Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

CAN ÇIKAR HUY ÇIKMAZ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1580 kez okundu
  • 1 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Dün pek hüzünlü oldukça da bizleri telaşlandıran bir gün geçirdik.

Önce Birgül Anne hastaneye yattı. Şaşkındık çünkü nereye, nasıl nakledebileceğimiz belli değildi.

Cânan’ın rüyası sonra erdi ve bütün dünyadaki anneler de bir garipti, sanki yalnızlık dolu gibiydik milletçe. Nurperi’yi aramak istemedim çünkü Pervin Hanım da hasta ve canları sıkkın zaten…


Eğer Aksel Siva, Devrim Ünal gibi kadim dostlar olmasa, muhitimiz olmasa, belki de cascavlak ortada kalacaktık.

 

Koşuşturduk ona buna telefon ederek ve şaşkındık. Birgül Anne belki de çok zor durumda kalacaktı ama devletin ambulans sistemi işe yaradı da, kendisine ta Anadolu yakasından, Bakırköy’deki Ethica Hastanesine nakledebildik.

Şoförümüz İbrahim Bey de üzüntülüydü çünkü çok haklı olarak şöyle yakınıyordu: “Hocam sizin muhitiniz ve bir unvanınız var, ya garibanlar ne yapacak”?

Derin derin düşündüm…

Ne acayip bir Anneler Günüydü ve ne kadar yalnızdı herkes.

Bir dönemi kapatan adam yapayalnız gitmişti ver yaptığı Anayasa hâlâ muteberdi.

Şimdi ise bir Sultan var, sarayında muhkem!

Koşuşturduk iki Kıt’a arasında, Neslim önde biz arkada!

Bu arada gene telefonlar çalıştı, onların hepsi bize yardım için gayret etti ve sonunda başarabildik ulaşmayı.

***

Zeki Alasya bugün vefat etmişti ve namazına da gittik. Metin Bey perişandı.

Sayın Kılıçtaroğlu da oradaydı, Yeğeni Yaşar Münir Dostum da.

Tarık akan, Müjdat Gezen, Doğu Perinçek… Hepsi bir aradaydı.

Sanat dünyasından epey katılan da mevcuttu gene, meselâ Sevgili Nurseli İdiz.

Onların durumuna da üzüldük ve şaşırdık.

Akabinde televizyona bir baktık, gene Devletlû karşımızda.

***

Ne zaman konuşsa USD de, diğer dövizler de fırlıyor ve her yerde, bütün kanallarda hâkimiyeti sürmekte.

***

Kenan Evren de gitmişti aynı gün ve ortalık karışıktı. Hiç kuşkum yok ki merhum pek akıllı değildi ve kursağından beş kuruş para geçmemişti ama Şahinkaya ve diğerleri müthiş derecede köşeyi dönmüşlerdi ve pak de “ah” almışlardı.

Aleviler Sünnilere, Sünniler Alevilere, sağcılarla soldular birbirlerine işkence ettirilmiş ve vatan da bütün bunlar pahasına kurtarılmıştı.  

Askılar kurulmuştu, üreme organlarına elektrik verilmişti.

Daha sonra Picasso’ya özenip resim yapmaya başlamıştı ve gittikçe yalnız kalmıştı.

Netekim” rumuzu olmuştu, Kâinat Paşa da derdim ben ama sonunda o da gitti.

Akabinde Devlet Töreni yapılacak mı tartışması başladı.

Öyle ya, rütbeleri sökülmüş ve Erliğe tenzili rütbe ettirilmiş bir adama ne yapılacaktı.

Öğrendik ki Ankara’da defnedilecek ve naaşı mezarına ulaştırıldıktan sonra da maaşı yollanacakmış. Ne hazin bir yalnızlık ve öyküdür bu!

Sanırım yapacaklarmış, hepsine, bilhassa Kadim Refikimiz Zeki Alasya’ya Allah rahmet eylesin. Çok fazla bonkördü, para tutmayı bilmez ve herkese ikramda bulunurdu. Kenan Evren’le bile buluşmuş meler, gazeteden okudum.

Gönlü de, her yönüyle çok boldu. Bir balık lokantası açıp yürütememişti çünkü kimseye “hayır” diyemez, herkese sebil niyetine hoş geldiniz derdi.

