Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BEŞ GENELKURMAY BAŞKANI NİÇİN ERGENEKON'LA SUÇLANIYOR?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2811 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Dostlar,

Batı'nın Türk'leri ve Türklüğü dünyâdan def etme plânı çok eskidir; köklerini mâziden alan âtidir.

Çin, zâten tarihî düşmanımız ve Uygur'lara yapılanlar medyamızda minnacık yer alabildi.

Hâlen bu plânın son aşaması tatbik ediliyor. Bu "son dalganın" hikâyesini internetten gelen ve belli ki İşçi Partililer tarafından hazırlanmış bir metinle de tevhit edip, tabii ki çekince ve sakıncalarımı katıp modifiye etmek sûretiyle, sizlerle paylaşmak isterim.

"Son dalga 1991 yılı başında ABG'nin Körfez saldırısı ile başladı. ABG, Bağdat'a yürümedi, Irak'ın kuzeyinde bir Kürt isyanını kışkırttı. Arkasından, Irak Ordusu'nun 36. enlemin kuzeyine geçmesini önleyerek buradaki Kürt oluşumunu teminat altına aldı. O dönemde ben Diyarbakır'da askerdim ve ABG askerlerinin Kürtler'i başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere, herkesten korumak üzere orada olduğunu gözlerimle gördüm. Önceki yazılarıma bakanlar bunu görebilirler. On sene zarfında ortak lisanı dahi olmayan bir millet (ulus) oluşturuldu, eliti ve entellektüeli bile yetiştirildi (Hani Zülfüyâr'ın alelacele gidip elini öptüğü dünya çağındaki Kürt san'atçıyı bir hatırlayın; yâhu, bu kadar meraklı adamım, dünya çapındaki bu değerden bîhaberdim, bütün tanıdıklarım da öyle).

ABG'nin plânı şuydu: Önce Kuzey Irak'ta bir Kukla Kürt Devleti kurmak ve sağlamlaştırmak, sonra Irak'ı tümüyle işgal etmek.Kukla Devleti Türkiye'nin Güneydoğusu, Suriye'nin Doğusu ve İran'ın Batısı'ndan koparacağı parçalarla birleştirerek, Büyük Kürdistan'ı, yâni İkinci ve Büyük İsrail'i kurmak!

Yâni Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) (Devletlû'nun ve Gülümüz'ün eşbaşkanları olduğu proje; orta zekâlı Bush'un ifâdesiyle "Haçlı Seferi).

O dönemde Türkiye'deki bütün hükûmetler, İncirlik'e yerleşen Çekiç Güç'ün görev süresini uzatarak ABG'nin Kuzey Irak'taki Kürt oluşumunu desteklemesine yardımcı oldular: ABG Ordusu ile mükemmel işbirliği(!), yerseniz.

İşte TSK bu süreçte Kuzey Irak'taki oluşum üzerinden Türkiye'nin bölünmesi tehlikesini ve tehdidini algılayınca, ABG ile cephe cepheye geldiğini anladı.

İLK OLAY: TORUMTAY'IN İSTİFASI

Özal'ın kuzeyden Irak'a girme emrini uygulamamak için Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay istifa etti. Böylece, TSK, Amerikancı plânlarda rol almayacağının ve direneceğinin ilk işaretini vermiş oldu.

O andan itibâren TSK'ya karşı Ergenekon tertibi plânlanmaya başlandı. Amerikan plânlarına engel olan komutanlar, Ergenekon çeteciliği ile suçlanacaktı.

ÖZEL HARP DÂİRESİ SORGULANIYOR

Sovyet tehdidine karşı kurulmuş olan Özel Harp Dairesi ABG güdümünde idi, ama Sovyetler Birliği yıkıldığı için oradan gelen tehlike ortadan kalkmıştı. Şimdi ise tehdit, Kuzey Irak'taki ABG varlığından geliyordu. Dolayısıyla, ABG güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABG'den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı (komedi yâhu).Geçmişteki Kontrgerilla eleştirileri de TSK'da rahatsızlık yaratmıştı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, Özel Hârp Dâiresi'ni yeniden örgütleme ve adını Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) olarak değiştirme çözümünü uyguladı. Yıl 1991'di. ÖKK'nın bölücü terörü hedef alması ve Kuzey Irak'taki Kukla Devlet'e karşı tavır alması, ABG denetiminden kurtulma sürecinin başlangıcıydı. Tugay seviyesindeki birlik, tümen seviyesine çıkarıldı. ÖKK, Kuzey Irak'ta ABG ile karşı karşıya geldi ve ABG tehdidine karşı uyanışın öncüsü oldu.

Ankara'da ÖKK için yeni bir yerleşim yerinde yönetim ve eğitim tesisi yapımına başlandı. ABG bundan son derece rahatsız oldu, ajanları vâsıtasıyla Askerî Savcılığa ÖKK tesis inşaatında yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla dava açtırdı ve ÖKK'nın yapılandırılmasını uzun süre felce uğrattı.

ORGENERAL EŞREF BİTLİS'İN ŞEHİT EDİLMESİ

ABG'nin Kuzey Irak'taki Kukla Devleti pekiştirme plânlarını bozan bir plânı uygulamakta olan Orgeneral Bitlis, Amerikan Çekiç Güç Helikopterleri'nin PKK'ya silâh ve mâlzeme attığını tesbit etti ve raporlarında bunu belirtti. Onun kadar mühim bir şâhit değilim ama askerliğimde ben de gördüm; hem de alenen, fütursuzca yapıyorlardı! Tepemizden pıtır pıtır ABG helikopterleri uçup PKK'ya ve oradaki Kürtler'e her türlü yardımı götürüyordu.

Orgeneral Eşref Bitlis işte, Jandarma Genel Komutanı olarak, Amerika'nın Türkiye'nin toprak bütünlüğünü ve güvenliğini hedef aldığını gördüğü; bu tehlikeyi önlemek için tedbirler aldığı ve ülke savunmasına yönelik bir strateji geliştirdiği için Amerika tarafından hedefe konuldu.

Orgeneral Bitlis, helikopterle Kuzey Irak'a giderken, bu seyahat Amerika'ya haber verilmiş olduğu hâlde, iki Amerikan jeti yakın uçuş yaparak saldıkları yoğun egzoz gazı ile helikopteri oksijensiz bırakıp motorunu durdurarak düşürme denemesi yapmışlarsa da, usta pilotumuz âni dalış manevrası ile bu suikastı boşa çıkarmıştı. Bu suikasttan hemen sonra Amerikalılar'a saldırdıkları helikopterde orgeneralimiz olduğu tekrar bildirilmesine rağmen iki Amerikan jeti saldırıyı tekrarlamışlar fakat usta pilotumuz olaya tekrar hâkim olabilmişti.İkinci teşebbüs ise "başarılı oldu. CIA tarihinin en önemli suikastı 17 Şubat 1993 günü gerçekleşti. Uçağına yapılan sabotaj sonucunda Orgeneral Bitlis şehit edildi.

ÇELİK HAREKÂTI

Ağustos 1994'de Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı döneminde Eşref Bitlis plânı uygulandı, Kuzey Irak'a Çelik Harekâtı yapıldı. 35 bin Mehmetçik Mart 1995'de Kuzey Irak'a girdi.Kuzey Irak'a giren ordumuz, ABG'nin egemenlik alanına girmiş oldu. Çünkü o bölge ABG ordusunun işgali altındaydı.

ABG'nin Foreign Affairs, Foreign Reports, Mediterranean Quarterly ve Joint Forces Quarterly gibi yarı resmî organları "Türk komutanları hizadan çıktı, "Türk Ordusu ABD-Türkiye ilişkilerini bozuyor gibi görüşlere yer vermeye başladılar.

GAZİ OLAYLARI

Çelik Harekâtı öncesinde CIA'nın Moskova İstasyon Şefi, CNN televizyonundan, "Türkiye'nin karışacağını, daha doğrusu Amerika'nın Türkiye'yi karıştıracağını bütün dünyaya şöyle ilân etti:"Önümüzdeki dönemde dünyanın en çok karışacak ülkesi Türkiye'dir... Şu anda Türkiye, gizli servislerin gündeminde ilk sıraya yerleşmiştir.

Gazi Mahallesi tertibinden birkaç gün önce de, ABG Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbrooke, Türkiye'nin Kuzey Irak sınırında yaptığı yığınağa dur demek için tertip yapacaklarını şöyle ilân etti:"Kuzey Irak sınırına asker yığıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde terör olaylarının artma ihtimâli var. Oraya yapacağınız bir harekâtta dikkatli olmanızı tavsiye ederim. Aba altından sopa gösteriliyordu. CIA Şefi'nin ve Holbrooke'un haber verdiği gibi,12 Mart 1995 gecesi İstanbul'da Gazi Mahallesi tertibi düzenlendi. Ancak, TSK bu tehdidi önemsemedi ve Çelik Harekâtı yapıldı.

