Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

ATEŞ BACAYI SARIYOR, PEKİ HÜKÛMET NE YAPIYOR?

Vatanın milletiyle beraber bölünmesine doğru adım adım ilerlenirken ve bütün üniversitelerde, hâttâ liselerde, ortaokullarda çok kötü şeyler cereyan ederken, hükûmetimiz ne yapıyor?

Bu ısrarla âkil dedikleri, belki de bunda hata etmedikleri (malûm, âkil “yiyici” demekti, “âkıl” ise akıllı) kişilere karşı Türk Milleti’nin verdiği tepkileri hiç dikkate almaksızın, bütün yandaş medyada güllük gülistanlık bir ülke manzarası sergileniyor.

Yâni, hükûmet, başını kuma gömmüş devekuşu gibi davranıyor!

Başka vahim ama hiçbir yerde yazılıp çizilmeyen birkaç haberi ileteyim: İstanbul’un pek de öyle varoşlarında olmayan ama düşük sosyoekonomik gruptan ailelerin çocuklarının gittiği (üstelik bunlar Kürt de değil) ilk ve orta tedrisat okulunda yazılı ödev veren öğretmenler şikâyet ediliyor ve haklarında da soruşturma açılıyor. Resim öğretmeni (yakın aile dostumuzdur) hakkında da çocukları baskı ile resim yapmaya zorladığı için kovuşturma yapılıyor.

Peki, amaç ne?

Resim yapmak günah ve tefekkür etmek de bu devirde en istenmeyen şey ya, onları engellemek.

Çünkü câhil kalan insanlar çok kolay bi’at eder, resim çizmeyen insanın hayâl gücü çöker, müziği olmayanın beyni güdükleşir.

Dikkat edin, ne kadar zevksiz, seviyesiz ve bir şeye benzemeyen nota yığını varsa, her gün de onlar dinletiliyor, seyrettiliyor. Aklıma Asteriks kitaplarındaki Ozan Kakofoniks geliyor; iyi niyetli, saf ve iddialı ama yeteneksiz ve câhil, berbat sesi yüzünden şarkı söylediğinde ineklerin sütten kesildiği komik karakter…


Hani Emrullah Efendi’nin (1859-1914) meşhur lâfı vardır ya: “Şu mektepler olmasa, maarifi ne güzel idare ederdim”, işte öyle bir şey. Bu arada, aman yanlış anlaşılmasın, büyük bir mütefekkir, âlim ve memleket sevdâlısı olan Emrullah Efendi’ye göre devletin en önemli görevlerinden birisi ilmi himâye etmekti. İlim yukarıdan başlardı. Önce elit bir kadro yetiştirmeli, onlar ilkokul ve ortaokul öğretmenlerini, onlar da çocukları ve gençleri eğitmeliydi. Cennetteki tûba ağacının da kökü yukarda olduğu için “Tûba Ağacı Nazariyesi” olarak anılan bu görüş, İttihat ve Terakki Fırkası’nın ideoloğu olan Ziya Gökalp’ı da etkilemiş ve partinin eğitim politikasının önemli bir ilkesi olmuştur. Emrullah Efendi hemen her toplantıda uyuklar, uyumadığı zamanlarda da hâlâ hatırlanan şakalar yapardı. Meselâ, şimdilerde ciddi anlamda söylendiğini zannettiğimiz bu cümleyi tamamen mizah gücünün bir ispatı olarak sarf etmişti. İşte, bu iktidarın yaptıklarının mükemmel bir hicvi, tâ o zamanlardan kalma...

Düşünmeyen, daha da ötesi tefekkür etmeyen (fikir yürütmeyen), tefelsüsten uzak (felsefî düşünce), müziğini kaybetmiş, koyundan evrimleşmiş güruhlar yaratmak yolunda adı adım ilerliyorlar.

Hâlbuki fazla şeye gerek yok, “van minüt” şovları çoktan geride kaldı. İsrail’deki bilim adamlarının arı gibi çalışmalarını örnek alsalar çok rahatlarlar: İsrailli bilim adamları, genetikleriyle oynayarak, sâdece 50 gün yaşayan, tek misyonu döllemek olan arılar yaratmışlar. Bu sâyede muhtelif narenciyeyi döllemek için işlerini görüyor, akabinde de rûhlarını teslim ediyorlar. Çoğu kimse farkında değil, bizim köylümüz de ithâl yoluyla gelen bu arılara muhtaç çünkü bizdeki şartlarda yetiştirilen narenciye mahsulünün hem kalitesi düşük, hem de çok ilâç kullanmak zorunda kalındığı için tabiat kirleniyor.

Hep yazdığım gibi, hiçbir doğru dürüst plânları veya programları yok. Durmadan hata yapıyorlar ama mehteran takımı gibi iki ileri bir geri adım atarken, vahim bir şekilde zarar veriyorlar Türkiye Cumhuriyeti’ne, milletin (Türk Milleti) devlete olan güvenini sarsıp kaosu arttırıyorlar.

Eh, zâten ABD’nin de istediği bu değil mi?

Aynen öyle…

Merak eden için hemencecik bir örnek vereyim:Irak’ta neden resmî lisan olarak İngilizce kullanılıyor dersiniz?

   Emperyalizm ortada kol geziyor ama…

      Bu Aziz Millet de gittikçe uyanıyor!

         Hiç ama hiç ümidinizi kaybetmeyin.

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 13 Nisan 2013 Cumartesi

ALKOLDIŞI MADDE KULANIMI VE BAĞIMLILIĞI
KENDİNİ TÜRK HİSSETMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil