Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

AYTUNÇ ALTINDAL'IN İLGİNÇ YORUMLARI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 6772 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Kitaplarını son derecede ihtiyatla ama dikkatle okuduğum bir araştırmacı yazar var: Aytunç Altındal. Akşam Gazetesi'nde bir yazısı çıkmış. Önce onu iktibas edeyim (lisan tashihi var tabii). Piyasada böyle acayip pek çok araştırmacı yazar ve onların garip kitapları var ama ben Aytunç Altındal'ı okurum. Sebebi yazının sonundaki yorumda!

***

AB'nin şifreleri

Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, Türkiye'nin AB üyeliği sürecindeki gizli kodları çözüyor. Altındal'a göre "masonik bir örgütlenme olan AB'nin, Türkiye'yi üyeliğe kabûl etmesi mümkün değil.

TürkiyeAB ilişkilerinin yeni bir dönemece gireceği 17 Aralık öncesinde, 40 yıllık geçmişi bulunan sürecin gizli şifreleri açığa çıkıyor. Araştırmacı yazar Aytunç Altındal, AB'ye şekil verenlerin, "Gül ve Haç Kardeşliği adlı gizli bir masonik örgüt olduğunu, Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile Türkiye'nin üyeliğine en sert tepkiyi gösteren ABAnayasası'nın mimarı Fransız politikacı Giscard d'Estaing'in de bu örgütle bağlantısı olduğunu söyledi. Altındal, AB'nin perde arkasında kalan kodlarını ve Türkiye'yi bekleyen tehlikeleri şöyle anlattı: ÖNCE KOMÜNİZM ÇÖKTÜ1- Son 12 yılda neler değişti ki, Avrupa'ya uzaktan bakan Türkiye birden üyeliği için mücadele edilen bir ülke hâline geldi?

12 yıl öncesini dikkate alırsak, özellikle Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği'ndeki kendine özel "komünizmin" çöktüğünü görürüz. Bu öylesine âni oldu ki, çok değil 1990'da birisi çıkıp da bunu söyleseydi ona "Deli/Uçuk" gibi sıfatlar yakıştırılırdı. Üstelik koskoca komünizm, tek mermi atılmadan çöktü. Düşünebiliyor musunuz ki, Moskova'da Komünist Parti yasaklandı. Türkiye, 70 yıl süreyle Sovyet tehdidini öne sürerek varlığını güvencede tuttu. Sovyetler'den sonra Yugoslavya, Batılı güçler - ve Vatikan - tarafından parçalandı. Sırada Türkiye vardı. Türkiye biz bilmiyoruz ama Batı için "Yapay Devlet statüsünde görülüyor. Örneğin Sevr Antlaşması'nı biz tek taraflı olarak kabûl etmiyoruz. Oysa Sevr taraftarları bu anlaşmadan imzalarını çekmiş değiller. Antlaşma onlar için geçerli. Nitekim 6 Ekim'de açıklanan Tavsiye Raporu'nda azınlık maddesi, kelimesi kelimesine Sevr'den alınmıştı. Türkiye şimdi bir ikilemle karşı karşıya: Ya AB'nin sömürgesi olacak ya da parçalanacak.

UYUTMA TAKTİĞİ

2 - İlerleme Raporu ışığında 17 Aralık'ta verilecek tarihin Türkiye açısından anlamı nedir?

6 Ekim'de yayınlanan Tavsiye Raporu'nda gerçekte şu tavsiye edildi 17 Aralık'ta toplanacak olan ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarına: "Biz Türkiye'ye kesin tarih vermedik. Sizler de AB'yi bağlayacak kesin angajmanlara girmeyin. Ucu açık ve en az 20 yıl sürdürülmesi gereken bir süreç için 17 Aralık'ta soyut ve muğlâk birtakım cümleler aracılığıyla Türkiye uyutulacaktır.

3 - ABD ve Avrupa ülkelerinin Ortadoğu ve İslâm ülkelerini yeniden şekillendirme gayretlerinin, Türkiye'ninAB üyeliği ile bağlantısı var mı?

