Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DİNÎ İNANÇLAR PANİK HASTALIĞI'NA İYİ GELİR Mİ?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 2272 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Depresyon ve Anksiyete Bozuklukları Dergisi'nin (Journal of Depression and Anxiety) 2006 senesindeki 23. sayısında ilginç bir araştırma makalesi var. Kanada'dan bir psikiyatr grubu (Bowen R, Baetz M, D'Arcy C) Panik Bozukluğu (PB) olan ve kognitif davranışçı psikoterapi (KDT) uygulanan 56 hastadaki dinî inancın kişisel önemini, idrak edilen stres düzeyini, kendine saygı ve hâkimiyeti ve kişilerarası yabancılaşmayı ölçmüşler. İnancı güçlü olan grubun idrak edilen stres düzeylerinin anlamlı derecede daha düşük olduğunu bulmuşlar ve bunu da şöyle yorumlamışlar: Din, idrak edilen stresi azaltmak sûretiyle, psikiyatrik âraza iyi gelmektedir.

Nitekim Kinik Psikoloji Dergisi'nin (Journal of Clinical Psychology) tâ 1998'deki 51. sayısında yer alan Trenholm P, Trent J, Compton WC imzalı çalışmada 60 kadını üç gruba bölmüşler: 1) PB olanlar, 2) Başka bir psikiyatrik sorun için psikoterapi görenler, 3) Hiç arazı bulunmayanlar. Sonuçta, dinî inançlar açısından kafası karışık ve dehşetengiz beklentileri olanların PB grubunda çok daha yüksek oranda görüldüğü ortaya konmuş. Hiç de şaşılası değil; hâttâ "bu insanların işi gücü yoktu da mı bunu araştırdılar; haydi öyleydi, derginin makale sıkıntısı mı vardı ki yayınladı diye aklına gelmiyor değil insanın! Başka ne çıkabilirdi ki?

***

İmdi, bu çalışmaların yayınlanmasından önceki hakemi ben olsa idim, o kadar çok şeyi sorgulardım ki. Öncelikle hangi dinin (hâlen dünyâda bilinen 5000 civarında din var) hangi mezhebinin hangi tarikatının hangi liderinin hangi dinî mesajları koruyucu veya felâket beklentisi yaratıcı imiş?

Korkutucu, ürkütücü bir yaklaşım mı yoksa sevecen, barışçıl bir din empozisyonu mu mevzû-u bahis? Teorik olarak ikisi de hem koruyucu, hem zararlı olabilir. Bunu kendi pratiğimizde de sıkça görüyoruz. Sevecen ve güzellikle yönelimle inanılan "dinin" en azından nörotik hastalıklarda, hâttâ psikozlarda terapistin işini kolaylaştırıcı etkilerinin yanı sıra, tam aksi şekilde "çarpılma, Cehennem ateşinde cayır cayır yanma, azâba ve ilâhî gazaba uğrama" temalarının yönelimiyle dindar olanlarda bu iş tam tersine kötü yönde etkiliyor! Bu bile karmaşık; meselâ bu tür ürkütücü inançları olanlarda inancın intiharı önleyici tesiri de var!

Konuyu memleketimize taşırsak, acaba bunun cevabı ne olurdu? Sanırım çok farklı gruplarda yapılacak çalışmalar çok farklı, hâttâ çelişen sonuçlar verirdi.

En doğrusu, logoterapide olduğu gibi, terapistin sâdece hastanın kendi inanç sistemlerini, o da eğer gerekiyorsa ve faydalı olacaksa, dozunda bir şekilde devreye sokmasıdır. Yoksa işi bir Yeniçağ dini hâline döken aşırı Jungian terapistlere (!) benzemek riski var.

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 12 Ocak 2008 Cumartesi

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Pazar, 20 Ağustos 2017