Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BİRLİKTE YAŞAYABİLMEK

Sizler, bizler yâni Türk Bayrağımız altında, ülkemizin 7 coğrafi bölgesinde oturan; dini, mezhebi, dili, ırkı, rengi, cinsi, politik görüşü değişik ama kendini bu toprakların insanı gören milyonlar… Türkiye Cumhuriyeti’nin bireyleri, yurttaşlarımız, hepinize kocaman bir merhaba…

***

Yaşadığımız bu ülkeden başka gideceğimiz, yaşayacağımız başka bir ülkenin olmadığını biliyorsunuz değil mi? Bu ülkenin kıymetini takdir etmemiz gerektiğinin farkındasınız değil mi? Bunun bilincine varamayanlar, dünyanın dört köşesine yerleşmiş, ekonomik bağımsızlıklarına kavuştukları halde, vatan hasreti çeken insanlarımızla azıcık sohbet etmeliler.

***

Öyle bir vatanda yaşıyoruz ki burası Anadolu’su ile Trakya’sı ile tam 12 bin yıllık bir geçmişe sahip. Böyle bir tarihe, dünyanın hiçbir coğrafyasında rastlayamazsınız. Bu topraklarda nice uygarlıklar filizlendi.

***

Hitit(Eti), Frig, Urartu, Lidya, Asur, İyon, Roma, Selçuk, Osmanlı kültür ve uygarlıkları ve tabii ki Türkiye Cumhuriyetimiz aklıma hemen geliverenler.

Her uygarlık, kendinden önce bu topraklarda yaşamış bulunan insanların (atalarının) örf, âdetlerinden etkilendi. Bu topraklarda yaşayan insanlar mutlu günler de gördüler, mutsuzluğu da yaşadılar. Ve maalesef jeopolitik konum nedeniyle bu topraklar binlerce yıldır insan kanı ile sulandı, sulanmaya devam ediyor.

***

Sevgili Okur, âcizane hatırlatıyorum: BARIŞA, BİRLİĞE HER ZAMANDAN FAZLA İHTİYACIMIZ VAR. Bunu başarmak düşünüldüğü kadar zor değil. Yeter ki, bizler bu ülkenin vatandaşları olarak varlıklarımızı sürdürebilme bilincine sahip olalım; eski yıllarda olduğu gibi. Doğup büyüdüğüm güzel İzmir’imizde bu bilincin, eskisi kadar olmasa da devam ettiğini görmek, bendenizi teselli etmeye yetiyor.

***

Yüksek mâlumlarınızdır her kültür, kendi içinde bulunan diğer alt kültürleriyle, daha da değerli oluyor. Dolayısıyla ne olur sevgili yurttaşım, hepimiz birbirimizi, her hangi bir sınır koymaksızın, karşılıklı kabul etmeli ve tanımalıyız. Bu, başaramayacağımız bir iş değil. Toplumun en küçük bireyi olan bir aileyi ele alalım. Her aile bireyi, aynı gönül ve fikir birliğine sahip olamayabilir. Ama bu durum onların birlikte yaşamalarını etkilemez. Aynı durum okulda, mahallede de vârit. Hattâ bir siyasi partiye gönül vermiş veya bir futbol takımını fanatikçe tutan insanlar için de muhtemel.

 

***

Bu insanlar farklı ortamlardan geldikleri, değişik düşünce yapılarına sahip oldukları halde, maddi veya mânevi menfaatler devreye girdiğinde, aynı gönül birliğinde buluşabiliyorlar.

***

Hal böyleyken ülkemizdeki milyonlarımız, yurttaşlarımız, milli menfaatler karşısında neden tek yürek olamıyoruz? Biz buna mecburuz sevgili yurttaşım. Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ünal “iki cephede de savaşıyoruz…” uyarısında bulunduğuna göre, bizler tek yürek olma mecburiyetindeyiz.

Ülkemize lâyık olmayan bazı kendini bilmezlerin, binlerce yıllık kardeşliğimize mayın, bomba atmalarına mâni olmalıyız.

Birlikte yaşama arzu ve alışkanlığımızı, bununla ilgili edindiğimiz kültürümüzü neden kaybediyoruz? Bu durum, ülkemizin büyük sorunlarından biri hâline neden geldi?

***

Âcizâne düşünmenizi ve irdelemelinizi rica ediyorum.

Birlikte yaşama alışkanlığını yeniden geliştirme gayretlerine girmeliyiz sevgili kardeşim. Sorunu çözme yolunda basit ve yalın bir düşüncem var: ilk etapta en azından, her hangi bir STK- Sivil Toplum Kuruluşu, bir siyasi parti… bir hayır kuruluşu, ya da bir kültür derneğine üye olarak başlayabiliriz işe. Yeter ki seçeceğiniz kuruluş, kanunlar çerçevesinde faaliyet gösteren, yasal bir kuruluş olsun. Bu faaliyet alanlarının, insanların iletişim kurmalarına ortam hazırladığını, bu kuruluşların mensupları çok iyi bilirler.

***

İşte burada aydınlarımıza, sizlere çok iş düşüyor. Çünkü her toplum geleceğini aydınlarına emanet eder. Ama bizler maalesef birçok aydınımızı harcamakta, onlardan mahrum kalmakta çok başarılıyız. Hatta daha da ileri gidiyoruz, aydın yetişmemesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Türkiye’de vatanına, devletine, milletine yabancılaşmış aydınlardan(!) bahsetmiyorum.

***

Çünkü bunlar gerçek aydın olmaz, olamazlar. Bildiğiniz gibi gerçek aydın, yararlı olanı özümleyen ve bünyesine alan… zararlı olanı da bünyesine kabul etmeyen kişidir.

***

Ayrıca geçmişini sorgulamayan bir toplum olduğumuzu da hatırlayalım.

Dolayısıyla geleceğimizi de kuramıyoruz. Neden? Bu konuyu da irdelemeliyiz bence. Kendi kendimizle kalmayıp, karşımızdakini de düşünceye sevk etmeli ve bu “neden” sorusunu onların kendilerine sormalarını sağlamalıyız. Aslında sorulması gereken o kadar çok soru var ki…

***

Meselâ Madımak’ta insanları neden yakmışlardı? Adalet buna cevap bulabilmiş değil ki biz bulalım. Acaba birlikte yaşama arzumuza set çekmek, bizleri kutuplaştırmak için mi yapılmıştı bu eylem?

***

Ya Şanlıurfa Suruç’taki patlama? Ya 10 Ekim’deki menfur Ankara Olayı? Henüz birkaç gün önce, Kırşehir’de 30 yıldır faaliyet gösteren Gül Kitabevi’nin yağmalanıp ateşe verilmesi?

***

Bu katliamlar da birlikte yaşama bilincimize bir saldırı değil miydi?

Ülkemizin hak etmediği, âdil olmayan bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

***

Oysa, “adalet mülkün temeli” değil miydi? Mülk burada, devlet kavramının karşılığı… Bir ülkede adalet yoksa her türlü yolsuzluk, her türlü haksızlık da olur maalesef. Onun için bizi kutuplaştırmaya çalışan kim varsa, birlikte yaşama arzumuzu bitirdiği için cezalandırılmalı.

Bu milletin algılama gücü ile de fazla oynanmamalı, değil mi sevgili Okur?

01 Kasım 2015 seçimleri Yüce Milletimize, Cumhuriyetimize, Demokrasimize hayırlı olsun.

ALİ RIZA SAYSEN - İzmir - 03.11.2005

BİRLİKTE YAŞAMAK
ÇOK KONUŞAN HASTALAR ve İNSANLAR

Related Posts

 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil