Hür Tartışma Mekânı

Burada alenen suç veya hakaret içeren, Atatürk ilke ve İnkılâplarına hakaret eden, İnsanlık veya Nefret Suçu ihtiva eden yorumlar veya yazılar konulamaz.

Düşman Kim?

Bu yazıda benden hiçbir şey yok; Serdar Akinan'ın bu günkü makalesini aynen kopyalayıp pastalıyorum ve postalıyorum:

***

Genelkurmay Başkanlığı'nın gayrinizamî harp'in görev alanına "psikolojik, ekonomik ve siyasi işgalle mücadeleyi katması haberini ve yorumları ibretle izliyorum.

Bir ülke ordusu düşünün ki bu kadar kritik bir süreçte bu kadar kritik bir belgeyi elinde tutamıyor.

Örgütlenmede, bilgi ve belgeleri tasnif ve kullanmada ne boyutta sorunlar olduğunu görmek en hafif ifâdeyle düşündürücü.

Ben Türkiye'nin ekonomik, psikolojik ve siyasî bir işgalle yüz yüze olduğunu savunan biriyim.

Ordunun da, dünyanın tüm orduları gibi vatan savunması gibi kutsal bir görevi olduğunu düşünüyorum. Yâni organize olmakla yasal olarak sorumlu bir yapıdan bahsediyoruz.

Yalnız bu örgütlenmeyi operatif hale getirmek bir başka şey...

Batı'nın tâlimnamelerini ona karşı kullanmaya kalkarsanız yerel işbirlikçiler sizi böyle açığa çıkarır.

Ancak Şemdinli'den bu yana meydana gelen olaylar dizisi (internete düşen üst düzey rütbelilerin konuşmaları, Ayışığı, Sarıkız, Ergenekon, vs.) Savcı Ferhat Sarıkaya'nın ne kadar büyük bir öngörüye sâhip olduğunu gösteriyor.

Şemdinli iddianâmesinin son kısmındaki "Demokratik sistemlere rağmen bürokrasi aygıtı ele geçirilebilir mi" ve "Devlet istihbaratı; operasyonlarda etik ölçü: başlıklı bölümler" yol haritasını mükemmel çizmiş.

Mutlaka okuyun ve bir parça düşünüp olan biteni görün artık...

Ahmet Altan'ın "Kim bu düşmanlar? sorusu bir düşman târifi yapıyor.

Batı yanlısı "kıyakçıların düşmanı çok açık.

TSK ve yüksek yargı...

Savcı Ferhat Sarıkaya  bence muazzam bir öngörüyle durumu mükemmel özetlemiş... Psikolojik, ekonomik ve siyasî bir işgale uğradığımız açık...

Amerikan işgâline, milyonlarca Müslüman'ı katletmesine ses bile çıkartamayan bir medya... Bakın şu işkence gemileri haberine... İbrahim Karagül yıllardır köşesinden yazıp çiziyor.

Guardian haber yapmasa elleri bu vahim haberi manşete çekemeyecek.

Bilmediğiniz bir şeyi buraya ek olarak yazayım...

AKP iktidarı süresince binlerce Müslüman sorgusuz suâlsiz gözaltına alınıp o işkence gemilerine yollandı. Bu hükûmetten bağımsız mı yapıldı sanıyorsunuz?

Âkıbeti meçhul o Müslümanlar'ın hesabını nasıl vereceksiniz? Bunu bilip de yazmayan "Müslüman kalemler nasıl susabiliyor?

Utanç âbidesi bu "kıyakçılara" iki lâf etmek gerek...

Bakın nasıl bir baskıyla karşı karşıyayız.

Beğenin veya beğenmeyin ekranlarda bir Tuncay Özkan vardı.

Susturuldu.

Beğenin veya beğenmeyin bir Banu Avar  vardı...

Susturuldu.

Beğenin veya beğenmeyin bir Erhan Göksel  vardı.

Susturuldu.

Beğenin veya beğenmeyin bir Nihat Genç vardı.

Sustu.

Bunun adı örtülü işgaldir. Psikolojik harekâttır...

Kurtuluş Savaşı öncesi düşman işgaline karşı Antep'te, Urfa'da, yurdun dört bir yanında direnen örgütlere de "çete deniyordu...

Hatırlar mısınız?

Sizin "çete" tanımınıza bugün girmek sanırım ileride onursal bir sıfat olacak.

***

Bir ufacık katkı: Oyumu verdiğim için hâlâ sağ elimin ağrıdığı Milliyetçi Hareketsizlik Partisi'ninBahçelisi'nin son incisi şu: "En iyi emniyet az konuşmak"!

Gördünüz mü!

Mehmet Kerem Doksat - İstinye - 04 Haziran 2008 Çarşamba

ŞEB-İ ARÛZ NEDİR?
HAYSİYETİMİZ NE SEVİYEDE!
 

Yorum

Already Registered? Login Here
Şu ana kadar herhangi bir yorum mevcut değil