Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DAVRANIM BOZUKLUĞU

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 428 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar

Pek de sevimli olmayan bir psikiyatrik sorundan söz etmek istiyorum.

Davranım Bozukluğu

Davranım bozukluğunda temel özellikler, başkalarının temel haklarına saldırı, toplumsal değerlere ve kurallara uymamamdır. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların yaklaşık %20-30’unda Davranım Bozukluğu belirtileri görülür.

Şunlar varsa kuşkulanmak gerekir:

En azından bir teşhis ölçütünün son 6 aydır bulunması şartıyla aşağıdaki teşhis ölçütlerinden üçünün ( veya daha fazlasının) son 12 aydır bulunuyor olması ile kendini gösteren, başkalarının temel haklarına saldırıldığı yahut yaşa uygun başlıca toplumsal değerlerin, kuralların hiçe sayıldığı, tekrarlayıcı bir biçimde veya sürekli olarak görülen bir davranış örüntüsü:

İnsanlara ve hayvanlara karşı gösterilen saldırganlık

(1) Çoğu zaman başkalarına kabadayılık eder, gözdağı verir veya onların gözünü korkutur.

(2) Çoğu zaman kavga-dövüş başlatır.

(3) Başkalarının ciddi bir biçimde fiziksel olarak yaralanmasına neden olacak bir silah kullanmıştır (mesela bir değnek, taş, kırık şişe, bıçak, tabanca).

(4) İnsanlara karşı fiziksel olarak acımasız davranmıştır.

(5) Hayvanlara karşı fiziksel olarak acımasız davranmıştır.

(6) Başkasının göz önünde çalmıştır (mesela saldırıp soyma, çanta kapıp kaçma, göz korkutularak alma, silahlı soygun yapma).

davranım bozukluğu ile ilgili görsel sonucu

(7) Birisini veya daha fazla kişiyi cinsel faaliyette bulunması için zorlamıştır.

Eşyalara zarar verme

(8) Ciddi hasar vermek amacıyla isteyerek yangın çıkarmıştır (piromani).

(9) İsteyerek başkalarının malına mülküne zarar vermiştir (yangın çıkarma dışında).

Dolandırıcılık veya hırsızlık

(10) Bir başkasının evine, binasına veya arabasına zorla girmiştir

(11) Bir şey elde etmek, bir çıkar sağlamak veya sorumluluklarından kaçınmak için çoğu zaman yalan söyler (yani başkalarını “atlatır”)

(12) Hiç kimse görmeden değerli şeyler çalmıştır (mesela kırmadan ve içeri girmeden mağazalardan mal çalma, sahtekârlık).

Kuralları ciddi bir biçimde bozma (ihlâl etme)

(13) 13 yaşından önce başlayarak, ailenin yasaklarına karşın çoğu zaman geceyi dışarıda geçirmektir.

(14) Ebeveyninin veya onların yerini tutan kişilerin evinde yaşarken en az iki kez geceleyin evden kaçmıştır (veya uzun bir süre geri dönmemişse bir kez yeterlidir).

(15) 13 yaşından önce başlayarak çoğu zaman okuldan kaçmıştır.

B. Bu davranış bozukluğu toplumsal, okuldaki veya meslekî işlevsellikte klinik açıdan önemli derecede bozulmaya sebep olur.

C. Kişi, 18 yaşında veya daha ileri bir yaşta ise Antisosyal Kişilik Bozukluğunun teşhis ölçütlerini karşılamamaktadır.

Başlama yaşına göre 2 tipi vardır:

1. Çocuklukta Başlayan Tip

2. Ergenlikte Başlayan Tip


Davranım Bozukluğu 5-6 yaşlarında başlayabilir. Daha çok geç çocukluk veya erken ergenlik döneminde başlar.

16 yaşından sonra nadir olarak başladığı görülmüştür. Erkek çocuklarda görülme sıklığı biraz daha fazladır. 18 yaşın altındaki erkeklerde %6-16, kızlarda ise %2-9 arasında değişir.

Erken başlangıç Antisosyal Kişilik Bozukluğu, Duygudurum ve Kaygı bozuklukları riskini artırır. Neredeyse bütün ergenler zaman zaman kurallara uymama, otorite ile çatışma, yalan söyleme gibi davranım sorunları gösterebilirler. Ancak bazı ergenlerde görülen davranım sorunları süreklidir ve günlük hayatını etkileyen, diğer insanlar arasında ‘adının kötüye çıkmasına’ yol açan boyuta ulaşır.

Sinirlilik, gerginliği, korkuyu, şüpheciliği, dürtüselliği arttıran durumlar ve yargılama, gerçeği değerlendirme yetisi, özgüven ve empati becerilerini düşüren hemen her şey, bireyi şiddete yatkın hâle getirir.

