Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BEYİN NAKLİ MÜMKÜN OLABİLİR Mİ?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2259 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bir insanın beynini öbürüne takmak mümkün müdür?

Neden olmasın. Hiç de zor değil ama bunu yapabilecek kapasitede bilimsel veri elimizde mevcut değil.

Bir kere, bütün sinirleri birbirine bağlayacaksınız.

Gereken sinir uçları arasında anastomoz dediğimiz uç uca birleştirme tekniklerini kullanacaksınız.

Arkasında sinir büyümesin sağlatan proteinleri (Nerve growth factors) –ki bunlardan epey var: Büyüme faktörleri, çoğalma ve uyarıcı yeteneğe sahip doğal maddelerdir. Genellikle protein veya hormon yapısındadırlar.

Büyüme faktörleri çeşitli hücresel süreçlerin düzenlenmesinde önemlidir. Büyüme faktörleri genellikle hücreler arası sinyal molekülleri olarak hareket ederler sitokinler ve hormonlar ve hormonlar  hedef  yüzeyindeki özgül bağlanma yerlerine bağlanarak etki ederler.

Genellikle hücre farklılaşması ve olgunlaşması desteklerlerken bu özellikleri farklı büyüme faktörleri arasında değişmektedir. Mesela, kemik hücre farklılaşması teşvik ederken fibroblast büyüme faktörü ve damardan kaynaklanan kan damarı farklılaşmasını uyarır.

Hepsini teker teker mikroskop altında bir araya getirip dikeceksiniz. Hele kafadan çıkan onuncu siniri bağlarken işiniz pek zor olacak çünkü gitmediği yer yoktur: Kulağınızın dış tarafı, kalbiniz, bağırsaklarınız,  yani 10. Sinirin adı Vagus’tur. Anlamı serseri.

***

Kulağınızdan iç organlarınızdan her yere gider ve kalbinizin yavaşlaması, baygınlık geçirmeniz veya sıkılıp bayılmanız gibi belirtilere hep bu sinir yol açar.

Ayrıca kulağımızın tam dış kepçesinde de onun bir dalı yer alır ve buraya bastırınca (tıpkı ana karnındaki yavrular gibi) alınız başınıza gelir ve rahatlarsınız. Akupunktür gibi kadim uygulamalar da bu bölgenin uyarılmasını sağlar.

 

Merak edenlere hatırlatayım, zamanında (Cerrahpaşa'da iken) tam sekiz sene Ağrı ve Aküpunktür Polikliniğini yönettim ve hâlâ da çok iyi bilirim).

 

O zamanlar Aksel Siva ve Serdar Erdine çok iyi işbirliği yapardık ama elimizde “ha deyince” arayacak bir ekip yoktu.

Şimdi ise var ama kim?

Necmettin Pamir? Kıbrıslıdır ve çok iyi bir Beyin Cerrahıdır.

Nerede, ne yapmakta bilemiyorum.

Işık Aydınlı, emekli olmasına rağmen gene gelip ağrıları iyileştirir.

Acaba “Hangi ekibi haberdar eteyim diye kafanıza takılmaz mı”?

Takılır.

Bu sefer de hangi hastaneyi aralayalım diye sakin sakin düşünmek icap eder.

Her şey bu ekibin tam bir uyum içerisinde, tam bir özveriyle çalışmasına bağlı olacaktır.

Gelecek iş küçük cerrahi tekniklerine. En iyi ekibi bulacaksınız ve beyinden vücuda giden sinirlerin hepsini tek tek hep birbirine bağlayacaksınız ve Ahmet’in beynini Ayşe’ye takacaksınız!

Peki, bu durumda hangi kafa kime ait olacak ve bir Kimlik bunalımı, daha da ötesi “ben kimim ve kimin kimliğini, kişiliğini taşıyorum” diye depresyona giren, kimlik karmaşasına girer ve bunalır. Hatta Yabancı El Sendromu ve ağır psikoz tabloları (Şizofreni, Vücudun bir kısmının ihmal ve inkarı, Cluver Bucy Sendromu bile gelişebilir).


O zaman da Sevgili Ağabeyim Cengiz Aslan’ı ararım ve sorarım “Hocam, bu kafayı, öbürününkine takar mısın”?

Büyük bir ihtimalle “risk çok yüksek, beyin dediğin böbrek veya karaciğer gibi değildir ve Barnard zamanındaki gibi kalp nakilleri dahi pek zordu” diyecektir.


Barnard’ı örnek verecektir belki de… Tabii ki artık işler eskisi gibi de değil, üstelik kadavradan da aydınlatılmış rıza formu almak bir başka dert.

 Christian Barnard

Cengiz Ağabey de artık International Hospital’de çalışmıyor. Konsülte edecek eski hocalar da teker teker vefat etmekte. 

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya - 06 Ocak 2016 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Zekeriya TEKDEMİR Cuma, 15 Ocak 2016

    Takipçiniz var

    Bu blogu yeni keşfetmiş olmam bir yana kullandığınız üslup gerçekten takdire şayan. Takipçiniz var dememin sebebi ise kızınızın nişanıyla ilgili yazdığınız içten ve sade yazınızın giriş kısmındaki '' ne kadar takipçisi var bilmiyorum '' ifadesidir. Yani hatırladığım kadarıyla buna benzer bir ifade geçiyordu. Bu yazınızı çok beğendim.
    Bir nebze de olsa bazı noktaları açıklığa kavuşturdu benim için beyin nakli açısından.

    Bu arada haberinizin olmadığını düşünüyorum: https://www.youtube.com/user/poncikcik
    Geçmişten tanıdığınız birileri var burada :D

    Saygılarımla

  • Misafir
    Fuat Yöndemli Cuma, 19 Şubat 2016

    Dr. Necmettin Pamir hk.

    Sevgili Üstâdım,
    Dr. Necmettin Pamir Hacettepe Beyin Cerrahisinde idi, sonra onu, yirmi sene kadar evvel, Aksaray'da gördüm. Muayenehanesi vardı. Son durumunu bilmiyorum...

    MKD: Değerli Hocam, duyduğuma göre kanser olmuş, çok üzüldüm. Bir irtibat telefonu veya e-mail adresi lütfedersiniz müteşekkir olacağım. Çok değerli ve önemli bir biilim adamıdır.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 22 Ekim 2017