Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AVŞAR KIZLARI DA... NEREYE KADAR YAHU?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3790 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Şu aralar günde üç beş şehit veriyoruz, Türkiye Cumhuriyeti rejim ve kimlik depremi yaşamakta, susuzluktan telef olacağız ama bütün büyük medyada bir kızcağız var sürmanşetten. Onunla yat(may)ıp onunla kalk(am)ıyoruz: Helin Avşar!

Bir fenomen, bir "femme fatale" (meşum kadın) mübârek!

Önceleri bunun ablasıyla + ablasının kocasıyla + ablasının kocasından olan kızıyla, sonra ablasıyla + ablasının ex kocasıyla + ablasının ex kocasından olan kızıyla + ablasının ex kocasının sevgilisiyle, sonra ablasıyla + ablasının ex kocasıyla + ablasının ex kocasından olan kızıyla + ablasının ex kocasının sevgilisinden olan oğluyla, sonra ablasıyla + ablasının ex kocasıyla + ablasının ex kocasının yeni sevgilisinden olan oğluyla + yakın arkadaşlarıyla, en son olarak da ablasıyla + ablasının ex kocasıyla + ablasının ex kocasının yeni sevgilisinden olan oğluyla + ablasının yeni sevgilisiyle + yakın arkadaşlarıyla + ablasının ex kocasının araya giren kaçamağıyla bizleri malûmata gark edip de, yatıp kalkarak işi Cuma namazına rahmet okutturacak hâle getirmiş olan mümtaz medyamıza minnetlerimi arz ediyorum.

Hâttâ bir muhabire, bu mümtaz insan grubunun bir kısmı tamamen tesadüfen aynı mütevâzı mekânda tatile çıkınca "grup olarak takılacak mısınız" diye haklı olarak sual eylediğinde, ablası neredeyse dövecekti kızı. Akabinde sellülitleri, örtülü tesettürü ve en son olarak da kitap guruluğuyla (ablası Bodrum'da kitap okumuş, habere bakar mısınız) gündemden tenzil eden ablanın yerini küçük kız aldı!

Belli ki ablası kız kardeşinin arkasında.


Önce medyadan muhaberât-ı ciddiye hülâsaları arz edelim; fotoğrafların hepsi Hürriyet arşivinden alınmıştır.

BİR RESTORAN'IN TUVALETİNDE SEVİŞTİĞİ İDDİA EDİLEN HELİN AVŞAR İDDİALARA CEVAP VERDİ.

06.08.2007 tarihli haber: Kendisini "Yerli Paris Hilton" benzetmesine ise çok kızan Helin Avşar "Çirkinlik hâd safhada. Bana yapılan bu haksızlıkların hesabını mahkemede göreceğim" dedi. Yaşanan olaylara çok üzülen Helin Avşar kendini eve kapattı. Evinden hiç çıkmayan Helin eğlenceye verdiği arayı kısa tuttu ve dün gece yine İstanbul gecelerinde arz-ı endam etti.

GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE BİR MANTICIDA ERKEK ARKADAŞI İLE TUVALETTE SEVİŞTİĞİ İDDİALARI ORTAYA ATILAN HELİN AVŞAR HIZ KESMİYOR.

Geçtiğimiz günlerde bir mantıcıda erkek arkadaşı ile tuvalette seviştiği iddiaları ortaya atılan Helin Avşar hız kesmiyor. Ablası Hülya Avşar'ın, "Artık alkol almayacaksın uyarısına kulak asmayan Helin, Reina'da eğlendi. Arkadaş grubuyla birlikte gecenin ilerleyen saatlerinde Reina'ya gelen Helin'in yine ayakta zor duruyordu. Aşırı derecede alkollü olduğu gözlenen ve iki arkadaşının yardımıyla yürüyen Avşar, soruları cevapsız bırakırken, "Bu iddiaları ortaya atanların hepsiyle mahkemede hesaplaşacağım diye bağırdı. Kızımız mazbut, ahâli ahlâksız yâni! Bir de neyin hesabını soracağını bilebilse(k)! Geçtiğimiz günlerde gittiği bir çorbacının tuvaletinde bir erkekle seviştiği iddia edilen Helin Avşar bu söylentilerin tamamen iftira olduğunu söyledi. 

