Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

BÖYLE BUYURDU ZERDÜŞT

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4534 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

“Bir dilek tut, gerçek olsun” diyeceğim, Dilek Hanım, kadeh kaldırıyor, karşımda.

Yanı başımda tüm zamanların en çok kitap satın alan adamı var, yedi büyük günahtan birini işlediğini bilmiyor, olmalı. Onun yanındaki Her derde deva Ahmet, Deva İlâç Şirketi’nde bin sene çalıştığını, insanları zehirlediğini unutmuş, sunumlarıyla zehirliyor şimdi. Sevgili eşim Gece, tutturdu, ısrarla soruyor, “senin neyin var”?

Ev sâhibesi Parapsikolog Sururi, şu hayattaki en mütevâzı tanışıklığım, bu kadar mütevâzı olmaya hakkı olmadığını bilmiyor mu? Sizin de tahmin ettiğiniz gibi bir cinayet romanı üzerinde çalışıyorum, kendimle birlikte kimi ikna edeceğime kara vermedim henüz.

Yanımda duran Efkâr Bey -zamanda iz bırakmak adına- dünden râzı, Yazar Mehmet, yazacağı kitapları hesaplıyor. Sevgili eşim Gece, oğlunun öksürüğünden şikâyetçi, burada olsa o da düşünülebilir.

İki duble attıktan sonra bulutların üzerinde dolaşmaya başlayan Bulut Bey, Nietzsche’den alıntılarla coşuyor, cep telefonundaki yazıyı okumamı istiyor, filân.

Sırf bu nedenle bile, Nietzsche, intihar olgusuna önem atfettiği için bile, seçilebilir ama yok, hayır, yazar Mehmet, bir şey söyleyecekmiş, dürtüyor.

Konu yine Kerem Yoksat olunca kıllanıyorum, psikiyatra para kaptıracağımıza Freud okumamızı önerince rahatlıyorum. Şâhitler huzurunda tam üç ayrı Freud semineri almış adamız ama nereden çıktı bu Lacan?

Onun tuhaf teorisine göre Lacan’ı okumadan Freud’u anlamak mümkün değilmiş, öyle söylüyor. Freud da, Dostoyevski hayranı biliyorsunuz. Dostoyevski ismi geçince helecanlanan, kâlb çarpıntısı kulağıma kadar gelen Efkâr Bey, yeniden yaşamaya başlayınca, su koy veriyor, yazar Mehmet’le birlikte atmayı düşünüyorum şimdi. İşbu durumda bitmek tükenmek bilmeyen sorgulamalar olacak, gündüz vakti gezmeyi seven Gündüz Bey de yedi büyük günaha atıfta bulunamaz, biliyorum.

 

Şöyle bir dolunay olacaktı” diyordum ki, Kani Bey geliyor yanıma. İhtiyaç fazlası parası olan zenginlerin felsefesini yapmak istiyormuş. Ona göre ihtiyaç fazlası parası olan zenginler, miraslarının kime kalacağını düşünmekten başka bir şey düşünmezlermiş. Karşımızda duran Halil İbrahim Sofrası'nı gösteriyorum.

Bu hızda yemeye devam edecek olursak, kimsenin böyle bir sorunu kalmaz” diyorum. Bir sonraki daveti, Yeşil Yurt Spor Kulübünde -kendi cebinden- organize edeceğini söylemesin mi? İşte buna dayanamıyorum!

Dolunay da o an da görünüyor. “360 derece balkonda hesaba alınması gereken bir detay” diyenlerle yollarımız burada ayrılıyor, benim hesaplayamadığım böyle bir cimrinin bu son dakika atağıydı, yemin ederim.

Yedi büyük günaha inanan “Seven” kimliği, işte o’ân’da harekete geçiyor, yandı gülüm o güzel keten pantolon.

Lacan’ın o güzel tespitiyle noktalı virgül:

İÇİMDEKİNİ GÖRÜNTÜYLE KEŞFEDİYORUM.  

Not: Bu bir grup gönül adamının gerçekle ilgisi azdır ama Hakikat'le arası Âlâ Rakı kıvamındadır.

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 21 Şubat 2018