Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

DR. MUSTAFA MERTER VE HOMOSEKSÜALİTE HAKKINDA

Posted by on in Genel
  • Yazı boyutu: Daha büyük Daha küçük
  • 10343 kez okundu
  • 2 yorum
  • Bu yazıya abone ol
  • Yazdır

Geçenlerde HABERTÜRK’te homoseksüalite, biseksüalite ve bunların “tedavisi” hakkında bir kitap tercümesi neşreden Dr. Mustafa Merter, Freud ve Jung’un homoseksüaliteyi bir hastalık olarak gördüğünü, Amerikan Psikiyatri Birliği ve Dünyâ Sağlık Teşkilâtı’nın yanıldığını söylemişti. Kanaldakiler de buna pek inanmayıp beni alelacele yayına çağırıp, ehli vukufluk (ânında sözlük: bilirkişilik) yaptırmışlardı.

Ben de bu zatların “ikisi de biseksüeldir” deyip karşı çıkmıştım. Köşeye sıkışınca da, hastalık kelimesini “rahatsızlık” ile ikame etmişti.

Hulki Cevizoğlu da her şeyi olduğu gibi, bu konuyu da çok iyi bildiği için aklı sıra benimle kafa bulmuştu ertesi günkü yazısında. Ben de cevabını vermiştim.

Homoseksüalite terimini ilk olarak 1869’da Kertbeny Karoli müstear ismiyle yazan K. M. Benkert kullanmıştır: Kadim Yunanca’dan “homos” (aynı) + seks (cinsiyet veya tenasüliyet) kavramlarını birleştirerek…

Konuyu azıcık daha açalım…

***

http://psychology.ucdavis.edu/rainbow/html/facts_mental_health.html mekânından:

Richard von Krafft-Ebing Psychopathia Sexualis isimli eserinde homoseksüaliteden "dejeneratif bir hastalık" olarak bahsederken, Ellis (1901) bunun doğuştan gelen ve gayriahlâkî bir şey olmadığını, hastalık da olmadığını ve pek çok homoseksüelin topluma büyük katkıları olduğunu söylemekteydi (Robinson 1976).

Sigmund Freud’un insan cinselliğiyle ilgili fikirleri Ellis’inkinden farklıydı. Bütün insanoğullarının fıtraten biseksüel hâhhâ panseksüel olduklarını (infantil sexuality), sonradan ebeveynin ve diğerleriyle yaşadıklarının etkisiyle heteroseksüel, homoseksüel veya biseksüel olduklarını düşünüyordu (Freud 1905). En azından, Freud’un fikirleri homoseksüel yönelimi bir patoloji (marazî durum) olarak kabûl etmemek açısından, Ellis’inkilerle uyuşuyordu. Amerika’daki bir anneye 1935’te yazdığı meşhur mektubunda, şunları kaleme almıştı:

“Homoseksüalite kesin olarak bir avantaj değildir; keza utanılacak, suçlanacak, aşağılanacak bir şey de değildir ve bir hastalık olarak tasnif edilemez. Biz bunu cinsel gelişimin belli bir aşamasında takılmasına bağlı cinsel işlev çeşitlemesi (variation) olarak telâkki ediyoruz. Kadîm ve şimdiki zamanların pek çok üst seviyede muteber kişileri homoseksüeldi, aralarında en büyük adamlar da vardı (Plato, Michelangelo, Leonardo da Vinci vs.). Homoseksüaliteyi bir suç olarak karalamak büyük bir haksızlık ve zulümdür. Eğer oğlunuz mutsuzsa, nörotikse, çatışmalarla parçalanmışsa, sosyal hayatı inhibe olmuşsa, ister homoseksüel olarak kalsın, isterse değişsin, analiz ona âhenk, zihin huzuru, tam faâllik kazandıracaktır…” (yeniden baskısı Jones, 1957, pp. 208–209, American Journal of Psychiatry’den, 1951, 107, 786).

XIX. Asrın ikinci yarısında Freud bir homoseksüeli psikanalize alır; adam Trafoi’de intihar eder! 

Freud’u ve görüşlerini hicveden bir karikatür.

***

http://www.csulb.edu/~mfiebert/freud.htm mekânından:

Freud, baldızı Minna Bernays ile gizli bir aşk yaşar ve bunu gizliden öğrenen Jung ona çok kızar. Ortak hastaları olan Sabina Spielrein’la, Jung’un aşk yaşamasına da Freud çok bozulur!

 

Minna Bernays, gençken…

Seneler geçmiş, Freud kanser, Minna (soldaki) artık minnacık değil, sâdık karısı Martha ise ortada…

Jung’un 29 Kasım 1912’deki yazışmaları, Freud’un Jung’a karşı olan homoerotik duygularını fark edip ondan uzaklaşması, onun uzaklaşmasında büyük rol de oynamıştır.

Bu dönemdeki bir histerik bayılma yaşantısı da kadim dostu Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Wilhelm Fliess’le olan homoseksüel romansını yansıtır; onunla da daha önce ilişkisini kesmiştir. 

Freud o zamanlar hafif tombul… 

Fliess, seneler geçtikten sonra, burnu aynı

Zâten bu Freud’un huyudur ve hayatı boyunca, aralarında Adler’in de bulunduğu derin ve yakın ilişkiler kurduğu pek çok insanı, sırf kendisinden farklı düşündükleri için defterden silmiştir.

