Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BENİM MEMLEKETİM

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 5196 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Ayten Alpman'ın muhteşem yorumuyla hepimizin gönlünde taht kuran meşhur şarkının sözlerini bir hatırlayalım:

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can fedâ bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim
Lay Lay...
  
Anadolu'm bir yanda yiğit yaşar koynunda
Âşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yûnus'una Emrah'a
Bütün âlem kurban benim yurduma
Lay Lay...
  
Mecnun'a Leylâ'sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlânâ'ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim
Lay Lay...
  
Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdâlı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim
Lay Lay...

 Havasına suyuna taşına toprağına

Bin can fedâ bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim
Lay Lay...
  
Anadolu'm bir yanda yiğit yaşar koynunda
Âşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yûnus'una Emrah'a
Bütün âlem kurban benim yurduma
Lay Lay...
  
Mecnun'a Leylâ'sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlânâ'ya
Yeniden doğdum dersin deryâ olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim   
Lay Lay...
  
Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepsi de sevdâlı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim
Lay Lay...

***

Çoğu kişi bu hârikulâde bestenin aslında bir Yahudi şarkısı olduğunu bilmez.

Ayten Alpman 20 Kasım 1930 İstanbul - Yeşilköy doğumlu. Müzikle tanışması ilk defa Nişantaşı Kız Lisesi'nde öğrenci iken koyu bir Türk Milliyetçisi, hâttâ Turancı olan İlham Gencer sâyesinde olmuş (hâlâ Les Ottomans Q Bar'da hârikalar yaratıyor), sonra da hayatlarını birleştirmişler; yürümeyince ayrılmışlar ve 1968 yılında Ümit Aksu ile evlenmiş. Fecri Ebcioğlu ile birlikte plâk yaptıkları "Sensiz Olamam" ile ilk büyük çıkışını yapmış. 1972 yılında yaptığı ve sözlerini Fikret Şeneş'in yazdığı "Bir Başkadır Benim Memleketim" plâğı pek ilgi görmemiş.

1974 yılında Kıbrıs çıkartması ile TRT'de "Memleketim" çok sık çalınmaya başlayınca şarkı tekrar 45lik plâk olarak piyasaya sürülmüş ve büyük satış rakamlarına ulaşmıştır. Mireille Mathieu'nun Fransızca seslendirdiği bu şarkı Fikret Şeneş'in Türkçe sözleriyle âdeta Ayten Alpman'la özdeşleşir ve bir millî marş hâlini alır!

Ayten Alpman konuşurken ve şarkı söylerken âdeta iki ayrı kişilik; ses tellerindeki nodüllerle epey mücadele ettiğini biliyorum, inşallah sigarayı artık bırakmıştır. Güzelim şarkılarını http://www.birzamanlar.net/biyografi/aytenalpman/index.php3 adresinden indirebilirsiniz.

En son olarak KKTC'de düzenlenen (o zamanlar bu hazin gerçeği bilmiyordum, öğrenince alâkamı kestim, ayrıca yazacağım) bir bilimsel toplantıda, Leman Sam'dan okumasını istemiştim ve net olarak refüze etmişti. Sebebini bilemem ama o zamandan beri bu kızıl saçlı, iyi şarkıcı ama kötü eğlendirici olan kadıncağıza sempati duyamıyorum. 

Bu memleketin her santimetrekaresi şehit kanlarıyla, zekâ ve kahramanlıkla doludur ve Türklüğün sâhibi olduğu dünyadaki tek demokratik, sosyal ve hukuk devletidir. 

Başbakan'ın (bu sefer Devletlû filân demek istemiyorum) fevrî ve külhanbeyi tavrı artık bıkkınlık verdi. Yandaş medyasından bile rahatsızlık alâmetleri yükseliyor. 

Öylesine kabarmış bir kendilik hâli içerisinde ki, devletin her kademesinden "beni"m diye bahsedebiliyor! 

"Benim vâlim, benim belediye başkanım, benim bakanım". Artık kanıksadık bunları. 

Yâhu, bir kere, bu adamların hiç mi şahsiyeti ve haysiyeti yok? Hepsi senin kapıkulun mu? 

Vâli devletin adamıdır, hükûmetin değil. 

Şiir okuyacağım tutkusuyla Fâruk Nafiz Çamlıbel'in şiirini Fâzıl Hüsnü Dağlarca'nınki zannederek okuyor. 

"Sayın Öcalan" diyor. 

"Din de, lâiklik de, demokrasi de araçtır" diyor: http://video.eksenim.mynet.com/video/16172. Burada daha neler neler söylediğini ibretle seyredeceksiniz. Gerçi bu bir Milliyetçi Hareketsizlik Partisi dokümanı ama olsun, işe yarıyor. 

Başbakan tam bir totaliter tutumla "devlet, benim hükûmetimdir" demeğe getiriyor. 

"Beni küfrettirmeyin" diyor. 

Diyojen'leri karıştırıyor. 

Hayvanın ettiğinin nasıl, insanın ettiğinin nasıl anılacağını karıştırıp, hicap etmeksizin "medyaya iş çıktı" diye gülerek dalgaya alabiliyor (o bile tam kendisine lâyık: "Ziya Paşa'nın güzel bir lâfı var, eşek ölür kalır eseri" deyip, sonra "pardon, pardon, eşek ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri" diye tashih etti. Aslında o lâf da Ziya Paşa'ya değil, Mehmet Âkif Ersoy'a âit; neresini düzeltsem...)!

Bu arada üç milyon kişi işsiz ve bu rakam gittikçe büyüyor. 

Bu arada İsrail'in kurulmasına benzer bir süreç Güneydoğu'da yaşanıyor ve yabancılara muazzam miktarda arazi satılıyor

Sözüm ona İsrail'e posta koyuyor. Tamamen mizansen.

Pek yakında patlaması maâlesef kaçınılmaz görünen iç hârpte Yahudiler zarar görmesin diye, kaçıp gitsinler diye bal gibi anti-semitizm'i körüklüyor. Zâten sayıları çok azalmış olan Türk Yahudileri'nin çoğunun evlerini satışa çıkardığını biliyor musunuz

Sevgili Kerem Doksat Mekânı Ziyâretçileri

Bakın, Kürtçü ayaklanma aleniyet kazandı. Başbakan'a da, devlete de alenen meydan okuyorlar. 

Atatürk'e ve Cumhuriyet'e gönülden bağlılıklarından hiç şüphem olmayan Alevîler'i dahi azdırıyorlar (tamamen CIA tezgâhı olan katliamdan sonra, Madımak Oteli'nin müze yapılması garabeti).

*** 

En son olarak Antalya'da binlerce kişiyi öldürecek kifayette patlayıcı bulundu.

Hiç şüpheniz olmasın ki onları oraya Ergenekon Örgütü(!) koymuştur! 

Bunlar ipin ucunu tamamen kaçırdılar.

Aklıma Öcalan'ın yakalandığı geceki Anahaber Bülteni'nde, Show TV'de ettiğim lâflar geliyor: 

"Bunlar büyük bir oyunun parçasıdır. Adamın korktuğu filân yok, bıyık altından gülümsüyor. 'Benim muhatabım sizler değil, büyükleriniz' diyor. Yeni bir Yaser Arataf yaratılıyor. Görün ki ne asabileceğiz, ne de bir şey. Besleyip büyüteceğiz"!

Keşke yanılmış olsaydım
      keşke hezeyan etmiş olsaydım
            keşke paranoyaklık etmiş olsaydım
                  bir başkadır benim memleketim, başkadır...

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 17 Şubat 2009 Salı

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 26 May 2018