Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

CHP NASIL YOK EDİLDİ?

Posted by on in Politik
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3740 kez okundu
  • 5 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Yok, Çirkin Kral’mış, yok büyük sinema üstâdıymış, yok şuymuş buymuş!

Yâhu Yılmaz Pütün (sonradan Güney) kelimenin tam anlamıyla kaatildir, Kürtçüdür ve Fransa’nın koruması altında kanserden oralarda ölmüştür.

Babası Siverekli Zaza ve annesi Varto’lu Kürt olmakla birlikte, aslen Adana doğumludur. Kendisini “asimile edilmiş Kürt” olarak tanımlamıştır.

Yâhu, bir de edilmese neler yapardı acaba? 

Bakın seyredin:

,

Bu videoları mutlaka da indirin, yarın öbür gün bir Atatürkçü dernek tarafından(!) gene yasaklanmadan önce…

Arşivde bulunsun…

Filmlerinin de hiçbir san’atkârâne özelliği yoktur; bol feodal kabadayılık, bıçkınlık ve antisosyallik:

Şimdi de Başbakanımız’ın çılgınca hayranı olduğu Ahmet Kaya’nın videosunu seyredin...

Bu derin mütefekkirin lâflarını dinleyin (takıyyeye dikkat), de bu adamların marşını seyredin, Sonra bakın:

 

Bunlarda hiç bölücülük filân yok, kim derse vallahi müfterîdir!

Allah’ına kadar, ölene kadar Kürdüz biz“:

!

Yarısını Türklük için söylersen yeni yasalara göre “suç”.

Nedense gene aklıma

 

ve konseri geldi… Peşmergeler’e methiye düzerkenki. Hani o şimdi bir Büyük Kulüp’lü ya…

***

Atatürk’ün kurduğu partinin seçilmiş (elected or selected) başkanının baba tarafından Kürt şakîsi torunu ve Alevî olduğunu öğrendik de, ana tarafından Ermeni olup olmadığı suâllerini hep eskizlerle geçiştiriyor, demek ki doğru!

Bakın http://www.antigazete.com/kemal-kilicdaroglu-ermeni-donmesi-mi_haberi_1387.htm adresine, ne iftira var ne de çarpıtma!

Voleyi müthiş vurdurttular!

Şimdi kimse kalkıp da “biz bu ülkede kardeşlik için savaşıyoruz” diye takıyye yapmasın, bir yandan Türklüğe ve Türk’lere “ha s..tir, ha s..tir” diyenleri koruyup kollayanlara…

“Ne mutlu Türk’üm” diyen adam gibi adamın kurduğu partinin başına Pennsylvania târikiyle Kürt-Ermeni-Alevî ortalamasını oturttular. O adam gibi adamın, yâni Atatürk’ün koyduğu isme, yâni Tunceli’ye ısrarla muhalefet edip, sürekli olarak Dersim diyor.

Soner Yalçın’ın htttp:/www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15608090.asp?yazarid=218 yazısını bir okuyun, tıklamanız yeter!

Ve…

Bu karizması, liderlik özellikleri nâkıs olan kişi, Atatürk’ün kurduğu partinin başına seçildikten sonra malûm “açılıma” katılıyor ve ilk ciddi icraatı ise Yılmaz Güney namlı kaatilin ve Ahmet Kaya isimli bölücünün mezarını ziyaret etmeye gitmek oluyor.

İkinci icraatı olarak da Alenî Bölücü Parti’ye “sizinle de görüşürüz, herkesle de” diyerek kapısını ÖDP’lilere, herkese açıyor! “Atatürk’ün Kürtlere verdiği söz” palavrasını yakında ulusal düttürü yapacaklardır (affedin, dayanamadım)!

Bana “sen Türk ırkçısısın” diyecek kalın kafataslılara hatırlatayım bir… Yapmadığımız soykırım için pek çok ülkede cezalıyız, ABG’de de olması an mes’elesi, kime mi: Ermeniler’e!

Pamukçuk Nobel’i nasıl kapmıştı: Kürt ve Ermeni soykırımı yaptığımızı iddia ederek.