KONTRGERİLLA (GLADYO) POLİS İÇİNE KAYDIRILIYOR

NATO tarafından NATO üyesi ülkelerde o ülkeleri komünizmden korumak için kurulan Kontrgerilla (diğer adları Gladyo ve SuperNATO) örgütleri, İtalyan Savcı'nın tesbit ettiği gibi, esasında CIA tarafından yönetiliyordu ve esas görevleri bu ülkelerdeki hükûmetlerin ABG kontrolünden çıkmalarını önlemekti. Türkiye'de Özel Harp Dairesi işte bu kontrgerilla ile irtibatlı idi ama artık Sovyetler Birliği yıkıldığı için komünizm tehdidi kalmamış, aksine tehdit Kuzey Irak'taki ABG mevcudiyetinden gelmeye başlamıştı. Dolayısıyla, ABG güdümünde olan Özel Harp Dairesi, ABG'den gelen bir tehdide karşı durmak için kullanılamazdı (tekrardan zarar gelmez). Bu açmazdan kurtulmak için 1991 yılında Özel Harp Dairesi'nin Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK)'ye dönüştürülmesi aslında bir millîleştirmeydi. ABG bu kuruluştan dışlanıyor ve kuruluş, hedefini komünizme karşı mücadele yerine Kuzey Irak'tan yöneltilen tehdide karşı mücadele olarak belirliyordu.

Bunun üzerine, ABG "Kontrgerilla yapılanmasında Türk Ordusu'nun yerine polisi koyabilir miyiz denemesine girişti ve Türkiye'deki operasyon merkezini polisin içine kaydırdı. 1973'den beri İçişleri Bakanlığı içinde örgütlenen "İslâmcı Cunta, artık "Fethullahçı Gladyo olarak Kontrgerilla içinde ordudan boşalan yeri alıyordu. Fethullahçı Gladyo'nun ilk büyük tertibi, işte bu 1995 Gazi Olayları'dır.

1996 EYLÜL HAREKÂTI

ABG ordusu, özellikle Çekiç Güç, Irak'ın Kuzeyi'nde 7.500 "CIA Peşmergesi'nden oluşan bir askerî güç örgütlemişti. Eylül 1996'da, Eşref Bitlis plânı gereğince, Barzani, Türk Genelkurmayı'nın yönlendirmesi ile Saddam yönetimi ile işbirliği yaparak CIA Peşmergeleri'ni dağıttı. 200'e yakın ölü veren CIA Peşmergeleri, ABG tarafından Guam Adası'na taşındı. ABG kaynakları, bu harekâtı "ABG'nin Vietnam'dan sonraki en büyük mağlûbiyeti olarak değerlendirdiler.

Bu harekâttan 20 gün önce, bir Tuğgeneral (Veli Küçük), iki albayın önünde, Aydınlık Dergisi'ne bir demeç vererek, Eşref Bitlis'in uçağının ABG'ye bağlı "Çiller Özel Örgütü'ndeki Gladyo görevlilerinin düşürdüğünü açıkladı. Aydınlık, 25 Ağustos 1996 günkü sayısında bu haberi neşretti. Bu Veli Küçük kim mi? Himalâya (pardon Ergenekon) şer örgütünün başı olduğu zannedilen adam! Hâlen "içeride ve hastalıkla boğuşmakta.

Türk Ordusu, Çelik Harekâtı'nı Başbakan Çiller'e haber vermeden gerçekleştirmişti. Çünkü ABG vatandaşı Çiller'in ABG'ye bağlılığı açıklanmıştı ve TSK tarafından da biliniyordu. Zâten ABG için her şeyi yapacağına yemin etmeden adamı (hâtunu) Amerikan Vatandaşı filân yapmazlar!

28 ŞUBAT

28 Şubat harekâtının en önemli başarısı, Fethullah Gülen'e indirdiği darbe oldu. Fethullah Gülen kaçıp ABG'ye yerleşti.Mayıs 1977 YAŞ toplantısında 160 subayın irtica bağlantısı nedeniyle ordudan atılması başbakan Erbakan'a dayatıldı.Bu uygulama, ordu içindeki Gladyo'yu, yâni ABG görevlilerini temizlemek anlamına geliyordu. Çünkü artık Kontrgerilla, Fethullahçı Gladyo idi.

28 Şubat kadrosu içinde ABG'nin Truva Atı olan Çevik Bir de, 1998 sonrasında tasfiye edildi. Bu sâyede Haçlı İrtica, 2002 yılı sonuna kadar iktidara el koyamadı.

