Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DAVRANIŞLARIMIZIN KÖKENLERİ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3045 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Çağdaş anlayışla davranış bilimleri penceresinden baktığımızda her türlü duygu, düşünce ve harekî (motor) faâliyetin "davranış" olarak isimlendirildiğini görürüz. Yâni severken de, kızarken de, tefekkür ederken de, koşarken de "davranıyoruz".

Pekâlâ, bu davranışlar nereden gelmiştir?

Evrimsel açıdan bakıp filogenetik silsileyi takip ederek incelediğimizde, bunların yüz milyonlarca senelik adaptasyonlar sonucunda genomumuza yerleşerek tâ biz insanlara kadar uzanan bir devamlılık içerisinde, doğal ayıklanma-elenme ile ortaya çıktığını görürüz. Herhangi bir türün davranışsal örüntüsü büyük ölçüde doğuştan gelen genetik mirasla belirlenmiştir.

Bu mirasa günümüzde "filogenetik psişe" denmektedir.

İnsanoğlu doğduğunda, bâzılarının zannettiği gibi bir "tabula rasa" değildir.

Mizacımız ve arketipal ihtiyaçlarımız daha anne rahmine düştüğümüzde bellidir: Belli bir büyüme ve gelişme modelini takip edip 9. ayın sonunda doğacak, 1-2 yaş civarı yürümeye ve konuşmaya başlayacak, 11-13 yaş civarı bulûğa erecek, 25-30 yaşlarından itibâren negatif azot bilançosuna ve yaşlanma sürecine girecek, sonunda da 50 ilâ 100 sene civarında öleceğizdir. Bütün bunların ana hatları ve zamanlamaları, bu arada yapmamız uygun olan davranışlar "hardware"''de kodlanmıştır. Homo sapiens sapiens hâricindeki bütün hayvanlar bu kaderi alınlarına yazıldığı gibi yaşayıp terk-i diyâr eylerler.

Peki, bizim farkımız ne?

Mes'elenin dinî, metafizik veya mistik argümanlara pek açık ve nihâyetsiz boyutuna hiç girmeden, alın lobumuzun, amigdalamızın, beyinciğimizin ve gırtlağımızın muazzam inkişafının "farkında olduğunu farkında olan" bilinen tek tür olmak yegâneliğini ve farklılığını bize verdiğini söyleyebiliriz. Bu mucize, insanoğlunun en üst düzeyde soyut düşünce, tefekkür ve tefelsüf davranışlarını yapabilmesine imkân sağlamıştır. Yâni, "hardware" üzerine inşâ edilecek "software"''ler sâyesinde, kendi kendisini aşmaya muktedir, mecbur, hâttâ mahkûm olan tek canlı türü insandır.

O sâyededir ki hamtaşını yontup cilâlı taşa çevirerek arasından su sızmayan köprüler, katedraller, câmiler ve gökdelenler yapabilmiştir. Ve gene o sebepledir ki atom ve hidrojen bombaları, nötron çatapatları, "akıllı" füzeler imâl edebilmektedir.

Bunlardan hangisini tercih edeceği ise "software"''lerce tâyin edilir: Terbiye, görgü, tahsil, sevgi ve dayanışma dolu güven verici bir âile ve toplum ortamı. Âileden akrabalara, ulusaldan evrensele uzanan konsantrik sevgi halkaları. Ayrıca, pekişmeleri ve hayra hizmete devam edebilmeleri için, bu "software"''lerin güncelleştirilmesi ve geliştirilmesi, "antivirüs programlarıyla" bulaşıcı illetlerden muhafaza edilmeleri olmazsa olmaz bir zarurettir.

"Homo hominis lupus".

Şeytan da, melek de biziz; çünkü onlar varlığımızda mündemic olarak var.

Hâttâ, Hallâc-ı Mansûr'a "en-el Hakk" dedirten transandans da bizim ve biziz.

   En önemli, hâttâ tek vazifemiz önce insan olmak.

      O zaman, zâten Tanrı da oluruz, ayrı gayrı kalmaz.

Mehmet Kerem DOKSAT

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 23 Ekim 2017