Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DİNLER NE DİYOR Kİ BİZİMKİ NE SÖYLESİN?

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 1643 kez okundu
  • 0 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Bu yazımı tamamen çala-kalem klavyeye alıyorum. Son hücumlardan ve felâketlerden

sonra (isim zikretmeyeceğim) hemen herkeste “İslâm bu değil” tepkisi başladı. 

Gerek bizimki, gerekse diğer bütün İbrahimî dinlerde ve inanç sistemlerinde, müçtehidlerin tefsirlerinde, hiç tereddütsüz bir şekilde, diğerlerini “ötekileştirmek” ve kutsal addedilen değerler uğruna diğerlerini ortadan kaldırmak vaatleri vardır ve hepsinde de bir Son Nihâî Savaş (Armageddon veya her ne ise) mesajı verilir.

Din isimli, tamamen insan yapısı olan müessesenin bundan arınmış olanları arasında belki de “İlkel” dediklerimiz yer alır ve bunlar arasında da "Animizm, Animalizm, Totemizm” gibiler var.

Bushman denen küçük adalar ki, bunlar insanın ilk doğduğu yerde yaşamaktalar. Çok sevdiğim bir Coca Cola şakası olan filim vardır: "Tanrılar Çıldırmış Olmalı" diye...

Bunu okumalarını sıklıkla da hastalarıma, yakınlarıma okumalarını salık veririm. Konu basittir, küçük siyah adam yâni Afrikalı, en hakiki Öz Atamız, tepesine düşen Cola kutusunun peşine düşer ve hiciv dolu sahnelerde, onun dünyanın uçaktan düşen bu şeyin "kutsal" olduğuna inanarak, başlar peşinden koşuşturmaya. 

Bunlar hâlâ şu yaşlı mavi dünyamızın Doğu denen kısımlarında hükümlerini sürdürmekteler...

Şaşkına dönen Afrikalı bir yere, bir de semâya bakar ve "tanrılar çıldırmış olmalı" diye düşünür.

İlkellikle suçlanan bu kişiler belki de en güzel dine sâhiptir çünkü, tanrıları bir adet Cola kutusudur sâdece!

Tabii, buna bir anlam veremez ve onu mabut olarak idrak eder (algılar) yeni Türkçesiyle...

Zavallı Küçük Siyah Adam tamamen büyüsel düşünmekte ve dünyayı da öyle görmektedir.

Başlar peşinden koşmaya...

Yukarıdaki uçan cismi, pek muhtemelen, bir UFO zanneder, Cola tenekesini de bir "tâltif" yâni hediye...

Aslında Sömürgeciliğin bir simgesidir bu  ve onu tanrı zanneder ve o da, aslında, kendisi bilmeden ABD'nin tepesine attığı bir semboldür.

Tapınılması istenen emperyalizmin teneke kutusudur desem yanlış mı, ne dersiniz?

Zâten hepsi aynı kapıya çıkar: Çok eskiden okuduğum bir kitap var: Votka Cola.

Pepsi veya Cola....

Hepsi de kokain ihtiva eder. Ayrıca da karbonik asid, şeker ve tuz.

Çok içilince de, mideyi zımba gibi deler!

Dinler güzel şeyler, bu bir vâkıa ama onların bâtınî yâni ezoterik yönünü görebilirsek.

Bunları ise ancak birtakım sufi ve gönül gözü açık kişi, diğer adıyla belli bir gönül gözü açıklığına kavuşabilmiş eşhâs bize verebilmekte.

Yoksa ikra, yâni "oku" emrini bol okuyup kendini geliştirerek Âdemoğluna ve kâinata en büyük hizmet olarak görmenin kıymeti anlaşılamaz, değeri ise hiç bilinemez gibi gelmekte fakıyra.

Bilmem okuyucu ne der acaba...

Din, Mâbud ile inanan arasında güzel bir köprü ama hepsi o.

Bir gâye hâlini alınca tehlikeli olabiliyor.

Neticede (İbrahimî) olanların hepsinin de bir olumlu, bir de menfi yönü bulunabilir...

Hele meallerden hareket edilince.

Bilhassa İslâm'da bu çok belirgin ve meselâ Emralı'nın yazdığını Yaşar Nuri beğenmiyor, onunkini başkası.

Ben de Kur'ân Arapçasına vâkıf değilim ve nakiller ve tefsirler arasında şaşırıp kalıyorum.

Anlayabildiğim kadarıyla, çoğu din yâni Dünya Görüşü, âdemin şaşmasıyla şaşırıp kalması arasındaki nüansa dikkat çeken öğütler ve birer Valthenshaung.

Bu da onların içindeki yönü görebilenler için Hakikat'e açılan kapı sonsuz.

Satanizm gibi olanları ise hem çok iç-tutarlılığı olan ama Sapkın şeyler çünkü şeytan'ı, -hâşâ- Allah'la aynı, hâttâ üstün görmekteler. (la Vey, ABD).


0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Bu yazıya henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olun.

Yorumunuzu bırakın

Misafir Çarşamba, 20 Eylül 2017