KONTRGERİLLA, GENELKURMAY KARARGÂHINDAN ÇIKARILDI

1994/1998 arasında Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Karadayı, ABG ve NATO yuvalanmasını, yâni Kontrgerillayı Genelkurmay Karargâhı'ndan çıkardı. Özel Kuvvetler'in millî amaçlar için kullanılmasına yönelik tedbirleri geliştirdi.Özel Harp subaylarımızın Çin'in Uygur bölgesinde ve Çeçenistan'da kullanılmasına mâni oldu.

ABD ORDUSU TÜRKİYE'Yİ İŞGAL TATBİKATI YAPIYOR: MILLENIUM CHALLENGE 2002

1998 yılında Genelkurmay Başkanı olan Orgeneral Kıvrıkoğlu, ABG'nin bölge ülkeleri için tehdit oluşturduğunu açık bir dille belirtti. Kıvrıkoğlu, Washington ziyaretini iptâl etti ve NATO döneminde ABG'yi ziyaret etmeyen ilk Genelkurmay Başkanı olarak tarihe geçti. Kıvrıkoğlu, "28 Şubat'ı BİN YILLIK MÜCADELE AZMİYLE sürdürmeye kararlıyız dedi. Yâni ABG tehdidine karşı bin yıl da sürse direnilecekti.

Mesajı alan ABG, aynı kelimeleri kullanarak cevap verdi: BİN YILIN MEYDAN OKUMASI: MILLENIUM CHALLENGE 2002.

Ve bu isim altında 24 Temmuz 2002'de Nevada Çölü'nde Türkiye'yi işgal tatbikatı yaptı. Bu, ABG tarihinin en büyük askerî tatbikatı idi!

ABG'nin en önemli yarı resmî ajansı ASSOCIATED PRESS, tatbikatın Türkiye'yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu yazdı. Deprem (bir karışıklık kastediliyor, aslında endüklecek bir İstanbul depremi de olabilir; bu teknoloji ellerinde var) sonrası Ordu yönetime el koyuyordu. Bunun üzerine ABG Deniz Kuvvetleri ülkenin güneyindeki adayı (Kıbrıs'ı) kuşatıyor ve 96 saat içinde hedef ülkeyi işgal ediyordu. TSK'nın hücuma karşı hazırlanma müddeti olan 96 saat seçilerek, hedef ülkenin Türkiye olduğu âdeta gözlere sokuluyordu.

GÜLÜMÜZ, AMERİKA İLE GİZLİ HİZMET SÖZLEŞMESİ YAPIYOR

O zamanlar Dışişleri Bakanlığı Koltuğunu işgal eden Gülümüz, 2 Nisan 2003 günü ABG Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara'da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma yaptığını itiraf etti, haber Vatan Gazetesi'nde yayımlandı. Bu haberde Gülümüz, anlaşma içeriğini açıklayamayacağını, gizli olduğunu söyledi.

13 Temmuz 2003 günü, Doğu Perinçek, bu gizli anlaşmanın maddelerini açıkladı. Birinci madde: "Türk askeri ve Özel Kuvvetler 4 ay içinde aşamalı olarak Kuzey Irak'tan çekilecek şeklindeydi.

Tabii, Doğu Perinçek bunları nasıl olup da öğreniyor, o da muamma! Bir zamanların Maocusu, şimdilerde ulusalcı, internette Öcalan'la gâyet samimi pozları dolanan pek ilginç bir kişi.

ÇUVAL OLAYI

Gülümüz'ün yaptığı bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABG ordusu, Türk Askeri'nin başına çuval geçirdi.Çuval geçirme eylemi, gizli anlaşmanın uygulanması için bir ihtardı. Devletlû'nun "müzik notası vecizesi, anlaşmanın uygulanması gerektiğine ilişkin TSK'ya yönelik bir açıklamaydı: "Biz anlaşma yaptık, Kuzey Irak'tan çık artık ihsası apaçıktı.

ABG Savunma Bakanı Rumsfeld'in, çuval olayından sonra, Başbakanlık koltuğunu işgal eden Devletlû'ya gönderdiği mektupta şöyle deniyordu:"TSK (ÖKK kastediliyor) Kuzey Irak'ta sizin bilginiz hâricinde eylemler yapmaktadır. Rumsfeld, çuvalı Devletlû'nun değil, TSK'nın başına geçirdiklerini böyle veciz bir şekilde anlatmış oluyordu.

Millî devlet ve Kemalizm karşıtı pervâsızca açıklamalar yapan, "Millî Egemenlik ve Millî Güvenlik kavramlarının artık geçersiz olduğu lâflarıyla TSK'yı etkile(yeme)yen Orgeneral Hilmi Özkök, böylece, tarihe "başına çuval geçirilen komutan olarak kaydedildi; böylece, Ergenekoncu olarak suçlanmaktan kurtuldu.

