Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DEVLETLÛ GENE HAYKIRDI

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2013 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Devletlû'da tam bir dezinhibisyon başladı. Herkese, her şeye, her makama hâddini bildiriyor, bağırıp çağırıyor, kâdir-i mutlaklık hissi içerisinde "kanun mu, çıkarırız; anayasa mı, değiştiririz diyor da diyor.

Cemâlinden celâli akıyor. En son incileri bir özetleyeyim.

***


Medyaya: Bu ülkede, milletin kılığıyla kıyâfetiyle kimsenin uğraşma hakkı yok. Olmamalı. Bu, insanların, vatandaşların bireysel tercihidir. Bırak, bireysel tercihi olarak nasıl giyiniyorsa öyle giyinsin. Sen ne karışıyorsun buna. Bu "din ve vicdan özgürlüğüne girmezmiş. Ne özgürlüğüne girer? Bizim önümüze ikide bir Anayasa'yı çıkartmasınlar. En az onlar kadar Anayasa'yı biz de biliriz.

Bu lâflardan ne anlam çıkar? Şu: Ben (biz dediği) herkesten ve her kurumdan daha iyi bilirim her şeyi. Anayasa filân bağlamaz beni.

Yargıtay Başkanı'na: Bu ülkede eğer kuvvetler ayrılığı varsa, bu ülkede yasama, yürütme ve yargı erki birbirine müdahale etmeyecekse, herkes yerini, konumunu gâyet iyi bilmeli. Kimse yasama, yürütme organının üstünde kendini göremez. Özellikle de kimse ihsâs-ı reyde bulunamaz. Yargı makamı ihsâs-ı rey makamı değildir. Onlar da görevini, Anayasa'nın tâyin ettiği şartlar içerisinde yapmaya mecburdur. Demokratik hayatın temel unsurları olan siyasî partileri baskı altına almaya kimse gayret etmesin. Bizim gâyemiz Türkiye'yi, Atatürk'ün ifâde ettiği muasır medeniyet seviyesine çıkarmak. "Battık diyenler, şimdi sermayeler katlandı diye mi bu tür başlıklar atıyorsunuz? Biz yüzde 47 tevâzuumuzu 22 Temmuz akşamı yaptığımız konuşmada gösterdik. Özgürlüklerle ilgili gereken adımları atacağız.

Tevâzua bakar mısınız? Cevabı Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Yekta Güngör Özden veriyor ve türban tartışmaları başladığı zaman "Savcılar nerede?" diye bir açıklamasının olduğunu hatırlatarak, "dediklerim doğruymuş, savcılar ortaya çıktı" diyor. Yargı kurumlarının tartışma ortamı içine girmeyeceğine işâret ediyor ve ekliyor "yargı kurumları üzerlerine düşen görevleri yapar. Kararlarını verir ve son söz yargınındır. Herkes de buna uymak zorundadır. Siyasetçilerin yargı kararlarına ve yargının kendilerini denetlemesine katlanması gerekir. Asıl yerini bilmesi gereken de Başbakan'ın kendisidir". Erdoğan'ın "yargı makamı ihsâs-ı rey makamı değil. Onlar da makamlarının gereğini Anayasa'nın tâyin ettiği şartlar içerisinde yapmaya mecburdur" şeklindeki açıklamalarını da eleştiren Özden şunları ekliyor: "İhsâs-ı rey önceden görüşünü açıklayarak vereceği oyu belli etmek demektir. Dolayısıyla ihsâs-ı rey yargıçlar içindir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı için geçerli bir şey değildir. Eğer Anayasa Mahkemesi önüne bir dava gelmeden görüşünü açıklamış olsaydı ihsâs-ı rey olurdu. Bu açıklaması Erdoğan'ın bu konularda bilgi yoksunu olduğunu ve demokrat olmadığını gösteriyor. Gündem değiştirerek yapacakları tehlikeli şeyler için halkı kandırıyor.

Rektöre: Rektör (Giresun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Metin Öztürk'ü kastediyor) çıkıyor, darbe çağrısı yapıyor. Kimsin sen ya, sen önce yerini bil! Otur oturduğun yerde. Sen rektörü olduğun üniversitede, yavrularımızı en iyi şekilde yetiştirmekle mükellefsin. Orduya akıl verme, ordu ne yapacağını senden çok daha iyi bilir.

Üslûba, hitap tarzına bakar mısınız?

Prof. Dr. Osman Metin Öztürk'ün başına yakınlarda bir şeyler gelmesine maâlesef hiç şaşırmayacağım.

Herkese bağırıp çağırıyor, "sen diyor ve sürekli olarak tehdit ediyor. Ne yapacağını söylemiyor şimdilik mâhut tehditlerinde ama tırmanan terör, ekonomik adaletsizlik ve alenî kadrolaşma ile bunun ne olduğunu sezinlemek zor değil! Diyor ki "herkes yerini ve konumunu bilsin, çok haklı bu hususta.

***


Bu arada Ahmet Türk "Ankara'yı, Parlamento'yu bir çözüm yeri olarak görmeseydik bugün parlamentoda olmazdık diyor. DTP milletvekili Sebahat Tuncel ise (hani şu PKK üyeliğinden dolayı hapiste iken milletvekili seçilen hanımefendi), klinik psikologlukla sosyal psikiyatrlık arası bir tahlilde bulunarak, "Türkiye'de ciddi bir bölünme fobisi ve korkusu olduğunu söylüyor. Sonra da ekliyor: "Bölünme korkusuyla halkların en küçük kültürel taleplerinin bile terörize edildiğini, bu korkunun devam etmesi ve demokrasi, özgürlük ve eşitlik gibi hakların sağlanmaması durumunda yarın o korkulan bölünmenin de gerçekleşebilir. Yâni aslı astarı yokken, bizler paranoyak paranoyak korkuyoruz; korkmazsak memleket gülfidanlık olacak!

***


Bu arada, YouTube'a erişim yasaklanıyor. Gerekçe Atatürk'e hakaret eden videoların kaldırılmamasıymış. Yâhu, buna inanacak saflar mutlaka çıkar ama sanırım ki pek azınlıktadırlar. Bu web mekânında gerek Devletlû'nun gerekse partisinin içyüzünü, Nurculuğu ve Fethullahçılığı, tarikatçılığı ve memleketin nasıl işgâl edildiğini anlatan videolar o kadar bol ki! Esas hedef onlar.

Neyse, elçiye zevâl olmaz, Türklüğe sövmek serbestken, HabermaniA'dan gelen YouTube'a erişim yolu mesajını aynen aktarmakta beis görmüyorum:

<< YouTube'a erişmek için http://anonymouse.org/anonwww.html adresini kullanarak engellenmiş olan sitenin adresini oradaki adres satırına girin ve "enter tuşuna tıklayın... Veya adres çubuğuna yasaklı sitenin adını yazmak yerine, IP adresini (numarasını) yazarak engellenmiş siteye ulaşabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantı http://www.youtube.com 'un IP adresidir:

http://208.65.153.253/

Tıklayın; YouTube karşınızda.

Kolay gelsin.>>

***


Merhum Hrant Dink'in cenazesinde polisler taşlanıyor, "kaatil devlet diye bağırılıyor.

Devletlû fırça atıyor. Gülümüz gülümsüyor. Vakıf üniversitelerinde muazzam kadrolaşma var ve devlet üniversiteleri alenen "bitiriliyor. Yakında o rektör zâten -en azından- işsiz kalacak ve sesi soluğu duyulmayacak...

Haydi, vallahi de billâhi de kolay gelsin.

Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat / İstinye / 20 Ocak 2008 Pazar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017