Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DEPRESYONA FARKLI BİR BAKIŞ

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2831 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Hiç depresyonun insanın kendini aşabilmesi, tekemmülü için bir fırsat olabileceğini düşünmüş müydünüz?

Bir defekti düzeltmek her zaman yararlıdır, bir savunmayı ortadan kaldırmak ise genellikle zararlı. Meselâ, kişinin yaptığı bir hatayı müteakip gelişen çökkün duygudurumu hemencecik Depresyon olarak ele alıp ilâç tedavisine başlamak, onun adaptif savunmalarını kırarak, yanlışlıklarından ibret almasına engel olur. Komplike olmamış Yas tepkilerini "tedavi etmek" kişilere yarar değil zarar verir çünkü kaybedilen nesnesiz yaşamayı öğrenme süreci kırılır.

İnsanın biyolojik ihtiyaçları ile modern toplumsal yapılar arasındaki çelişkiler psikopatolojiye zemin hazırlıyor. Modern toplumda güçlü bir şekilde işlev göstermek için, hastaların karşılıklı özgecilik temelinde güçlü ve güvenilir bağlanmalar geliştirmeye ve kişiler arası ilişkilerde yaşanan problemleri aşabilmek için karşılıklı diğerkâmlık sistemindeki defektleri aşmaya yönlendirilmeleri gerekmekte.

Depresif durum insan organizmasının kalıtsal davranış repertuarının arketipal bir parçası; toplumsal yarışmayla ilişkisi açısından, bir kaybetme veya alçalma stratejisi. Kaybetme stratejisine adapte olmak, üretime yönelik kaynaklardan vazgeçmek anlamına geliyor ki, bu da diğerkâmca davranışa (altruism)  denk düşüyor.

Bu anlamda depresyon 1) Bireyin rakiplerine ve üstlerine karşı saldırganca davranmasına engel olarak daha da zarar görmesini engelliyor; 2) Onu tekrar yarışma alanından itmeye çalışan yakınlarına eylemsizlik ve rakiplerine "tehdit yok" mesajı veren iletişim işlevi görüyor; 3) Bireyi kaybetmeyi kabûllenmesine yardımcı olan "zihin durması" durumuna sokan ve "gönüllü teslimiyeti" kolaylaştırıyor. Bu üç işlev, kaybetmeye neden olan durum hangi durumsa, onun sonlanmasına yardım ediyor. Eğer gönüllü teslimiyet herhangi bir nedenle durursa, süreç uzayıp klinikte kendini depresyon hastalığı olarak gösteriyor. Depresyon, kaybetme davranışının ritüel formu şeklinde görülen geçici psikolojik kapasitesizlik durumu ve kazanana tevâzu işareti verirken, kaybedeni de fiziksel hasardan koruyor.

Mücadele yeteneği ve gücü kaynak tutucu potansiyel (KTP) olarak adlandırılıyor. Boyut, kuvvet, beceri, geçmiş başarılar, silâhlar ve müttefikler tümü KTP'nin artmasını sağlamakta. KTP'ler karşılaştırıldığında tesbit edilen fark rölatif kaynak tutucu potansiyel olarak kavramlaştırılıyor ki, bunun insanlardaki karşılığı "özgüven". Bu anlamda depresyon düşük özgüven stratejisi olarak da adlandırılıyor. Kapasitesizlik depresyonun temel işlevsel özelliği. Bu da törenleşmemiş mücadelelerde kaybedenlerde görülen fiziksel hasarın ritüelik ikamesi olarak görülüyor.

Bu hipoteze göre depresyonun tedavisinin beş opsiyonu var:

1) Çatışmalar görüşme ve uzlaşma ile çözümlenebilir;

2) Hastaya kavgayı kazanması için yardım edilebilir ve bu kendine güvenin yükseltilmesi anlamına gelir;

3) Hastaya durumunu kabûl etmesi yönünde yardım edilebilir.

4) Hastanın, hem zihinsel hem de fiziksel anlamda, mücadele ortamını terk etmesi sağlanır.

5) Yarışılan kaynakların hasta için anlamı tekrar değerlendirilerek, onlara atfettiği önem azaltılabilir.

6) Yasla Majör depresyon arasındaki fark tespit edilir.

7) Minör adaptasyon kusurları hemen tedavi altına alınmaz ve beklenir.

8) Gurur, kibir, hâddini bilmezlik gibi şeylerden uzak durulması sağlanmış olur.

9) Herkesin kendi hiyerarşisini, toplumsal sırasını öğrenmesi sağlanır.

10) Egoizmle egosentrizm farkı belirginleşir. 

Mehmet Kerem DOKSAT

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 17 Ekim 2017