Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DEVLETLÛ'NUN OSMANLI TOKADI!

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2478 kez okundu
  • 0 yorum
  • Yazdır

Yâhu, Türkiye'de hiç de azımsanmayacak sayıda Arap menşeli vatandaşımız yaşadığına göre, Devletlû'nun tribünlere oynaması kendi açısından iyi tuttu da.

En son olarak hızını alamayıp "aslında Moderatör Ignatus'u fena hâlde döverdim ama yapmadım" demeye getiriyor.

Yapma etme sevgili Başvekilim; bu işin Putin'i, Obama'sı, Arap şeyhleri filân var. Vallahi, Allah (cc) korusun, seni nakavt ederler. En son ata bindiğinde düşmüştün, o zamandan beri spor yaptığın yok. Oysa Putin her gün 2 saat Judo antrenmanı yapıyor, Obama ise sırım gibi ve çok iyi tenis oynuyor.

Arap şeyhinden ise aman uzak dur! Adamın otuz (30) karısı var; onlara gücü yeten Arap'ın ne yapacağı belli olmaz. Agresyonla seksüalite iç içedir, bir madalyonun iki yüzü gibidirler.

Hani demem o ki, başka Devletlû'muz yok, bir de el-âlemden dayak yiyip dünyaya iyice rezil olmayalım! Bakın, Gülümüz ne kadar monşer (diplomatik).

***

Bu arada The Wall Street Journal'da neşredilen imzasız başmakalede "Erdoğan's Chuzpah başlığı atıldı. Bu kelime İbranice ve küstahlık demek, akabinde de "Türk Başbakan sahneyi tepinerek terk etmeden önce Peres'e mecazî olarak ayakkabı fırlattı" dendi. Akabinde de 30 bin kişinin öldüğü mücadelede PKK'nın şimdilik büyük kentlere füze yağdırmadığı ama Hamas veya Hizbullah'tan bunu da öğrenebileceği sopası gösterildi. The Wall Street Journal ABG'nin ekonomi gazetesidir. Makalenin kalan kısmında da Ortadoğu'daki iki müttefik ve dost ülkenin İsrail ve Türkiye olduğuna işaret edildi; yâni Türkiye'ye bir çizik atılmasının Ân mes'elesi olduğu hatırlatıldı.

Herkes bu işlerin çok plânlı ve programlı olarak yapıldığı kanaâtinde ve Türkiye'nin rotasını Ortadoğu'ya çevirdiğini düşünüp, bu minval üzere tefekkür ediyor. Fakirin kanaâti ise, Devletlû'nun içgörüsünü gittikçe kaybetmekte olduğu, özdenetimini gittikçe yitirdiği, pot üzerine pot kırmakta olduğudur. Nitekim onun darmadağın ettiklerini toparlamak için Monşerler (diplomatlar) çırpınıp duruyor. Hamas ile PKK'yı aynı kefeye koyacak keferenin yârın bu yaptıklarının acısını bizden fena hâlde çıkaracağından ne yazık ki eminim. Ne diyordu The Wall Street Journal: PKK'nın şimdilik büyük kentlere füze yağdırmadığı ama Hamas veya Hizbullah'tan bunu da öğrenebileceği! PKK'yı da, Hizbullah'ı da uzaktan çomakla oynatan ABG olduğuna göre, bu alenî tehdidi nasıl görmez? Hâlihazırda büyük şehirlerin tamamı Kürt işgali altında. Genel Kurmay'a, Polis Merkezi'ne atılan havan bombaları çok acemiceydi ama bir sonraki öyle olmaz, olmayacaktır.

İsim babam rahmetli Peyami Safâ "Türk İnkılâbına Bakışlar" isimli eserinde "Arab'ın devesine binmektense, Garb'ın trenini tercih ederim" demişti. Osmanlı'yı arkadan vuranlar arasında o sözüm ona din kardeşlerimiz yok muydu?

Bakın, realiteyle senaryoyu güya karıştıran densiz yüzünden Avrupa Parlamentosu'na Rum'dan yol açıldı. Allah bilir başımıza ne çoraplar örecekler. Densiz ve terbiyesiz bir tiyatrocu müsveddesinin dahi yaptığı nelere yol açabiliyor, görüyorsunuz.

Ama bir başbakanın yaptıkları, ettikleri, sözleri ise koskoca memleketi bağlar!

Zâten canımıza okumak için her türlü hayâsızca işi umursamazca yapıyorlar, çok temkinli ve dikkatli olup, kendi iç dinamiklerinin bozulmasını ve birbirlerine düşmeklerini beklemememiz icap ederken, herkesi döveceğini vehmeden bir ergenin hataları yüzünden insanlarımızın ıstırap çekmelerini istemiyorum.

Onun yaptıklarını bâzı köşe yazarları ve yandaş medya aslında hiç de hazzetmedikleri Mustafa Kemâl Türkiyesi'ne dönüş olarak değerlendiriyorlar. Daha dün Türkiyelilik diyen Başbakanımız'ın gerçekten de milliyetçi istihâleye uğradığına inanıyorlar bunlar.

Atatürk inkılâpçıydı, lâiklik ve milliyetçilik olmazsa olmaz düsturlarıydı. "Yurtta sûlh, cihanda sûlh" derken, haysiyetli ve vakur bir Türkiye'nin muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması, bunu yaparken de âzami özeni göstermesi anlaşılmalıdır. Durduk yerde ona buna çatmak sâdece mahvımıza sebep olur. Şu anda "Türkiye itibârı ve saygınlığı(!) yüksek, icabında fırtınalar koparan, herkesin hürmet ettiği bir ülkedir" filân diyor, gençlere de fırça atıyor arada (14:14).

   Îtidâl ey Devletlû'm,

      Allah Kitap aşkına!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 04 Şubat 2009 Çarşamba

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Salı, 20 Şubat 2018