Ayrıca ergenin sorun ve çatışma çözme, öfkeyi kontrol etme ve iletişim kurma gibi sosyal becerilerinin yetersiz olması, eğitim hayatının önemsenmemesi, ailede uygunsuz, tutarsız ve sert disiplin yöntemlerinin uygulanması, aile içinde çatışma ve şiddetin yaşanıyor olması, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının iyi olmaması, madde kullanımının olması veya depresyon geçirmesi davranım sorunları için önemli risk faktörleridir.

Suç kapsamına giren davranışlarda bulunma riskini arttıran etkenler arasında şunlar sayılabilir:

Toplumsal kuralları benimsememesi

Suç işleyen bir çevrede büyümesi ve bu tür davranışları yadırgamayan hatta onaylayan bir tutumun mevcut olması

Suç kapsamına giren davranışlara dair yanlış inançların olması

İsteklerinin gerçekleşmemesi durumunda tahammül düzeyinin düşük olması (acting out veya acting in) ve kendine zarar verme (otomutilasyon).

Fevri, aklına estiği gibi davranma eğiliminin hâkim olması (birincil süreç düşünce)

Madde kullanımı altında bu tür davranışların daha yapılabilir gözükmesi veya madde temin etmek için suç kapsamına giren davranışlarda bulunması.

Sapkın davranışlarda bulunan gruplarla ve çetelerle takılmak, sarkıntılık yapmak hatta ırza geçmek.

Davranım Bozukluğunda temel özellikler, başkalarının temel haklarına saldırı, toplumsal değerlere ve kurallara uymamaktır.

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu olan çocukların yaklaşık %20-30’unda davranım bozukluğu belirtileri görülür.

Davranım bozukluğu teşhis ölçütleri (DSM-IV-TR)

A. En azından bir teşhis ölçütünün son 6 aydır bulunması şartıyla aşağıdaki teşhis ölçütlerinden üçünün ( veya daha fazlasının) son 12 aydır bulunuyor olması ile kendini gösteren, başkalarının temel haklarına saldırıldığı veya yaşa uygun başlıca toplumsal değerlerin yahut kuralların hiçe sayıldığı, tekrarlatıyıcı bir biçimde veya sürekli olarak görülen bir davranış örüntüsü:

İnsanlara ve hayvanlara karşı gösterilen saldırganlık

(1) Çoğu zaman başkalarına kabadayılık eder, gözdağı verir veya gözünü korkutur. 10 yaşında bekâr bir erkek hastam boksör gibi annesini ve babasını dövüyordu; aynı zamanda Duygudurum Disregülasyonu Bozukluğu da vardı. Kan düzeyi azamide (13) tutularak karbamazepin, 5 mg aripiprazol ile düzeldi.

(2) Boğu zaman kavga-dövüş başlatır.

(3) Başkalarının ciddi bir biçimde fiziksel olarak yaralanmasına sebep olacak bir silah kullanmıştır (mesela bir değnek, taş, kırık şişe, bıçak, tabanca)

(4) İnsanlara karşı fiziksel olarak acımasız davranmıştır.

(5) Hayvanlara karşı fiziksel olarak acımasız davranmıştır (çoğunda da çocukken küfretme, sinkaflı konuşma, sineklerin kanatlarını yolma gibi sadistçe davranışlar görülür.

(6) başkasının göz önünde bir şeyler çalmıştır (mesela saldırıp soyma, çanta kapıp kaçma, göz korkutularak alma, silahlı soygun).

(7) Birisini veya daha fazlasını cinsel faaliyette bulunması için zorlamıştır

Eşyalara zarar verme

(8) Ciddi hasar vermek amacıyla isteyerek yangın çıkarmıştır.

(9) İsteyerek başkalarının malına mülküne zarar vermiştir (yangın çıkarma dışında).

Dolandırıcılık veya hırsızlık

(10) Bir başkasının evine, binasına veya arabasına zorla girmiştir

(11) Bir şey elde etmek, bir çıkar sağlamak yahut yükümlülüklerinden kaçınmak için çoğu zaman yalan söyler (yani başkalarını “atlatır”)

(12) Hiç kimse görmeden değerli şeyler çalmıştır (mesela kırmadan ve içeri girmeden mağazalardan mal çalma, sahtekârlık)

Kuralları ciddi bir biçimde bozma (ihlâl etme)

(13) 13 yaşından önce başlayarak, ailenin yasaklarına karşın çoğu zaman geceyi dışarıda geçirmektir.