Bu arada Helin sürekli frikik (paparazziler bu lâfı kullandıkça ben de "kopuyorum" çünkü kelimenin tam anlamı "serbest vuruş", tövbe tövbe) vermekle kalmıyor, yavaştan ofsayttan penaltıya uzanmakta, medyaya bakın...

09.08.2007 tarihli Hürriyet gazetesinin mümtaz eki Kelebek'te sahnede öpüşen lezbiyen rollü aktrisleriyle beraber aynı sayfada koskocaman bir de röportaj yayınlandı; imlâ tashihi bendenizden: 

Bir Ay Dışarı Çıkmayacağım

Bir çorbacının tuvaletinde seviştiği iddialarıyla magazin gündeminden düşmeyen Helin Avşar, kendine yasak getirdiğini, bir ay dışarı çıkmayacağını, sâdece işleriyle ilgileneceğini söyledi.

"Aylardır dışarı çıkmıyorum. Gündüzleri havuza gidip yüzüyorum, akşamları stüdyoya giderek Mert Ekren'le single üzerine çalışıyoruz". 

Helin musıkişinas da maşallah! Multiple da çıkarır yakında.

Televizyona bir yarışma programı projemiz var onun toplantılarını yapıyoruz. Geçen hafta bir gece dışarı çıktım, başıma gelmeyen kalmadı. Kimsenin beni bu kadar üzmeye hakkı yok. Her genç gibi arkadaşlarımla eğlenmeye çıkıyorum. Ben ayıp bir şey yapmıyorum.

"Ayıp nedir biliyor musunuz, yalan söylemek, iftira atmak, hırsızlık yapmaktır. Bana iftira atıldı. Bu insanları artık Allah'a havale ediyorum. Ama üzgün değilim. Ailem  dostlarım beni biliyor. Fakat şunu anladım ki biraz daha dikkatli olmalıyım. Şimdi kendime yasak getiriyorum. Bir ay dışarı çıkmayacağım. Yeni yayın döneminde televizyona yapacağım yeni projelerle ilgileneceğim". 

Helin Avşar, "Paris Hilton'a benzetilmekten nefret ediyorum" dedi.

Bakalım Helin neler ifşa edecek!

Helin Avşar, çorbacının tuvaletinde yaşananları Kelebek'e anlattı. Bugüne kadar kendini kaybedecek şekilde asla sarhoş olmadığını belirten Avşar, "Kişi kendinden bilir işi. Bana bu iftirayı atanlar, demek ki bu işleri yapmışlar" dedi. Avşar, Paris Hilton'a benzetilmenin kendine kazanç sağladığını da söyledi.

"Şarkı Söylemek Lâzım" yarışmasındaki o hanım hanımcık Helin Avşar'a son günlerde ne oldu?

Hiçbir şey olmadı. O yarışmadaki Helin Avşar, tamamen benim. Ama ne yazık ki bâzı gazeteci arkadaşlarımız beni olduğumdan çok farklı göstermeye çalışıyor. 

Gazeteciler ne görüyorsa onu çekiyor ama...

İyi de beni neredeyse alkolik diye lânse edecekler. Böyle bir şey yok. Haftanın yedi günü her kanalda magazin programı var. Her gün aynı görüntü yayınlanıyor. Dolayısıyla insanlar her gece dışarı çıktığımı, içtiğimi zannediyor. Ben her gece içip sarhoş dolaşan biri değilim. Kimse beni böyle lanse edemez. 

Ama geçen haftaki görüntülerde alkollü değil miydiniz?

Sarhoş değildim, çakırkeyiftim. Aylardır dışarı çıkmıyorum. Çıkarsam da haftada bir gece çıkıyorum. Çünkü arkadaşlarımla eğlenmeyi, gezmeyi seviyorum. Daha önce de söylemiştim, asla bundan vazgeçmeyeceğim. 

Helin postayı koyup hepimizin yüreğine sular serpiyor!

Kaç bardak sizi çakırkeyif yapıyor?

Dört bardaktan fazla içemem, bünyem kaldırmaz zaten. O gece de dört bardak içtim. Dört bardak içince de sâdece yürümem değişiyor. Başka bir şey olmuyor. 

Cool! Yep!

Anladım, yâni kendinizi kaybetmiyorsunuz...

Asal! Hiçbir zaman kendimi kaybedecek kadar içmedim. Beni çakırkeyif gören gazeteciler, kızdırmak için, olay çıksın diye saçma sapan sorular soruyor. Sinirleniyorum. Yolumu değiştirmeye çalıştıkça üstüme geliyorlar. Konuşmuyorum, kaçıyorum, "Çok içti, sarhoş" diyorlar. Ayıp! Artık bu kadar abartılmaz ki.

Peki, göğüs frikiğiniz için ne diyeceksiniz?


O kıyafetleri göstereyim, o kadar açık değiller. Neden öyle oldu anlamadım. Sanırım hızlı adımlarla yürürken o kaza yaşandı. Bir de yabancı arkadaşlarımın çekiştirmesinden de frikik verdim. Bu arada onların çekiştirmesi yine sarhoş gibi gösterdi. 

Bu gazeteciler ne kadar müfteri! Kızcağız tesettürde ama sürekli kara çalıyorlar!

Çakırkeyif görüntülendiğiniz zaman kendinize kızıyor musunuz?

Kendimi seyretmiyorum ki! Seyretmediğim için belki de bir daha yapıyorum. Kendimi izlemekten kaçıyorum. Ama bunların başıma geleceğini bildiğimden, eve gittiğimde mahvoluyorum, kahroluyorum. Sonra kendime yasak getiriyorum. Bir ay dışarı çıkmıyorum. Yine öyle olacak. Ama bundan sonra dikkat edeceğim. Etmek gerekiyormuş yani...

O gece çorbacının tuvaletinde neler yaşandı?

Tabii ki hiçbir şey! O geceyi ben size baştan sona anlatayım. Benim yurtdışından misafirlerim geldi. O gece bir arkadaşımın doğum günüydü ve yabancı misafirlerimizle beraber altı kişi önce bir yerde yemek yedik, ardından da Reina'ya eğlenmeye gittik. Sonra karnımız acıktı, gece yarısı çorbacıya gittik. Neden çorbacıya gittik, yabancı misafirlerime işkembe çorbasını tattırmak istedim. Hay tattırmaz olaydım!

Neden tuvalette o kadar uzun süre kaldınız?

Benim o gece tek hatam, içkileri karıştırmak oldu. Bu da beni çarptı. Bir de o gece çok yemek yedim. Dolayısıyla çorbacıya gittiğimizde midem acayip bulanıyordu. Ve istifra etmek istedim. Kalktım, tek başıma tuvalete gittim. Fakat kolay kolay istifra edemeyen biri olduğum için tuvalette çok uzun kaldım.

Helin'in zor kusabildiği bilgisiyle irşat oluyoruz; acaba diğer gastrointestinal ve üriner işlevleri nasıl? Bir röportaj da buna yakışır. İnsaf yâhu!

İZZET ANTEBİ'Yİ GÖRMEDİM

Bu da yanlış anlaşılmalara neden oldu...

Yanlış anlaşılmaya falan neden olmadı canım. Önce grubumdaki kız arkadaşım geldi, iyi olup olmadığımı sordu. Ben de ona iyi olduğumu, rahatladıktan sonra yanlarına geleceğimi söyledim. Ardından mekânın sâhibi tuvalete geldi, "Helin Hanım iyi misiniz, isterseniz soda verelim dedi. Ben de kendisine "Biraz çıkardım, şimdi kendimi daha iyi hissediyorum dedim. Birkaç dakika sonra da arkadaşlarımın yanına döndüm. Toplasanız tuvalette 5 dakika geçirmişimdir. 

Helin'in zor kusabildiği de abartılı belli ki. 

Aynı çorbacıda olan Berna Arıcı ile Sibel Gökçe, sizin tuvalette seviştiğinizi iddia ettiler...

Böyle bir şey olabilir mi? Bakın ben o kişileri tanımam bile. Ayrıca çorbacıda da onları görmedim. Ne dükkânda ne de tuvalette biri vardı. Güya kapıyı açmışlar da bilmem ne... Ayıp artık ya, insana bu kadar iftira atılmaz ki! Ben dışarı çıktığımda doğru düzgün yürümeyi plânlarken, meğer ne iğrenç bir oyunun içine düşmüşüm. Hâttâ arkadaşlarımı önden gönderdim ki grup içindeki erkek arkadaşlarımdan biriyle beni yazmasınlar. Onlar önden gitti, ben tek başıma taksiye binerek mekândan ayrıldım. Sonra duyduklarım karşısında şok geçirdim. Bu iğrenç bir iftira

Helin doğru düzgün yürümeyi plânlarken yapılan rezilliklerden dolayı öfke doluyoruz!

