Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BAKIN ŞİMDİ NELER OLMAKTA!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2427 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Bir uçak düştü, içinde bir bebekle beraber 6 tâne çok önemli bilim insanı şehit oldu! Mütâreke medyası ânında olayı pilotaj hatası olarak ilân etti. Aksini düşünenleri hepsi de paranoyak ilân edildi; Bilmemkaçıncı Cumhuriyetçiler, Maocu dönmeleri filân alay ettiler hâttâ.

Bir tek Güler Kömürcü konunun peşini bırakmadı ve ekledi: Prof. Dr. Selim Şeker'e göre de, elektromanyetik silahlarla sâdece uçakları değil, uyduları bile düşürmek son derece kolay. Evet, 6 bilim adamımızın millî projesi hangi güçleri tedirgin etmiş sorusunun cevabını da bu süreçte "kartları karıştırmaya çalışan taşeronlara bakarak" öğrenebiliriz.

Bir de web adresi verdi: http://www.angelfire.com/or/mctrl/nonlethal.html. Bakın ve görün nasıl silâhlar ve güçler var adamların ellerinde. Bırakın uçağı, uyduyu düşürürler lâfının doğruluğunu görün. Zâten bu tip deneyler daha önce de yapılmıştı "başarıyla"!

Vefat edenlerden 59 yaşındaki Prof. Dr. Engin Arık geçtiğimiz yıllarda meme kanseri ile mücadele etmiş, hastalığı yenmeyi başarmış ve kansere karşı mücadelesi ve akademik alandaki çabaları nedeniyle çok sevilen bir öğretim üyesiydi. Aynı üniversitede ve aynı bölümde görev yapan Prof. Dr. Metin Arık'la evliydi ve iki çocuk annesiydi. İki de torunu olan Prof. Dr. Engin Arık'ın oğlu ABK'de, kızı ise İngiltere'de yaşıyorlar.

Prof. Dr. Engin Arık, 110 elementten biri olan ve saflaştırıldığında alüminyum, çelik görünümünde olan toryumun geleceğin nükleer santrallerinde yakıt olarak kullanılabileceğini açıklamıştı. Dünya toryum rezervlerinin yarıdan fazlasının Türkiye'de olduğunu söylemiş ve "toryum kullanıma sokulabilirse Türkiye elektrik üretmek için petrol veya doğalgaz satın almak zorunda kalmayacak. Toryum, enerji bağımsızlığımızı sağlayacak. Nükleer Enerji Santralleri'nde uranyumun yerine kullanılabilecek olan toryum, 21. Yüzyılın en stratejik maddesi olacak" demişti. Türkiye'nin sâhip olduğu toryumun toplam değerinin yaklaşık 70 trilyon 400 milyar Dolar olduğunu savunuyor ve şunları söylüyordu: "Bu rakam Türkiye'nin iç ve dış borçlarının toplamı olan yaklaşık 200 milyar doları 350 kez ödeyebiliyor. Türkiye âcilen bu konuda bilim adamı yetiştirmeli".

Prof. Dr. Engin Arık bir paranoyaktı, beraberce çalıştığı bütün ulemâ da.

Yâhu, Batı'da orta çaptaki bir şirketin dahi ileri gelenleri bir toplantıya giderken ayrı uçaklarla giderler; birine bir şey olursa diğerleri durumu idâre etsin diye. Bu kadar mı gâfiliz? Yarın sırada BOR var!

Aynı günlerde CIA'nın özel bir "vahşice sorgulama tekniği tatbikatının videosunun devlet emriyle imha edildiği" açıklandı, ayıp olurdu yâni el âlem seyretse idi; aynı zamanlarda Irak H3arbi'ne muhalefet eden iki Amerikan askeri trafik kazasında ölüverdiler, eminim ki Yıldızlarla Süslü Bayrak marşını okuyarak kendilerini mutlu mutlu arabaların altlarına atmışlardır.

Daha önce de Uğur Mumcu kendi arabasını infilâk ettirerek şov yapmıştı, paranoyağın teki olduğu için. Orgeneral Eşref Bitlis de 17 Ocak 1993'de kendi bindiği uçağın düşmesini sağlayarak ölürken delice kahkahalar atmaktaydı, şizofrendi zavallı...

ASELSAN'dan Hüseyin Başbilen (Makine Mühendisi), 7 Ağustos 2006'da Ankara'da otomobilinin içinde bileği ve boğazı kesilmiş olarak bulundu. İşin gırgır tarafı, intihar mektubunu öldükten sonra yazdığı da ispatlandı!

Bırrrrr, ruhlar ve sırlar âlemi hizmetimizde. Bunu kendi kendine yaparken zevkten dört köşe olduğu rivâyet ediliyor! Keza Halim Ünsem Ünal (Elektrik Mühendisi) 17 Ocak 2007'de Eymür Gölü kenarında kafasından aldığı tek kurşunla ölü bulundu; intihar ederken "Oy Eminem diye bağırdığı dedikodusu var. Evrim Yançeken de (Elektrik Mühendisi) 26 Ocak 2007'de, altıncı kattan atlayarak intihar ederken Egzistansiyalist arayışlarda idi ve meczuptu!

***

Bunlar olurken, İstanbul'da düne de sarkan hâdiselerde 3 ayrı semtte birden Kürt kalkışması provası yapıldı ve polisler "Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez" diye göstericilere "saldırdılar". Ayrılıkçı Kürt Partisi'nin (AKüP) hatibi, millî idol hâlini alan Fatih Terim'e sataştı, orta zekâlı bâzı CHP'liler sazanladı ve bağırıp çağırdılar; o da hemen kendini mağdur, muzdarip durumuna düşürdü sinsice sırıtarak.

ABG'nin CIA'li Büyükelçisi "Kürtler'le kahvaltı" nev'inden hayırlı işler yaptı, paranoyaklar bunu vatanın aleyhine sandılar.

Ve bugün bir polis otomobilinin arka camında Türk Bayrağı film kaplamasını gördüm!

***

Pazar gecesi, bir televizyon kanalında güzellik ve zarafet numûnesi şeyler seyrettik fal taşı gibi açılmış gözlerimizle. Müzik olduğu rivâyet edilen bir şeyler söyleniyor, yaşı hafif ileri transsekseksüel hanımefendi, yaşı hafif genç Adanalı delikanlıyı kaşı gözüyle idâre edip, akabinde de âşıkane vecitle dans ediyordu. Necip yuldumun insanı da delikanlıya "enişte, enişte" diye tempo tutuyordu. Adanalı delikanlının gözlerinin derinliklerindeki hicabı görebilen gördü.

O sırada Şırnak'ta bir Mehmet daha toprağa düşüyordu.

***

Artık delirdim, paranoyam iyice alenileşti. Sanıyorum ki memleketim Kürtçüler'in ve destekçilerinin istilâsı altında, arkalarında ABG ve Batı var; Sevr'den beter şartlar hazırlanıyor.

Hallüsinasyonlarım da var: Her tarafta pıtır pıtır artan türbanlı hâttâ kapkara çarşaflı kadınlar, aydede sakallı ve şalvarlı adamlar görmeye başladım. Hâttâ devletin, devletlûnun damadının idârecisi olduğu kuruluşa tek iştirakli açık arttırmada "n'oolur, bir 10 milyoncuk daha attırıverin de, fasulye falınıza" bakalım diye yalvardığını bile gördüm. Türkiye Psikiyatri Derneği'nin Kürtler'e yapılan işkencelerin tartışılacağı muazzam bilimsel bir toplantı düzenlediğini dahi görüp e-postayla itiraz ettim. Allahtan deliyim de, bana cevap bile vermediler.

Çok hızlandılar dostlar, çok. Bu dananın kuyruğunun kopması birkaç seneyi filân bulmayacak. Bu delice fikirlerimi arz ediyorum.

Deliliğimden bahsedince aklıma geldi, beynelmilel ve eşsiz san'atçı Hasan Cihat Örter tekrar mekânımızı teşrif edip kendisinin henüz rastlayamadığımız  Paris'te, Londra'da ve New York'ta Sony Music tarafından satılan best-seller'larına bizi hazırlamak için "yutube videoları yollamaya başladı. Madonna, Zubin Mehta ve niceleri kutluyorlar kendisini Carnegie Hall'da.

Şükürler olsun Rabbime ki zırdeliyim!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 11 Aralık 2007 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018