(14) Ebeveyninin veya onların yerini tutan kişilerin evinde yaşarken en az iki kez geceleyin evden kaçmıştır (veya uzun bir süre geri dönmemişse bir kez)

(15) 13 yaşından önce başlayarak çoğu zaman okuldan kaçmıştır.

B. Bu davranış bozukluğu toplumsal, okuldaki veya meslekî işlevsellikte klinik açıdan önemli derecede bozulmaya neden olur.

C. Kişi, 18 yaşında veya daha ileri bir yaşta ise Antisosyal Kişilik Bozukluğunun teşhis ölçütlerini karşılamamaktadır.

Başlama yaşına göre 2 tipi vardır:

1. Çocuklukta Başlayan Tip

2. Ergenlikte Başlayan Tip


Davranım Bozukluğu 5-6 yaşlarında başlayabilir. Daha çok geç çocukluk veya erken ergenlik döneminde başlar. 16 yaşından sonra nadir olarak başladığı görülmüştür. Erkek çocuklarda görülme sıklığı biraz daha fazladır. 18 yaşın altındaki erkeklerde % 6-16, kızlarda ise % 2-9 arasında değişir. Erken başlangıç antisosyal kişilik bozukluğu, duygudurum ve kaygı bozuklukları riskini artırır.

Neredeyse bütün ergenler zaman zaman kurallara uymama, otorite ile çatışma, yalan söyleme gibi davranım sorunları gösterebilirler. Ancak bazı ergenlerde görülen davranım sorunları süreklidir ve günlük hayatını etkileyen, diğer insanlar arasında ‘adının kötüye çıkmasına’ yol açan boyuta ulaşır.

Sinirlilik, gerginliği, korkuyu, şüpheciliği, dürtüselliği artıran durumlar ve yargılama, gerçeği değerlendirme yetisi, özgüven ve empati becerilerini düşüren hemen her şey, bireyi şiddete yatkın hâle getirir.

Ayrıca ergenin sorun ve çatışma çözme, öfkeyi kontrol etme ve iletişim kurma gibi sosyal becerilerinin yetersiz olması, eğitim hayatının önemsenmemesi, ailede uygunsuz, tutarsız ve sert disiplin yöntemlerinin uygulanması, aile içinde çatışma ve şiddetin yaşanıyor olması, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının iyi olmaması, madde kullanımının olması veya depresyon geçirmesi davranım sorunları için önemli risk faktörleridir.

Suç kapsamına giren davranışlarda bulunma riskini arttıran etkenler arasında şunlar sayılabilir:

Toplumsal kuralları benimsememesi,

Suç işleyen bir çevrede büyümesi ve bu tür davranışları yadırgamayan hatta onaylayan bir tutumun var olması.

Suç kapsamına giren davranışlara dair yanlış inançların olması.

İsteklerinin gerçekleşmemesi durumunda tahammül düzeyinin düşük olması.

Fevrice, aklına estiği gibi davranma eğiliminin hâkim olması

Madde kullanımı altında bu tür davranışların daha yapılabilir gözükmesi veya madde temin etmek için suç kapsamına giren davranışlarda bulunması (alkol kullananlarda Selincro Tablet, mikropellet takılarak naltrexon pompası temini) ve düşük doz klozapin (100-300 mg arası) işe yarıyor. Epey hastam şifa buldu. Tabii ki düzenli lökosit sayımı yaparak…

Sapkın davranışlarda bulunan gruplarla ve çetelerle takılmak.

Bu tip hastaların bir kısmı varoşlarda hemşerim gettolarında ikamet edip, eylemlere karışıp kaçıyorlar.

Psikiyatra gelmeyi kabul edenlere mutlaka Karbamazapepin, Lityum veya Depakin gibi duygudurum dengeleyicileri ve düşük doz nöroleptik veriyoruz. Bunların hepsi düzenli laboratuar takibi gerektiren ilaçlardır.

Tedaviye riayeti ve uyumu çok bozuk olanlar firar edebiliyor, olmayanlarda ise hapse düşenler de oluyor.

Ülkemizde her gün şehit haberleri geliyor ve alınan tedbirler de ne kadar işe yarayacak bilmiyorum.

Tek endişem var, geçenlerde televizyonda anlattılar.

İncirlik’te iki adet ABD kontrollü Hidrojen bombası varmış!

“Aman itidalli olun” diyor ve bu kadarda kesiyorum.

 %C4%B0%C5%9Fte+d%C3%BCnyay%C4%B1+aya%C4%9Fa+kald%C4%B1ran+hidrojen+bombas%C4%B1

Kuzey Kore de attı bir tane!

Dünya nereye gidiyor?

Mehmet Kerem Doksat – Tarabya – 27 Nisan 2017 Perşembe

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017