Milliyetçi Hareketsizlik Partisi Başkanı kırk yılda bir doğru lâf etti: “Bir san’atçı vardır vatana ihânetten 3 yıl 9 ay ceza alıp yurtdışına kaçmış. Eğer vatan hâinlerine saygı gösteriyorsan, cezaevindeki vatan hâinlerine de saygı göster. Bir san’atçı var ki Yumurtalık Hâkimi’ni silâhla öldürüp yurt dışına kaçmıştır. O zaman bu millet der ki o san’atçının kabrini ziyaret ediyorsan Hâkim Sefa Mutlu’nun da kabrini ve âilesini ziyaret et”.

Pek yakında kimin soyunu kırdığımız resmen iddia edilecek: Kürt’lerin.

   Peki, Kemal Kılıçdaroğlu neyin ortak bileşeni ve bu icraatı neye hizmet ediyor?

      Hele, Mehmet Ali Ağca namlı kaatilin TRT-1’de reklâmı neyin nesi?

         Bilene bir metre minâre gölgesi…

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 20 Kasım 2010 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Deniz Şafak Cumartesi, 08 Eylül 2012

    Bravo Hocam

    Sap ile samanı ayırt edemediğimiz için saman ithâl eden bir toplum olduk sanırım...

  • Misafir
    Mustafa Terziahmetoğlu Pazar, 09 Eylül 2012

    TAM İSÂBET!

    Vallahi Efendim, umarım yeni format konusunda serzenişlerimizi anlayışla karşılıyorsunuzdur.

    Birkaç gün evvel Facebook'ta yapacağım bir paylaşım için kaynak olarak Atatürk-Alevîlik makalenize ihtiyacım olmuştu. Burada aradım, bulamadım. Herhalde telepati, iki gün sonra siz paylaştınız.

    Yine aynı mekânda bâzı arkadaşlar son günlerde Yılmaz Güney konusunda bir kahraman sunumu gibi paylaşımlar yapıyorlardı. Bir müddet sessiz kalmayı yeğlemiştim. Bu makaleniz ile ben de sesimi duyurmaya çalıştım.
    Ama önce şu haber CHP'nin baraj sorunu yaşayabileceğinin işaretlerini vermekte...

    "CHP Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka, TBMM Başkanlığı'na, "Yılmaz Güney Sinema Müzesi Kurulmasına Dâir Kanun Teklifi" sundu.

    Öneri, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak İstanbul'da Yılmaz Güney Sinema Müzesi kurulmasını öngörüyor."
    http://haber.mynet.com/chpden-yilmaz-guney-onerisi-624403-politika/

