Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AVNİ ANIL ÜSTÂDI TEMÂŞÂ EDERKEN

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2242 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

TRT-2'de Avni Anıl'ın eserlerinin çalındığı hârikulâde bir konseri temâşâ ediyorum. Tarih 28 Ocak 2007, saat 12:30 ve sonrası. Erkoç âilesinin muhteşem bir yorumcusu koma seslerin hakkını o kadar güzel veriyor ki. Arşivden adam gibi musikî icra ettiği dönemden kalma vapurda çekilmiş bir Zeki Müren dokümanterinde de aynı zarâfet, aynı hoşluk.Diğer bütün solistlerde de aynı ustalık, şevk ve hissiyat var; gözlerinde o büyük üstâda olan saygıyı, perestişi, sevgiyi ve hasreti görebiliyorum. Hepsi de mütevâzı, vakur ve efendice icra ediyor eserlerini o büyük adamın, büyük bestekârın, yâni Avni Anıl'ın!

Ve üstâdın Boğaz'a nâzır kalın gözlük camlarından bakışı gösteriliyor. Müeddep, Boğaz'a değil Hakk'a bakıyor. O musıkî gönülde aşk ateşi olmadan yaratılamaz ki. Âdeta bir vâsıta Avni Üstâd, Hakk'tan alıp halka vermek için bir medyum. İlâhî plândaki sedâyı gökkubbeden bize indiriyor, bir anamnesis.

Gözlerim doluyor, gırtlağıma o mel'un yumruk oturuyor.

"Rûya gibi uçan yıllar, biraz durun durun biraz" diye haykırırken meydan okuyor zamana.

Nağmeler dökülüyor
Kerem misâli yanan
O benim işte.

Üstâdın bestesi bu güzelim güfte ile sanki bana hitap ediyor, benim nâçiz rûhum ve ismim vâsıtasıyla kâinata doğru uçuyor, kaplıyor her bir yönü.

Mihrâbım diyerek sana yüz vurdum
Gönlümün dalında bir yuva kurdum
Yıllardan beridir yalvarıp durdum
Sevgilim demeyi öğretemedim.

Tıpkı yeri doldurulamayacak icrâ üstâdı Bekir Sıdkı Sezgin gibi, bu beste üstâdı da sessiz sedâsız yaşar, öyle de göçüp gider bu dünyadan. 1928'de dünyaya gelmiş Avni Bey, Allah çok daha uzun ömür versin diye dua ediyorum.

Onlar asla şatafata, şaşaaya, şan ve şöhrete tenezzül etmezler. Boyalı medyada onları göremezsiniz. Mesâilerine "edep yâhû" diye başlayıp, herkese hakkını verdikten sonra Allah'a şükrederek uykuya dalarlar. Âşıktılar Hakk'a, halka, Türk Musıkîsi'ne. Yorgunluk kahvesini içmek için gittiği kahvehânede ellerini öper 50 senelik ağabeyinin, hiç böbürlenmez.

Gitara "ağla, çal" diye haykıracak kadar Garb'a da âşina olduğunu bize fark ettiren, hâttâ rest çeken bestesi tebessümüme tebessüm katıyor. Kendisinden 28 sene önce doğan ve 1981'de bizleri mahzun ve mahsun bırakan Rahmetli Münir Nurettin Selçuk'ta da aynı rest vardı: Ole!

Batı, kiliseye benzer; ufkî bir zenginlikle uzanır. Zenginliğini polifoniye borçludur ve bunu yaparken çeyrek sesleri harcamak zorunda kalmıştır. Bizim musıkîmiz ise monofoniktir ve bir tam sesi dokuza bölerek çıkışta başkasını, inişte başkasını kullanır melodi hazinesinin. Bu hususiyetiyle de câminin minâresine benzer; ilâhî bir güzellikle göklere uzanır.

Büyük Üstâd Avni Anıl'ın elinden düşürmediği cigarası canımı sıkıyor biraz; ne diyeyim... Allah geçinden versin. Avni Anıllar pek kalmadı artık!

Mehmet Kerem Doksat - 28 Ocak 2007 - Nişantaşı -  Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 26 May 2018