANRI GENE ÖLDÜ!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3959 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Değerli Mekâncılar,

 

Nietzsche, "n'olcak bu Tanrı'nın hâli"?

İki konuda beyanım olacak:

***

1) Stahl’ın Temel Psikofarmakoloji kitabı yanılmıyorsam Sevgili Timuçin Oral’ın editörlüğünde Türkçe’ye tercüme edilmişti. O olmasa dahi, içinde temel psikofarmakoloji bilgilerinin olmadığı hiçbir nitelikli psikiyatri temel kitabı yoktur. Uzmanlık almış psikiyatr varsa, bâzı böylesine temel şeyleri bilmemeleri çok düşündürücü…

Özet bir Psikofarmakoloji Bilgisi:

TSAlar, SSGİler, SNGİler vücuda alındığında bir inisiyasyon-adaptasyon süreci yaşanır. Akut dönemde intersinaptik aralıktaki monoamin (özellikle de serotonin) artar ve malûm yan etkiler yaşanır. 2 ilâ 8 haftada (ortalama 6) pre- ve post-sinaptik reseptörlerdeki up- ve down regulation (azalma ve çoğalma) süreci bir dinamik dengeye kavuşur ve ilâcın esas etkisi de bu şekilde başlar. Bu aradaki döneme farmakolojik latans dönemi de denir.

Prototip diyebileceğimiz imipramin (Tofranil) ve amitriptilin’de (Laroxyl) de etkili doz genellikle 75 ilâ 300 mg civarındadır.



Bu doza çıkıldıktan sonra ilâç kesilmesi icap ederse, mutlaka tedricen azaltılarak yapılmalıdır; aksi takdirde Kesilme (Withdrawal) Sendromu veya Geritepme (Rebound) Sendromu ortaya çıkar ve hastada bildiğimiz perişanlık görülür. Bu farmakodinamik ve farmakokinetik etkileşimler bağımlılık (dependency) (DSM5 jargonuyla iptilâ-addiction) anlamına gelmez çünkü kokain veya amfetamin gibi psikotropların aksine, tolerans asla gelişmez. Hâttâ her “hastanın kendi dozu vardır” ve arttırırsanız rahatsızlık dahi duyabilir.

Buradaki kritik tâyin edici faktör ilâcın yarı-ömrüdür: Bu ne kadar kısaysa, Kesilme (Withdrawal) Sendromu veya Geritepme (Rebound) Sendromu o kadar kolayca ortaya çıkar. Aksine profili olan tek SSGİ, yarı-ömrü haftalar olan ve wash-out (vücuttan silinme) süresi 2 ayı bulan fluoksetin’dir. Onu bile birkaç haftada bir verip azaltmak tavsiye edilmektedir.

Kesilme (Withdrawal) Sendromu ve Geritepme (Rebound) Sendromu çok farklı şeyler olduğu için, hastanın mağduriyeti de çok artacaktır.

Hücre içi PIP3 reseptörü üzerinden eylemi (action) gerçekleşen lityum’un bile, âniden değil, tedricen kesilmesi gerekir çünkü benzeri süreçler yaşanabilir; Mani hortlayabilir (bu konuda Sayın Olcay Yazıcı’nın da değerli çalışmaları mevcuttur).

3. Nesil Antidepresanlardan milnasipran’ın etkili bir antidepresan olmadığı, bu gruptaki en etkili olanların venlafaksin ve onun “yavrusu” olan desvenlafaksin olduğu konusunda dünyâ kadar literatür ve temel kitap bilgisi mevcut. Açıp okunulursa görülecektir. İhtisas sınavı sorusu olan bu bilgileri hepimizin hatmetmiş olması icap ediyor…

Yeni Nesil Antidepresanlardan agomelatin’in ve bupropiyon’un en tipik özellikleri ise, farklı ve özgün eylem mekanizmaları sebebiyle, âniden kesilebilmeleridir...

***

2) Her ne kadar “devlet eliyle” bu dönemde evrimden bahsetmek memnu kılındıysa da, böceklerden insanlara kadar bütün hayvanatta homoseksüalite %4 ilâ %7 arasında görülmekte olup, tamamen biyolojik kökenlidir; hâttâ bu başarılı bir üreme stratejisidir; teferruata burada girmiyorum.

Bunun hâricindeyse, hepimizin potansiyel birer biseksüel olduğunu unutmamalıyız. Bu biyolojik-evrimsel zemin üzerinde tayin edici faktörlerin arasında nurturance yâni terbiye, görgü, inançlar ve benzeri sosyal yaptırımların yanı sıra, kohabitasyon (uzun süreli temerküz kampı veya hapishâne şartlarında yaşamak), özendirilip baştan çıkarılma gibi pek çok şey de rol oynar.

Hâttâ bu tür şeyler çok küçük yaşlarda olursa hem travmatik-dissosiyatif tablolara, hem de trans-gender durumlara yol açacaktır. Ne kadar ileri yaşlarda yaşanırsa, kişinin uygun psikiyatrik tedaviyle heteroseksüaliteye dönmesi mümkün olur. Bunun hâricindeki “onarım terapisi” gibi şeyler tamamen insanlık suçu teşkil edecek kadar ciddi ötekileştirme veya şeyleştirmeden başka bir şey değildir. Bu konuda Sayın Şahika Yüksel’in ekleyeceği veya anlatacağı şeyler mutlaka vardır.

***

Son bir ilginç notum da medyadan gelen haberle ilgili…

Hani, muhtemelen Paralizi Jeneral (Geç Dönem Dönem sifiliz) sebebiyle de bol bol saçmalayan ama felsefe tarihinde pek de önemli yeri olan Nietzsche’nin Böyle Buyurdu Zerdüşt kitabında dile getirdiği ünlü Nihilistik Felsefe düsturu “Tanrı öldü” lâfı sanki gerçekleşti!

Papa Benedict XVI, görevinden ayrılacağını ilân etti.


Türk dostu, nûr yüzlü Papa Benedict XVI...

Katolik inancına göre Tanrı’nın dünyadaki enkarnesi olan bu zâtın mütekait olması, Katoliklik tarihinde daha önce bir kere olmuş, bu ikincisi.

   Yol olur bu gidişle...

      Şimdi ve imdi, hepimiz bacadan çıkacak dumanı bekleyeceğiz…

         Allah, hepimize kolaylıklar versin.

            Sevgim ve saygımla…

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 11 Şubat 2013 Pazartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018