Bir başka iddia ise çorbacının tuvaletinde İzzet Antebi ile seviştiğiniz yolunda...

Onu görmeyeli bir-iki yıl oldu. Onlar mekânda yoktular bile. Kişi kendinden bilir işi. Demek ki bu iftirayı atanlar bu işleri yapıyor.

Bütün bu dedikoduyu yayanlar Berna Arıcı ile Sibel Gökçe mi?

Gazetecilerin bana söylediğine göre, evet onlar bu dedikoduyu çıkarmış. Fakat sonra bana mesaj attılar.

Ne mesajı attılar?

Biz böyle bir şey söylemedik diye mesaj attılar. Ama arkadaşlarım da televizyonda konuştuklarını duymuş. Kesin bunlar para karşılığında böyle konuşuyorlar. 

Ah Helin ah, baklayı nasıl da çıkarıvermişsin ağzından. Tam da Kelebek'te bu muhteşem röportaj yayınlanırken insan kendini böyle ele verir mi? Ablası kesin çok kızmıştır!

Mahkemeye verdiniz mi?

Vermeyi düşünüyorum ama verirsem de bu kadınlar daha fazla gündeme gelecek. Onların istedikleri bu zaten... Uzamasını istemiyorum. 

Paris Hilton'la kıyaslanıyorsunuz. Mâdem bu kıyaslama var, bu kadar gündemdesiniz, para kazanıyor musunuz

Paris Hilton'a benzetilmekten hoşlanmıyorum. Birkaç yıl önce yaptığım bir röportajımda Paris Hilton'un iş hayatını kendiminkine benzettiğimi söyledim ama nedense hep özel hayatımı benzetmeye çalıştılar. Sırf bu yüzden başıma olmadık şeyler geliyor. Attığım her adım onunla kıyaslanıyor. Bu kadar gündemde olmaktan para kazanıyor muyum, evet artık kazanmaya başladım. Yâni Hilton'la kıyaslanmanın faydasını görmeye başladım. Meselâ birkaç gün önce bir otelin tanıtımı için medyanın karşısına çıktım, çok güzel para kazandım. Bundan sonra böyle!

Ne kadar kazandınız?

20 bin Dolar... Çıktığım televizyon programlarından da artık para istiyorum. Mâdem bana bir talep var, ben de para kazanayım bâri. Bu iş benim mesleğim oldu artık. 

Helin, mâliye gelecek yâhu!

Ne Yapayım, Evde mi Oturayım!

Hülya Avşar "Şimdi içmezse, gezmezse ne zaman yapacak bunları dedi. Peki, perde arkasında neler yaşandı

Hiçbir şey... Ablam, arkadaşlarım benim nasıl biri olduğumu biliyor. Beni tek üzen şey, annem rahatsız... Onun bu haberleri duymasını istemiyorum. Boşu boşuna, hiçbir hatam yokken ablam ve annem üzülüyor. Onların üzülmesi beni daha çok üzüyor. 

Hataları tekrar mı ediyorsunuz?

Hata yok ki tekrar edeyim. Hep aynı şey oluyor. Ben de sıkıldım.

Hep aynı şey, neden oluyor?

Ne yapayım? Hayatım boyunca hep evde mi oturayım? Artık bu konular kapansın, çok sıkıldım. Limit falan da koymuyorum kendime. Kimseye hesap vermek zorunda değilim. Yine söylüyorum, ben gencim, şimdi içmeyeceksem, gezmeyeceksem ne zaman yapacağım bunları? Görüyorsunuz, insanlar evlendikten sonra sapıtıyorlar. Bâzı şeyleri zamanında yaşamazsanız, ileride yaşamak istersiniz. Bir de benim ruhumda bu var. Gezmeyi, eğlenmeyi seviyorum. Ama bu çılgınca yaşamak değil. Ben asla çılgın değilim. Ben kendini bilerek eğlenen biriyim. Bugüne kadar asla kendimi kaybetmedim, bundan sonra da kaybetmem.