    Sonra benim paylaşımım: (Ama biraz kontrolden çıkmış gibiyim)
    "CHP NASIL YOK EDİLDİ?
    EĞER SİZ YILMAZ GÜNEY İÇİN MÜZE KURULMA ÖNERİSİ YAPARSANIZ YOK OLURSUNUZ...
    SAPLA SAMANI KARIŞTIRAN CHP YAKINDA DERSİM MÜZESİ AÇARSA HİÇ ŞAŞMAYALIM.
    CHP MERKEZ BİNASI ÖNÜNE ERMENİ SOYKIRIM ANITINA NE DERSİNİZ?
    HÂTTÂ DA
    HA ÇEVİK BİR HAREKETLE, VAHDETTİN MEZARINI PAYİTAHTA TAŞIMAYA NE DERSİNİZ?
    HÂTTÂ ÇOK YAKINDA KÜRT SOYKIRIMI ÖNERGESİNE NE DERSİNİZ?
    "BEN YILMAZ GÜNEY İÇİN GÖSTERİLEN BU KADAR YAKIN İLGİ VE SEMPATİYİ ANLAMAKTA ZORLUK ÇEKMİŞİMDİR. MUTLAKA ANLAMADIĞIN İÇİN SEMPATİ VE İLGİ DUYMUYORSUN DİYENLER OLABİLİR.
    SAPLA SAMANI KARIŞTIRMAYALIM.
    AYNI YANLIŞLIĞI SURİYE KONUSUNDA DA YAPTIK.
    TÜRKİYE-SURİYE KARDEŞTİR. SURİYE İLE SAVAŞA HAYIR.
    SURİYE İLE SAVAŞA HAYIR AMA BİZ SURİYE İLE KARDEŞ FİLÂN DEĞİLİZ. YILLARCA BÖLÜCÜBAŞINI BESLEDİ, BEKAA VÂDİSİNDE TERÖRİSTLERİ EĞİTTİ VE ŞEHİTLERİN KANINDA PAYI OLDU. NİYE KARDEŞ OLUYORUZ Kİ?
    BİZ SURİYE İLE SAVAŞA HAYIR DERKEN, EMPERYALİZMİN BOP-GOP PROJESİNİ İZALE ETMEK VE OYUNU BOZMAK AMACI TAŞIYOR...
    YOKSA SURİYE İLE GEÇMİŞTEN GELEN GÖRÜLECEK BİR HESABIMIZ VARDIR.
    AYNI ŞEKİLDE SAPLA SAMAN YILMAZ GÜNEY KONUSUNDA DA KARIŞTIRILIYOR.
    DEVRİMCİSİN DE, SEN NEYİN DEVRİMCİSİSİN?
    DEVRİM ÖYLE LÂF OLA BERİ GELE BİR TOPLUMSAL HAREKET DEĞİL Kİ?
    DEVRİM: “belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik; ihtilal. Toplumsal değişimlerin insan iradesiyle hızlandırılması devrimleri oluşturur. Kitle halindeki bir toplumsal hareketin başlatılmasının söz konusu olduğu, var olan bir rejimi şiddet kullanımı sonucunda başarıyla yıkarak yeni bir hükümet biçimi oluşturan bir politik değişme süreci. Bir devrim, coup d’etat hükûmet darbesi’dan ayrı tutulmalıdır, çünkü devrimde bir kitle hareketi ile politik sistemin bütününde önemli bir değişmenin gerçekleşmesi söz konusudur. Bir coup d’etat, iktidarın silâh yoluyla, ancak hükûmet sistemini kökten bir biçimde değiştirmeden var olan politik liderlerin yerine geçecek olan kişiler tarafından ele geçirilmesine göndermede bulunmaktadır.”
    DEVRİM, BİR ÜLKEDEKİ SINIFLAŞMA SÜRECİNİ HIZLANDIRMAK VE TAMAMLAMAK İÇİN KİTLE HÂLİNDE ŞİDDET KULLANARAK REJİMDE POLİTİK BİR DEĞİŞİM İÇİN YAPILABİLİR.
    SEN SINIFLAŞMA SÜRECİNİ TAMAMLAMAK İÇİN ORTAYA ÇIKAN BİR DEVRİMCİ MİSİN?
    GÖRÜNÜRDE O KILIFI KULLANIYORSUN?
    EĞER O KILIFI KULLANIYORSAN, SINIFLAŞMA SÜRECİNİN TAMAMLANMASI İÇİN AŞİRET VE FEODAL YAPIYA KARŞI BİR MÜCADELE İÇİNDE OLMAN LÂZIM.
    HAYIR, AŞİRET VE FEODALİZME KARŞI BİR MÜCADELE İÇİNDE DEĞİLSİN.
    EĞER ÖYLE OLSAYDIN, DEVLETİN HUKUK ADAMI YERİNE HALKINI EZEN BİR AŞİRET AĞASINI VEYA DEREBEYİNİ ÖLDÜRÜRDÜN. ONU ANCAK FİLMLERDE YAPTIN…
    O ZAMAN SEN BAŞKA BİRŞEYİN DEVRİMCİSİSİN. ETNİK FARKLILIĞI KAŞIYARAK BİR ÜLKENİN MİLLîLEŞME SÜRECİNİ BALTALAYIP, ŞİDDET YOLUYLA O ÜLKEDEN KOPMA PEŞİNDESİN.
    ZİRA ŞİDDET YOLUYLA REJİMİ DEĞİŞTİRME GİBİ BİR İMKÂNIN YOK. BU İMKÂNI YARATABİLMEK İÇİN SINIF TEMELİNDE HAREKET EDEREK BİR EKSERİYET YAKALAMAK İSTİYORSUN. ESASEN BU SENİN UMURUNDA DEĞİL…
    SINIFLAŞMAYI BİR KILIF OLARAK KULLANIYORSUN.
    SINIFLAŞMAYA DAYALI BİR DEVRİM HAREKETİNDEN SONRA ETNİK YAPI TEMELİNDE BİR AYRIŞMANIN PEŞİNDESİN.
    YÂNİ SEN BİR BÖLÜCÜSÜN…
    DEVLETİN BİR HUKUK ADAMINI ÖLDÜRMEK HİÇBİR ŞEKİLDE MÂZUR GÖRÜLEMEZ. SONUÇTA BİR KAATİLSİN. ADAM ÖLDÜRMEK EN KISA YOLDAN BİR İNSAN HAKKI İHLÂLİDİR. HANGİ İDEOLOJİ VEYA TALEP OLURSA OLSUN, MÂSUMİYET KARİNESİNE SIĞINAMAZ. İNSAN HAKKI İHLALİ TAŞIYAN HER EYLEM MEŞRUİYETİNİ KAYBEDER.
    MEŞRûİYETİ OLMAYAN BİR HAREKETİ YAPAN BİR KİŞİYE ROMANTİK DUYGULARLA SEMPATİ İLE YAKLAŞMAK MEŞRUİYETİ OLMAYAN VE İNSAN HAKKI İHLÂLİ TAŞIYAN BİR EYLEME SEMPATİ İLE YAKLAŞMAKTIR.
    YAŞAM HAKKINA TECAVÜZ EDEN BİR KİŞİYE DE SEMPATİ İLE YAKLAŞILMAZ.
    ZİRA YAŞAM HAKKI KUTSALDIR.

