Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DİN, İNKILÂP, İRTİCA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 3699 kez okundu
  • 1 yorum
  • Yazdır

Sevgili Mekâncılar,

Bu sefer çok eskilerden ve Kur'an-ı Kerîm'den örneklerle, bâzı tarihî olguları paylaşmak isterim.


Burada ilk birkaçından sonra, kaynaklara değinilmeyecek olabildiğince elimin ulaşabildiği, kütüphânemdeki eserlerden iktibasta bulunacağım...

Merhum Peyami Safa demiş: ORDU: MUHAFAZAKÂRLAR ve MÜRTECİLER (Ergun GözeNevzat KÖSOĞLU. ÖTÜKEN YAYINEVİ İSTANBUL).

Her millet inkılâbını kendine göre yapar. İnkılâplarını Ordu yapmıştır ve ASKERCE yapmıştır.

1908 Meşrutiyet inkılâbı, 1923 MİLLİYET İnkılâbı, 1960 Milliyet ve Hürriyet İnkılâbı Ordunun erleridir. Fakat bu şuur onun inkılâpçılık ruhunu dondurmaz, bilâkis tarih köklerine bağlar, yaratıcılık hamlesini hızlandırır.

Sathî bir bakışa mütenakız görünen bu iki vasıf, muhafazakârlık – inkılâpçılık birbirinin tamamlayıcısıdır. Her varlık, var olabilmek için kendi özüne sadık kalmaya, hem de değişmeye mahkûmdur.

Mürteci, muhafazakârın soysuzlaşmış tipidir. Zamanın üç buudunu kavrıyan muhafazakâr, milletinin üç buudunu kavrıyan muhafazakâr, milletinin ruhu gibi ebedilik plânındadır.

Her inkılâp, yıkıcı olduğu nispette olduğu için, geçmişi geleceğe bağlıyan köprüyü geçmek istemez.

Devam edelim hülâsâya...

Satanistler (bkz. La Vey) ise sözüm ona çok dürüsttür ve Şeytan olmasa, Tanrı'nın bulunamayacağını öne sürerler ki, bu iddia sebebiyle kendi kızıyla yatmakta da beis görmemiştir bu adam!

Kendilerine göre iç-tutarlılığı pek yüksek bir ahlâk düzeni yâhut anlayışları olduğu söylenebilir Satanistlerin...

Fazilet, dürüstlük ve sadakât gibi şeyleri savunurlar ama onlar da kedi, köpek, horoz gibi hayvanları keserken, Satanist âyinler yaparlar...

Ne sapkınca, hâttâ sapıkça!

Aslında Şeytan bir sembol ve ontolojik varlığı yok ama her yerde mevcut!

Demek ki o hep tepede, ortada, altta, üstte, her yönde; tıpkı God, Zeele, Spirit veya Cehennem, Cinnet... gibi (hepsi cin'den gelmekte.

Cin ise setredilmiş, bilinemeyecek kadar saklı demek Arapça'da...

Tayyi-mekânla Venedik'e uçtuk ve her tarafın hâtıralarla dolu olduğunu görüyoruz.

Birazdan gondollarla dolaşacağız bu kadim şehirde ve çok şey birer deja -vu gibi olacak, biliyorum ama bu da Neslim'in ilk ziyareti buraya...

Gondollarla kanallarda binip dolaşıp, muhteşem bir de Yeni Yıl Konserine gideceğiz. StrausMozartPuccini, Segovia, Bach, Mozart, Puccini… hep burada.

Binamız çok eski hâttâ kadim ve tam da Osmanlı'nın eserlerine yakın mesafede. Muhtemelen şampanya da patlatacağız onların ve havarilerin huzurunda!

Sabaha karşı Nostalji başladı.  

Pathique bir fenomen, Minkowksy'nin yazmış olduğu gibi...

Sadrettin Konevî Vahdet-i Vücud ve esasları isimli eserinde en-Nusus fî

Tahkiki ve Tavri'l Mahsûs eserinde de Vahdet'in temellerini anlatır.