Yüreğimize sular serpildi Helin, sağ ol.

Hayatımda biri olsa belki daha sâkin yaşarım

Aradığım sıfatlara sâhip bir kişi ile karşılaşamadım. Kalbimi coşturacak biri çıkmadı karşıma. Çok uzun zamandır yeni biriyle tanışmadım. Hep arkadaşlarımla dolaşıyorum. Hayatımda biri olsa belki daha sâkin bir yaşantım olur. Çünkü adam gibi bir adam kadını çekip çevirir. İşte ne yazık ki çevremde adam gibi adam yok. Olanlar da evli. Özledim bunu ama şu an sâdece iş düşünüyorum. Sırada müthiş projeler var. 

Eyvahlar olsun; bu millet millet olalı bu zulmü görmedi!

Etme Helin, eyleme. Ablan zâten yeterince irşat etti bizi, n'olur bir de sen müthiş projeler filân yapma.
Yalvarıyoruz!

Yaşadığı ve yaşattıkları sebebiyle dedesi servetinden mahkûm edecekmiş bu Paris Hilton'u

TEKRAR CİDDİYETE AVDET EDELİM

Eminim ki bir psikiyatri profesörü niye böylesine ucuz mizah kokan bir yazı yazar denebilir. Öyle düşünsem yazmazdım, bilakis, son derecede ciddidir söyleyeceklerim:  

  • Belli ki Hülya Avşar artık devrinin bitmekte olduğunun farkında ve kardeşini gündeme koyuyor. Tüccar kadındır, vasat dahi olmayan yeteneğine rağmen inanılmaz bir performansla ve PR ile müthiş tırmandı her türlü basamağı. Tabii ki yarım kan Kürtlüğü, büyük medyanın malum tutumu, zekâsı ile başardı bunları. Birkaç kere sahnede seyrettim, gerçekten de iyi bir "eğlendirici.
  • Peki, bu kızcağızın, yâni Helin'in  ne özelliği var?
  • Hiç!
  • Ablasının karizmasından nasibi yok, güzel bile değil, havuza bile bir alay makyajla girebiliyor, sesi yok, oyunculuğu yok; yok Allah yok. Meşhur olma vesilelerine bakınca insanın yüzü buruşuyor: Helâda seks yaptı mı, neresi ne kadar gözüktü. Hepsi bundan ibâret! Abraham Sweetvoice'nin bile hiç olmazsa Allah vergisi müthiş bir gırtlağı var.
  • Bir insana yapılabilecek en büyük fenalıklardan biri onu lâyık olmadığım bir mevkie getirmektir. Bu durumda aşırı zorlanma (stres) belirtileri ortaya çıkar: Öfkelilik, dengesizce davranışlar, alkol ve sâir madde tüketiminde artış vs. Zâten şimdiden başlamış bunlar; bir hiç olarak şöhreti arttıkça, bu hanım kızımızın istikbâli ne olacak? O da eğer asparagas değilse, kaç enâyi kendisini hangi hususiyeti için bilmem kaç bin USD verip de açılışa filân çağırır?

Bunlar bu hatun kişiyle ilgili olanlar. Bir de Türk toplumuna gittikçe daha seviyesiz, niteliksiz ve yoz özdeşim-benimseme modelleri sunulması kısmı var. Bu hanım kızımız tuvalette seks, havuzda yüzme, Paris Hilton mukallitliği filân ile genç, cahil, arayışlar ve kimlik karmaşası içerisinde bunalmış olan gençlerimize hangi konuda, ne açıdan örnek oluşturacak?

Hiç mi, işte bu sefer maâlesef değil!

Bir hiç olarak da orasını burasını gösterip, hela skandallarıyla meşhur olma gibi daha önce pek rastlanmamış bir yolu açacak; sonuçta herkes zarar görecek. Hülya Avşar bir şekilde başarılı oldu, ama bu kızın şansı yok ve onu itekleyerek en azından kendi kız kardeşine, ayrıca toplumumuza fenalık ediyor.

Bu kızcağızın sonu intihar dahi olabilir çünkü elbet bir gün yokluğu ve hiçliğiyle yüzleşmek zorunda kalacak!

   Yapmayın Allah aşkına.

      Yazık olmasın Helin'e...


Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 11 Ağustos 2007 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018