    http://www.keremdoksat.com/index.php/entry/chp-nasil-yok-edildi "

    S........

    MKD: Sevgili MT, bulabildiğim yazıları mekâna koyuyorum ama onlarca senenin kaybı söz konusu maâlesef. Ellerinize sağlık.
    S............

  • Misafir
    Meral Guventurk Perşembe, 13 Eylül 2012

    Denizi Attılar; Oturdular Karaya... Yeni CHP: Yeni Numara...

    Denizi Attılar; Oturdular Karaya... Yeni CHP: Yeni Numara...

    Eski Türk filmlerinde çok geçen cümlelerden biridir; "sana NASIL DA güvenmiştim; aşkımız böyle mi bitecekti?"

    Başrollerde Kemal Kılıçdaroğlu ve yeni CHP saz ekibi!

    Şimdi ben dahil bu işin pis bir Amerikan oyunu olduğunu anlamayan salaklar gelinen noktaya bakıp da aptallığımıza bir kere daha yanıyoruz.

    Evet; önce bir kaset dümeni; Deniz’in bütün suyu çekildi. Kasetin nasıl bir fesatlık olduğu anlaşılmadı; Deniz de gereğini yaptı.

    Ardından sanki bir matahmış gibi, Karaoğlan benzetmelerinin aldatıcı yaldızı gözlerimize çekildi ve Kılıçdaroğlu sahneye arz- ı endam etti.

    İlk rüzgâr hepimizi sarhoş etmiş gibiydi; tamam işte bu adam, diyorduk göğsümüzü şişirerek.

    Artık bizim sahadaydı gericilerin kalesine atacağımız top.

    Oysa Amerika’da kapalı kapılar ardında kovboylar ellerini ovuşturuyorlardı; yâhu bu Türkler ne kadar da idiyot!

    Sonra birden balayı bitti. Bir de baktık ki CHP artık turist kamplarındaki bir animasyon ekibi.

    Habur kapısından PKK nın anlı şanlı girişi Tayyip padişahımızın oylarını deniz seviyesine indirmişti ki... CHP den Dersim olayı birden bire tarih sahnesine çekildi.

    Kürt isyanı oldu mu sana Şeyh Bedrettin destanı. (Nasıl da aptalca bir şaşırtmayla CHP kendi altını oyuyordu. Tarihler ileride şöyle yazacaktır mutlaka: Tayyip’e piyango vurdu.)

    Sanki Şeyh Said çomak sokmuyordu yeni kurulmuş bir Cumhuriyetin temeline... Türk varlığı tehlikede değildi; isyan edenlere hoş geldin diyecektik; buyurun, sizin olsun Güneydoğu; oturun gerine gerine...

    Sanki ülkeler kendi içlerindeki azınlıklar isyan ettiklerinde hemen onların bayrağını çekiyorlardı göndere.

    (Ha bu arada; o zaman bayrağımız yasaklı değildi; kutsaldı; hangi çılgın onu zincire vuracaktı; şaşardık. Şimdiki gibi bez parçası seviyesine inmemişti; ne zaman bayram, ne zaman bir sevinç ona koşardık, onu açardık.)

    Evet uzun sözün kısası: Kılıçdaroğlu ve Saz ekibi CHP yeni görünüme bürünmüş; Ak partinin taklidi; ucuz polemiklerin, kayıkçı kavgalarının as solisti olmuştu.