Var. ABD'nin ve AB'ninBOP'u var. Türkiye bu projede kullanılacak. Belirleyici olanlar Türkiye'nin değil, AB'nin ve ABD'nin istekleri ve çıkarları olacaktır. Şunu unutmayalım ki, ABD Lozan'ı kabûl etmemiştir, ona karşıdır.

MASONİK HRİSTİYAN BİRLİĞİ

4 - Kitabınızda da yer alan 12 yılın anlamını ve AB'nin şifrelerini özetler misiniz?

AB'nin 12 yıldızı konusunda "Gül ve Haç Kardeşliği" ile "Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri" adlı kitaplarımda bu sembollerin şifrelerini anlattım. Ben bir tez öne sürdüm. Buna göre, AB ve Hristiyan kulübü değildir. Ama bir "Gnostik-Masonik Hristiyan Birliği'dir. Bu birliğin bu inanca uygun bir "din" ve "Tanrı" anlayışı vardır. Bu anlayış yerleşik dinlerin anlayışından esasta farklıdır. AB'nin dini anlayışı lâiklik ve/veya ateistlik değil, "Sekülerlik ve "Deizm'dir. (Deizm: Dinlere inanmadan sâdece yaratıcı bir güç bulunduğunu kabûl etmek). Bu tez 17. Yüzyıl'dan beri Gül ve Haç Kardeşliği adlı gizli örgütle masonlar tarafından işlenmektedir.

MİTTERAND'DAN CHİRAC'A

Bugünkü AB'nin mimarlarının tamamı bu iki örgütten yetişmiş kişilerdir. RobertSchumann'dan başlayarak, F. Mitterand'a ve Valerie Giscard d'Estaing'e kadar hepsi bu iki örgütle bağlantılıydılar. Örneğin Fransa'nın unutulmaz başkanı F. Mitterand, Sosyalist Parti'nin amblemini bile değiştirmiş ve sembol olarak 'gül'ü" kullandırmıştı. Mitterand (1916-1996) Tapınak Şövalyeleri'nin iki gizli merkezinden biri olan JARNAC'ta doğmuştu ve bu kentte günümüzde de varlığını sürdüren gizli öğreticilerle eğitilmişti. Kendisini politikaya sokan Alain Ponler de Gül ve Haç Şövalyesi ve üstad masondu. Mitterand, Fransa Cumhurbaşkanı olmadan önce ve sonrasında dört kez Tapınakçılar'ın merkezi Rennes Le Chateau'ya giderek bâzı gizli toplantılara katılmıştı. Hâttâ Deistler'in ve Tapınakçılar'ın sembolik tanrısı "Evrenin Yüce Mimarı Asmodeus'un şatodaki heykelinin önünde ona saygısını sunarken çekilmiş fotoğrafları bile vardı. Mitterand, ayrıca AB'nin perde gerisindeki gizli mimarlarından olan Priory of Sion adlı Gül ve Haç bağlantılı gizli örgütün lideri Pierre Plantard de Saint Clair ile de çok yakın dosttu ve ilişki içindeydi.

