Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

CEMİL MERİÇ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 4336 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Üsküdar'daki Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde "Üsküdarlı Bir Entellektüel: Cemil Meriç" başlıklı anma programı yapılıyor.

Önce ciddi itirazım var: Cemil Meriç Amcam (öyle hitap ederdim) basit bir entellektüel değil, bir münevver yâni nûr saçan bir aydındı. Kitapları senelerce "sağcı" yayınevlerinden neşredildiği için, "solcular" onu tanımadılar. Ne zaman ki oğlu Mahmut Âli Meriç yayınevi değiştirtti, "solcularımız" okur oldular. Hâlbuki bu kavramların en sâhici muhalifiydi. Plâjdaki sohbetlerimizde kendisinden o kadar çok feyiz aldım ki senelerce. İmamlık kültüründen Marksizm'e, oradan da derin buhranlara dalıp çıktığı ömrünü "hayatını Türk irfanına adayan münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi" diye vasıflandırırdı.

Kanal 7'de bu törenden görüntüler var, bir bakıyorum Devletlû orada! "Türkiye'de hâlâ düşünceye hürriyet hakkı verilip verilmeyeceğinin tartışıldığını" belirtip, "Cemil Meriç bizi orta yola, aklıselîme, ilme, irfana çağırdı" filân diyor.

Yâhu, eğer Devletlû, Cemil Meriç'in bir kitabını başından sonuna kadar ve anlayarak okuduysa, göğsüme jilet atmaya hazırım. Artık herkes farkında ki, hiçbir konuda derinliği yok. Hele hele Cemil Meriç'i anlaması gayrı mümkün!

"Yâhu, burada ne işi var" diye tecessüs ederken görüntüler ekrana yansıyor, anlıyorum mes'eleyi. Etraf türbanlı, şûlebaşlı kadınlarla dolu. Programa karısı Emine Erdoğan'la (the Second Lady) birlikte katılan Devletlû'ya, program öncesi Bağlarbaşı Kültür Merkezi'nde hazırlanan "Cemil Meriç sergisini" gezerken, Cemil Meriç'in kızı Ümid Meriç refakat etmiş.

Ümid Meriç sosyoloji profesörü olup, çok sıra dışı bir şahsiyettir... Zamanında rahmetli pederime "Recep Bey, nasıl olur da sizin gibi bir kafa Allah'a inanıyor, anlayamıyorum" derken, öyle bir istihâleye (transformasyon) uğradı ki, şimdi tesettürlü bir "müctehide". Atatürk aleyhinde ettiği lâflar sebebiyle zamanında canı epey de sıkılmıştı.

Bir transformasyonun ilginç hikâyesi...

Ümit Hanım, Fethullah Gülen hakkında konuşuyor...

Bu istihâle Cevdet Paşa'nın Cemiyet ve Devlet Görüşü kitabıyla başlamıştı (Ötüken Yayınevi, İstanbul 1975).

Devletlû, Türkiye için birçok gerçeği Cemil Meriç'in önceden söylediğini dile getirip, "35-40 sene evvel söyledi, dedi ki: Düşünce hürriyeti, düşünce namusu, gerici-ilerici gibi mülevves yâni kirli kelimelerin esaretinden kurtulmakla başlar buyurup, Cemil Meriç bizim dünyâmızdan hasretle gitti. Bugün ne yazık ki hâlâ ülkemizde düşünceye hürriyet hakkı verilip verilmeyeceği konuşuluyor. Ne yazık ki hâlâ siyasetçiler, aydınlarımız bile o mülevves kelimelerin etkisinden kurtulamadı diye konuşuyor".

Konuşmasında Meriç'in sözlerine sık sık yer veren Devletlû, "Meriç'in şu sözleri günümüz için mânidardır: 'Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye çalışan zavallılar, karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi'. Tabii ki Cemil Meriç'i kendi eserleri anlatır. Onun özellikle Bu Ülke, Kültürden İrfana, Umrandan Uygarlığa, Işık Doğudan Gelir, Mağaradakiler, Bir Dünyanın Eşiğinde ve Kırk Ambar adlı eserlerini ben doğrusu bütün gençlerimiz tarafından okunmasını arzu ediyorum" diye de ekliyor.

Jurnal'i ya unutmuş, ya da uygun bulunmamış belli ki (hiç haberi olmamış da olabilir).

***

Gene belli ki danışmanları kitapların listesini hazırlayıp eline vermişler.

Hey gidi Cemil Meriç, seni de mi kullanacaklardı bu zihniyetin temsilcileri... Bu Devletlû ki, geçenlerde Atatürk düşmanı ve suikastla öldürülmüş olan Sabahattin Ali'den de "Aldırma gönül aldırma" şiirini okudu ama nedense, "dertlerin kalkınca şaha, bir küfür yolla Allah'a" kısmını bypass etti. Aslı şöyledir:

  1. Başın öne eğilmesin
    Aldırma gönül, aldırma
    Ağladığın duyulmasın
    Aldırma gönül, aldırma...

    Dışarda deli dalgalar
    Gelir duvarları yalar
    Seni bu sesler oyalar
    Aldırma gönül, aldırma...

    Görmesen bile denizi
    Yukarıya çevir yüzü
    Deniz gibidir gökyüzü
    Aldırma gönül, aldırma...

    Dertlerin kalkınca şaha
    Bir küfür yolla Allah'a...
    Görecek günler var daha
    Aldırma gönül, aldırma...

    Kurşun ata ata biter
    Yollar gide gide biter
    Ceza yata yata biter
    Aldırma gönül, aldırma...

Zannım odur ki, Mahmut Âli Meriç kız kardeşine mâni olamadı.

Ve...

Koca çınarı bile kullandılar.

***

Meslekdaşım psikiyatri asistanı Dr. Murat Beyazyüz, "Cemil Meriç'in Psikolojisi" diye bir kitap yazıp, bana da takdim etmişti. Nihâyet bitirebildim.

27 yaşında, 2 senelik asistanken yazdığı bu eserde en büyük güdümleyicisi belli ki hocası Sevgili Erol Göka.

Kitap hakikaten güzel.

Sâdece, sevgili Dr. Murat Beyazyüz'ün, kendisi 45-50 yaş civarına geldiğinde, eserini bir kere daha gözden geçirmesini temenni ediyorum.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 15 Haziran 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cumartesi, 18 Kasım 2017