    Ak partinin oyları yüzde ellilere vuruyorsa bunda muhalefet bayrağını hep inik; en önemli zamanlarda bilinmeyen bir nedenle hep sinik duran CHP ve Kılıçdaroğlu’ nun rolünü artık kim inkâr edebilir ki?

    Deterjan reklâmı gibi; en zor zamanlarda CHP daha bir AK ediyor Tayyip'in partisini. Kirlenmek güzeldir diyor sanki; gel daha da kirlet siyaseti.

    Tayyip utanmasa çıkıp teşekkür edecek CHP'ye ama belki dangalaklıklarını anlar da düzelirler diye tutuyordur kendini.

    TÜRKİYE OLDU İSRAİL; PKK OLDU FİLİSTİN... SİZE DE YUH ANLAMINDA BİR AFERİN!

    Vee gelelim en son rezalete. En son parti ayıbına; en son partiye verilen en büyük zarara.

    İtiraz ediyorum; kimse aptallık anlamında bir söz etmesin artık o güzelim hıyara!

    Ve yeni CHP den bütün kovboyların özellikle Hillary’nin alkışını alan son numara.

    (Hillary nin alkışını almak çak yapmaktan daha iyidir; Davutoğlu’ na iki mars bir oyun anlamına gelir. )

    Beynini yeni açanlar için tekrar edelim: Yeni CHP Kürt mes'elesini Sosyalist enternasyonale götürmüş.

    Bu demektir ki Filistin neyse PKK o; işgâlci devlet İsrail neyse Türkler de o. Aklın bu dumuruna; zekanın bu işleyiş sorununa pes ve de bravo!

    Şaşkın ördek kıçından suya dalar der atalarımız. Şaşkın ördek bile bunların yanında pir ü pak kalır. Hiç olmazsa suda düzelir; kıçını kurtarır.

    Ya bunlar; nasıl bakacaklar her gün onca şehit veren bir halkın yüzüne. Sen teröristi mazlum milletler durumunda nasıl kabul edersin diye SORANLARIN gözüne. Yahu insan bu kadar mı ihânet eder özüne?

    Atatürk’e ihanet etmek moda oldu alıştık ama sizin ihanetiniz çok zor geliyor bize; yıkılıyor yılların inancı üstümüze üstümüze.

    Dahası Tayyip’ i alternatifsiz bıraktınız ya, şapşallık madalyasını o takmasa bile artık halk takmalı, kalbinizin olduğu yerde ot biten göğsünüze.

    Şimdiiii: Bundan sonraki Kılıçdaroğlu atağını da ben söylemeliyim artık ki insanımız şok olmasın birden bire.

    Bir sabah bakacağız ki Kılıçdaroğlu’nun eşi türbanı takıvermiş başına. Şaşırmayın; olmaz demeyin. Bal gibi olabilir.

    Sosyalist enternasyonale böyle bir mes'eleyi götüren adamdan artık her şey beklenir.

    Git sosyalist enternasyonale umutlarımızın yeni mezar taşı Kemal bey; Türk bayrağını bir de sen indir...

    Merâl GÜVENTÜRK

  • Misafir
    furkan yahyagil Cumartesi, 15 Eylül 2012

    Normal değil

    Sizin türk olmayanlara karşı bir hıncınız var.Bu normal bir şey değil.Halet-i ruhiyeniz de normal değil.

    Bir yardım alsanız,ne iyi olur.İyiliğiniz için diyorum.

  • Misafir
    Barbaros Yıldırım Pazartesi, 15 Ekim 2012

    Furkan Yahya

    Şerefsiz vatan hainlerini eleştirince ruh hali kötümü oluyormuş , ırkçımı olunuyormuş, yediği kaba s.....ları tenkit edince ayıpmı oluyormuş. Dünyanın neresinde olursa olsun bu gibi insanlara vatan haini denir ve soyu sopu kurutulur bir şekilde. Ama suçun en büyüğü her zaman olduğu gibi ordan burdan haram paralarla şişen basın yayın kurumlarımızındır böyle şerefsiz hainleri pohpohlayıp insanlarımızın kafalarını karıştırarak, kucaklarında oturdukları AB_D güçlerinin kıçlarını yalamaktan hiç geri kalmazlar. Teşekkürler Sayın Doksat, az bile yazmışsınız!..

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017