ÜÇ ÖRGÜTTEN BİRİ

Bu örgüt tam bir Gnostik, masonik kuruluştur. Bunlar İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmazlar. İsa'nın eski fâhişe Mecdelli Meryem ile evlendiğini ve Sarah adlı bir kızı olduğunu ve bu kızın Fransa'da Aytun diye bilinen bölgede büyütüldüğünü öne sürerler. Ayrıca AB'nin sembolik bir kralı olması gerektiğini, bu krallığın da kendi hakları olduğunu vaaz ederler. Hâlen Avrupa siyasetindeki en güçlü üç gizli örgütten biri budur. Benzer şekilde günümüzde AB Anayasası'nı hazırlayan konvansiyonun başı olan Giscard d'Estaing de Gül ve Haç Şövalyesi ve üstad masondur. Bugünkü Devlet Başkanı Jacques Chirac da masondur ve Fransa Büyük Doğu Mason Locası'nın 275. kuruluş yıldönümünde bu locanın üyelerine AB'nin gizli hedefleriyle ilgili çok önemli bir konuşma yapmıştır. Günümüzde Fransa'da basın ve yayın alanında en etkili olanlar masonlardır. Le Monde, Figaro, TV5 ve diğer yayın kuruluşları masonların denetimindedir. Sayalım: Albert Mothieu, Alain Bauer, Gerard Emery, Jean Pierre Dusseaux, Serge Moati, Roger Leray, Frank Soloveicik... Bu adamlar Fransız kamuoyunu kendi gizli emelleri yönünde eğitmekte ve beyin yıkamaktadırlar.

PAPA'YI BİLE ALMADILAR

Şimdi soruyorum: Masonlar, Gül ve Haççılar ve Sion Tapınakçıları, yeni hazırladıkları ABAnayasası'naVatikan'ı, Papa'yı ve Hristiyanlığın tanrısını bile almamışken, Müslüman Türkiye'yiAB'ye tam üye alırlar mı? AB bir uygarlık projesidir. Bu projenin baş mimarları ise AB'deki bâzı gizli örgütler ve bunların üyeleridirler. Giscard d'Estaing'in dediği gibi: "Türkiye, ABmüktesebatını hazmedemez.

TAPINAKÇILAR

Tapınak Şövalyeleri, Hristiyanlık uğruna savaşmaya ant içmiş bir Haçlı tarikatı olarak kurulmuş, ancak zamanla Kilise ile ters düşmüştür. Haklarındaki söylentiler sonucunda, Fransa Kralı ve Papa'nın ortak kararıyla tarikat dağıtılmış ve şövalyeler tutuklanmıştır. Uzun sorgulamalar sonucunda tarikatın sapkın bir öğretiye inandığına, kara büyü âyinleri yaptığına kanaât getirilmiş ve örgüt tamamen yasaklanmıştır. Yaygın kabûle göre, tarikat varlığını yeraltında sürdürmüş ve zaman içerisinde masonluk adı altında yeni bir örgütsel yapıya kavuşmuştur.

GÜL HAÇ

Rosenkreutz, yâni Gül Haç ilk kez 1710 yılında Breslau'da Samuel Richter'in "Altın ve Güllü Haç Kardeşliğinin Felsefe Taşı Oluşturmasının Gerçek ve Tam Yöntemi" adlı kitabında rastlanan bir ifâdedir. Richter teoloji okumuş bir Luther râhibiydi. Bu önemli çalışma sâdece birkaç simya işlemini açıklamakla kalmayıp, kardeşliğin anayasasını ve kurallarını da ortaya koymaktadır.

(GNOSTİK: Ruhanî konulara ve/veya gizli ilimlere âit bilgiye ve bu bilginin maddî dünyaya hükmetmeyi mümkün kılacağına ilişkin inanç merkezinde gelişen disiplinlerin genel adı).

TÜRKİYE DEVLETTEN DE OLACAK

5 - Türkiye, AB yolculuğunda nereye gidiyor?

Türkiye, AB Anayasası'na - ne olduğunu bile okumadan - imza atmakla ulusal egemenlik haklarını AB'ye devretmeyi kabûl etmiş olmaktadır. Bu Anayasa 2009 yılında yürürlüğe girecektir. Bundan beş yıl sonra 2014 yılında AB, bu Anayasa'ya dayanarak Türkiye'nin mâliyesine el koyacaktır. Dikkat edilirse bu el koyma kararı da Türkiye tarafından zımnen kabûl edilmiş ve imzalanmıştır. Böylelikle Türkiye, "AB'ye tam üye olacağım diye beklerken elindeki cumhuriyetten ve devletten de olacaktır. Çünkü egemenlik hakkının devri devletin de sonu demektir. Sonrası mı? Sonrasında eğer AB'nin masonları izin verirlerse Türkler 2014'te bir anıt mezar yaparak cumhuriyetin ruhuna Fâtiha okurlar. Bu tarihe bu notu düşmek istiyorum, o kadar...

***

MEHMET KEREM DOKSAT'IN YORUMU

Aytunç Altındal'ı Nişantaşı'ndaki muayenehâneme giderken birkaç kere gördüm. Gözlerindeki ifâdeyi gülümseyerek, hüzünle ve ilgiyle müşahede ettim: "Etrafta öpecek mason var mı" gibi bakınarak dolaşıyordu.

Birçok doğrudan hareketle, nev-i şahsına münhasır bir yorumlar silsilesi sonucunda, her şeyi masonluğa bağlıyor bu zat. Bâzı isabetli tesbitleri yok değil ama kendi şu ifâdesinden sonra kurgu başlıyor: <<AB'nin 12 yıldızı konusunda "Gül ve Haç Kardeşliği ile "Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri adlı kitaplarımda bu sembollerin şifrelerini anlattım. Ben bir tez öne sürdüm. Buna göre, AB ve Hristiyan kulübü değildir. Ama bir "Gnostik-Masonik Hristiyan Birliği'dir. Bu birliğin bu inanca uygun bir "din ve "Tanrı anlayışı vardır. Bu anlayış yerleşik dinlerin anlayışından esasta farklıdır. AB'nin dinî anlayışı lâiklik ve/veya ateistlik değil, "Sekülerlik ve "Deizm'dir. (Deizm: Dinlere inanmadan sâdece yaratıcı bir güç bulunduğunu kabûl etmek). Bu tez 17. Yüzyıl'dan beri Gül ve Haç Kardeşliği adlı gizli örgütle masonlar tarafından işlenmektedir>>.

Vay be!Nereden çıkardı, kim fısıldadı, yoksa bir yerlerden(!) mesaj mı almakta?

Yâhu, başka şeye gerek yok, piyasada satılan doğru dürüst kitaplardan, muhtelif büyük locaların kendi web mekânlarından en sahih bilgiye ulaşırsınız. Masonluğun dini yoktur, masonluk da din değildir. Bir Ulu Yaratıcı'ya (biz Müslümanlar Allah deriz) inanan, iyi ahlâklı ve şerefli her erkeğe kapısı açık olan bir kurumdur; kadınlara kapalılığı tamamen geleneksel yapısından kaynaklanmaktadır. Kendine mason diyen ve birbirlerini tanımayan, gayrı muntazam âddeden pek çok cemiyet vardır. Meselâ araştırmacı yazarımızın fikirlerine delil olarak kullandığı Fransa Büyük Doğu Mason Locası'nınmuntazam masonlukla alâkası yoktur. Fransa'da biri muntazam, ikisi ortada sallanan, biri gayrı muntazam dört Büyük Loca vardır. Grand Orient de France (Fransa Büyük Doğu Locası) Türkiye'de Özgür Masonlar Büyük Locası tarafından tanınır ve ilkeleri benimsenir; kadınları da, Ateistler'i de, Deistler'i de, Agnostikler'i de kabûl ederler.

Bu kadar müthiş bir araştırmacı yazar, herkesin kolayca ulaşabileceği bu malûmatı neden bilmez? Size hoş bir haber de vereyim: İsteyen ve yeterince taraftar toplayan herkes, meselâ bu araştırmacı yazarımız Aytunç Altındal Masonları Büyük Locası da kurabilir, tamamen yasaldır. İçişleri Bakanlığı'na müracaat kifayet eder.

Diyor ki araştırmacı yazarımız "Mitterand, Fransa Cumhurbaşkanı olmadan önce ve sonrasında dört kez Tapınakçılar'ın merkezi Rennes Le Chateau'ya giderek bâzı gizli toplantılara katılmıştı". Nereden biliyor bu "gizli toplantıları" çok merak ettim (mâdem gizliler, komik yâhu); üstelik öyle olsa ne olur, olmasa ne çıkar? Bir Ateist olan Mitterand'ın mâhut konuşmasını United Grande Loge de France'da (Fransa Büyük Locası)yapması mümkün değildi, çünkü orada din ve politika tartışmasına müsaade edilmez, tıpkı Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası'nda olduğu gibi.

Deistler'in ve Tapınakçılar'ın sembolik tanrısı "Evrenin Yüce Mimarı Asmodeus eski İbranilik'teki Kötülükler Tanrısı'nın adıdır ve Müslüman ve dolayısıyla da Teist bir kişi olarak yemin ederim ki muntazam masonlukla hiçbir alâkası yoktur. Kastedilen Baphomet ise, bu asla ispatlanmamıştır (bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Baphomet), hâttâ şövalyelerin Hz.Muhammed'i kastetmekle, ona inanmakla suçlanmalarına yol açmıştır.

Ahlâksızlığıyla ünlenen Fransa Kralı 4. Philip (nâmı diğer Güzel Filip) önce Tapınakçılar'ın fahrî üyesi olmak için müracaat etmiş ama kabûl edilmeyince de, zâten "fakirlere yardım ediyorlar ve Müslümanlar'la da çok iyi ilişkileri var, kaynaklarımızı kurutuyorlar diye onlardan fena hâlde nefret eden zamanın Papası ile anlaşarak Şövalyeler'i sözüm ona davet edip tuzağa düşürerek katlettirmiştir. Bu kadar basit bir alçaklık!

Monomanilerden bahsettiğim yazıma bir de MASONOMANİ eklemem gerekiyor anlaşılan.

Bu satırları hepsi de her yerde satılan kitaplardan derleyerek ve internet denen şu muazzam icâdı kullanarak yazdım. Asla HKMBL'yi bağlayacak veya onun adına yazılmış değildir; zâten asla hâddim de olamaz. Ama yeter yâhu! Dilini eşekarısı soksa masonlardan bilecek bir toplumsal histeri, hâttâ paranoya başlamış durumda.

Son birkaç lâkırdı: O çok gelişmiş sandığımız Avrupa'nın bütün ülkelerinde hâlâ çok net Katoliklik -Protestanlık ayrımı, hâttâ kavgası vardır, Evanjelizm de tırmanmaktadır. Gnostik-Masonik Hristiyan Birliği filân da yok ve onları şimdilik bir arada tutan tek güç ABG muhalifliği; o da Kosova'dan itibâren çözülecek. O zaman görürsünüz KaotikAytunç Altındal Büyük Vaziyetlerini.

***

Bu arada. Bu öğle namazında hayatımda tanıdığım pek az adam gibi adamdan birisini, Pek Muhterem Tanju Koray Üstadımı, Ağabeyimi Ontogenetik Psişe'ye iâde ettik. Gidemedim cenazesine, yüreğim dayanmıyor. O da bizim Peder ve Bobby ile tavla atar nasıl olsa (Bobby'in işi bu sefer daha da zor).

SÂDECE İNTERNET KAYNAKLARI (DİĞERLERİ İÇİN D&R, İNKILÂP, NEZİH ve BENZERİ BÜTÜN KİTABEVLERİNİ, İNGİLİZCE BİLENLER AMAZON MEKÂNINI KULLANABİLİRLER)

La Grande Loge de France için: http://www.gldf.org/
Grand Orient de France için: http://www.godf.org/
United Grand Lodge of England için: http://www.ugle.org.uk/
Hür ve Kabûl Edilmiş masonlar Büyük Locası için: http://www.mason.org.tr/
Özgür Masonlar Büyük Locası için: http://www.mason-mahfili.org.tr/main/ ve http://www.mason-mahfili.org.tr/main/index.asp
Din ve politika tartışmalarına hangi masonlukta izin verilip, hangisinde verilmediğini bir daha görebilmek için: http://en.wikipedia.org/wiki/Grand_Orient_de_France

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 09 Mart 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 19 Ağustos 2017