ERGENEKON TERTİBİ AÇIĞA ÇIKIYOR

Başına çuval geçirilmesine ve Kuzey Irak'tan çıkarılmasına rağmen akıllanmayarak sınır ötesi harekâtta ısrar eden TSK'ya karşı, Orgeneral Torumtay zamanından beri hazırlana gelmekte olan tertip artık açığa çıkarılmalıydı: ABG'ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı ve millî kuvvetler "Ergenekon çetesi olarak suçlanacaktı.Suçlama belgeleri esasında çoktan hazırdı, ama Orgeneral Özkök "Ergenekoncu olmadığından, onun görev süresince tertip uykuya yatırılmıştı.

Hatırlayalım: Türkiye'nin gayrı resmî idârecisi Fehmi Koru, "Taha Kıvanç imzasıyla, Yeni Şafak gazetesinde neşredilen 30 Nisan 2001 ve 1 Mayıs 2001 tarihli yazılarında "Yeniden kurulsun diye hakkında rapor hazırlanan Ergenekon, çok kapsamlı, bir partiyle irtibatı bulunmayan, 'devleti yapılandırma' amaçlı bir örgüt demekteydi. 24 sayfa olduğunu söylediği bu dokümanın sonunda yazanın adının bulunduğunu da belirtmekteydi.

Tertibin uykudan uyandırılmasının ilk işareti Orgeneral Yaşar Büyükanıt'a karşı Şemdinli tertibi idi. O tertipte Orgeneral Büyükanıt çete kurmakla suçlanmış ancak tertip bozguna uğramıştı (hani artık Hürgeneral olan, altına bir eşi sâdece Aydın Doğan'da bulunan muazzam araba verilerek tâltif edilen cesur ve dirâyetli paşamız).

Şimdi daha büyük ve kapsamlı bir tertip yapılmalıydı. İşte o tertip, günümüzde devam eden Ergenekon / Agarta Davası'dır.

ABG'nin ve bütün Batı'nın büyük desteğiyle ile iktidara gelen AKP, BOP kapsamında ABG'ye sorunsuz olarak eşbaşkanlık yapabilmek için, başta ABG'ye direnen TSK olmak üzere millî kuvvetleri saf dışı etmeliydi. Plâna göre, bu dava sürecinde komutanlar yıldırılacak ve 1991 öncesinde olduğu gibi ABG ile uyumlu olarak görev yapmaları sağlanacaktı. Yâni, AB kriteri olarak dayatıldığı gibi, ordu "sivil otoriteye tâbi olacak, kendisine Atatürk tarafında verilmiş olan "millî bütünlüğü ve lâik cumhuriyeti koruma görevini unutacaktı.

"AKP kimsenin yardımıyla değil, seçimle geldi" itirazını yapacak olanlara birkaç açıklama:

1) CIA'nın yan kuruluşu Rand Corporation'un yayın organlarında ve ABG strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle deniyordu: "ABG artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez. Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması hâlinde ABG Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir.

2) Aydınlık Dergisi 20 Ekim 1996 tarihli sayısında kapaktan haberi verdi: "Merak edilen gizli mesajı açıklıyoruz: Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor.

Yâni, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika'nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.

Gene çok merak ediyorum; Doğu Perinçek ve ekibi bunları nasıl öğrenebiliyorlar? Neyse, devam edelim.

Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997: Leyla Tavşanoğlu'nun İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:

Perinçek: "ABG, Tayyip Erdoğan'ı Başbakan, Abdullah Gül'ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA'nın yan kuruluşlarından Rand Corporation'un yayın organında da bu yazıldı. Yâni, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da, bu gerçeği halkımıza duyuruyordu.

3) Görülüyor ki, ABG seçmiş, hazırlamış, önümüze koymuş, seçtirmiş. Şimdi kim "bunları ben seçtim diyebilir? Menderes'in "odunu aday göstersem milletvekili seçtiririm sözlerini ABG iyice not etmiş olmalı ki, istediğini elhak seçtiriyor.

***

Şu anda Gülümüz meclisi açarken "mütevâzi" diyor (15:42).

TC Cumhurbaşkanı, hele bal gibi de Arapça bilirken (nereden bildiğini bilirsiniz), bunu hata olarak mı yapar?

Bilmeyenlere not: Mütevâzi, paralel (koşut) demektir; mütevâzî ise tevâzu sâhibi.

     What's the hidden message pals?
           I know but I can't say!
                 Sorry.
                       Uuuups!

Mehmet Kerem Doksat - Istinye - Wednesday, October 01, 2008

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 24 Eylül 2017