İz Yayıncılık, İstanbul, 2012.

Bir nev'î vahdet yaşadım bu eserleri yaşarken.

Kızım tam da Yılbaşında aramak zarafetinde bulundu, zâten artık ben aramayınca pek aramıyor çünkü çok çalışıyor... 

Döndüğümde öğrenebildim ki, o da Ömer bahsedince, Facebook'unu bir süreliğine açmış ve meğer parmağını kırmış.

Günümüzde bunlar pek normal ve kızmamak şart!

Artık çok büyüdü ve sanırım annesiyle de koalisyonunu kurdu...

Ben de onlardan haber alınca aradım yılbaşında epey kafa çektiğini öğrendim, keyfi yerindeydi...

Artık benim hayatımda Öğleden Sonra başlıyor, belki de akşam vakti ve sağlık sorunlarıyla başa çıkma, ayakta kalıp daha çok mücadele edip, derslere, muayenehâneye ve derslere ağırlık verip koşuşturma vakti.

Mâzide kalıp kendime acınmanın veya yaşlılıktan yakınmanın âlemi yok.

Bu arada, Asım Dayım Ankara'da idi ve seksen beşini idrak etti.

Onunla bir video konferans yaptık.

 

Bunu da Facebook'a yerleştirdik.

Onun hâlâ hayat sevinci yerinde ve "Ne Yapabilirsen Şimdi Yap" diye şarkı söyledik...

Bu sabaha karşı da İlâhiyatçı Ahmet Onay aradı, Sarıkuş Ailesi de yıl başımızı kutladı; Hepsi şifaiyapmış, en azından şimdilik...

Hepsi iyiymiş...


Gerçek Konser...

Bu muhteşem musikî ile Itrî arasındaki fark ne?


Birkaç saat evvel, yâni geçen sene Mahmut Âli Meriç aradı.

Fransa'dan dönmüşler, belki gideceğiz Neslim'le.

Bu Noel de, diğerleri gibi, saadet ve keyif için tesis edilmiş bahaneler...

Bakalım kendileri, çocuklar, torunlar ne âlemdeler...

Gene viyolonsel çalıyorlar mı, Ümid Meriç'i de görebilir miyiz?

Nasip meselesi tabii ki.

Tuh, yanımda gitar da yok; biri İzmir'de, öbürü evde...

Kalamış'taki eski günler, Minür Nurettin gibi...


Bakalım ne aziz anıları (hâtıraları) paylaşacağız. Çok zor günler geçirmişlerdi İÜ Çapa TF Cerrahi AB'da...

Meğer ikisi de 70'ini geçmiş, dün kavuşup sohbet etik. Merhumu yâd ederken biraz buruk ama o derecede de keyifliydik.

Mahmûd Âli Meriç Ağabeyim de, Aynur Ablam da her zamanki gibi asil, mütevâzı ve mükrimdiler...

Bizi bir İzmir usûlü balık lokantasında ağırladılar ama hiç kimse içki içmedi.

Tatlı bir sohbeti müteakip ayrıldık ama maalesef Ümid Hanım'la sâdece telefonla konuşabildik.

Analayabildiğimiz kadarıyla, Cemil Meriç gibi bir dehânın belgeseline dahi biraz kırpma yapılmış!

Zor günlerde yaşıyoruz ve yaşlanmak da keyfini kaybetmekte!

Mehmet Kerem Doksat - Tarabya - 03.03.2015 - Sıkıntılı Zamanlar

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Baysungurozan Pazartesi, 05 Ocak 2015

    Sembollerin Tarihi

    Hocam kainat yaşayan bir varlık, her şey iç içe, iyilik ve kötülük her yer de...Melek de Şeytan da insanla doğmuş, kutsak metinler de insanla geldi ve insanla yaşayacak...Şeytan, Melek, God, Spirit, hepsi içimiz de...Selam ve sevgi ile kalınız...

    MKD: Sağ olun sevgili dostum...

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazartesi, 28 May 2018