Çok gırgır ve entellektüel bir adamdı, hayatı de mizahla geçmişti.

Galiba biraz borçlu gitmiş Sonsuzluğa ama her halükârda zaten hakkımız helâl edildi kendisine.

***

Sonra gene televizyona daldım ve bir Yuvarlak Masa toplantısında “kültür Yolcuları” bir aradaydılar.

Ayşe Kulin, Nebil Özgentürk (çok yakın arkadaşımdır) ve diğerleri (Coşkun Aral vs.) harsımızı paylaşmaktalar.

Nebil pek konuşmadı ama bir baktım gene Sayın Zülfü Livaneli oradaydı gene! Sazın çok sesli müziğin evrensel temeli olduğunu bile söyledi! Müzikten epek anlarım, bu nasıl olur anlamak kabil değil çünkü hani gitar dese belki ama onun da fretless (perdesiz) tipi pek moda şu sıralarda.

Gene tutturdu “Türkiye Mozaiği” diye, bir CEO düzeltti hatasını ve “eriyiktir” diye gülümsedi. Bence hâlâ aşure demek en doğrusu…

Ne zaman medyada çıksam veya buraya yazsam hep aynı şeyi haykırırım kendimce, bu memlekete Mozaik Sembolizması yakışmaz, darmadağın olur gider.


Tamam, Kürtlere ve bütün azınlıklara kendi lisanlarında konuşma özgürlüğü verildi de pek mi iyi oldu?

Kürtçe konuşulan bir TV’miz de var Allah’a şükür.

Şimdi merakım şu, mozaik diye bakanlar, eğer döviz daha da yükselir de, meselâ 5 TL ile USD eşitlenirse ne diyecekler?

***

Torpiliniz veya tanıdığınız kişiler yeterince fazla değilse, bu memlekette bir şey yapamazsınız.

Mutlaka çek iyi bir muhitiniz ve ilişki silsileniz olması lâzım.

Şimdilerde biraz istirahatteyim ben, üşüttük hepimiz, şifayı kaptık arabada ama toparlanılırız nasıl olsa.

Bugün Pazartesi ve haftanın ilk çalışma günüydü.

Daha epey seyahatimiz olacak ve şu aralar gene gündeme düşen griple mücadele etmekte azami dikkati göstermek şart!

Hapşırıp durmaktayız çoğumuz, “çok yaşa” yerine, daha Şamanizm kokan “ruhun içinde kalsın” demeyi severim ben.

***

Bu atasözleri pek isabetlidir ve boşuna doğmamışlardır milletin Ortaklaşa Şuurundan.

Bu aralar fazla öpüşüp koklaşmayın ki şifayı da kapmayın.

Şimdi azıcık uzanacağım, Hatun da hep yanımızdadır, Allah uzun ömür versin.

Mutlu ve umutlu olmak istiyorum ve seçim için başlayan mitinglerde vaat edilenlerin tutulmasını niyaz ediyorum.

Herkese Umut, Sevgi ve nefreti aşmak için bol okuyup müzik dinlemeyle geçecek günler diliyorum.

Şu aralar Mesnevî’yi tekrar okuyorum ve ne ilginç şeyler var neler, daha sonra yazarım. Sanırım Şems’le olan ilişkileri de pek özelmiş merhumların…

Gene Ulu Önderin düsturunu yaşayalım diyorum:

Ne Mutlu Türk’üm” diyene ve diyebilenlere…

 Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 11.05.2015

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Başar Münir Çarşamba, 13 May 2015

    Teşekkürler...

    Sevgili ustam,

    Bizi yalnız bırakmadığınız için, gerek birkaç kez arayarak manen, gerekse cenazeye teşrif ederek cismen yalnız bırakmadığınız için hem kendi adıma hem de ailem adına teşekkür ederim.

    Borçlu gidip gitmemek mühim değil, önemli olan insanın giderken gönül borcu kalmamış olası. Sanıyorum amcamın kimseye bir gönül borcu kalmamıştır.

    Sevgi ve saygılar,

    Başar Münir

    MKD: Aziz Dostum, biz ona sevgi ve saygı seli borçluyuz, ne güzel ki sizler varsınız.
    Yürekten sevgim ve saygımla, K:. ile

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 16 Aralık 2017