David Lotto, “Freud’s struggle with misogyny: Homosexuality and guilt in the dream of Irma’s injection” (Journal of the American Psychoanalytic Association, 2001, vol. 49, no 4 [296 p.]  [2 p.1/4], pp. 1289–1313) makalesinde bu ilişkiler karmaşasını pek ayrıntılı olarak tartışır.

Freud’un kızı Anna’ya kendi ilkelerine rağmen kendisinin analiz yapması, aralarında kimselerin görmediği ama bütün psikanaliz literatürünün kabûl ettiği üzere, fücur (incest) ilişki yaşanmış olması, bunun köklerinin de bizzat öz annesiyle en azından romans düzeyinde yaşadığı fücur sayılabilir.

Babasıyla kızı…

 

Anna Freud, geçip giden seneler

Yâni, Dr. Mustafa Merter’in tasavvufla psikiyatriyi harmanlayıp, ikide bir tekke üslûbuyla yazdıkları ve söylediklerine temel olarak takdim ettiği iki büyük psikanalist de esasen biseksüeldirler. Hâttâ Freud’un azıcık da fücuru vardır.

Eh, böyle de yaşanmaz ki! Ne olur?

Freud zaman içerisinde (daha 40’lı yaşlarında) aseksüelleşir,

Jung ise kontratağa geçerek, hızlı bir çapkın olur!

Jung, çapkınca bakışıyla

***

Sayın HC ve bana saçma sapan mesajlar yollayanlar,

   umarım bunları okur ve biraz daha bilimden feyiz alırsınız

      almasanız da, bu vesileyle Dr. Mustafa Merter irşat olur da

         dinî ve sosyetik cenahta bol itibar ve umut bulan ben homoseksüaliteyi

            tedavi ediyorum iddialarından vazgeçer, insanların vakit, nakit ve ümitlerini

               harcatmaz!

Mehmet Kerem Doksat – İstinye – 07 Aralık 2008 Pazar


Not: Bunlar bir de işin hapını çıkarmışlar... İyi mi?

0
Mehmet Kerem Doksat’ın ÖZGEÇMİŞİ

5 Ağustos 1957’de İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Nöropsikiyatri Profesörü Recep Doksat’tı. Annesi Sümerbank'ta şeflikten emekli olmuştu.

İlkokulu Erzincan’da başlayıp Ankara’da bitirdi. Orta öğrenimini TED Ankara Koleji (Hazırlık-Lise 1 sonu) ve Özel Adana Koleji’nde (Lise 2-3) tamamladı.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği (1991-1992: 1. Körfez Hârbi dönemi) müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu.

Meslekî olarak yayınlanmış altı telif kitabı, ondan fazla kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 100’ün üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermiştir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene Cinsel Sapmalar dersi vermiş, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Cerrahpaşa'da kurduğu Ağrı ve Akupunktur Polikliniği Türkiye'de bir ilktir ve sekiz sene hizmet vermiştir. Uluslararası sitasyonlu Yeni/New Symposium (davranış bilimleri, psikiyatri ve nöroloji) dergisinin editörü, sekiz bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda binin üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır.

Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association, International Psycogeriatric Association, International Society of Bipolar Disorders ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisi olmuştur.

Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; “Evrimsel Psikiyatri’yi” de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

Fenerbahçe Spor Kulübü, Büyük Kulüp, Moda Deniz Kulübü, Levent Tenis Kulübü ve Klassis Golf and Country Club Silivri üyesidir.

53 yaşındayken, son politik baskılardan bıktığından dolayı üniversiteden emekliye ayrılmış olup, hâlen POLİMED Psikiyatri Merkezi’nde Çocuk Ergen ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Neslim G. Doksat’la beraber “Beşikten Üçüncü Bahara Ruh Sağlığı” düsturuyla hizmet vermekteler… Yakınlarda intisap ettiği Beykent Üniversitesi'nde de Psikoloji Bölümü'nde Psikoloji Profesörü olarak kariyerine devam etmektedir. Neslim G. Doksat da aynı fakültede Yardımcı Doçent olmuştur.

Yorum

  • Misafir
    Mustafa Salı, 14 Ağustos 2012

    Did she remain a virgin?

    According to professor Elisabet Young-Bruehl ( Hannah Arendt ), Freud's devoted daughter-nurse "Annerl" remained a virgin!

    "Anna Freud: A Biography" by Elisabeth Young-Bruehl.

    Regards...

  • Misafir
    nlgn Cuma, 05 Aralık 2014

    bırakın herkes kendi aklını beğensin

    "İki de bir psikiyatri ile tasavvufu harmanlayıp tekke üslubuyla " üslubu da sizin üslubunuzu yansıttı bana, yazıyı okuduğum sürece kafamda bir yer etti derken özgeçmişe gelince de daha ilk paragraftan babanızdan profesörlüğüyle bahsetmeniz daha çok irrite etti. Kendi özgeçmişiniz size güven teşkil etmiyor mu ki böyle bir giriş yapma gereği duydunuz anlamadım
    yazıya dönersek aslında kendiniz de eleştirdiğiniz şeyi yapmışsınız bu yazıda. Herkesin kendine has fikirleri bırakın insanlar zamanlarını ve paralarını istedikleri yere harcasınlar ve homoseksüelliği bir hastalık olarak görüp tedavi olmak isteyen insanlar varsa onlarında umut ışıklarını söndürmeyin denesinler görsünler fayda alıp alamayacaklarını; kendi zamanlarıyla ve kendi paralarıyla..

    MKD: ?

Yorumunuzu bırakın

Misafir Cuma, 15 Aralık 2017